53. bölüm · Sonsuz Ve Bir Anlık
*****Küller Arasında Gerçek *****
Yağmur üç gündür dinmemişti. Gökyüzü, sanki bir yas tutuyormuş gibi gri bir kefene bürünmüş, şehir üzerindeki bütün ışıkları boğmuştu. Emre, o gece yaşanan saldırıdan sonra ne zaman gözlerini kapatsa, aynı görüntüyle uyanıyordu:
Asel’in çığlığı… patlayan enerji dalgası… ve toprağın titremesiyle alev alan kamp alanı.
Karanlıkta bir şeyler kıpırdıyordu, görünmeyen ama hissedilen bir şeyler.
O günden sonra Emre, şehirden uzak durdu. İnsan kalabalığı artık onu korkutuyordu çünkü her kalabalığın içinde o karanlık örgütün gölgelerini hissediyordu. Sokak lambalarının titrek ışığında bile sanki biri onu izliyordu. Bir gece yarısı, elindeki eski defterin sayfaları arasında bir isim buldu:
“Project LUX.”
Soğuk, metalik bir isimdi bu. Fakat içindeki bir ses bunun sadece bir proje olmadığını, bir tür deney olduğunu söylüyordu.
O gece Emre, yıllardır ilk kez yeniden o gücü hissetti.
Elini masaya koyduğunda tahta yüzeyin damarları mavi bir ışıkla doldu; sanki masa canlıymış gibi nefes almaya başladı. Kalbi hızla atarken geri çekilmek istedi ama ışık parmaklarından damarlarına, damarlarından kalbine aktı. Göz bebekleri bir anlığına simsiyahtan buz mavisine döndü.
Sonra her şey sustu.
Dünya bir anlığına nefes almayı unuttu.
Ve o anda, bir ses duydu.
— “Bizi buldun, Emre.”
Ses kulaklarından değil, zihninin derinliklerinden yankılanıyordu.
Gözlerini açtığında kendini tanımadığı bir odada buldu. Çevresi tamamen beyazdı, tavandan sarkan kabloların ucunda sıvı dolu tüpler, tüplerin içinde hareketsiz yatan insanlar vardı. Göz kapaklarının altından belli belirsiz ışık sızıyordu; bazıları yaşıyordu, bazılarıysa çoktan bedeni terk etmişti.
Duvarlarda karmaşık semboller… bazıları Yunanca, bazıları Latince, bazılarıysa hiçbir dile ait değildi.
Ve hepsinin ortasında, yere kazınmış bir simge vardı:
Bir dairenin içinde yarısı karanlık, yarısı ışık bir göz.
Emre adım attığında yer hafifçe titredi. Tüm tüpler aynı anda titreşmeye başladı, içindeki sıvılar kabardı. Derin bir uğultu yayıldı odaya. Gözlerini bir an kapadı, sonra duyduğu fısıltılar çoğaldı.
— “Biz seni bekliyorduk.”
— “Sen bizim başarısız denememizdin.”
— “Artık uyan.”
Emre’nin başı zonkluyordu. Kafasının içi binlerce yankıyla dolmuştu. Bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Ellerini başına götürdüğünde, parmak uçlarından kıvılcımlar sıçradı. O an hatırladı…
Çocukken kaçırıldığı o karanlık laboratuvarı.
Soğuk metal masayı.
Koluna saplanan iğneyi.
Ve o adamın yüzünü… gözleri kırmızı, sesi buz gibi:
“Enerji dengesini bozmaya cesaret eden tek çocuk sensin. Bir gün kontrolünü kaybedeceksin.”
İşte o gün, kehanet gerçekleşiyordu.
Tüplerden biri patladı. İçindeki sıvı fışkırarak yere yayıldı. Ardından bir diğeri… sonra bir diğeri.
İçlerinden çıkan bedenler, karanlığa karışmış bir sis gibi dağılmaya başladı.
Emre geri çekilmek istedi ama ayakları yere çivilenmiş gibiydi. Karanlık sıvı damlaları ayakkabısına değdiğinde, hissetti:
Bir enerji onun içinden geçiyordu — sıcak, yakıcı, kontrolsüz.
Bir anda vücudu sarsıldı. Ellerini ileri uzattı; parmaklarının arasından şimşekler fışkırdı.
Camlar kırıldı, kablolar koptu, makineler çığlık atar gibi sesler çıkardı.
Odanın ortasında bir enerji girdabı oluştu. Işık ve karanlık birbirine karıştı, tavanın ortasında spiral bir delik açıldı.
Ve o an…
Delikten bir gölge süzüldü.
Uzun, ince bir siluet. Gözleri kan kırmızısı, yüzü bir maske ardında gizliydi.
Ses soğuk ve tanıdıktı.
— “Bizi buldun Emre… ama bu kez kaçamayacaksın.”
Emre geri adım atarken tüm bedenini saran mavi enerji dalgası gözle görünür hale geldi. Duvarlara çarptıkça kıvılcımlar saçılıyor, yer çatlıyordu.
Ama içindeki güç, artık onu dinlemiyordu.
Kalbi atıyordu ama her atışında çevreye yeni bir dalga yayılıyordu.
— “Dur…” diye fısıldadı kendi kendine.
Ama karanlık onu dinlemiyordu.
Zemin yarıldı, tavan çöktü. Her şey bir ışık patlamasına dönüştü.
Ve tam o anda, Asel’in sesi yankılandı zihninde.
“Emre… kendini kaybetme.”
O sesle birlikte, bir anlığına kontrolü geri kazandı. Nefes aldı. Dizlerinin üstüne çöktü.
Etrafındaki her şey yanıyordu — ama o hâlâ hayattaydı.
Ve bir şey fark etti:
Karanlık örgüt sadece dışarıda değilmiş.
Bir kısmı, yıllardır onun içindeymiş.
