6. bölüm / 9
Sonra Sen Geldin6.BÖLÜM “NİŞANLI ROLÜ”
Bölümler 9Şu an: 6.BÖLÜM “NİŞANLI ROLÜ”
- 1 1.BÖLÜM “KADER ANI”2.921 kelime
- 2 2.BÖLÜM “AİLE”3.697 kelime
- 3 3.BÖLÜM ‘‘HASTANE’’4.281 kelime
- 4 4.BÖLÜM “BULUŞMA”3.505 kelime
- 5 5.BÖLÜM “YENİ DOKTOR”3.532 kelime
- 6 6.BÖLÜM “NİŞANLI ROLÜ”2.571 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.BÖLÜM "İTİRAF "2.971 kelime
- 8 8.BÖLÜM “HASTALIK"4.066 kelime
- 9 9.BÖLÜM “İHANET KORKUSU”3.754 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölüm geldiiii 😉
Keyifli okumalar :)
------------------------------------------------------------
Kendimi bir anda saçma bir hikayenin ortasında bulmuştum. Gerçi bu olanlarda benimde payım yok değildi. Ben istemiştim yardıma ihtiyacı olduğunda söylemesini ama nereden bilebilirdim ki benden böyle bir şey isteyebileceğini. Şuan tek istediğim bugünü biran önce bitirmekti. İstemeye istemeye sıcacık yatağımdan kalktım ve odadan çıktım. Hayat tam tahmin ettiğim gibi gardırobunun önündeydi.
“Günaydın Hayat.” Dedim sevecenlikle.
Hayat sadece “Günaydın.” Demişti. Benim tanıdığım Hayat her zaman mutsuz olsa bile yine de büyük bir mutlulukla günaydın derdi.
“Nerede bana enerji veren günaydın deyişin bakalım. Nereye sakladın onu söyle hemen.’’ Sözlerim Hayat’ın dikkatini çekebilmiş olacak ki bana döndü.
“İnan bunu bende bilmiyorum. İçimde kötü bir his var.” Hayat’a anlamayan gözlerle baktığımda “ Neyse sen boşver şimdi beni belli ki içim daralmış sadece. Sen nasılsın iyi uyuyabildin mi? Hiç iyi uyumuş gibi gözükmüyorsun.”
Haklıydı. Tüm gece ne yapacağımı düşünmüştüm. Yine de iyi uyuduğumu söyleyip geçiştirmiştim. Zira şuan uyuyamamış olmak düşüneceğim son şey bile değildi.
“Giyebileceğim sade bir şeyler bulabildin mi?” sade kelimesini özellikle vurgulamıştım. Hayat bana göre daha süslüydü her zaman.
“Sade mi?” dedi sanki bunu diyeceğimi bilmiyormuş gibi. “Ayliz canım arkadaşım farkında mısın bilmiyorum ama çay bahçesinde arkadaşlarınla buluşmayacaksın Baranın sevgilisi daha doğrusu nişanlısı gibi davranacak ve Baran’ın işi almasına yardımcı olacaksın yani iş yemeğine gideceksin.”
Haklı olabilirdi ama beni tanıyordu. Nefret ederdim şaşalı elbiseler giymekten. O giysilerin içinde sanki olmadığım biri gibi gözükürdüm çünkü.
“Biliyorum nefret ediyorsun böyle giyinmekten ama sen orda Baran’ın arkadaşı Ayliz değil nişanlısı Ayliz olacaksın yani olduğun gibi gözükmene gerek yok.”
Hayat’a hak verdiğimi belirtircesine başımı salladım.” Tamam dediğin gibi olsun ama asla açık giymeyeceğim. Kim oldukları umurumda değil ama hiç kimsenin gözünde para avcısı gibi gözükmek istemiyorum.”
Hayat dolabındaki giysilerin bana göre olmadığını anladığında dolabının yanındaki kutuyu bana uzattı. “Aslında bunu sana doğum gününde hediye edecektim ama şimdi vermem daha iyi olur.”
Hediye açmaya herkes gibi bende bayılırdım. Büyük bir merakla paketi açtım. Hayat kendinden emin bir şekilde bana bakıyordu. Paketi açtığımda içinde sade ama şık bir elbise olduğunu gördüm. Hayat denemem için odadan çıktı. Elbise sanki benim için dikilmiş gibiydi. Beli dar etek kısmı bol ve bileklerimin yaklaşık on santim yukarısında . Askılı omuzları açık ama asla rahat edemeyeceğim türden açık değildi.
Hayat kapıda beni bekliyordu. Daha doğrusu bekleyemiyor sürekli hadi Ayliz çok merak ettim diyordu. Hayat’a kısaca gel diyerek kapıya döndüm. Hayat ağzı açık bir şekilde bana bakıyordu.
“Nasıl olmuşum?” dedim.
Hayat beni hiç şaşırmayacak şekilde aşinası olduğum abartılı tepkiler veriyordu. “Ayliz su gibi olmuşsun bu ne güzellik. Eğer erkek olsaydım sana anında aşık olabilirdim.”
Hayat’ın abartılı övgüleri bitmek bilmezken ben de onun bu sevimli haline kahkahalarla gülüyordum. Böyle geçen birkaç dakikanın ardında karnıma ağrılar girdiği için gülmeme bir son verdim.
Telefonumun çalmasıyla telefonun ekranında yazan isme baktım. Abimdi. Abimle konuşmamın sonunda “Tamam abi getir sen hem ben çok özledim mis kokulumu.” Dedim ve kapattım.
Hayat “Yağız geliyor anladığım kadarıyla.” Dediğinde başımla onayladım. Hayat’ın odadan çıkmasıyla bende üzerimdeki elbiseden kurtuldum. Yağız gelene kadar Hayatla beraber Baran’la nasıl ve ne zaman tanıştığımız, nerede ve ne zaman nişanlandığımıza dair kısa bir hikaye oluşturduk ve bunu Baran’a attık. Eklemek istediği bir şey varsa yazmasını söyledim. Birkaç dakika sonra Baran’dan mesaj geldi.
“Barış nişanlım olduğunu söylediğinde bir ay önce nişanlandığımı söyledi. Onun haricinde eksik yok gibi. Bir de akşam saat yedide Milene restoranında olacağız. Eğer senin içinde uygunsa ben bir saat öncesinden gelirim .”
Baran’a kısaca “Tamam. Ben saat altıda hazır olurum sende gelirsin.” Yazdım ve kapının çalmasıyla telefonu bırakıp kapıyı açtım.
Yağız kapıyı açar açmaz kucağıma atladı. “Hayacım seni çok özledim.” Boynuma sıkıca sarılırken ben ona sarıldım. Abim gülümseyerek bize bakıyordu.
Yağız’ın çantasını eline verip “Ben gidiyorum. Yağız’ı Deniz alacak ben adliyeye gidiyorum.” Dedi ve aceleyle asansöre koştu. Elimdeki çantayı yere bırakarak içeri geçtim. Mis kokusunu içime doyasıya çekip o güzel yanaklarından öptüm. Bir süre böyle durduk sonra yarım kalmış olan filmimizi Yağız’ın ısrarlarıyla açtık. Filmin yarısını daha önce izlediğimiz için bir saati kalmıştı. Ben Hayat ve Yağız film bitene kadar hiç yerimizden kalkmadık. Filmin sonunda Yağız uyuya kalmıştı. Kucağıma alıp misafir odasına yatırdım. Normalde kendi odama yatırırdım ama birazdan hazırlanacaktım ve hazırlanırken Yağız’ı tatlı uykusundan uyandırmak istediğim son şey bile değildi.
Kapı çaldı ve ardından Deniz’in sesi geldi. Abim gece geç geleceği için bugün bizde kalacaklardı. Deniz hamileydi ve tek başına kalması hiç doğru değildi. Önce elindeki poşetleri sonrada Deniz’i içeri aldık. Benim güzel arkadaşım aşermişti. Elinde belki de iki kilo erik vardı. Anlaşılan cinsiyetinin kız olduğunu yeni öğrendiğim minik yeğenim erik istiyordu. Erikleri güzelce yıkayıp kocaman bir tabağa koydum. Yanına da küçük bir tabağa tuz kattım. Deniz eriği tuza batırıp yemeği çok severdi. İkisini de bir tepsiye koyup Deniz’in kucağına bıraktım. Öyle tatlı yiyordu ki küçük bir çocuğun çikolata yerken ki mutluluğuyla aynıydı. Bir yandan erikleri mideye indirirken bir yandan da bizimle sohbet ediyordu. “E siz ne yapıyorsunuz bakalım nerede benim yakışıklı oğlum?”
Onun bu haline gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırman gerekti. Deniz cevap beklediğini belli edercesine bana bakıyordu. Daha fazla bekletmeden cevap verdim. “Biz iyiyiz ben iki saate dışarı çıkacağım o yüzden bir süre Hayat’ın yanında kalırsınız malum abim gece gelemeyecekmiş. Yağız da şimdi mışıl mışıl uyuyor.”
Deniz yemeyi bırakmadan “Nereye gidiyorsun ki? Sen yine bir şeyler saklıyorsun benden.”
Benim boşboğaz arkadaşım benim anlatmama fırsat vermeden herşeyi tek bir detayını dahi atlamadan tek nefeste anlatmıştı. Kızları başımdan göndermek için “Ben hazırlanmaya gidiyorum siz konuşun saçım ve makyajımı yapacağımda size haber veririm.” deyip cevap beklemeden odama kaçtım. Yalan söylüyordum saçımı da makyajımı da kendim yapacaktım. Adım gibi emindim ki saçımı da makyajımı da gelinin görümcesiymişim gibi abartılı yapacaklardı. Gerçi bana abartılı gelen her şey onlar için sıradandı.
Elbiseyi giyip makyaj masasının karşısındaki yerimi aldım. Elbise beyaz renkteydi. Belinde siyah kalın kemeri vardı. Açık kahve tonlarında bir far, şeftali tonlarında bir allık ve dudak rengimden biraz daha koyu bir ruj sürdüm. Son olarakta rimel sürüp sürme çekerek makyajımı tamamladım.
Sıra saçımdaydı. Maşa masanın üzerindeydi. Maşayı fişe takıp ısınmasını beklemeye başladım. Saçlarıma iri su dalgası yapacaktım. Saçlarım uzun olduğu için saçıma en çok iri su dalgası yakışıyordu. Maşa ısınınca hızlıca saçımı yaptım.
Saçlarımı bitirdiğimde kızlar yeni fark etmişlerdi uzun zamandır odada olduğumu. Kapıyı tıklayıp benim gelin dememle ikisi de odaya girdiler. Beni baştan aşağı süzdüler. Adım gibi emindim fazla sade gözüküyordum onların gözünde. Nasıl olmuşum diye soramadan beni daha yeni kalktığım makyaj masasının önüne oturttular.
“Sakın abartmayın. Vallahi abartılı olduğunu anladım an kalkar silerim.”
Deniz öne atıldı “Sana göre her şey abartı zaten. Biraz güven bize merak etme senin dediğin gibi sade olacak sadece eyeliner süreceğim sana çok yakışıyor.
Kızlarında küçük dokunuşlarıydı herşey hazırdı. Siyah süet ayakkabı ve ona uygun küçük siyah bir çanta ayarladılar. Şimdi tam anlamıyla hazırdım.
Kızlar gözlerini kırpmadan bana bakıyorlardı. Bakışlarından rahatsız olup mutfağa yöneldim. Çok açtım ve gidene kadar aç duramazdım. Masada duran meyveleri yemeye başladım. Kızlarda birkaç dakika içinde yanıma geldiler. Artık normal şeylerden konuşmak istiyordum. Kızların konuşmasına fırsat tanımadan konuya girdim.
“Hamilelik nasıl gidiyor?”
Deniz sanki bunu sormamı bekliyormuş gibi hemen cevap verdi.
“İyi gidiyor sadece çok yemek yiyorum.’’ Deniz’in bu sözlerine kahkahayla güldük. Gülmemiz kapının çalmasıyla kesildi. Her zaman olduğu gibi kapıyı açmam için bana bakıyorlardı. Daha fazla beklemeden kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda gelenin Baran olduğunu gördüm.
“Hoş geldin Baran buyur içeri geç.”
“Hoş buldum Ayliz.” Baran yüzüme bakmıyordu. Bir şey mi olmuştu? Kızlar bilerek içeri girmiyorlardı. Akıllarınca yalnız bırakacaklardı. Onların bu saçma tavırlarını düşünmeyi bir kenara bırakarak içeri geçtim.
“Baran bir şey mi oldu? Mutsuz gözüküyorsun?” Baran sessiz kalmayı sürdürdüğünde bende konuşmaya devam ettim. “Yüzüme bakar mısın lütfen? İş ile ilgili bir şey mi? İstersen bana anlatabilirsin?”
Baran ellerini kafasından çekip bana baktı. “Seni Barış’ın oyununa dahil ettiğim için çok rahatsız hissediyorum. Zaten emrivaki yaptım. İstersen gitmek zorunda değilsin. Ben doğruları söylerim.”
Tahmin etmeliydim bunu dert ettiğini. Belli belirsiz bir tebessümle Baran’a baktım. “Saçmalama yardım etmek istemesem etmezdim. Ayrıca Barış’ı yalancı çıkarmak istemem. Bunu sana olan yardım borcumu ödemekten çok arkadaşıma yardım etmek için yapıyorum. Şimdi gereksiz düşüncelerini bir kenara bırak da son kez diyeceklerimizin üzerinden geçelim.”
Baran minnet dolu gözlerle bakıp başıyla onayladı ve “Teşekkür ederim.” Dedi. İkimizde kısaca tekrar edip evden çıktık. Arabaya bindik ve restorana doğru gitmeye başladık.
“Çok güzel olmuşsun.” Dedi gözlerini yoldan ayırmazken. Bunu söylemek için söylememişti son derece içtendi.
“Sende çok şık olmuşsun. Seni takımla daha önce görmemiştim.” Dümdüz bir takım değildi. Siyah takım içinde balıkçı yaka beyaz kazak vardı. Elbisemle aynı renkti. Tıpkı çift gibi gözüküyorduk.
Gülümseyerek “Bende seni böyle bir elbiseyle hiç görmemiştim.” İkimizde gülmüştük. Onunla konuşmak garip hissettiriyordu. Garip bir enerjisi vardı. Onun yanındayken diğerlerin yanında olduğu gibi sert olmuyordum.
Sonraki dakikalarda havadan sudan konuşmuştuk. Araba restoranın önüne gelene kadar rahattım. Şimdiyse içimde büyük bir huzursuzluk vardı. İkimizde arabadan inip restorana girdik. Baran cam kenarında oturanları gösterdi.
“Oradalar bizi bekliyorlar hadi yanlarına gidelim. İzninle.” Dedi ve elimden tuttu. Elimi çekmedim çünkü bize bakıyorlardı. İkimiz de gülümseyerek yanlarına gittik. Kısa bir tanışmanın ardından Baran’ın çektiği sandalyeye oturdum.
Karşımda bir kadın vardı. Tahminimce yanındaki adamın eşiydi. İkiside kırıklı yaşlardaydı. Kadın son derece güzel ve alımlıydı. Birbirlerine büyük bir aşkla bakıyorlardı. Baran adının Hakan olduğunu öğrendiğim adamla konuşurken bende eşi Elif Hanımla konuşuyordum.
“Ee Ayliz Hanım siz ne zaman ve nasıl tanıştınız?” Elif Hanım’ın bu sorusuyla tüm gözler bana çevrildi. Baran masanın altında duran elimi tuttu ve hafifçe sıktı. Nasıl tanıştığımızı değiştirmemiştik. Olduğu gibi anlattım.
“İlginç bir tanışma hikayeniz varmış ben daha sıradan bir tanışma hikayeniz vardır diye düşünmüştüm. Peki nasıl fark ettiniz birbirinize aşık olduğunuzu?”
Neyse ki soruyu beni hedef alarak sormamıştı. Baran benim cevap veremeyeceğimi anlayıp ipleri eline aldı.
“Aslında bunu bende düşündüm. Nasıl aşık oldum ne zaman aşık oldum neyine aşık oldum. Ama bir cevap bulamadım. Sanırım ona olan aşkımı anlatacak kadar iyi değilim. Sadece Ayliz diğerleri gibi değildi. Çok farklıydı. İlk gördüğümde farklı olduğunu ve hayatımda bir yeri olacağını hissetmiştim.”
Baran hiç yalan söylüyor gibi değildi. Sanki içinden geçenleri söylüyordu. Böyle bir soru sorarlarsa diye bir şeyler uydurmuştuk ama Baran uydurduğumuz klasik cevabı vermemişti. Şuan tek istediğim bu sözlerin Baran’ın gerçek düşünceleri olmamasıydı.
Hakan Bey “Anlaşılan sen Ayliz Hanımı gerçekten seviyorsun. Çünkü böyle bir soruyu bir iki cümleyle cevaplayamazsın.”
Baran başını öne eğmişti. Garsonun yemekleri getirmesiyle bu saçma soru faslı bitti. Herkes sessizce yemeklerini yerken adımın söylendiğini duydum. Bu ses hiç sevmediğim ve burada olmama sebep olan kişinin sesiydi.
Yeni doktor Kaan’ın sesi. Sadece Kaan değil diğer doktorlarda vardı. Hoşgeldin yemeği için gelmişlerdi. İstemeye istemeye oturduğum yerden kalktım ve selam verdim.
Kaan doktor yanımıza kadar geldi. Elini belime koydu ve sanki çok yakınmışız gibi masadakilere selam verdi. Sessizce elini çekmesini söyledim. Şuan elim kolum bağlıydı tek bir hareketim bile kötü sonuçlar doğurmaya yeterdi. Diğer doktorlar arkada ne tepki vereceğimi bekliyorlardı. Hakan Bey ve Elif Hanım’da buna dahildi.
Baran rahatsız olduğumu ve şuan hiçbir şey yapamadığımı görünce hemen araya girdi. Beni kendine doğru çekti ve Kaan Doktora elini uzattı. “Merhaba, ben Baran. Ayliz’in nişanlısıyım.” Dedi.
Kaan doktorun yüzündeki gülümseme anında silinirken Baran’ın uzattığı eli tuttu. “Memnun oldum... Ben de Kaan Ayliz’in hastaneden arkadaşıyım.”
Baran, tuttuğu elimi bırakmadan “Biliyorum...” dedi imayla. Kaan yeterince huzursuz olmuştu. Daha fazla durmadan afiyet olsun deyip gitti. Derin bir nefes verirken yerime oturdum.
Baran sadece benim duyabileceğim bir sesle “Rahatla biraz. Yarım saate kalkarız.” Dedi.
“Teşekkür ederim.” Dedim. Hakan Bey ve Elif Hanım yemeklerini yemeye devam ettiler. Onlar yemek yerken bense stresinden hiçbir şey yiyememiştim. Yemekler yenip garson da boş tabakları götürünce Hakan Bey, Baran’ın bahsettiği ve şuan da burada olma sebebim olan antlaşmayı masaya koydu.
“Aile bağları benim için çok önemli. Ben sizin samimiyetinize inandım. Farkında mısınız bilmiyorum ama ikinizde birbirinize o kadar güzel ve sevgi dolu bakıyorsunuz ki sizi hiç tanımayan biri bile rahatlıkla anlar birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizi. O yüzden şimdi bu antlaşmayı yapmak istiyorum sizinle.”
Baran bana sevgiyle baktı ve Hakan Bey’in elinde olan kalemi alarak antlaşmayı imzaladı. Şimdi her iki tarafta mutluydu. Hakan Beyi ve Elif Hanımı kandırmak hoşuma gitmese de yine de mutluydum.
Sohbet ettikten sonra Hakan Bey’in “Geç oldu biz kalkalım artık.” Demesiyle hep beraber kalktık. Baran Hakan Bey’den önce hesabı ödemişti. Hepimiz restorandan çıktık. Hakan Bey ve Elif Hanım önden gittiler.
Gülümseyerek Baran’a döndüm. Daha ağzımı açıp tebrik edemeden sarıldı. “Teşekkür ederim Ayliz çok teşekkür ederim. İyi ki tanımışım seni.” Baran’ın sözleri ve sarılmasının etkisiyle hiçbir şey diyemedim. Baran bana sarılırken restoranın kapısında Kaan doktoru gördüm. Bizi böyle görmekten hoşlanmadığı belli edercesine yüzünü buruşturdu ve tekrar restorana döndü.
Baran mutluluktan bana sarıldığını yeni fark etmiş olacak ki hemen geri çekildi. “Ben özür dilerim.” Dedi mahcup bir şekilde.
“Sorun değil gidelim artık burada daha fazla kalmak istemiyorum.”
Baran hemen valeye arabayı getirmesini söyledi. Bir kaç arabadan sonra Baran’ın arabası geldi. İkimiz de arabaya bindik. Camı açma ihtiyacımı daha fazla görmezden gelmeyip camı açtım ve arkama yaslanıp gözlerimi kapattım.
***
Baran’ın sesiyle uyandım. Çoktan gelmiştik Baran arabayı durdurmuş beni uyandırmaya çalışıyordu. İstemeye istemeye gözlerimi açtım. Baran bana çok yakındı irkilerek geri çekildim. “Kusura bakma uyuyakalmışım.” Diyerek hızlıca arabadan indim.
Baran’da hemen arabadan inip hızlıca arabayı kilitledi. Hızlı adımlarla yanıma gelip kolumdan tuttu ve beni durdurdu.
“Ayliz sana her yaklaştığımda kaçmak zorunda mısın?” onun yanındayken elimden geldiğince onunla konuşmamaya çalışıyordum. Çünkü onunla ne zaman konuşacak olsam saçmalıyordum. Hep yaptığım gibi susmaya devam ettiğim de Baran çoktan sabrının sonuna gelmişti.
“Ayliz konuşsana neden hep susup kaçıyorsun niye hiç yüzüme bakmayıp gözlerini gözlerimden kaçırıyorsun? Yoksa...” dedi ve sustu. “Yoksa o çok korktuğun şeyin başına gelmesinden, bana aşık olmaktan mı korkuyorsun? Söylese Ayliz o kadar mı kötü bana aşık olmak?” Vakit kaybetmeden hızlıca Baran’dan bir adım uzaklaştım
“Ne alakası var?”
“Öyleyse sana yaklaştığımda kalbin niye bu kadar hızlı atıyor? Bana neden sürekli kaçtığını söylemeden hiçbir yere gidemezsin Ayliz.” Onu ilk kez bu kadar sert görüyordum.
Elimden tutup beni asansöre bindirdi. Onun dairesin önünde durdu asansör.
“Benim evimde konuşsak olmaz mı?” dedim.
“Evde Hayat varken olmaz. Sen onu benden daha iyi tanıyorsun. O varken rahat konuşamam. Niye evime gelmekten korkuyorsun. Gözünde ben o kadar kötü ve güvenilmez birisi miyim?” Dedi.
Alınmıştı hatta alınmaktan da öte kırılmıştı. Haklıydı da ama yine de elimde değildi. Soracağı sorulardan da vereceğim cevaplardan da deli gibi korkuydu. Ben Baran’a ne diyeceğimi düşünürken Baran kapıyı açtı . “İçeri gir lütfen.” Sesi fazlasıyla kırgın çıkmıştı.
Eve istemeyerek de olsa girdim. İstemememin nedeni ondan korkmam değil onun söyleyeceklerinden korkmamdı ama Baran bunu göremiyordu. Ben önde Baran arkada oturma odasına geçtik. Baran beni rahatsız etmemek için yanıma değil de çaprazımda olan koltuğa oturmuştu.
“Söyle hadi.” Dedi. “Ama yine ne alakası var diye yalan söylemeden dosdoğru nedenini söyle.”
Yalan değildi neden kaçtığımı ben de bilmiyordum ve bilmekte istemiyordum. Çünkü nedeni en çok beni üzecekti. “Bir nedeni yok sadece diğerlerine nasıl davranıyorsam sana da öyle davranıyorum ve senden başka kimsede nedenini sorgulamıyor.” Sert konuştuğumun farkındaydım ama buna mecburdum eğer yumuşak davranırsam bu söylediklerimi yetersiz bulurdu.
“Senin gözünde diğerlerinden hiç mi farkım yok? Gerçekten buna inanmamı mı bekliyorsun? Ayliz ben salak değilim o söylemeye korktuğun gerçeği biliyorum, görebiliyorum.”
Sinirle “Madem biliyorsun neden soruyorsun? Cevabını öğrenmek seni mutlu edecek mi bilmem ama beni sadece mutsuz edecek.”
Baran anlamaya çalışan gözlerle bana bakıyordu. “Neden mutsuz olasın bu insanı mutsuz edecek bir şey değil ki. Ne kadar kaçmaya çalışırsan çalış gerçek değişmeyecek. Ne dersen de ne yaparsan yap hislerini değiştirmeye gücün yetmeyecek.”
Sinirle ayağa kalktım. “Ne dememi istiyorsun ne dersem tatmin olacaksın?”
Baran’da ayağa kalktı ve biraz sinir biraz da hayal kırıklığıyla “ Beni sevdiğini.” Dedi ve devam etti "Çünkü ben seni seviyorum.”
Dilim tutulmuştu sanki ne yapacağımı bilemeyip “Benim gitmem lazım dedim ve bir cevap vermesi beklemeden evden çıktım. Çıkarken çıkarken Baran’ın arkamdan seslendiğini duydum. Peşimden mi geliyordu yani?
Daha fazla konuşmaya devam edersem korktuğum şey başıma gelecekti. Ayağımdaki topuklu ayakkabının izin verdiği kadar hızlandım.
Bölüm sonu
(11 sayfa okudunuz :)
(Toplam 85 sayfa)
Roman boyutu (a5 sayfa boyutunda)
...
Bölüm etkileşimi
