Bölümler 9Şu an: SON SAYFADAKİ İSİM
- 1 SON SAYFADAKİ İSİM337 kelime
- 2 SON SAYFADAKİ İSİM256 kelime
- 3 SON SAYFADAKİ İSİM167 kelime
- 4 SON SAYFADAKİ İSİM317 kelime
- 5 SON SAYFADAKİ İSİM468 kelime
- 6 SON SAYFADAKİ İSİM507 kelime
- 7 SON SAYFADAKİ İSİM397 kelime
- 8 SON SAYFADAKİ İSİM301 kelime
- 9 SON SAYFADAKİ İSİM361 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
EPİLOG: SESSİZLİĞİN SAYFASI
Fırtına dindiğinde, koruluktaki rüzgârın sesi bile bıçak gibi kesilmişti. Grounded, ıslak toprağın kokusu havada asılı kalırken; sisin arasından süzülen ilk cılız ışık hüzmesi Lâl Koleji'nin soğuk duvarlarına vuruyordu.
Aylin dizlerinin üzerinde, çamurun içinde hareketsizce oturuyordu. Bir zamanlar her şeyi kontrol edebileceğini sanan o güçlü kadından geriye sadece kırılmış, tükenmiş bir anne kalmıştı. Gözleri boşluğa bakıyor, dudaklarından sadece tek bir kelime dökülüyordu: "Özür dilerim..."
Yanına doğru yavaş bir adım attım. Ellerim titriyordu ama artık korkudan değil, zihnimdeki o yıllardır süren amansız savaşın bitmesinden kaynaklanan derin bir yorgunluktandı. Deniz’in yok olduğu yere baktım. Aslında hiçbir yere gitmemişti; o hep buradaydı, içimdeydi. Sekiz yıl boyunca karanlıkta tutulan, acı çeken, öfkelenen yanım... Artık onunla savaşmıyordum. Onu kabul etmiştim.
Aras yanıma yaklaştı. Yağmurdan ıslanmış saçları alnına yapışmıştı. Gözlerindeki o her zamanki gizemli ve korumacı bakış yerini derin bir hüzne bırakmıştı.
"İyi misin?" diye fısıldadı. Sesi öyle alçaktı ki, sanki sesini biraz yükseltse bu anın büyüsü bozulacak ve ben yeniden bir rüyanın içine düşecektim.
"Bilmiyorum Aras," dedim, gözlerimden süzülen son yaş damlasını silerek. "Yıllarca bir hayatım olduğunu sandım. Arkadaşlarımla güldüğümü, doğum günlerimde mumları üflediğimi, anneme sarıldığımı hatırlıyordum. Ama hepsi bir senaryoydu. Benim gerçek çocukluğum... bu okulun soğuk koridorlarında, 314 numaralı odanın yalnızlığında geçmiş."
"O anılar çalıntı olabilir Defne," dedi Aras, elimi nazikçe tutarak. "Ama şu an hissettiğin acı, durduğun yer ve yürümek zorunda olduğun gelecek... İşte onlar tamamen sana ait."
Yavaşça yere eğildim. Yağmurdan sırılsıklam olmuş o kırmızı kapağı, kelebek işlemeli günlüğü elime aldım. Cildi yıpranmış, sayfaları ıslanmıştı ama üzerindeki o son isim halâ netliğini koruyordu.
Günlüğü göğsüme bastırdım. Kalbimin ritmi, zihnimdeki çınlamayı nihayet susturmuştu.
314 numaralı odadaki o boş çerçeveye ilk baktığımda, orada unuttuğum bir geçmişi bulacağımı sanmıştım. Oysa ben orada kaybettiğim ruhumu, Deniz'i bulmuştum. Bazı hikâyeler mutlu sonla bitmezdi; bazı hikâyeler sadece gerçeğin acımasız ve çıplak ağırlığıyla son bulurdu.
Gözlerimi kapattım. İçimdeki o tanıdık fısıltıyı son bir kez duydum. Deniz’in sesiydi bu:
“Artık korkma. Ben senin karanlığındım, sen de benim ışığım oldun. Şimdi yaşa... İkimizin yerine de yaşa.”
Rüzgâr son bir kez yaprakları savurdu. Bir hikâye bitmiş, ama ilk kez kendim olarak nefes almaya başlamıştım.
Gözlerimi açtım ve Aras'a bakıp buruk bir tebessümle fısıldadım:
"Son sayfayı çevirdik Aras. Artık eve dönme vakti."
Bölüm etkileşimi
