SON SAYFADAKİ İSİM kitap kapağı

5. bölüm / 9

SON SAYFADAKİ İSİM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: SON SAYFADAKİ İSİM

5. BÖLÜM: KAYIP ZİHNİN İZLERİ
​Kütüphanenin alt katına inen merdivenler, yıllardır ayak basılmamış gibi toz ve örümcek ağlarıyla kaplıydı. Her adımımızda ahşap basamaklar gıcırdıyor, sessizliği bir bıçak gibi kesiyordu. Aras elindeki feneri öne doğru tutarak bana yol gösteriyordu. Fenerin ışığı, duvarlardaki eski tablo izlerine ve çürümeye yüz tutmuş kütüphane raflarına vuruyordu.
​"Annen Aylin..." dedi Aras, yürürken sesini olabildiğince kısarak. "O sadece senin annen değil. O, 2012 yılındaki bu projenin baş araştırmacısıydı."
​Durakladım. Göğsüme ağır bir taş oturmuş gibi nefesim kesildi. "Ne? Saçmalama! Annem bir doktordu ama..."
​"Annen bir zihin nörologuydu Defne," diye böldü Aras. "Ve o dönemde yürütülen bu deneysel çalışmada, ağır travma geçirmiş çocukların hafızalarını silip onlara yeni bir kimlik kazandırmayı hedefliyorlardı. Ancak projede büyük bir hata yapıldı. İki çocuk üzerinde aynı zihin haritası kullanıldı. Deniz ve sen..."
​"Yani ben... Deniz'in hafızasıyla mı yaşıyorum?"
​"Ya da Deniz senin hafızanla ortalıkta dolaşıyor," dedi Aras. "Bunu dosyadaki son onay sayfasını görmeden anlayamayız. Ve o sayfa, kütüphanenin özel kilitli kasasında."
​Son merdiven basamağını da indiğimizde karşımıza büyük, demir bir kapı çıktı. Kapının üzerinde, tıpkı odadaki anahtarlıkta olduğu gibi büyük harflerle 314 yazıyordu.
​Aras cebinden çıkardığı anahtarı kilit mekanizmasına soktu ve çevirdi. Paslı demirin gıcırtısı geniş salonda yankılandı. Kapı yavaşça açıldığında, içeride bizi bekleyen şey sadece tozlu raflar değildi.
​Odanın ortasındaki tek bir lambanın altında, arkası bize dönük bir şekilde oturan bir kız vardı. Üzerinde tıpkı benimki gibi koyu renk bir ceket vardı. Yavaşça bize doğru döndü.
​Yüzü... yüzümün birebir aynısıydı. Cildindeki benlerin yerinden, gözlerinin rengine kadar her şey benimdi. Ama gözlerindeki bakış... O bakışta büyük bir öfke ve derin bir acı saklıydı.
​"Sonunda geldin, Defne," dedi kız, sesi tıpkı benim sesimdi. "Ya da kendime mi 'Defne' demeliyim?"
​"Deniz..." diye fısıldadım, bir adım geri atarak.
​"Bana verilen bu ismi nefretle taşıyorum," dedi Deniz masadan kalkarak. Elinde kapağı yıpranmış, kırmızı ipleri çözülmüş bir defter tutuyordu. "Annemiz olacak o kadın, benim sekiz yılımı çaldı. Sana sıcak bir yuva, gerçek olmayan güzel anılar verdi. Beni ise bu okulun karanlık duvarları arasında, silinmiş bir hayalet olarak bıraktı!"
​Deniz elindeki defteri bana doğru fırlattı. Defter ayağımın dibine düştü. Sayfalar açıldığında, içinde küçüklüğüme ait fotoğraflar, okul karneleri ve çizdiğim resimler saçıldı. Hepsinin üzerinde kırımızı kalemle atılmış devasa bir çizik vardı.
​"O fotoğraflardaki kız sen değildin," dedi Deniz, adımlarını bana doğru atarak. "O anıların hiçbiri sana ait değil. Sen sadece bir kopya, başarılı olmuş bir deneyden ibaretsin."
​Aras araya girmeye çalıştı: "Deniz, dur! Onu suçlayamazsın, onun hiçbir şeyden haberi yoktu!"
​"Haberi olmaması gerçeği değiştirmez Aras!" diye bağırdı Deniz. "Bugün bu hikâye bitecek. Son sayfadaki isim kiminse, gerçek hayatı o yaşayacak."
​Zihnimdeki sis perdesi aniden aralanır gibi oldu. Kafamın içinde keskin bir ağrı belirdi. Çocukluğuma dair hatırladığım ilk anı... Bir doğum günü pastası, üflediğim mumlar... Ama pastanın arkasındaki aynada iki çocuk yansıması vardı. İkisi de aynı anda mumlara üflüyordu.
​Ben sadece bir kişi değildim. Biz her zaman iki kişiydik.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…