Bölümler 9Şu an: SON SAYFADAKİ İSİM
- 1 SON SAYFADAKİ İSİM337 kelime
- 2 SON SAYFADAKİ İSİM256 kelime
- 3 SON SAYFADAKİ İSİM167 kelime
- 4 SON SAYFADAKİ İSİM317 kelime
- 5 SON SAYFADAKİ İSİM468 kelime
- 6 SON SAYFADAKİ İSİM507 kelime
- 7 SON SAYFADAKİ İSİM397 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 SON SAYFADAKİ İSİM301 kelime
- 9 SON SAYFADAKİ İSİM361 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
7. BÖLÜM: SISLI TÜNEL VE NİHAİ KANIT
Tünelin içi katran gibi karanlık ve soğun ortasında yankılanan nefes seslerimizle doluydu. Havalandırma kanallarından sızan su damlaları omzuma düşüyor, toprağın kokuşmuş hissi genzimi yakıyordu. Aras en önde, elindeki zayıf fenerin ışığıyla yolu açmaya çalışıyor; ben ve Deniz ise hemen arkasından birbirimizin gölgesine tutunarak ilerliyorduk.
"Çok az kaldı," diye fısıldadı Aras. "Bu tünel okulun arkasındaki eski göletin kenarındaki koruluğa çıkıyor. Eğer oraya ulaşırsak annenin adamları bizi bulamaz."
Deniz elimi sıkıca tuttu. Tırnakları avucuma batıyordu ama bu acı beni zihnimdeki o büyük karmaşadan çekip alan tek gerçek şeydi. "Bize ulaşmalarına izin vermeyeceğiz," dedi kararlı bir sesle. "Kırmızı günlüğün son sayfasındaki şifreyi çözmeden hiçbir yere gitmiyorum."
"Şifre mi?" diye sordum, koşar adım ilerlerken.
"Defterin en son sayfasında bir harita ve bir dijital erişim kodu var," dedi Deniz. "Aylin'in 'Silinmiş Anılar Projesi'ne ait tüm dijital yedekleri topladığı gizli sunucunun adresi. Eğer o kodu sisteme girersek, sadece bizim değil, yıllardır bu okulda zihni manipüle edilen onlarca çocuğun dosyası ortalığa saçılacak."
Tam o sırada tünelin yukarısından bir patlama sesi yankılandı. Tavan sarsıldı, üzerimize çamur ve taş parçaları yağdı. Tünelin giriş kapısını patlatmışlardı.
"Hızlı olun!" diye bağırdı Aras.
Tünelin sonundaki demir ızgaraya ulaştığımızda Aras gövdesiyle ızgaraya yüklendi. Yılların paslandırdığı kilit çatırdayarak kırıldı ve kendimizi dışarıdaki fırtınanın ve sağanak yağmurun ortasında bulduk. Yağmur yüzümüzü döverken sisin içinde Lâl Koleji'nin o heybetli ve kasvetli silüeti yükseliyordu.
Ama koruluktan çıkmamıza fırsat kalmadan, karanlığın içinden üç siluet belirdi.
En önde duran kişi, elinde siyah bir şemsiyeyle annem Aylin’di. Yanında ise okulun güvenlik kıyafetlerini giymmiş iki iri yarı adam duruyordu.
"Yolun sonuna geldiniz çocuklar," dedi annem. Sesi fırtınanın gürültüsünü aşarak buz gibi bir tonla kulaklarımıza ulaştı. "Defne, Deniz... İkiniz de buraya ait değilsiniz. O elinizdeki defteri bana verin ve bu saçmalığa bir son verelim."
"Asla!" diye öne atıldı Deniz. "Beni sekiz yıl boyunca bir hücrede, bir gölge gibi sakladın! Ona ise bir yalan sattın! Sen nasıl bir annesin?"
Aylin'in yüzünde anlık bir acı ifadesi belirdi ama hemen ardından o soğuk, profesyonel maskesini tekrar takındı.
"Ben sizi kurtardım!" dedi sertçe. "O gün, 12 Ekim 2012'de geçirdiğiniz o korkunç kazada ikinizin de zihni parçalanmıştı. Birinizi kurtarmanın tek yolu anıları tek bir bedene toplamaktı! Eğer bunu yapmasaydım ikiniz de zihinsel olarak yok olacaktınız!"
Gözlerimden akan yaşlar yağmur suyuna karışıyordu. "Peki hangimiz gerçekti anne?" diye bağırdım. "Hangimizin yaşamaya hakkı vardı?"
Aylin bana baktı. Gözlerinde derin bir pişmanlık vardı. "İkiniz de benim kızımdınız... Ama seçim yapmak zorundaydım."
Bölüm etkileşimi
