15. bölüm · SÖYLEYEMEDİKLERİM

Eksik Değilim

Halil Uçaş

Uzun süre kendimi eksik sandım.
Sanki bir parçam bir yerde kalmış gibi…
Sanki biri olmadan tamamlanamayacakmışım gibi…
İnsan böyle hissedince,
hayatın geri kalanını da o eksikliğe göre yaşıyor.
Ne yaparsa yapsın,
hep bir şey yarım gibi geliyor.
Ben de öyleydim.
Ne kadar gülersem güleyim,
içimde bir boşluk vardı.
Ne kadar güçlü görünmeye çalışsam da…
bir yanım hep yorgundu.
Ve bunu hep sana bağladım.
“Sen olsaydın böyle olmazdı” dedim.
“Sen olsaydın daha iyi olurdum” dedim.
Ama bir gün fark ettim…
Bu doğru değildi.
Ben eksik değildim.
Sadece yanlış yerde,
yanlış kişiyle tamamlanmaya çalışıyordum.
İnsan bazen kendini kaybediyor.
Birine verdiği değerin içinde,
kendi değerini unutuyor.
Ben de unutmuşum.
Kendimi.
Ne istediğimi…
ne hissettiğimi…
Hatta kim olduğumu bile.
Ama şimdi…
yavaş yavaş geri geliyorum.
Kendi parçalarımı topluyorum.
Ve ilk defa şunu net söylüyorum:
Ben eksik değilim.
Hiçbir zaman değildim.
Sadece yanlış yerde aradım kendimi.
Şimdi doğru yere bakıyorum.
İçime.
Eskiden dışarıda aradığım her şeyi,
birinin sözlerinde,
birinin ilgisinde,
birinin varlığında bulmaya çalışıyordum.
Ama şimdi anlıyorum ki,
insan neyi arıyorsa
önce kendi içinde bulmak zorunda.
Ben de öyle yapıyorum.
Yavaş yavaş…
acele etmeden…
eksik gördüğüm ne varsa
üstünü örtmeden…
Hepsine tek tek bakıyorum.
Kırıldığım yerleri inkâr etmiyorum artık.
Üzüldüğüm anları küçümsemiyorum.
Aksine…
hepsini kabul ediyorum.
Çünkü insan,
kendini ancak olduğu gibi kabul ettiğinde
gerçekten iyileşiyor.
Ben de iyileşiyorum.
Eskisi gibi hızlı değil belki…
ama daha gerçek.
Artık kendimi birine göre ölçmüyorum.
Birinin bana verdiği değerle
kendi değerimi belirlemiyorum.
Çünkü biliyorum:
Birinin eksikliği,
benim eksikliğim değil.
Bu farkındalık…
her şeyi değiştirdi.
Şimdi bir şey hissettiğimde
onu bastırmıyorum.
Seviyorsam seviyorum.
İstemiyorsam istemiyorum.
Netim.
Ve bu netlik,
insana güç veriyor.
Eskiden kendimi kaybetmekten korkmazdım.
Çünkü farkında değildim bile.
Şimdi ise en büyük korkum
kendimden uzaklaşmak.
Bu yüzden
her adımımı kendime doğru atıyorum.
Yavaş da olsa…
emin de olsa…
Çünkü bu sefer
bir yere ulaşmak için değil,
kendimde kalmak için yürüyorum.
Ve ilk defa,
gittiğim yer önemli değil.
Çünkü nereye gidersem gideyim…
yanımda taşıdığım bir şey var:
Kendim.
Ve insan,
kendini bulduğunda…
Artık hiçbir yerde
eksik hissetmiyor.