Bölümler 9Şu an: SON SAYFADAKİ İSİM
- 1 SON SAYFADAKİ İSİM337 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 SON SAYFADAKİ İSİM256 kelime
- 3 SON SAYFADAKİ İSİM167 kelime
- 4 SON SAYFADAKİ İSİM317 kelime
- 5 SON SAYFADAKİ İSİM468 kelime
- 6 SON SAYFADAKİ İSİM507 kelime
- 7 SON SAYFADAKİ İSİM397 kelime
- 8 SON SAYFADAKİ İSİM301 kelime
- 9 SON SAYFADAKİ İSİM361 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1. BÖLÜM: BOŞ ÇERÇEVE
Lâl Koleji’nin devasa ahşap kapısından içeri adım attığımda, nemli toprak kokusuna karışmış eski kağıt ve rutubet kokusu yüzüme çarptı. Burası sıradan bir lise değildi; yüksek taş duvarları, kasvetli mimarisi ve pencerelerine çöken sisle geçmişin ağır yükünü taşıyan bir mabetti adeta.
Ben Defne Yılmaz. Buraya gelene kadar hayatımın gayet net ve sıradan olduğunu sanıyordum. Ancak buradaki ilk saatimde, zihnimdeki o netliğin sadece bir ilüzyondan ibaret olduğunu anlayacaktım.
314 numaralı yatakhaneye doğru yürürken, koridorun duvarlarındaki eski mezunların ve okul kurucularının portreleri adeta adımlarımı takip ediyordu. Koridorun tam sonundaki büyük duvarın önünde durdum. Orada, diğerlerinden farklı olarak içerisi boş, pirinç kaplama ağır bir çerçeve asılıydı.
Çerçevenin altındaki küçük metal plakaya gözüm kaydı. Kalbim bir an için ritmini kaybetti.
Defne Yılmaz - 12 Ekim 2012
"İmkânsız..." diye fısıldadım kendi kendime. 2012 yılında ben henüz sekiz yaşındaydım ve bu şehirden kilometrelerce uzaktaydım. Ya da ben öyle sanıyordum.
"Gördüklerine inanmak için acele etme," dedi arkamdan gelen derin ve pürüzsüz bir ses.
Hızla arkama döndüm. Karşımda, koyu renk saçları alnına düşmüş, keskin bakışlı bir çocuk duruyordu. Yüzündeki ifade, gerçeği arayan ama bulmaktan korkan birinin ifadesiydi.
"Sen de kimsin?" dedim, sesimin titrememesine gayret ederek.
"Ben Aras," dedi sessizce, gözlerini çerçevenin üzerindeki ismimden ayırmadan. "Ve eğer o odaya, 314'e gidiyorsan... Bilmen gereken ilk şey, bu okulda geçmişin asla geçmişte kalmadığı."
Aras bir şeylerden çekiniyor gibiydi. Bana yardım etmek istiyor ama bir yandan da bir şeyleri gizlemeye çalışıyor gibi bir hâli vardı. Cebinden çıkardığı 314 anahtarlıklı eski demir anahtarı bana uzattı.
Odaya girdiğimde beni karşılayan şey bir çalışma masası ve masanın üzerinde duran, üzeri kelebek işlemeli, etrafı kırmızı iplerle sarılmış kalın bir günlük oldu. Günlüğün hemen yanında duran yıpranmış fotoğrafta üç çocuk vardı: Biri Aras’a benziyordu, diğer ikisi ise birbirinin birebir kopyası olan iki kız çocuğuydu.
Fotoğrafın arkasında el yazısıyla şu cümle yazılıydı:
“Birimiz unutursa, diğer ikisi hatırlayacak...”
Tam o sırada pencerenin camında bir karartı belirdi. Dışarıda, yağmurun altında duran ve tıpkı bana benzeyen bir kız çocuğu duruyordu. Benim yüzüm, benim gözlerim... Deniz.
Peki ya ben gerçekten Defne'ysem, hatırlamadığım bu anıların sahibi kimdi?
Bölüm etkileşimi
