12. bölüm · SÖYLEYEMEDİKLERİM

İçimdeki Sessizlik

Halil Uçaş

Bir zamanlar içim çok kalabalıktı.
Aynı anda konuşan düşünceler…
Bitmeyen “keşke”ler…
Cevapsız kalan sorular…
Sanki zihnim hiç susmuyordu.
Ne zaman yalnız kalsam,
içimde bir şeyler daha da yükseliyordu.
Sessizlik bile gürültülüydü o zamanlar.
Ama şimdi…
sessiz.
Gerçekten sessiz.
Ve ilk defa bu sessizlik beni korkutmuyor.
Çünkü artık kaçtığım bir şey yok.
Ne senden…
ne kendimden…
İnsan en çok, sustuğunda tanıyor kendini.
Kalabalıkta değil…
yalnız kaldığında.
Ben de yalnız kaldım.
Uzun süre.
Başta zor geldi.
Kendimle baş başa kalmak,
en ağır şeydi.
Çünkü kaçacak hiçbir yer yoktu.
Ama zamanla alıştım.
Sonra…
sevmeye başladım.
Kendi sessizliğimi.
Çünkü o sessizlikte,
ilk defa kendimi duydum.
Başkalarının değil…
kendi düşüncelerimi.
Ve o an anladım:
Ben aslında hiç yalnız değilmişim.
Sadece kendimi duymayı bilmiyormuşum.
Şimdi duyuyorum.
Hem de çok net.
İçimdeki o ses,
eskisi gibi karışık değil artık.
Ne dediğini biliyorum,
ne hissettiğini anlıyorum.
Ve en güzeli…
artık ona karşı çıkmıyorum.
Eskiden içimde bir şey söylediğinde
onu bastırırdım.
“Abartıyorsun” derdim,
“geçer” derdim…
Ama geçmezdi.
Sadece içimde birikirdi.
Şimdi ise dinliyorum.
Ne diyorsa,
neden diyorsa…
Çünkü insan kendini dinlemeyi öğrendiğinde
hayat daha anlaşılır oluyor.
Artık kararlarımı da
daha net veriyorum.
Bir şey içime sinmiyorsa,
zorlamıyorum.
Bir yerde huzurum yoksa,
kalmak için bahane aramıyorum.
Çünkü biliyorum:
İç huzuru,
en doğru pusula.
Ve ben artık
o pusulayı takip ediyorum.
Eskiden kaybolmaktan korkardım.
Şimdi biliyorum ki,
insan kendini bildiği sürece
hiçbir yerde kaybolmaz.
Yollar değişir,
insanlar gider,
hikâyeler biter…
Ama insan kendinde kaldığında
hep bir çıkış yolu bulur.
Ben de buldum.
Belki hâlâ öğreniyorum,
belki hâlâ eksiklerim var…
Ama artık eksik hissetmiyorum.
Bu çok büyük bir fark.
Çünkü eksik hissettiğinde
hep bir şey arıyorsun.
Birini,
bir anlamı,
bir tamamlayıcıyı…
Ama şimdi aramıyorum.
Çünkü buldum.
Kendimi.
Ve insan,
kendini bulduğunda…
Dışarıda aradığı hiçbir şeye
eskisi gibi ihtiyaç duymuyor.
Belki yine sevecek,
yine bağlanacak,
yine bir şeyler hissedecek…
Ama bu sefer
kendi merkezinden uzaklaşmadan.
Bu sefer
kendi sesini kaybetmeden.
Ve bu yüzden,
artık korkmuyorum.
Ne yalnızlıktan,
ne vedalardan,
ne de yeniden başlamaktan…
Çünkü biliyorum:
Ben nereye gidersem gideyim,
kendimleyim.
Ve bu,
insanın sahip olabileceği
en güçlü şey.