16. bölüm · SÖYLEYEMEDİKLERİM

Geçmişin Gölgesi

Halil Uçaş

Geçmiş, garip bir şey.
Bitti sanıyorsun…
Ama hiç bitmiyor aslında.
Bir şarkı duyuyorsun…
bir sokaktan geçiyorsun…
bir koku alıyorsun…
Ve bir anda,
her şey geri geliyor.
Sanki hiç gitmemiş gibi.
Ben de çok yaşadım bunu.
Tam “geçti” dediğim anda,
bir şey çıkıp karşıma…
her şeyi başa sardı.
Ama zamanla fark ettim:
Geçmiş gitmiyor.
Ama etkisi değişiyor.
Eskiden o anlar beni içine çekiyordu.
Kayboluyordum.
Şimdi ise…
sadece hatırlıyorum.
Ve geçiyor.
Artık geçmiş,
beni yöneten bir şey değil.
Sadece…
yaşanmış bir şey.
Bu farkı anlamak uzun sürdü.
Ama öğrendim.
İnsan geçmişini silemez.
Ama onunla yaşamayı öğrenebilir.
Ve ben artık…
geçmişimin gölgesinde değil,
kendi ışığımda yürüyorum.
Bu ışık başta zayıftı.
Titrek, kararsız…
Rüzgâr esse sönecek gibiydi.
Ama ben bu sefer
onu korumayı öğrendim.
Başkalarının gölgesine sığınmadan,
başkasının ışığıyla yolumu bulmaya çalışmadan…
Kendi ışığımı büyüttüm.
Çünkü anladım ki,
insan en çok kendi karanlığında kayboluyor.
Ve o karanlıktan çıkış,
başkasında değil…
Kendinde.
Eskiden geçmiş bir kapı gibiydi benim için.
Sürekli aralanan,
içeri çekmeye çalışan…
Her baktığımda biraz daha içine giriyordum.
Şimdi ise o kapı kapalı.
Ama kilitli değil.
Çünkü artık ondan kaçmıyorum.
Sadece içinde kalmıyorum.
İstediğim zaman bakıyorum,
hatırlıyorum…
ama orada yaşamıyorum.
Bu, insanın kendine verdiği en büyük özgürlükmüş.
Geçmişi inkâr etmeden,
ona teslim olmadan yaşayabilmek…
Ben de bunu öğrendim.
Artık bir anı geldiğinde
onu durdurmaya çalışmıyorum.
Sadece geçmesine izin veriyorum.
Çünkü biliyorum:
Her şey gibi,
o da geçecek.
Ve gerçekten geçiyor.
Şimdi hayatımda olan şeyler
daha gerçek geliyor.
Daha az hayal,
daha çok his…
Ama bu sefer o hisler
beni yormuyor.
Çünkü bu sefer
birine tutunarak değil,
kendimde durarak hissediyorum.
Ve bu duruş…
insanı en çok güçlendiren şey.
Artık ne geçmiş beni geri çekiyor,
ne de gelecek beni korkutuyor.
Çünkü ben
ilk defa gerçekten “şu an”dayım.
Ve “şu an”,
insanın en güvenli yeriymiş.
Burada ne eksik var,
ne fazla…
Sadece olduğum hâlim var.
Ve bu hâl,
uzun zaman sonra
ilk defa bana yetiyor.
Belki yine zor günler olacak.
Belki yine bazı şeyler içimi sıkacak…
Ama bu sefer biliyorum:
Geçecek.
Çünkü ben artık
geçmeyen hiçbir şeyin içinde kalmıyorum.
Ve insan,
geçip gidenle savaşmayı bıraktığında…
Gerçekten yaşamaya başlıyor.