33-FARKLI BİR CAN

Vaveyla Yazarı: Sena Zek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 33-FARKLI BİR CAN

Mutfakta Neslihan'a yardıma girdiğimde Can ve Taner salonda baş başa kalmıştı. Neslihan salatalık malzeme doğruyordu.
"Kolay gelsin." dedim her zamanki sertliğimden uzak durmaya çalışarak.
"Teşekkür ederim" dedi Neslihan amaç bir gülümsemeyle.
"Ben ne yapayım?" diyerek ellerimi ovuşturduğumda gözleriyle hemen yanımdaki dolabı gösterdi. "Oradan tabak alabilirsin."
Neslihan'ın talimatlarıyla mutfak masasını hazırlarken Can ve Taner de yanımıza geldiler. Can elleri Taner'in omzumdayken "Evet, bu evin hanım bireylerini yalnız bırakmamız lazım. Biz neler yapabiliriz?" dedi.
Neslihan "Bak sen şunlara, Taner Bey bana hep yardım eder zaten, değil mi?" diyerek dolu dolu bir gülücük attı oğluna.
Taner dolu masaya göz atıp "Masayı ben hazırlardım ama Sıla abla erken davranmış." derken yüzü biraz düştü. Duvar kenarındaki sandalyeyi çekip "Bugün Taner Bey dinlensin dedim. Gel bakalım." dememle gözlerini devirerek yanıma geldi ve sandalyesine oturdu.
Can "Delikanlı, ne bu surat! Karadeniz'de gemilerin mi battı?" derken ortadaki salatanın kenarından bir domates parçası attı ağzına.
Taner ellerini masaya koyup gözlerini kısarak "Can ağabey, ayaküstü elle yenmez, bu ayıp bir hareket" dediğinde elimi havaya kaldırdım. "Ben hep diyorum ama laf anlatamıyorum. Çak Taner!" dediğimde havadaki elime attığı şaplak havayı titretti.
Dudakları keyifle kıvrıkken gözlerini kıstı Can. "Ne zaman söyledin? Sanki ben hep salata aşırıyorum."
"Hep aşırdığın salata değil belki ama ayıbı, edebi her zaman bilemiyorsun." dedim kendimden emin sesimle.
Can'ın kaşları kalkarken "Bak sen!" dedi, hayret dolu sesiyle.
Neslihan'ın "Hadi oturun, çorbalar geliyor." emriyle hazır asker gibi yerlerimize yerleştik. Neslihan şehriye çorbası dolu kaseleri teker teker önümüze koyduğunda aç kurtlar gibi yemeye başladık bile. Gözlerim Taner'e daldığında gördüğüm şey; küçük dünyasında annesine zorluk çıkarmamaya çalışan bir çocuğun, kendine yetme çabasıyla karnını doyurmasıydı. Bakışlarının bu yaşlardaki bir çocuğun hırçınlığından uzak oluşu bende sadece bir anlayış hissi uyandırmakla kalmadı; kriz çıkarmayan bu uysal hali bana fena halde tanıdık gelirken, bu boşanma olayında Taner'in içten içe annesine acıdığını da hissettim.
Aklıma üşüşen düşüncelerden sıyrılmak için bilerek ama istemeden olmuş süsü vererek Can'ın bacağına vurdum.
Can ne olduğunu anlamak ister gibi başını kaldırdığında çorbası zaten bitmişti ve bakışlarında hiçbir şey anlamadığını belli eden bir ifade vardı.
Ben omuz silkerek çorbamın dibini sıyırırken Neslihan el çabukluğuyla Can'ın yemeğini koymuştu.
Can yemeği gelince beni unutup hızla yemeğe daldı. Onun bu pervasız açlığını izleyen Taner kıkırdamasını tutamadı. Ben de ona eşlik etmekten kendimi alıkoymadım. Neslihan aynı hızla benim dolu tabağımı önüme koyarken "Niye gülüşüyorsunuz?" diyerek neşemize eşlik etti.
Taner'in "Can ağabey, goril gibi yiyor" demesiyle ağzımdaki lokmayı püskürtmemek için kendimi zor tuttum.
Neslihan kendi tabağını da alırken sesini daha ciddi bir tona bürüdü. "Ama bir insana goril gibi demek hoş değil" dediğinde Taner ayaklarını sallayarak "Uf " dedi ve çorbasının dibini sıyırdı. Neslihan onun da tabağını doldurduğunda Can'ın yemeği bitmişti. "Ee, Taner, erkekler hızlı yiyor biraz. Avcı refleksleri..." dedi Can tabağın dibini ekmekle sıyırırken. İşi bitince sıcacık bakışlarını Neslihan'a dikerek "Eline sağlık Nesli'm. Özlemişim yemeklerini." dediğinde Neslihan başını gözlerindeki ışıkla beraber yana hafifçe eğdi. "Afiyet olsun kardeşim."
"Ee, Can, kadınlarda avcılık yok muydu? Bu hızlı yeme refleksi niye bizde yok?" diye atıldım.
Can bakışlarını bir Neslihan'da bir bende gezdirdikten sonra hafif öne eğilirken gözleri ışıldadı. "Kızlar kusura bakmayın, siz biraz feminist feminist geziyorsunuz ama atalarınız evde çocuk bakıyordu. Biz de mamut sırtlayıp sizin önünüze atıyorduk. 'Al hatun, aş edesin' diyorduk."
Ayağına bir tekme atıp "Feministmiş..." dedikten sonra Taner'e döndüm. "Görüyor musun Taner, şunun saçma tespitlerini? Goril bile bence daha medeni" dediğimde Neslihan bize dudağını dişleyerek göz gezdirdi. Can tekrar tekme yememek için ayağıyla ayağımı yere sabitlerken sıcaklığı ayağımdan başıma sıçradı.
Can "Feminizm modernizm mi? Ne demek bu?" derken ellerini çenesinin altında birleştirdi ve sırıtışından keyfinin yerinde olduğu belliydi.
Başımı yemeğe eğerek son lokmamı yutmadan önce fikrimi onlara sundum.
"Hayır, ben feminist olarak tanımlamıyorum kendimi. Öyleyim ya da değilim. İnsanları kategorize etmek çok yanlış. Hepimiz insanız."
Can yüzüne inanmaz bir ima yerleştirip "Hümanistsin yani. Sen?" dediğinde Neslihan araya girdi.
"Can, böyle dar kafalı olduğunu bilmiyordum." dedikten sonra kınar gibi cıklarken bana dönüp göz kırptı. Ayağımı sıkıştığı kapandan hızla çekip gözlerimi Can'a diktim. "Can'ın dar kafalı olmadığını hepimiz biliyoruz. Bizi kızdırmaya çalışıyor." dediğimde Taner araya girdi. "Sizi niye kızdırmaya çalışıyor?"
Neslihan "Canı kavga istemiş Taner. Sizin sınıfta da Kuzey var ya herkesle kavga ediyor. O konuşmak bilmiyor, kendini kavgayla anlatıyor demiştim ya hatırlıyor musun? Can ağabeyin konuşmayı biliyor ama bizi kızgın görmek hoşuna gidiyor." dedikten sonra Can'a döndü. "Benim yanımda çocukluğuna döndü." dediğinde Can anlaşılmış olmanın verdiği hazla gözlerini kırpıştırdı.
"Var ya, annem yoktu ama olsaydı senin gibi olmasını isterdim. Anne deyince aklıma gelecek ilk insansın." derken gözlerinin buğulandığını gördüm. Ellerini Neslihan'ın elinin üstüne koyarken o çocuksu şefkat isteyen ifade belirdi yüzünde.
"Bana masallar okurdun, başımı okşardın. Okuldaki çocuklar beni ittirdiğinde hemen yanına koşardım, hatırlıyor musun? Patlayan dizlerimi temizlerken benimle ağlardın."
Can konuşurken Neslihan'ın gözleri de sulanmaya başlamıştı. Taner koruma içgüdüsüyle annesine sarılırken Can'ın titrek bakışlarını kendime çekip susması için Taner'i gösterdim. Çocuğun o ürkmüş ve sinmiş haline bakıp iç çekti Can.
"Taner, iyi misin bebeğim?" diyerek çocuğun sırtını sıvazladı Neslihan. Taner başını annesinin kolundan kaldırmadan "Sen ağlama anne. Ben sana kıyamam." dediğinde sesi boğuk çıkıyordu.
Neslihan sesindeki titremeleri Taner'in meraklı bakışlarında kaybetti. "Oğlum, ben üzüntüden ağlamıyorum. Can benim çok eski arkadaşım. Eski günleri özlediğim için ağladım." dediğinde Taner başını kaldırdı. Emin olmak için önce annesinin sonra Can'ın gözlerinde bir şeyler aradı. Can ona sevecen bir göz kırpma yollayınca tehlike olmadığı sinyalini alarak sakinleşti.
"Sana anne olmak çok yakışmış." dedi Can fısıltıyla.
Onun yıkık dökük yanlarını görmek, bana kendi enkazımı unutturmuştu. Ama sırtıma da sanki başka yükler kondurmuştu.
Yemekten sonra Neslihan bana giyinmem için bir şeyler verirken, evde yaşayan yetişkin bir erkek olmadığı için Can’a pijama bulabilmek adına çaresizce çırpındı; Can başını büküp bu yokluğu sessizce kabullenirken, ben de üstümü değiştirmek üzere banyoya sığındım. Üstüme yapışan, belki de üstüme sinen o korkunun kokusunu taşıyan kıyafetleri çıkardıktan sonra, aynadaki yansımama gömdüm tüm sevinçleri. Burnumdaki sürtünmenin bıraktığı yarayı görmemle birlikte, birkaç saat öncesinin kabusu aniden üşüştü zihnime: Üst araması, itilip kakılmak ve silah zoruyla o projeyle uğraşmak, bir anda dizlerimin bağını çözüp ayakta durma gücümü elimden alıverdi. Titreyen ellerimi lavabonun soğuk mermerine dayayarak derin nefeslerle sakinleşmeye çalışsam da adamların o iğrenç hareketleri aklıma geldikçe mideme kasvetli kramplar giriyordu. Şu dar alanda kendimle baş başa kalıncaya kadar, Neslihan ve Taner’in sunduğu o şefkatli yuvada adeta uyuşturmuştum kendimi; ama şimdi o uyuşukluk dağılmış, ben kendimi zihnimin ürettiği o karanlık zindanda yapayalnız bulmuştum.
Kendimde zar zor bir güç bulup aynadaki aksimle yüzleşince keskin bakışlar attım. Banyonun çiçek ferahlığını koklayarak kendimi yaşadığım ana geri getirdim. O adamlar benim şu otuz yıllık ömründe sadece bir günümü işgal ettiğini düşünürsek onların etkisinde kalmak kendime hakaret olurdu.
Tazelenmek için yüzümü yıkadıktan sonra kurulayıp üstümü giyindim. Neslihan ile beden ölçülerimiz yakın olduğu için absürt bir durum ortaya çıkmamıştı. Sadece pembe bir pijama takımıyla olmak garip hissettirmişti. Pembelerin kadını değildim.
Banyodan çıktığımda kimsesiz salonla karşılaştım. Meraklı gözlerle odaları gezdiğimde Taner'i yatağına yatmış, başucundaki Can'ın şefkatli sesiyle okuduğu kitabı dinlediğini gördüm. okuyordu. Neslihan'ı görmek için bakındığımda karşılaştığım sessizlik üzerine salona gidip televizyonu karıştırmaya başladım. Sesini kısıp izleyecek bir şeyler ararken kapının tıkırtısıyla yerimde dikleştim. Antreye çıktığımda Neslihan soluk soluğa elinde poşetlerle eve girmişken gözleri bana takıldı. Gözlerini büyütüp onaylar ifadeyle başını sallarken "Güzel olmuş, yakışmış" dedi. Elindeki poşetleri salona bırakıp ceketini portmantoya astı ve koltuğun birine kendini bıraktı.
"Gece gece, hayırdır?" derken ben de oturdum.
"Can'ı öyle bırakamadım. Pijama almaya gittim." derken nefes aralıkları sıktı. "İyi misin?" diye sordum telaşla.
"Hızla gittim, geldim."
Biraz daha böyle nefes aldıktan sonra yavaş yavaş toparlandı. "Sıla, size burada büyükçe bir yatak hazırlayayım mı, nasıl yapalım?" dediğinde gözlerim büyüdü. Yutkunmak zorunda kaldım. Telaşla "Biz beraber yatmıyoruz." dediğimde gözlerini yumarak elini alnına koydu.
"Kusura bakma, ben siz nişanlı olunca ..." dedikten sonra başını kaldırıp derin bir nefes aldı. "Tamam, biz kız kıza birer kanepe paylaşalım. Can da benim yatağımda yatsın. Olur mu?" dediğinde başımı salladım.
Ayaklandığında ne yapacağını merakla beklemeye başladım. Elinde bir kaç nevresimle geldiğinde gözüme ilk takılan şey mor çarşaf oldu. Ben yerimden fırlarken Can da yanımıza gelmişti. "Neslihan mor çarşaf olmaz," dediğimde Neslihan elindekileri koltuğa bırakıp ellerini beline dayadı. "Nesi var mor çarşafın?" deyince 'Can ile kendimi zevk dolu bir yatakta hayal ederken mor çarşaf vardı' diyemedim. Aklımdan geçen şeyler yüzünden yerin dibine girmek istesem de belli etmem her şeyi mahvedeceği için sakin kalmaya çalıştım. "Olmasın mor. Mümkünse bir burada kaldığımız müddetçe mor olmasın." dediğimde Can'ın anlam veremeyen bakışları üstümde sabitti.
"İyi, mor çarşafı Can'ın yatağına sereriz," dediğinde sesim istemediğim kadar yüksek çıktı. "Olmaz."
İkisi de dik dik bana bakarken derin bir nefes aldım. "Can'a da bana da mor yok. Neslihan eğer sana zorluk olacaksa moru en azından sen kullan." dediğimde birbirlerine baktılar. İçimden geçenleri okumamaları için dua ediyordum.
Can iğneleyici bir sesle "Mor güzel renk aslında." dediğinde gözlerimi büyütüp baktım ona.
"Sus!"
Can uğraşmak istemez gibi kafasını çevirdi.
Neslihan pazardan yeni don almış anne otoritesiyle "Can, şunları bir dene bakalım" dedi. Can heyecanla atılıp poşetleri karıştırmaya başladı.
İçindekilerin ne olduğunu anlayınca eline alıp banyoya yöneldi. O sırada biz de Neslihan'la kendi yataklarımızı hazırladık. "Var bir iş bu mor nefreti altında," derken bıyık altından gülüyordu. Ona laf atmadan da içten içe ne hissettiğimi anladığını düşünerek kendimi yiyordum. Bir yandan da dikkatimi dağıtmak için başka şeyler düşünmeye çalışıyordum ama tek düşündüğüm çarşafın rengiydi.
İkimizin de yatağı hazır olunca Can banyodan çıktı. Üstündeki pamuk pijama takımıyla bütün o sosyallik imajı silinmiş yerini ev erkeğine bırakmıştı. "Kızlar!" diye sahte bir kırıtışla yanımıza geldikten sonra kendi etrafında bir tur döndü. "Nasılım?" derken sesini de inceltmeyi ihmal etmedi.
Neslihan "Kırık bu ya," diyerek elini ağzına götürüp gülmeye başladı. "Kahverengi kareli bir pijamayla nefes kesicisin." dediğimde alay ettiğimi anlayarak başını büktü.
Neslihan gülüşünü sakinleştirmeye çalışırken "Siz delisiniz." derken gözleri üstümüzde pinpon topu gibi gezindi. "Ne yapayım Can? Bu aralarında en iyisiydi." diye de kendini savundu.
Can "Nesli'm sen elinden geleni yapıyorsun. Rahat ol, bana çuval alsan razıyım ben." dedikten sonra bana döndü. "Ama bu cadıdan razı değilim. Müstakbel kocasıyla dalga geçiyor."
O son lafıyla yatak olmuş koltuğa oturdum, düşen yüzümle beraber.
"Sen müstakbel koca deyince, babam ne yapıyor acaba?" dediğimde Can da beni desteklercesine yanıma oturdu.
"Benim de sürekli aklımdalar." dedikten sonra Neslihan'a döndü. "Karakola gitmeden önce onları aradık, saklanın diye. Şimdi ne yapıyorlar merak ediyoruz. Nasıl ulaşabiliriz?"
Neslihan dizimizin dibine çöküp bir elini benim diğer elini Can'ın dizinin üstüne koydu. Bir anne şefkatiyle ellerimizi sarmaladı.
"Bu süreci konuşacağız ama babanların iyi olduğunu düşünüyorum. Aklınıza gelen bir iletişim yolu varsa deneyelim."
Can ile çaresizce birbirimize baktık. Can "Onların dostu yine birbiriydi. Şimdi ikisi birden tehlikede olunca kime sorabiliriz ki?" dediğinde önüme dönüp biraz düşündüm. "Babamın yan komşusu Naciye teyze bilir mi?" dediğimde Neslihan ayağa kalkıp telefonuyla beraber geldi. "Numarasını biliyor musun?" dediğinde hayır anlamında başımı salladım.
Can atıldı. "İnternetten muhtarlığa ulaşırsak sorabiliriz." diyerek Neslihan'a baktı. "İsim verirsek dikkat çekebilir." demesiyle tekrar bakıştık. "Sosyal medyadan bakalım desek, telefonları kapatın dedik." diye söylendi Can.
"Oysa babam çok aktif kullanırdı. Bazen elinden düşmüyordu." diye hayıflandım. Onu normalde hiç arayıp sormazdım. Şu an arayabilmeyi, sesini duyabilmeyi o kadar isterdim ki... Sesindeki ince titremeyle kızım deyişi canlandı zihnimde. Benim aramıza koyduğum mesafelere rağmen bana kıyamayışı, bana bakarken gözlerinde çırpınan kelebekleri hiç olmadığı kadar özlüyordum şu anda.
"Biz bence muhtarlıktan Naciye teyzeyi arayalım. 'Komşun nerde?' diyelim belki bir not vs. bırakmıştır." dedi Can. Sesindeki umut kırıntıları kendini fazlasıyla belli ediyordu.
Neslihan odanın ortasında volta atarken nihayet yarım saatin sonunda Naciye teyzeye ulaşmayı başardı. Telefon açılır açılmaz hoparlöre verip yanımıza çöktüğünde "Kimsiniz, kim aradı?" diye bir ses yükseldi telefondan. "Naciye teyze, komşun not falan bıraktı mı?" dedi Neslihan.
"Sen kimsin?" diye bir ses yükseldi.
"Ben komşunun bir emanetinin bekçisiyim. Not bıraktı mı sana?"
Kısa süren sessizlik üstümüze kar gibi yağarken Naciye teyzenin sesi bir kardelen gibi baş verdi.
"Asayiş berkemal dedi."
Bu sözü duyunca gözlerim sevinçle ışıldadı. Neslihan cevabı bulduğumu anlayınca "Sağol Naciye teyze" deyip kapattı. İkisi de meraklı gözlerini bana dikip sanki daha hızlı duyabilirmiş gibi içime sokuldular. "Babam Yeni mahallede öğretmenlik yaparken Polis Koleji'nde görevli bir Emniyet Müdürü'yle ahbaplığı vardı. Ona gitmişler," dememle Can tuttuğu nefesi bıraktı.
"Güvenli bir yerdeler. Peki o zaman" diyerek ayaklandı ve gülümsemesi genişledi.
Neslihan heyecanlı kıpırtılarla "Sizin adınıza çok sevindim." dedikten sonra ikimizi de süzdü. "Hadi, balkonda hem kahve içelim, hem detaylı konuşalım."
Kahveler önümüze geldikten sonra yudumlarken Neslihan balkon kapısını kapatıp cebinden bir sigara çıkarıp kibarca yaktı. "Bana da bir dal versene!" diyen Can'a ters ters baktım. "Nasıl yani? Sen sigara mı içiyorsun?"
"Sosyal içiciyim ben. Aramam normalde" diyerek çakmağı profesyonelce aldı ve çak sesi eşliğinde sigarasını tutuşturdu. İlk nefesi içine susuz kalmış gibi çektikten sonra dışarıya kuvvetli bir nefesle üfledi. Bütün bu hareketler esnasında arka fonda arabesk bir müzik çalıyor ve Can yarım kalan aşkını hatırlayıp efkarlanıyor gibi görünüyordu. "Pes, gerçekten pes!" diyerek kahvemden yudum aldığımda Neslihan benim şaşkınlığıma inanmayarak ikimize de dik dik baktı. "Ne yani, üç hafta sonra evleniyorsunuz ve birbirinizin ne yaptığından haberiniz yok mu?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18