5. bölüm · SÖYLEYEMEDİKLERİM
Alışmak
İnsan her şeye alışır” derler.
Eskiden bu cümle bana çok boş gelirdi.
Nasıl alışılır ki birinin yokluğuna?
Nasıl alışılır bir sesin eksikliğine?
Birinin hayatından tamamen çıkmasına?
Ama zamanla anladım…
İnsan unutarak değil,
alışarak devam ediyor.
Ben seni unutmadım.
Hâlâ bazı anlarda aklıma geliyorsun.
Bir şarkıda…
bir sokakta…
bir cümlede…
Ama artık eskisi gibi değil.
Eskiden içim daralırdı.
Nefesim sıkışırdı sanki.
Şimdi ise…
Sadece duruyorum.
Hatırlıyorum.
Ve geçiyor.
İşte o an fark ettim:
Acı aynı kalmıyor.
Zamanla şekil değiştiriyor.
Keskin bir bıçak gibi değil artık…
daha çok eski bir yara gibi.
Orada.
Ama sürekli kanamıyor.
Ben aslında seni değil,
sende kaybettiğim kendimi özlemişim.
Çünkü seninle birlikte…
kendimden vazgeçtiğim yerler vardı.
Fark etmeden sustuğum,
görmezden geldiğim,
içime attığım ne varsa…
hepsi seninle birlikte kaldı sandım.
Ama gitmedi.
Hiçbir şey gerçekten gitmiyor aslında.
Sadece yer değiştiriyor.
İnsanın içinin daha derin bir yerine iniyor.
Ben de zamanla
o derinlere inmek zorunda kaldım.
Önce zor geldi.
İnsan kendiyle yüzleşmekten hep kaçar çünkü.
Başkalarını suçlamak daha kolaydır.
“Sen yaptın” demek,
“Ben izin verdim” demekten daha hafif gelir.
Ama gerçek öyle değil.
Ben de bir noktada kabul ettim:
Sen eksiktin belki…
ama ben de kendimi eksiltmiştim.
İşte o gün,
sana olan kırgınlığım azaldı.
Çünkü yerini
kendime karşı bir farkındalık aldı.
İnsan büyürken en çok bunu öğreniyor galiba;
her şeyin suçlusu başkası değil.
Bazı yaralar,
biz izin verdiğimiz için açılıyor.
Ama bu,
kendine yüklenmek değil.
Bu, kendini anlamak.
Ben de öyle yaptım.
Kendimi yeniden toplamaya başladım.
Küçük küçük…
yavaş yavaş…
Eskiden senin için yaptığım şeyleri,
bu sefer kendim için yapmayı öğrendim.
Beklemeyi bıraktım.
Anlaşılmayı beklemek yerine,
kendimi anlamaya başladım.
Ve garip bir şekilde…
içimde bir huzur oluştu.
Eksik gibi hissetmiyorum artık.
Çünkü anladım ki,
insanı tamamlayan bir başkası değil.
İnsan,
kendine geri döndüğünde tamamlanıyor.
Sen benim hikâyemde
önemli bir yer tuttun,
bunu inkâr edemem.
Ama artık o hikâyenin merkezinde değilsin.
Merkezde ilk defa ben varım.
Ve bu,
her şeyden daha değerli.
Belki hâlâ ara ara aklıma düşeceksin.
Belki bir şarkı yine seni hatırlatacak.
Ama artık o anlarda
kaybolmayacağım.
Çünkü bu sefer
kendimi kaybetmiyorum.
Ve insan,
kendini kaybetmemeyi öğrendiğinde…
Gerçekten iyileşmiş oluyor.
