9. bölüm / 9
Sonra Sen Geldin9.BÖLÜM “İHANET KORKUSU”
Bölümler 9Şu an: 9.BÖLÜM “İHANET KORKUSU”
- 1 1.BÖLÜM “KADER ANI”2.921 kelime
- 2 2.BÖLÜM “AİLE”3.697 kelime
- 3 3.BÖLÜM ‘‘HASTANE’’4.281 kelime
- 4 4.BÖLÜM “BULUŞMA”3.505 kelime
- 5 5.BÖLÜM “YENİ DOKTOR”3.532 kelime
- 6 6.BÖLÜM “NİŞANLI ROLÜ”2.571 kelime
- 7 7.BÖLÜM "İTİRAF "2.971 kelime
- 8 8.BÖLÜM “HASTALIK"4.066 kelime
- 9 9.BÖLÜM “İHANET KORKUSU”3.754 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölüm geldiiii 😉
Keyifli okumalar :)
-------------------------------------------------------
Koşarak binadan çıkıp arkama bakmadan koşarak arabama bindim ve uzaklaştım. Sinirliydim hem de çok sinirliydim. Ama en çok da kırgındım. Söz vermişti bana yalan söylemeyecek yanıltmayacaktı. Sürekli aramasına dayanamayıp telefonumu uçak moduna aldım.
Deniz kenarına gittim ve bir süre denizi izledim. Aklıma dün reddettiğim kamp teklifi geldi. Hızlıca telefonumu alıp uçak modundan çıkardım. Baran’ın kaç kere aradığını umursamadan mesaj sayfasına girdim ve onayladım.
Bir hastam davet etmişti. Tüm kamp malzemelerinin bulunduğu bir şey almama gerek olmadığını sadece gelmemin yeterli olacağını söylemişti. Otobüs bir saat sonra kalkıyordu. Arabamın bagajını açıp küçük çantayı çıkarttım ve içinde ne eksik olduğuna baktım. Arabamda her zaman seyahat boy ürünlerin ve giysilerin olduğu çantam bulunurdu. Nöbete kaldığımda çok işime yarıyordu. Yine birkaç giysiye daha ihtiyacım vardı. Gördüğüm ilk mağazaya girip birkaç giysi aldım ödemeye giderken telefonum çaldı. Arayan Meyra’ydı.
“Ayliz neredesin merak ettim. Baran geldi seni sordu. Bende bilmediğimi söyleyip gönderdim. Bir şey mi oldu?”
Sakin kalmaya çalışarak “Bir şey isteyeceğim senden. Benim bir süre senin evinde kalacağımı söyle herkese. Sormazlarsa söylemene gerek yok. Nedenini sorma şimdi kampa gidiyorum gelmek istersen sen de gel. Mağazadayım sana da bir kaç kıyafet alayım. Sen sadece atacağım adrese gel ve Baran seni takip etmesin dikkatli ol.”
“Tamam canım. Konum at geliyorum.”
Meyra’da giysiler alıp hepsini ödedim ve otobüsün kalkacağı yere geldim. Ben geldikten on dakika sonra Meyra da yanıma geldi. Ona her şeyi anlattım.
“Emin misin yanlış anlamış olmayasın?”
“Canım deyip Baran’ın boynuna atladı bunu nasıl yanlış anlayabilirim.”
Meyra bana tedirgin bakıyordu. Şuan ağlamam ve depresyona girmem gerekiyordu. Ama bir damla yaş bile akmamıştı gözümden. Sanırım şoktaydım. Tepki veremiyor, ağlayamıyor, bağıramıyordum ama kalbim sızlıyordu.
Gidiyordum çünkü boğuluyordum. İzin haklarımı kullanıp bir hafta izin almıştım. Kendimi toplamam lazımdı.
“Ayliz ne olursa olsun döndüğümüzde Baran’ı dinlemelisin.”
Başımla onaylayıp “Dinleyeceğim Meyra. Sadece doğru kararlar verebilmek için bir süre bu şehirden Baran’dan uzaklaşmam lazım. Şuan çok öfkeliyim ve konuşursak pek de hoş şeyler olmayacak.”
Herkes otobüse bindiğinde hastamı gördüm. Daha doğrusu o beni gördü.
“Ayliz Hanım çok mutlu ettiniz beni iyi ki geldiniz çok sevindim.”
“Lütfen bana Ayliz de. Bende geldiğim için çok mutluyum. Otobüs durduğunda bol bol konuşuruz.”
Gülümseyerek "Tamam." deyip diğer koltuklara yöneldi. “Ayliz biliyor musun ben senin bu huyunu çok seviyorum.”
Anlam vermeye çalışarak bakarken Meyra konuşmaya devam etti. “Hani ne olursa olsun asla dışa vurmuyor başkalarına belli etmiyorsun ya. İçin kan ağlasada asla dışarıya belli etmiyorsun ya.”
Gülümsemeye çalışarak “Çünkü içimde kopan fırtınalar benden başka kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca zayıflıklarını gösterirsen günün birinde mutlaka seni zayıf yerinden vururlar. Bu hep böyledir. Canım dediğin bile günü gelir seni en zayıf noktandan vurur. Kimse güçlü yanından saldırmaz. O yüzden hep zayıflıklarımı saklarım. Baksana Baran tüm zayıf yanlarımı biliyordu ve beni oradan vurdu.”
Meyra koluyla beni hafifçe dürtüp gözleriyle omzunu gösterdi. Başımı omzuna koyup şarkı açtım ve çantamdan kitabımı çıkarttım.
“Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda...” diyordu Orhan Veli Kanık. Sonra devam ediyordu.
“Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum...”
Hayatımda okuduğum en iyi şiirlerden biriydi. Belki de beni anlattığı için bu kadar güzeldi. Yada bir şiiri güzel yapan şey yazılış şekli değil de okurken sana hatırlattıklarıydı.
Yol boyunca Baran’ın bana karşı tavrını, benim ona karşı tavrımı, aramızdaki anlamsız ilişkiyi düşündüm. İstediğini elde ettiği için mi yapmıştı, benim ona teslim olmam için miydi?
Aklım ne söylerse söylesin kalbim öyle olmadığı söylüyordu. Bu kadar kibar ve düşünceli biri böyle bir şey yapmazdı yapamazdı. Yine de bir kızla boynuna atlayacak kadar yakın olması mantıklı gelmiyordu. Düşündükçe başıma ağrılar giriyordu. Daha fazla dayanamayıp düşünmeye bir son verdim denizi izlemeye koyuldum ta ki dakikalar içerisinde düşünceler bulduğu ilk boşluktan yeniden zihnime doldu.
"Kendimi yüzme bilmeden denize atılmış gibi hissediyorum." Dedim fısıldayarak. Birisi elini uzatıp kurtarmaya çalışırken birisi denizin içine itiyor sanki. Ne yapacağım ben? Hep böyle mi olacak? Bu kadar korkusu olan ve ilişkisinde bir ergenden daha tecrübesiz olan birine kim ne kadar tahammül edebilir ki zaten?
Etraf ağaçlarla doluydu oturduğum pencerenin camı açılabiliyordu. Nefesimin kesildiğini hissettiğimde hızlıca camı açtım ve derin bir nefes aldım. Arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Kendimi yüzüme çarpan rüzgara bıraktım.
Meyra’nın sesiyle gözlerimi araladım. Kamp alanına gelmiştik. Karşımızda mükemmel bir göl manzarası vardı. Meyra telefonla konuşmak için uzaklaşınca bende çantaları ve çadırları alıp göle en yakın yere çadırı kurmaya başladım. Beş dakika sonra Meyra yanıma geldi çadır kurmama yardım etti. Tek bir çadırımız vardı çünkü hastam tek geleceğimi sandığı için bir çadır getirmişti. Meyra aynı çadırda kalacaktık. Yol yaklaşık beş saat sürmüştü. Meyra ile yürümeye başladık.
“Meyra ben biraz koşacağım sen geri dön.” Deyip koşmaya başladım. Ruh yorgunken bedenin dinlemesine ihtiyaç duymazdı. Tam tersi daha çok yormalıydık ki ruhumuz dinlenebilsin. O kadar hızlı koşuyordum ki kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu. Kimsenin olmadığı bir ağaç bulup altına oturdum. Gözlerimden yaşlar akıyordu.
Derin bir nefes alıp verdim. Uzun süre oturduğum yerden gölü seyrettim. Güneş yavaş yavaş batıyordu. Karşımdaki manzara beni rahatlatıyordu. Hava kararmaya başlamıştı fakat oturduğum yerden kalkmak istemiyorduk uzaktan gitar sesi geliyordu. Huzurla gözlerimi kapadım.
"Nolur beni yanılt Baran. Hayatımda ilk kez bu kadar çok yanılmış olmak istiyorum."
Yanıma biri oturmuştu hissediyordum. Hızlıca gözlerimi açıp geri çekildim ve kim olduğuna baktım. Baran’dı. Refleksle kalktım ve uzaklaştım.
Kolumdan tutup durdu beni ve kendine çekti. Nefesi kulağıma çarparken "Yanılıyorsun Ayliz." Diye fısıldadı.
Geri çekilmek istediğimde "Neden dinlemiyorsun beni? Neden kaçıyorsun benden?" Diye sordu.
Sinirle “Ne bekliyorsun Baran? Kapının önünde bir kız geliyor sana canım deyip boynuna atlıyor. Ne yapacaktım olur böyle şeyler mi diyecektim? Söylesene sen olsan ne yapardın?”
“Dinlerdim Ayliz.”
Delirmiş gibi güldüm. “Dinlerdin öyle mi? Benim yerime koysana kendini. Evime geliyorsun ve bir adamın canım deyip boynuma sarıl...”
Sözümü bitirmeme
müsaade etmeden beni tekrar kendine çekti ve sıkıca sarıldı. Geri çekilmeye çalışsam da bırakmamıştı. Kendimi geri çekemediğimde yüzümü yana çevirdim. Yüzümü zorla kendine çevirip alnını alnıma dayadı ve “Sakın o cümleyi tamamlama.” Dedi öfkeden titreyen sesiyle.
“Düşüncesine bile katlanamıyorsun nasıl dinleyeceksin?" sertçe ittim ve geri çekilip arkamı döndüm. Arkamdan sarıldı ve kulağıma fısıldamaya başladı.
“O kızla hiçbir ilgim yok Ayliz sana yemin ederim. O kız şirketin ortaklarından birinin kızı ve babası beni onunla evlendirmeye çalışıyor. Hasta olduğumu öğrenmiş şirketten de ev adresimi alıp gelmiş. Babasının da kızında tek amacı hisseleri evlilik yoluyla birleştirmek. Defalarca sevdiğim birisi olduğunu söyledim ama inatla denemeye devam ediyorlar. Eğer bekleseydin devamında o kızı nasıl gönderdiğimi ve sırılsıklam aşık olduğum bir kız olduğunu söylediğimi de duyardın.”
Beni kendine döndürdü ve yüzümü avuçlarının alıp “Ayliz benim. Seni her şeyden herkesten çok seven, seni incitmekten deliler gibi korkanım ben.” Sıkıca sarılıp başını saçlarıma gömdü. “Seni çok özledim Ayliz. Seni çok seviyorum.”
Bu ne saçma bir kızdı. Zorla kendini sevdiremezdi ya. "Özür dilerim." Dedim içtenlikle.
Gözlerim dolu doluyken gözlerimi kaçırdım. Beline sardığım kollarım gevşedi ve güçsüzce iki yanıma düştü. "Ben travma doluyken sana ancak sorun olurum. Yol yakınken gitmelisin."
Geri çekilip yüzüme baktı. Gözlerim gitme diye bağırırken dilimden dökülen git sözü yüzünden kendime ömür boyu kızacaktım ama gitmeliydi. Her zaman her koşulda dimdik duran ve gözleri bile dolmayan beni değiştiriyordu.
İlk defa dürüst olmaya karar verip bir adım geri attım. "Ya sen bana ne yapıyorsun böyle?" Anlamaya çalışarak bir adım attığında bir adım geri gittim.
"Bu ben değilim ki. Ne yaptın sen bana? Senin varlığın beni olduğum kişi olmaktan çıkartıyor. Kendimi tanıyamıyorum. Şu yaptıklarıma bak. Bu güne kadar hiçbir şeyden kaçmadım ben. Şimdi ise gerçekleşmesinden korktuğum şeylerden kaçıyorum. Yanındayken tüm dikenli kalkanlarım iniyor. Yıllarımı verip ördüğüm duvarlarım bir bir çöküyor. Korkuyorum, heyecanlanıyorum, yanındayken aptal gibi sırıtıyorum.. Bu aptal kalbimin bile sesini duyunca ritmi değişiyor. Hem deli gibi kaçmak istiyorum hemde her şeyi bırakıp sana koşmak istiyorum. Ne yapıyorsun sen bana?"
Yüzünde eşsiz bir gülümsemeyle gözlerime bakıyordu. "Sen değişmiyorsun Ayliz. Hayatında ilk kez birine güveniyorsun ve içindeki o gerçek Aylizi korumak için kendini başka birine dönüştürüyorsun."
Başımı inkar edercesine iki yana salladım. Yanılıyordu, saçmalıyordu. Bu doğru değildi. "Hayır ben hep böyleydim. Aileme karşıda böyleydim."
"Evet çünkü ailen dahil kimseye güçsüz gözükmek istemedin. Sırtını bir dağa yaslayıp o dağın bir gün yok olmasından korkarak yaşamaktansa dağ olmayı seçtin." Bir adım atıp yaklaştığında bu sefer kaçmadım. Bir adım daha atıp elimi tuttu dudağına götürüp şefkatle öptü.
"Bana ne yapıyorsun dedin ya..." Gözleri gözlerimi buldu. Diğer elini yanağıma koyduğunda istemsizce yanağımı avucuna bastırdım. "Tüm yaşadığın şeyin aslında tek bir adı var."
Merakla "Ne?" Diye sorduğumda tebessüm etti ve kulağıma yaklaştı. "Aşk."
Gerçekten de sevdalanmış mıydım Baran'a? Tüm bunlar bu yüzden miydi yani? Uzaklaşmadan söylediğini sindirmemi bekledi. Benim ise kulaklarım uğulduyordu. "Seni seviyorum Ayliz'im."
Büyüyen gözlerim yaşadığım şoku belli ediyordu. Geri çekilip oturmam için yönlendirdi beni. Ardından yanıma oturup gözlerime baktı ve kahkahayla gülmeye başladı. Gülüşü beni kendime getirirken gözlerimi kırpıştırdım.
"Şaşkın halinle ne kadar güzel gözüküyorsun bir bilsen."
Kızaran yanaklarımı gizlemek için yüzümü ellerimle kapattım. "Sevmedim ben bu Ayliz'i."
Minik serzenişim onu daha çok güldürmüştü. Yüzümü kapatan ellerimi nazikçe çekip "Ben her haline bayılıyorum ama bu Ayliz'in." Dedi.
Elimle ağzını kapattım. "Allah aşkına sus. Görmüyor musun halimi?" Teslim olmuş gibi ellerini kaldırdığında elimi çektim.
“Burada olduğumuzu Meyra söyledi değil mi?”
“Meyra’yı suçlama ben aradım. Eğer suçsuzsam yerinizi söyleyeceğini suçluysam ecelim olacağını söyledi. Bende ona olan biten her şeyi anlattım. Suçsuz olduğumu anlayınca adresi verdi.”
Kızsamda Meyra ya teşekkür etmek istiyordum. Sabaha kadar kafayı yemekten kurtarmıştı. Kalkıp elimden tuttu ve kamp alanına yöneldik. Gitar çalan kişi Barış'tı. Hayretle Baran’a baktım. “Barış’ta mı geldi?”
“Evet.” Dedi ve eliyle Barış’ın yanını gösterdi. Meyra Barış’ın yanında oturuyordu ve beraber şarkı söylüyorlardı. Baran beni ateşin etrafında oturan insanların arasına çekti ve dans etmeye başladık. Bizden sonra tüm çiftler dans etmeye başlamıştı.
“Şunlara bak nasılda güzel bakıyorlar birbirlerine.”
Şarkının sözleri çok anlamlıydı.
“Aşktan kaçamazsın, gelir bulur seni.
Aşka yakalınca teslim olmak gerek.” Diyordu şarkı sözleri.
Çaktırmadan telefonumu çıkardım ve ikisi birbirine aşık bir şekilde bakarken fotoğraflarını çektim.
“Baran şu kapıya gelen kızdan nasıl kurtulacaksın?”
“Aslında bir planım var. Ama yardım etmen gerekiyor çünkü sen beni bırakıp gidince ayrıldığımızı sandı. Şirketin kuruluşunun 40. yıl organizasyonu var. Orada seninde yanımda olmanı istiyorum. Herkese sevgilim olarak tanıtacağım seni.”
“Baran planın işe yaramayabilir. Aynısını hastaneye gelen doktor bozuntusundan kurtulmak için yaptım ama pek işe yaramadı. Hala inatla şansını denemeye devam ediyor. Seninle telefonda konuşurken akşam geleceğim dediğimi duymuş. Sanki haddineymiş gibi bana hesap sormaya kalktı. Seninle aynı evde yaşadığımı ve ona hesap vermeyeceğimi söyledim. Ama pek de umursamadı.”
Baranın damarları çıkmış ve yüzü kızarmaya başlamıştı. Kıskanmış mıydı yoksa sinirlenmiş miydi bilmiyordum ama gözleri hala bendeydi. Gülümseyerek “Ne oldu kıskandın mı yoksa?” Dedim.
“Kıskandım Ayliz. Kimse benim sevdiğime hesap soramaz.”
“Sevdiğin ağzının payını verdi merak etme.”
"Orada da bana sürekli Baran dersen kimse inanmaz sevgilim olduğuna biliyorsun değil mi?"
Elimi boynundan çekip yanağına koydum. “İlla sevgilim dememe gerek yok ki. Ben sana adınla seslenmeyi çok seviyorum. Adını söyleyince mutlu hissediyordum.” Ağzımdan çıkan her kelimede gülümsemesi daha da artıyordu. Gözlerinin içi gülüyordu.
“Adım bir tek senin ağzından bu kadar güzel çıkıyor ama yine de sevgilim desen fena olmaz.”
Panikle ekledi. "Zorlamış olmak istemem. Sakın kendini söylemek zorunda hissetme."
Bana bu kadar güzel bakıyorken reddetmem imkansızdı. Başımı olumlu anlamda salladığımda Baran kocaman gülümsedi. Barış şarkıyı bitirdiğinde herkes minderlere geri döndü. Başından beri bir şeyi çok merak ediyordum. Baran onca kız arasından neden beni seçmişti. Zengin, yakışıklı ve iyi bir itibara sahipti. İstese benden çok daha güzel kızlarla çıkabildi. Manken gibi kızlarla doluydu etrafı. Birisi de zorla Baran’la çıkmaya çalışan o kızdı. Aklımda bir sürü soru vardı ve ben hiçbirinin cevabını bilmiyordum. İçimde ki ses bu kız kolay kolay Baran’dan vazgeçmeyecek diyordu. Ama bilmediği bir şey daha vardı ki benim de Baran’dan vazgeçmeye hiç niyetim yoktu. Beni tekrardan gerçek aşka inandıran bu adamdan o benden vazgeçene kadar vazgeçmeyecektim.
Saat on iki olunca herkes çadırlarına çekilmişti. Meyra ve ben, Baran ve Barış aynı çadırda kalacaktık. Herkes çadırlara geçtiğinde biz de çadırlarımıza geçtik. Gözlerim kapanırken huzurla kendimi uykunun kollarına bıraktım.
***
Hava aydınlanmaya başlamıştı. Gözlerimi yavaşça araladım. Çadırın fermuarını açtım ve sessizce çadırdan çıktım. Benim ardımdan Meyra da çadırdan çıktı. Gözleri yarı açık halde “Günaydın Ayliz bugün dönüyor muyuz?” Dedi.
“Dönüyoruz Meyra. Baran şu kızdan kurtulmak için şirketin yıl dönümü organizasyonuna davet etti beni. Dönünce mağazaya gidelim. Bana abartılı olmayacak bir şeyler seçelim.”
Sadece başıyla onayladı. İkimizde son saatlerimizi gölün kıyısında gölü izleyerek geçirdik. Burayı çok seviyordum. Meyra dün Baran’la ne konuştuğumuzu sormuştu. Her şeyi ona anlatım. O kızı, babasını, doktor bozuntusunu...
“Tüm bunları bir gün içinde mi yaşadınız.” dedi hayretle. Meyra söyleyene kadar fark etmemiştim. Gerçekten de hepsi aynı gün olmuştu. Baran’la çıkmam, o doktorun saçma tavırları, o kızı görmem...
Biz Meyra ile konuşurken Baran ve Barış yanımıza geldi. Kamptaki herkes önce yürüyüş yapıp sonra kahvaltı yapacağı için bizde aralarına girdik. Ne de olsa son saatlerimizdi. Baran ve ben önde Meyra ve Barış arkada yürümeye başladık.
“Organizasyon yarın sekizde olacak. Şirkette çalışan herkes partnerleriyle gelebilecek. Organizasyon sahibi olduğumuz için erkenden orada olup misafirleri karşılamamız lazım. Hem böylece herkes sevgilim olduğunu görür.”
Doğrusu içimde bir sıkıntı vardı. Ya işler istediğimiz gibi gitmezse diye çok korkuyordum. “Baran gazeteye çıkmayız değil mi sonuçta kocaman şirket.”
Elimi tutarak “Çıkalım Ayliz tüm dünya senin benim sevgilim olduğunu öğrensin. Bu güzelliğin sevgilisi olduğumu herkes duysun.”
Gülümseyerek “Dünyanın öğrenmesine gerek yok. Şu kız ve babası öğrensin yeter.” dedim.
Kamp dönüşü Baran bizi bir mağazaya bıraktı ve Barış’la işe geri döndüler.
Meyra’dan bana bir elbise seçmesini istedim ve oturdum. Meyra elinde üç tane elbiseyle yanıma geldi. İçlerinden birisi tam benlikti. İlk denemem de aldım. İki saatin sonunda Meyra’ya da mükemmel mavi bir elbise aldık.
Geç kalmak istemediğimden hızlıca mağazadan çıkıp eve döndük. Meyra önce benim hazırlanmamı istemişti. Daha doğrusu hazırlamak istemişti.
Meyra ile aldığım siyah elbiseyi giydim. Elbise inanılmaz hoş ve zarif duruyordu. Beli kemerli ve etek kısmı ise boldu. Ayak bileğimden bir karış kadar kısaydı. Siyah bir çanta aldım ve kadife topuklu ayakkabımı giydim. Saçlarımı Meyra yapacaktı. Hep iri su dalgasının bana çok yakıştığını söylerdi. Şimdi de iri su dalgası yapıyordu saçımı. Makyajımı açık kahve tonlarında yapmış ve kırmızı bir ruj sürmüştü.
“Bu ruj fazla abartı oldu silsem mi?”
“Saçmalama Ayliz markete gitmiyorsun şirketin ortağı olan sevgilinin organizasyonuna gidiyorsun az bile."
Saçlarımda bittiğinde aynadan kendime baktım. "Ayliz Baran’ın neden seni sevdiğini şimdi daha iyi anlıyorum.” Merakla Meyra’ya döndüm.
“Diğer kızlar gibi değilsin. Saf, temiz ve sadesin. Olduğun gibisin. Baran seni tam da bu yüzden seviyor. Olduğun gibi olduğun için.”
Gülümseyerek aynaya geri döndüm. “O zaman bırak şu rujun fazlalığını sileyim de kendim olabileyim. İnsanlar bir kez de beş ton makyajsız bir kadın görsünler.” Dedim.
Meyra’nın ısrarları sonucu silmeden Baran’ı beklemeye başladım. Meyra’da yarım saat sonra hazır olarak yanıma geldi.
Kapının çalmasıyla kapıya yöneldim. Gelen Baran’dı. Kapıyı açtığımda Baran bana ağzı açık bakıyordu. Kapıdan içeri bir adım attı ve bana sarıldı. “Çok güzel olmuşsun dilim tutuldu.”
“Teşekkür ederim. Sen de çok şık olmuşsun.” Meyra’nın burada olduğunu belli eden yalandan öksürmesiyle geri çekildim. Meyra da bizimle gelecekti çünkü Barış’ın da bir partnere ihtiyacı vardı ve Meyradan başka güvenebileceği biri yoktu. Baran’ın peşinden Barış da içeri girdi ve sonra birlikte organizasyonun yapıldığı yere gittik. Etrafta fazla insan yoktu. İlk şu kızı gördüm. Sonra Bahar koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı. Adının Gizem olduğu öğrendiğim kız bize daha doğrusu bana sinirle bakıyordu. Hem Bahar hem de Barış ile iyi anlaşmam sinirlerini bozmuştu. Baran koluyla kolumu dürttü ve kolunu gösterdi. Koluna girip kapıya yöneldim. Misafirler gelmeye başlamıştı. Gelen misafirler Baran’a benim kim olduğumu soruyorlardı. Baran hepsine sözlüsü olduğumu söylüyordu. Gelenlerin arasında Baran’ın babası ve annesi de vardı.
İkisi de Baran’a sarıldılar ve benim kim olduğumu sordular. Cidden anne ve babasına sözlüsünün organizasyona geleceğini söylememiş miydi?
Annesi bana yaklaştı. Hemen elini öptüm. Kulağıma fısıldayarak “Sen Ayliz olmalısın.” Dedi ve devam etti. “ Ben Funda. Baran senden çok bahsetti. Seni çok seviyor olmalı. İlk kez bana birinden hoşlandığını uzun uzun anlattı. Babasının haberi yoktu tepkisine çok takılma.”
Gülümseyerek “Memnun oldum Funda Hanım. Baran’ın bahsettiğinden çok daha genç, güzel ve neşelisiniz.” Baran’ın annesine benden bahsetmesi o kadar mutlu etmişti ki. Gözlerim dolmuştu.
“Funda teyze de lütfen. Hanım demene gerek yok. İnşallah ileride anne de diyeceksin kızım.” Dedi ve eşinin beni soru yağmuruna tutmasını fırsat vermeden eşiyle yanımızdan uzaklaştılar.
“Ayliz iyi misin yüzün kızardı. Annem yanlış bir şey söylemedi değil mi?” Başımı söylemediğini belirtecek şekilde salladım. Yanlış bir şey söylememişlerdi. Aksine o kadar güzel şeyler söylemişti ki gözlerim dolmuştu. Misafirlerin sayısı giderek artıyordu. Artık açılış konuşmasının yapılma vakti gelmişti. Baran güzel bir açılış konuşması yapmıştı. Herkes dans etmesi için ilk şarkı açılmıştı. Baran sahneden inip bana doğru geldi ve elini uzattı.
"Dünya'nın en güzel kadını benimle dans edebilir mi?” Dedi.
Elini tutup başımı salladım. Sahnenin ortasına kadar yürüyüp elini belime koydu ve beni kendine çekti. Bende kollarımı boynuna doladım. Bizden sonra diğer çiftlerde sahnede dans etmeye başladı. Herkes bize bakıyordu.
“Ben yıllarca organizasyonlarda ilk dansımı Bahar'la ettim. Hep tek geldim ve misafirleri tek karşıladım. Eğer bir gün bir kızla organizasyona katılırsam o kızla evleneceğimi söyledim.”
Etrafında onlarca kız varken neden hiçbirini seçmemişti. Şaşkın bir halde “Neden ben? Etrafında bir sürü güzel kız var. Hiç birinden hoşlanmadın mı? Manken gibi kızlar var etrafında.” Dedim. Sevdiğim adama başka güzel kızlar olduğunu söylüyordum. Ne kadar saçma bir şey yaptığımı fark edip sustum.
Gülümseyerek "Seni ben seçmedim ki kalbim seçti seni." Dediğinde gözlerimin bile güldüğüne emindim. "Peki sen neden beni seçtin? Benden çok daha yakışıklı erkekler var.
Benim sorumla beni vuruyordu. Gülümseyerek "Farklısın çünkü. İlk gördüğümde hissettim bunu. Ruhum sana çekiliyordu sanki. Belki de bu yüzden bu kadar korktum." Baran yüzünde her kelimemde büyüyen kocaman gülümsemesiyle dinlemişti.
"Ben bu güzelliği hak edecek ne yaptım?” kıkırdağımda utanarak “Ben onu dışımdan mı söyledim?” diye sordu.
"Neyi? Ben bir şey duymadım." Daha fazla utandırmak istememiştim. Şarkının bittiğini duymamla geri çekildim ve yerime döndüm.
Merya yanıma geldi ve adının Gizem olduğunu öğrendiğim kızın dans boyunca beni öldürecek gibi baktığını dikkatli olmamı ve kızın tekin biri olmadığını söyledi. Merakla kızın olduğu yöne döndüm. Tıpkı Meyra’nın söylediği gibi öldürecek gibi bakıyordu. Benim ona baktığımı görünce yanıma geldi ve elini uzattı. İstemeye istemeye elini tuttum.
“Merhaba ben Gizem.” Dedi sinir bozucu bir tonlamayla. Elimi öyle sıkı tutuyordu ki elim sıkmanın etkisiyle acımıştı. Acıyla önünde şekilden şekile girmememi istiyordu ama atladığı bir şey vardı o da benim çıt kırıldım bir kız olmadığımdı. Elimi sıkmayı bıraktığında elini bırakmadım ve bana yaptığından daha fazla sıktım.
“Memnun oldum ben de Ayliz. Baran’ın sözlüsüyüm.” Beklemediğinden şaşırmıştı. Elini sertçe bıraktığımda elini ovuşturdu. Sinir olmamak elde değildi.
Sinir bozucu bir kahkaha attı. “Demek sözlüsüsünüz öyle mi? Baran kimseyi sevmez buna sen de dahilsin. O benim! Sana bırakmaya hiç niyetim yok. Eğer ısrar edersen olacaklardan ben sorumlu değilim.”
Gizem’e bir adım yaklaşıp aramızdaki mesafeyi sıfırladım ve kulağına yaklaştım. “Elinden geleni ardına koyma. Haklısın Baran kimseyi sevemez benden başka. Çünkü o bana aşık. Bizi ayırsan bile Baran asla seni sevmez. Sen bencil ve kötüsün. Baran’ın kalbi senin gibi bir kötüyü sevmeyecek kadar temiz.”
Baran Gizem’le konuştuğumu görüp yanımıza gelmiş ve elimi tutarak “Sevgilim sohbetinizi böldüm ama herkes seninle tanışmak istiyor.” Konuşurken Gizemin yüzüne bile bakmamıştı.
“Tamam sevgilim gidelim hadi.”
Baran benim birkaç kişinin masasına götürmüş ve tanıştırmıştı. Şuana kadar tanıştığım insanların hepsi çok iyi insanlardı. Baran'ın tanıştıracağı insanlar bitince beni salonun terasına çıkardı. Bizden başka kimse yoktu. Baran beni kendine çekip sıkıca sarıldı. Bende ona sarıldım.
“Nasılsın sıkıldın mı? Gizem’in senin yanında olduğunu görünce hemen geldim. Canını sıkmadı değil mi?”
“Sıkılmadım merak etme o kızla da konuştum ama kolay kolay vazgeçecek birine benzemiyor.” Sevgi bazen saplantıya dönüşebilirdi. Canından çok sevdiğinin canını acıtacak kadar gözünü kör edebilirdi. Bir gün seveceği yalanıyla kendini kandırıp hayatını mahvedebildi. Ama bunu yaptıran zannettiğimiz gibi aşk yada sevgi değildi. Sevgi kanatmazdı, acıtmazdı, ağlatmazdı... Gerçek sevgi sırf o mutlu olsun diye ona hayatı boyunca kavuşamayacak olsa da ondan uzak kalabilecek kadar güçlü bir duyguydu. Sevgi kanatmaz, kanayan yarayı sarardı.
“Biliyorum Ayliz. Seni de saçma bir oyunun içine sürükledim özür dilerim.”
Yüzünü avuçlarımın arasına alarak eğdiği başını kaldırdım. “Bu bir oyun değil ki biz seninle gerçekten sevgiliyiz. Ben burada öylesine birine yardım etmiyorum. Sevdiğim adama yardım ediyorum ve çok mutluyum.” Baran dudaklarını alnıma bastırıp öptü ve alnını alnıma dayayıp “Seni çok seviyorum güzelim.” Dedi.
Meyra ve Barış’ın gelmesiyle geri çekildik. “Gizem bayılmış Ayliz.” Dedi Meyra telaşla. İkimizde koşarak içeri girdik. Yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Hemen yanına oturdum ve nefes alıp vermediğini kontrol ettim. Nefes alıyordu. Nabzı oldukça hızlı atıyordu. Panik atak yada nöbet geçirmiş olmalıydı. Ağzını açıp diline baktım. Yüzü bembeyaz olmuştu.
“Diyet yapıyor mu?” Annesi olduğunu tahmin ettiğim kadın hızlıca onayladı.
“Uzun süre aç kalmış olmalı bu yüzden bayılmış ben kendine gelmesi için yardımcı olacağım yine de doktora gitmeli tahlil yapılmadan kesin bir şey diyemem.” Babası Gizem’i kucağına alması için Baran’a baktığında bende baktım. İstemesem de böyle bir durumda bencilce davranamazdım. Başımı onaylar anlamda salladığımda Baran Gizem’i kucaklayıp salondan çıkardı ve arabaya götürdü.
Sevdiğim adımı benden almaya çalışan kıza yardım ediyordum. Yetmiyormuş gibi bir de Baran’ın taşımasına da izin veriyordum. Düşüncelerimin içinde boğulurken çoktan çalıştığım hastaneye gelmiştik. Gizem’i sedye ile hastanenin acil bölümüne götürmüşlerdi. Nöbetçi doktorlar bizden önce gelen trafik kazası geçirmiş üç kişiyle ilgileniyorlardı. Üzerimde gece elbisesi sevgilimi elimden almaya çalışan kızı iyileştiriyordum. Yatan diğer hastalar hayretle bana bakıyorlardı. Her gün abiye ile hasta bakan doktor görmüyorlardı sonuçta. Önce ışıkla gözlerine baktım sonra gerekli kanları isteyip hemşirelerin vitallerini söylemesiyle düşen tansiyonunu dengelemek için serum takmalarını söyledim. Hemşire aldığı kanları tüplere yerleştirip hızlıca barkodları tüplere yapıştırdı ve personele laboratuvara götürmesi için verdi.
Bir başka hemşireye uyanırsa haber vermesini söyleyip duvarlardan destek alarak hastane bahçesine çıktım. Baran, sendeleyince hemen kolumdan tuttu.
Endişeyle “Ayliz sevgilim iyi misin?” Dedi.
Konuşacak gücüm olmadığından başımı sallamıştım ama Baran’ı inandıramamıştım. Beni hemen yanda duran banka oturttu ve dizimin yanına çöküp elimi tuttu. Günlerdir o kadar çok şey yaşamıştım ki sonunda bedenimde gücünü kaybetmişti. Normalde böyle çabuk dağılmazdım. Şimdilerde nedenini anlamadığım bir şekilde çabuk yoruluyordum ve halsiz kalıyordum. Bu yaşadıklarımın gerçek olup olmadığından şüphe ediyordum artık. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Baran yanıma oturup başımı göğüsüne yasladı ve saçlarımı öptü.
“Özür dilerim Ayliz seni bu işe hiç sokmamalıydım. Hayatını altüst ettim affet beni.” Titreyen sesi kalbimi acıtmıştı.
“Ben iyiyim Baran. Sadece bugün biraz fazla yoruldum arada oluyor seninle bir ilgisi yok. Beni hayatına aldığın için pişman mısın?” Dedim deli gibi çarpan kalbimi sakinleştirmeye çalışarak. Önce dolan gözlerine sonra yanaklarına dokundum ve elimi kalbinin üzerine koyup konuşmaya devam ettim.
“Sen benim yaralarımı gördün, dokundun, iyileştirdin, merhem oldun. Ben kimseye itiraf edemediğim hislerimi sana söyledim. Ben seninle her şeye varım yeter ki sen elimi bırakma.” Baran gözlerimin içine derin derin baktı ve sıkıca sarıldı. Kulağıma “İyi ki varsın Ayliz’im.” Dedi. Yıllar önce asla değişmeyeceğime, kimseye inanmayacağıma, güvenmeyeceğime yeminler eden bana bir gün böyle bir insana dönüşeceğimi söyleseler muhtemelen deli olduklarını düşünürdüm.
Madem sevdadan kurtulmak zordu o halde bende akışına bırakacaktım. Ne geçmişi ne geleceği umursamadan sadece anı yaşayacaktım. Hayat planlar yapmak için çok kısaydı. Bir saniye yeterliydi her şeyini kaybetmen için. Baran için de kendim için de ne iyi ise onu yapacaktım.
Bölüm sonu
(14 sayfa okudunuz :)
(Toplam 135 sayfa)
Roman boyutu (a5 sayfa boyutunda)
...
Bölüm etkileşimi
