3. bölüm / 7
Siyah Yemin- Külün HatırladığıBölüm 2- Veyra Malikânesi
Bölümler 7Şu an: Bölüm 2- Veyra Malikânesi
- 1 GİRİŞ320 kelime
- 2 Bölüm 1- Ölülerin Mektupları506 kelime
- 3 Bölüm 2- Veyra Malikânesi916 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Bölüm 3- 7 Kişilik Masa1.940 kelime
- 5 4.BÖLÜM- Küllerin Altındaki İz2.273 kelime
- 6 BÖLÜM 5- Güvenin Bedeli1.759 kelime
- 7 6.BÖLÜM- Kırılan Sessizlik4.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı evler terk edilmezdi.
İçlerinde saklanan sırlar, sahiplerinden daha uzun yaşardı.
Veyra Mâlikanesi de onlardan biriydi.
Lalin, siyah arabanın arka koltuğunda oturmuş, sislerin arasından yavaşça beliren demir kapıya bakıyordu. Elindeki fotoğrafın kenarları parmaklarının arasında kıvrılmıştı. Fotoğraftaki sekizinci çocuğun yüzü artık bulanık değildi.
Miran Veyra.
İkiz kardeşini hatırlayabilmişti.
Oysa ona hayatının16 yılı boyunca var olmadığı söylenilmişti.
Telefonunun ekranı aniden aydınlandı.
Bilinmeyen Numara: Kapıya geldiğinde arkana bakma. Seni buraya getiren kişinin kim olduğunu bilmiyorsun.
Lalin şoförü Daniel’e döndü.
“Buraya gelmemizi kim istedi Daniel?”
“Bana yalnızca sizi malikâneye getirmem söylendi, hanımefendi. Eski arşivci Noyan Veyl tarafından. Bu konu hakkındaki malumatım bu kadar efendim.”
Lalin’in içindeki huzursuzluk gittikçe büyüyordu.
Ailesinin geçmişine dair kayıtları bilen tek kişi olduğunu iddia eden deli olduğunu düşündüğü adam. Lalin onunla daha önce hiç karşılaşmamıştı ama adını, kendisine gösterilen belgelerin üzerinde görmüştü.
“Beni tanıyor mu Daniel?”
Daniel cevap vermedi. Daha fazla konuşursa başına bir iş gelecekmiş gibi tavırları vardı. Araba durdu. Lalin kapıyı açıp indiğinde içine bir ürperti girdi. Yüzüne çarpan keskin soğukla afalladı. Malikânenin kapıları aralanırken içeriden tek bir ışık bile görünmüyordu.
Gökyüzünde dolunay yükseliyordu.
Telefonuna bir mesaj düştü.
Bilinmeyen Numara: Çıktığın basamaklardan birinde bir sembol var. Ona dikkatli bak sana bir şey hatırlatacak mı?
Lalin başını kaldırdı. Basamakları çıkarken tam 8. basamağa geldiğinde durdu. Sekizinci basamak diğerlerinden farklıydı. Taşın üzerine birbirine dolanmış sekiz çizgiden oluşan bir işaret kazınmıştı. Sekizinci basamak… Sekiz işaret… Bir anlamı olmalı diye geçirdi içinden.
Lalin eğilip işaretle dokunduğu anda zihninin içinden bir ses geçti.
Lalin, koş!
Bir çocuk sesi.
Tanıdık, huzurlu ama bir o kadar hatırlayamadığı kadar uzak.
Elini hızla geri çekti.
“Kim var orada?”
Cevap gelmedi.
Arkasındaki kapılar gürültüyle kapandı. Lalin irkildi ve geri dönüp kapıya koştu. Kapıyı ittirmeyi denedi fakat kapılar açılmayınca sövüp çaresizce geri döndü. Tam o sırada malikânenin giriş kapısı açıldı.
Eşikte duran genç adamın yüzünde en ufak bir şaşkınlık yoktu. Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, sanki Lalin’i uzun zamandır bekliyormuş gibi ona bakıyordu.
“Geç kaldın.”
Kim olduğunu anlamadığı adam ona bakmaya devam etti. Lalin’in konuşmayacağını anlayınca konuşmaya giriş yapan o oldu.
“Ben Demir Koral.”
“Beni tanıyor musun?”
“Adını biliyorum. Tanımakla aynı şey değil.”
“İyi senin gibi kaba birinin beni tanımaması çok daha iyi olmuş desene.”
Demir alaycı bakışlarıyla Laline bakmaya devam etti tam o sırada bakışları elindeki fotoğrafa kaydı. Gergin bir şekilde Laline baktı.
“Onu nereden buldun?”
“Bu seni ilgilendirmez.”
“Yalnız küçük hanım buraya o fotoğraf için geldiysen, sandığından daha büyük bir sorunla karşı karşıyasın.”
Lalin fotoğrafı göğsüne bastırdı.
“Kimden bahsediyorsun?”
Demir cevap verecekken içeriden başka bir ses duyuldu.
“Demir, misafirimizi rahatsız etmeyi ve sorguya çekmeyi bırak.”
Merdivenlerin başında duran genç adam ağır adımlarla aşağı indi. Kusursuz bir duruşu, ölçülü bir gülümsemesi vardı. Lalin’in anlık içi gitti. Lalin’e baktığında sanki onun hakkında çoktan bir karara varmıştı.
“Aren Vardar.” Dedi. “ Veyra Mâlikanesine hoş geldin.”
Demir Aren’e çok garip bir şekilde baktı, kıskançlık gibiydi. Lalin bu bakışı fark etsede istifini bozmadı. Aren hoş çocuk diye düşündü içinden. Demirin kabalığına kıyasla heleki. Kafasındaki düşüncelere bir son verip konuşmaya başladı.
“Beni bekliyor muydunuz?” dedi şaşkın bir şekilde.
Aren’in gülümsemesi genişledi.
“Burada herkes birini bekliyor.”
Lalin bu cevaptan hiç hoşlanmadı.
İki genç adam da sustu.
O küçücük sessizlik, Lalin’in bütün cevaplardan daha fazla korkmasına yetti.
Aren merdivenlerden bir basamak daha inip Lalin’e doğru eğildi.
“Miran Veyra diye biri yok.”
Lalin’in gözleri doldu, yüzü gerildi.
“Fotoğrafta gördüm.”
“Fotoğraflar yalan söyleyebilir.”
“İnsanlar da.”
Aren’in gülümsemesi silindi.
İlk kez birbirlerine gerçekten baktılar.
Sonra mâlikanenin üst katından bir kapı çarptı. Ardından cam kırılma sesi geldi.
Demir anında merdivenlere yöneldi.
Aren’in yüzündeki sakinliğin yerini endişe almıştı.
“Burada kal.” Dedi Lalin’e .
Lalin arkasından seslendi.
“Bana ne olduğunu söylemeden hiçbir yerde kalmıyorum ve hiçbir yere gitmiyorsunuz!”
Ama ikisi de çoktan gözden kaybolmuştu. Lalin birkaç saniye bekledi.
Sonra elbette onların sözünü dinlemedi ve peşlerinden gitti.
Merdivenleri çıkıp üst kata yöneldi. Koridorun sonunda aralık bırakılmış bir kapı vardı. İçeriden loş bir ışık sızıyordu.
Kapıyı itti.
Oda, eski fotoğraflar ve sararmış belgelerle doluydu. Küf kokuyordu. Duvarın ortasında 7 daireden oluşan büyük bir sembol vardı. Her dairenin içinde farklı bir işaret bulunuyordu.
Lalin’in gözleri sembolün altındaki yazıya takıldı.
Yedi kişi hatırlayacak. Sekizinci kişi hatırlatacak.
Yazının altındaki isim Lalin’in tüylerinin ürpermesine sebep oldu.
Miran.
Masadaki dosyayı açtı. İlk sayfada yedi çocuğun isimleri sıralanmıştı. İkinci sayfada ise mürekkebi dağılmış tek bir cümle vardı.
Ritüel tamamlandığında çocuklardan biri unutulacak.
Lalin fark etmeden elini yumruk yapmış gözlerini kapatmıştı. Çünkü öğrendiği gerçekler canını yakıyordu.
Arkasından bir ses geldi.
“Bu dosyayı kapatmalısın.”
Lalin hızla döndü.
Kapıda duran genç adamı daha önce hiç görmemişti. Koyu renk paltosu, sakin bakışları ve yüzündeki anlaşılması güç ifade onu diğerlerinden ayırıyordu.
“Sen kimsin?”
“Mírale Aster.”
“Burada ne arıyorsun?”
Mirael’in bakışlarını dosyaya kaydı.
“Senin bulmaman gereken şeyleri arıyorum.”
Lalin dosyayı kapatmadı.
“Beni tanıyor musun?”
Mirael bir süre cevap vermedi. Sonra gözlerini onun gözlerine dikti.
“Evet .”
Lalin’in kalbi hızlandı.
“Nereden?”
Mirael’in yüzünden kısa süreli bir acı belirdi.
“Sorunda bu zaten, Lalin sen beni hatırlamıyorsun.”
Lalin şaşkın gözlerle baktı. İsmini nerden biliyordu.
Koridordan ayak sesleri duyuldu.
Mirael kapıya baktı, sonra yeniden Lalin’e döndü.
“Buradan çıkmalısın. Şimdi.”
“Neden?”
“Çünkü Noyan Veyl sana bütün gerçeği anlatmayacak.”
Lalin’in yüzü değişti.
“Onu nereden tanıyorsun?”
Mirael eliyle dosyayı işaret etti.
“Arka sayfaya bak.”
Lalin dosyayı çevirdi.
Sayfanın altına küçük harflerle tek bir not düşülmüştü.
17 Ekim 2010 gecesi orada bulunanlardan biri, öldüğü sanılan kişidir.
Lalin başını kaldırdığında Mirael gitmişti. Kimdi bu gizemli çocuk? Lalin kafasındaki düşüncelerle boğuşuyordu.
Koridor sessizdi.
Telefonu yeniden titredi.
Bilinmeyen numaradan gelen mesaj Lalin’in boğazını düğümlemişti.
Bilinmeyen Numara: Aren’e sakın güvenme. O gece oradaydı.
Lalin ekrana baktı.
Ardından kapının arkasından gelen sesi duydu.
“Lalin?”
Aren’di.
Ve bu kez yüzündeki etkileyici gülümsemeden eser yoktu.
Bölüm etkileşimi
