34. bölüm / 40
Sonsuzluk ormanı34.bölüm”hafıza kaybı”
Bölümler 40Şu an: 34.bölüm”hafıza kaybı”
- 1 1.bölüm “yolculuk”297 kelime
- 2 2. Bölüm “ilk gece”291 kelime
- 3 3.bölüm “ölümün hissi”277 kelime
- 4 4.bölüm”ya yaşıyorsa”319 kelime
- 5 5.bölüm”durma”543 kelime
- 6 6.bölüm”bunlar senin hatan değil”320 kelime
- 7 7.bölüm”nöbet”229 kelime
- 8 8.bölüm”çıkıcaz”298 kelime
- 9 9.bölüm”motor”342 kelime
- 10 10.bölüm”son şans”332 kelime
- 11 11.bölüm”elis ölme..”321 kelime
- 12 12.bölüm”acelemiz yok”355 kelime
- 13 13.bölüm”iyileşme”328 kelime
- 14 14.bölüm “birlikte kaybolalım”288 kelime
- 15 15.bölüm”ilk yakınlaşma”263 kelime
- 16 16.bölüm”balkon”356 kelime
- 17 17.bölüm”iyiki varsın “245 kelime
- 18 18.bölüm”gitme”229 kelime
- 19 19.bölüm”rahat bırakmıyorlar”301 kelime
- 20 20.bölüm”sakince”228 kelime
- 21 21.bölüm”ateşlenen kavga”348 kelime
- 22 22.bölüm”sana vuramam”260 kelime
- 23 23.bölüm”artık çok geç”274 kelime
- 24 24.bölüm”zaman”330 kelime
- 25 25.bölüm”psikolok”582 kelime
- 26 26.bölüm”ilk seans”274 kelime
- 27 27.bölüm”artık korkmuyorum”261 kelime
- 28 28.bölüm”netflix finali”271 kelime
- 29 29.bölüm”şakalar bitmiyor”570 kelime
- 30 30.bölüm”nerdesin”270 kelime
- 31 31.bölüm”kaçırılma”342 kelime
- 32 32.bölüm”içimizden biri”411 kelime
- 33 33.bölüm”vurulma”321 kelime
- 34 34.bölüm”hafıza kaybı”763 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35.bölüm”eve dönüş”386 kelime
- 36 36.bölüm”hatırlamaya başlıyorum”434 kelime
- 37 37.bölüm”hatırlıyorum”463 kelime
- 38 38.bölüm”hatırlamaya başlamak”445 kelime
- 39 39.bölüm”evlenme teklifi”321 kelime
- 40 40.bölüm”FİNAL”255 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Depodan çıkışları aceleydi. Emir Elis’i kucağına aldığında elleri hâlâ kan kokuyordu. Gülsüm kapıyı açık tutmaya çalışıyor, bir yandan da titreyen sesiyle konuşuyordu.
Gülsüm: “Dayan… ambulans geliyor… ne olur dayan…”
Sireni ilk duyduklarında Emir’in dizleri çözüldü. Ama bırakmadı. Elis’in başı geriye düşmüştü, ensesinde sert bir şişlik vardı. Vurulduğu yerden çok, düşerken betonla buluşan kafa… asıl sessiz tehlike oydu.
Hastane ışıkları göz alıcıydı. Beyaz, soğuk ve acımasız.
— “Acil! Ateşli silah yarası ve kafa travması!”
Emir sedyeyi bırakmadı. Ta ki biri omzuna dokunana kadar.
— “Beyefendi, burada duramazsınız.”
Emir geri çekildi. Ellerine baktı. Kan artık kuruyordu.
Gülsüm bir köşede çöktü.
Gülsüm: “Ben buradayım… ben buradayım…”
Kaya, Özkan ve Asen biraz sonra geldiler. Asen’in yüzü bembeyazdı, ilk kez konuşamıyordu.
Saatler geçti.
Doktor sonunda çıktı.
— “Kurşun hayati bir noktaya zarar vermemiş. Şanslı.”
Emir’in içinden bir nefes koptu.
— “Ama…”
O kelime tekrar her şeyi durdurdu.
— “Düşerken başını sert bir şekilde vurmuş. Beyin sarsıntısı ve geçici hafıza kaybı ihtimali var.”
Emir: “Ne demek… ihtimal?”
— “Uyandığında sizi tanımayabilir. Bazı anıları silinmiş olabilir. Ne kadarını, ne kadar süreyle… zaman gösterecek.”
Gülsüm ağlamaya başladı. Sessiz, suçlu bir ağlama.
---
Elis gözlerini açtığında ilk gördüğü şey floresan ışığıydı. Başında bir ağrı vardı ama nerede olduğunu bilmiyordu.
Yanında biri vardı. Gözleri kızarmış, yüzü yorgun bir adam.
Emir.
Emir fısıldadı.
Emir: “Elis… ben buradayım.”
Elis kaşlarını çattı. O sesi tanımıyordu. Yüz… tanıdık gibiydi ama adı yoktu zihninde.
Elis: “Siz… kimsiniz?”
O an Emir’in kalbi, vurulduğu yerden daha sert parçalandı.
Emir yutkundu.
Emir: “Ben Emir.”
Elis başını hafifçe yana çevirdi.
Elis: “Tanışıyor muyuz?”
Kapının önünde duran Gülsüm dizlerinin bağı çözüldüğünü hissetti. Duvara tutundu.
Emir zorla gülümsedi.
Emir: “Evet.”
Elis: “Yakın mıyız?”
Emir’in gözleri doldu ama ağlamadı.
Emir: “Çok.”
Elis’in bakışlarında korku yoktu. Sadece boşluk vardı.
Elis: “Üzgünüm… hatırlamıyorum.”
Emir elini uzattı ama durdu. Dokunmaya cesaret edemedi.
Emir: “Sorun değil.”
Elis hafifçe başını salladı.
Elis: “Ama… neden buradayım?”
Emir bir an sustu. Gerçeği parçalayarak vermek zorundaydı.
Emir: “Bir kaza geçirdin.”
Elis gözlerini kapattı. Baş ağrısı zonkluyordu.
Elis: “Siz… yanımda kalacak mısınız?”
Emir’in sesi titredi.
Emir: “Gitmeyeceğim.”
Elis ona baktı. Bu yabancı, garip bir şekilde güven veriyordu.
Elis: “O zaman tamam.”
Koridorda Gülsüm sessizce ağladı.
Asen başını öne eğdi.
Özkan duvara yaslandı.
Çünkü Elis hayattaydı.
Ama onları bir arada tutan her şey, artık Elis’in zihninde yoktu.
Ve Emir için asıl mücadele şimdi başlıyordu.Depodan çıkışları aceleydi. Emir Elis’i kucağına aldığında elleri hâlâ kan kokuyordu. Gülsüm kapıyı açık tutmaya çalışıyor, bir yandan da titreyen sesiyle konuşuyordu.
Gülsüm: “Dayan… ambulans geliyor… ne olur dayan…”
Sireni ilk duyduklarında Emir’in dizleri çözüldü. Ama bırakmadı. Elis’in başı geriye düşmüştü, ensesinde sert bir şişlik vardı. Vurulduğu yerden çok, düşerken betonla buluşan kafa… asıl sessiz tehlike oydu.
Hastane ışıkları göz alıcıydı. Beyaz, soğuk ve acımasız.
— “Acil! Ateşli silah yarası ve kafa travması!”
Emir sedyeyi bırakmadı. Ta ki biri omzuna dokunana kadar.
— “Beyefendi, burada duramazsınız.”
Emir geri çekildi. Ellerine baktı. Kan artık kuruyordu.
Gülsüm bir köşede çöktü.
Gülsüm: “Ben buradayım… ben buradayım…”
Kaya, Özkan ve Asen biraz sonra geldiler. Asen’in yüzü bembeyazdı, ilk kez konuşamıyordu.
Saatler geçti.
Doktor sonunda çıktı.
— “Kurşun hayati bir noktaya zarar vermemiş. Şanslı.”
Emir’in içinden bir nefes koptu.
— “Ama…”
O kelime tekrar her şeyi durdurdu.
— “Düşerken başını sert bir şekilde vurmuş. Beyin sarsıntısı ve geçici hafıza kaybı ihtimali var.”
Emir: “Ne demek… ihtimal?”
— “Uyandığında sizi tanımayabilir. Bazı anıları silinmiş olabilir. Ne kadarını, ne kadar süreyle… zaman gösterecek.”
Gülsüm ağlamaya başladı. Sessiz, suçlu bir ağlama.
---
Elis gözlerini açtığında ilk gördüğü şey floresan ışığıydı. Başında bir ağrı vardı ama nerede olduğunu bilmiyordu.
Yanında biri vardı. Gözleri kızarmış, yüzü yorgun bir adam.
Emir.
Emir fısıldadı.
Emir: “Elis… ben buradayım.”
Elis kaşlarını çattı. O sesi tanımıyordu. Yüz… tanıdık gibiydi ama adı yoktu zihninde.
Elis: “Siz… kimsiniz?”
O an Emir’in kalbi, vurulduğu yerden daha sert parçalandı.
Emir yutkundu.
Emir: “Ben Emir.”
Elis başını hafifçe yana çevirdi.
Elis: “Tanışıyor muyuz?”
Kapının önünde duran Gülsüm dizlerinin bağı çözüldüğünü hissetti. Duvara tutundu.
Emir zorla gülümsedi.
Emir: “Evet.”
Elis: “Yakın mıyız?”
Emir’in gözleri doldu ama ağlamadı.
Emir: “Çok.”
Elis’in bakışlarında korku yoktu. Sadece boşluk vardı.
Elis: “Üzgünüm… hatırlamıyorum.”
Emir elini uzattı ama durdu. Dokunmaya cesaret edemedi.
Emir: “Sorun değil.”
Elis hafifçe başını salladı.
Elis: “Ama… neden buradayım?”
Emir bir an sustu. Gerçeği parçalayarak vermek zorundaydı.
Emir: “Bir kaza geçirdin.”
Elis gözlerini kapattı. Baş ağrısı zonkluyordu.
Elis: “Siz… yanımda kalacak mısınız?”
Emir’in sesi titredi.
Emir: “Gitmeyeceğim.”
Elis ona baktı. Bu yabancı, garip bir şekilde güven veriyordu.
Elis: “O zaman tamam.”
Koridorda Gülsüm sessizce ağladı.
Asen başını öne eğdi.
Özkan duvara yaslandı.
Çünkü Elis hayattaydı.
Ama onları bir arada tutan her şey, artık Elis’in zihninde yoktu.
Ve Emir için asıl mücadele şimdi başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
