5. bölüm / 7
Sırrını Biliyorum5. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.079 kelime
- 2 2. Bölüm1.127 kelime
- 3 3. Bölüm909 kelime
- 4 4. Bölüm1.411 kelime
- 5 5. Bölüm1.425 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm1.342 kelime
- 7 7. Bölüm1.177 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölümü şarkı eşliğinde okumanızı tavsiye ederim❣️.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
noiryn: Kış geldiği için o kadar mutluyum ki...
sereine: Yazın günahını alıyorsun!
noiryn: Yazın güzel olan ne var ki?
sereine: Kum, plaj, deniz, dondurma, soğuk içecekler ... Daha saymamı ister misin?
noiryn: Denize girmek dışında hepsini kışın da yapabilirsin. Hatta belki denize de girebilirsin?
Aslında ben de yaz mevsiminden pek hoşnut değildim. Ama Noiryn ile uğraşmak hoşuma gidiyordu. Ben tam bir kış insanıydım!
sereine: Kışın denize girmek mi???
noiryn: Evet, ne var bunda?
sereine: Söz ver gireceğine.
noiryn: Söz lan, gireceğim.
Girmesine asla müsaade etmeyecektim.
sereine: Seni ben atacağım Noir :))
noiryn: Sono bon otocoğom noor:((
sereine: Noor çok komik oldu ya.
noiryn: Dimi? Sana doyum olmaz ben spora kaçıyorum.
sereine: Ah tabi Noir ve gece sporları... Pardon NOOR!
Noiryn ile olan sohbetimden çıkıp sınıf grubuna gelen yeni mesajları okumaya başladım.
ÖDEV NEYDİ???
Fatih: Özge Hoca mesaj atmış konuları bekliyorum diye. Lan daha hiçbiriniz atmadınız mı?
Berk: Daha seçmedik ki oğlum. Pertim çıktı bugün. Yarın bize gel seçelim hem bir iki el oyun oynarız.
Ata: Buraaaaaaaak
Ece: Ben ve Berna dizileri seçtik, saat geç oldu diye atmadık hocaya. Yarın atacağız.
Burak: Ata bağırma lan. Hangi dizi Ece? Dizi mi seçecektik?
Grup sohbetinden çıkıp Aras ile olan sohbete girdim. Mesaj yazacakken vazgeçip aramaya karar verdim. Telefon ikinci çalışta açıldı. "Alo?" dedi. Ne diyeceğimi bilemeyip aradığıma pişman olmuştum. "Alo Aras? Şeyi soracaktım. Konu seçecektik ya..." saçmalıyordum. "Bende tam sana yazaktım. Yarın müsait misin? Bize gel istersen." müsaittim ama çekinmiştim. "Olabilir, sen de gelebilirsin, yani bize." konuştukça batıyordum. "Yarın bakıcı izinli yani Asya'nın yanında durmam lazım. O yüzden seni çağırdım." dedi tane tane açıklayarak. "Aa tamam o halde. Kaçta geleyim?" konuşmanın başından beri kurduğum en mantıklı cümle buydu. "Ne zaman istersen." dedi. Öğlene doğru gidebileceğimi söyleyip kapattım. Duş almak üzere banyoma girdim.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
"Gülfidan Teyze, babam yok mu?" sabah erkenden uyanıp koşuya çıkmıştım. Duş almadan kahvaltı yapmaya karar vermiştim. "Yok kuzum senden hemen sonra çıktı." babamın o kadar erken çıkmış olması hayret vericiydi. Hızlıca kahvaltı yapıp odama çıktım.
Duş alıp makyaj masasına geçtim. Günlük bir makyaj yapıp saçlarımı kuruttum. Krem rengi kayık yaka kazağımı ve kot eteğimi giydim. Büyük omuz çantama kitaplarımı, kalemliğimi ve cüzdanımı koydum. Tam kapatacakken durup rujumu ve parfümümü de içine attım. Bugün tertemiz kokan bir parfüm sıkmıştım ve bebek gibi hissediyordum. Telefonumu alıp Aras'a mesaj attım.
Duru: Çıkıyorum şimdi.
Aras: Bekliyoruz.
Bir an Roi'yi de götürmeyi düşünmüştüm. Bütün odağı üstüne toplardı ve ben biraz olsun rahatlardım ama sonra vazgeçtim. Aras'ı veya kardeşini sevmezse sorun çıkarırdı.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Evlerimiz çok benziyordu, sanırım tek fark bizim beyaz taşlarla kaplı duvarlarımıza karşılık onların simsiyah boyanmış duvarlarıydı. Zili çalmak yerine mesaj atmayı düşünmüştüm ama Aras beni bu düşüncelerden kurtararak kapıyı açtı.
"Hoşgeldin." beyaz yarı fermuarlı bir kazak gitmişti, altında ise siyah kumaş bir pantolon vardı. Sanırım yarı fermuarlı şeyleri seviyordu. "Hoşbuldum." dedim gülümseyerek. Kapının kenarına geçip bana yol açmıştı. İçeri girmemle karşıma pembe tütü eteği ve sarı kazağıyla Asya çıkmıştı. "Abimin arkadaşı sen misin?" diye sordu. O kadar komik görünüyordu ki. Ellerini beline koymuş dik dik bakıyordu. Ya da bakmaya çalışıyordu. "Şey, evet benim sanırım." resmen küçücük çocuktan çekinmiştim. "Ödeviniz bitince mutfakta kek yapalım o zaman." dedi sarı saçlarını savurarak bahçeye açıldığını düşündüğüm kapıdan çıktı.
"Çalışma odasına çıkalım. Yoksa Asya peşimizi bırakmayacak." dedi Aras. "Aşağıda yalnız kalabilir mi?" diye sordum. Aras çoktan merdivenden çıkmaya başlamıştı "Kapıda ve bahçede güvenlik var. Bizim işimiz bitene kadar oyalanır o bahçede." dedi ve merdivenin tam karşısındaki odanın kapısını açtı. Odaya siyah ve gri renkleri hakimdi, sarı ışıklarla aydınlatılmış, oldukça gösterişli bir odaydı.
Oturmam için masayı işaret etmişti. "Sen otur ben de kitaplarımı getireyim." dedi ve odadan çıktı. Ben de çantamdan kitaplarımı ve kalemliğimi çıkardım. Pembe tüylü kalemliğim bu odada çok absürt duruyordu. Aras elinde kitaplarla geri dönmüştü. Kitaplarını masaya bırakıp "Kahve içer misin?" diye sordu. "Olur, yardım edeyim mi?" dedim. Gülümseyerek "Gel." dedi. Merdivenlerden inip mutfağa gittik. Kahve makinesinin başına geçip "Nasıl içersin?" diye sordu. Belirli bir kahve zevkim yoktu, bazen sade bazen de şekerli sütlü kremalı içiyordum. "Sana bırakıyorum." dedim. "Tamam o halde." dedi ve makineyi çalıştırıp birkaç tuşa bastı. "Arkandaki cam dolaptan kupa getirir misin?" diye sordu. Onaylarcasına başımı sallayıp dolaba yöneldim. Envai çeşit kupa vardı. Kendime beyaz Aras'a da siyah bir kupa seçip götürdüm. Ada tezgaha yaslanıp Aras'ı izlemeye başladım. "Kahveler hazır." demesiyle olduğum yerde sıçradım. "Ay dalmışım kusura bakma." dedim. Gülmeye başladı. Sinirlenmiştim "Ya niye gülüyorsun." diyip beyaz kupayı aldım. Onu beklemeden çalışma odasına çıktım. Arkamdan geliyordu ve onun o gülme sesini hâlâ duyuyordum. Masaya oturdum, sinirle kitabımın kapağını açıp gözüme ilk çarpan konuyu seçtim. "Türevi seçiyorum." dedim ve kitabın kapağını kapatıp kahvemden bir yudum aldım. Dilim yanmıştı. Yüzümü ekşiltmemle daha çok güldü. "Gülmesene!" dedim sinirle. "Tamam tamam. Emin misin türevi seçtiğine? İşin içinden çıkamayız gibi geliyor." Türev hakkında hiçbir fikrim yoktu, tek bildiğim annemin en sevdiği, anlatmaktan en keyif aldığı konu olduğuydu. "Öyle mi dersin?" diye sordum üzgün bir ifadeyle. "Yok ya hallederiz bir şekilde. Hocaya mesaj atıyorum türevi seçtik diye. Sonra detayları ve ne yapacağımızı konuşuruz." dedi ve telefonunu eline aldı. Bende telefonumu alıp mesajlarıma baktım.
noiryn: Sana da günaydın S.
: Önümde yoğun bir gün var, akşam konuşuruz. :)
sereine: Tamam noor:)))
noiryn: Unut şunu!
Gülerek telefonu kapattım. Aras "Yazdım hocaya." dedi ve kendi getirdiği kitaplardan birini açtı.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
"Benden bu kadar. Yoruldum." dedim ve soğuyan kahvemdeki son yudumu içtim. Bir buçuk saattir çalışıyorduk. "Tamam şu son maddeyi de yaz sonra gidip Asya'ya bakacağım zaten." dedi ve son maddeyi okumaya başladı. Ben yazdıktan sonra kupaları alıp masadan kalktı. Beraber aşağı indik. Kupaları mutfağa bırakıp mutfaktaki kapıdan bahçeye çıktı. Asya bahçenin ortasındaki bebek eviyle oynuyordu. Geldiğimizi görünce bize doğru koşmaya başladı. Aras eğilip kollarını açtı "Yavaş abim düşme." dedi gülerek. Asya Aras'ın kollarına atladı. "Unutmadınız demi?" dedi hesap sorar gibi. "Neyi?" dedim merakla. Kekten bahsettiğini anlamıştım. "Kek yapacaktık." dedi üzgünce. "Neli yapmak istersin?" dedi Aras. Konuşurken Asya'nın burnuna dokunmuştu. Asya işaret parmağını şakağına bastırmış düşünüyordu. "Buldum!" diyerek zıplamaya başladı "Tabii ki meyveli. Abim için de üzümlü. Çünkü meyve yemiyor. Ama bazen muz yiyor." Asya konuşa konuşa mutfağa gidiyordu.
Asya ada tezgahın önüne geçip kollarını havaya kaldırdı. Aras kollarının altından tutup onu tezgaha oturttu "Yaa abi..." diye bağırmaya başladı Asya. Aras panikle döndü "Noldu?" diye sorarak kucağına aldı. "YA BENİ NİYE ISLAK YERE KOYDUN?" diye bağırıyordu Asya. Gülmemek için zor duruyordum. Aras Asya'yı kucağından indirip "Bu muydu yani Asya, korkuttun beni. " dedi sinirle. Asya hızla merdivenlere yöneldi ve "Öbür eteğimi giycem ben gelmeden sakın başlamayın." diye bağırdı.
Aras ellerini beline koyup başını umutsuzca iki yana salladı "Bu keki yapmak günler sürecek gibi." dedi sitemle. Tezgaha yaslanıp "Ben çok eğleniyorum." dedim. Aras buzdolabından malzemeleri çıkarıp, kılıfından Asya'ya ait olduğunu tahmin ettiğim iPad'den tarif açtı. Asya merdivenlerden iniyordu. Elsa kostumü giymişti, çok komik görünüyordu. "Hadi yapalım!" dedi heycanla.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Aras kaba malzemeleri koyuyor, Asya çırpıyor ben de meyveleri doğruyordum. Yaptıkları harcı ikiye bölüp yarısına meyveleri diğer yarısına da kuru üzüm koyup fırına attık. Asya "Siz bakın ben bebeğime bakacağım." diyerek odasına çıktı. Çok tatlı ve aynı zamanda çok komik bir kızdı.
Aras ile mutfağı toplamıştık. Susadığımı hissetmiştim. "Su içebilir miyim?" diye sordum. "Hayır Duru." dedi ciddiyetle. Yüzümün aldığı şaşkın ifadeyi görünce gülmeye başladı "Tabii içebilirsin neden soruyorsun?" dedi ve koca bir bardak soğuk su verdi ama içmeyecektim. "İçmeyecek misin?" diye sordu başımı hayır dercesine iki yana salladım. "Kızdın mı?" dedi sesinde yok artık der gibi bir tını vardı. Bu sefer başımı olumlu anlamda salladım. Tam bardağı alacakken "Tamam içeceğim." dedim ve gülümseyerek bardağı uzattı. "Kekler pişmiş, gidip Asya'yı uyandıracağım." dedi ve mutfaktan çıktı.
Çok geçmeden geri geldi ve "Asya uyumuş." dedi. "Yorulmuştur." dedim. Kekleri fırından çıkarıp dilimledik. Yaptığı her şeyi dikkatle ve özenle yapıyordu. Tezgah başında birer dilim üzümlü kek yedik. Gerçekten çok güzel olmuştu. "Bayağı hamaratmışsın sen." dedim bir yandan keki ısırırken. "Genelde Asya ile tek oluyoruz ve sürekli bir şeyler yapmak istiyor. Sayesinde öğrendim." diye açıkladı. Annesini merak etmiştim ama sormak için yeteri kadar samimi değildik. "Ben artık gideyim. Herşey için teşekkürler." dedim. "Ben eşyalarını getireyim." dedi ve yukarı çıktı. Ellerimi yıkayıp camdaki yansımama baktım. Ders çalışırken yarım yamalak topladığım saçlarım, silinmiş makyajım... "Ben böyle mi duruyordum ya..." dedim kendi kendime "Bir şey mi dedin?" Aras gelmişti. "Ha, yoo. Teşekkür ederim getirdiğin için." dedim ve çantamı aldım.
Kapıya gelmiştik "İstersen bırakayım seni?" dedi samimiyetle. Beni daha fazla bu halde görmesini istemiyordum. "Hayır hayır hemen şurası zaten. " dedim kapıdan çıkarken. "Tamam o zaman yarın görüşürüz." dedi gülümseyerek. "Görüşürüz." dedim aptal bir sırıtışla. Bahçe kapısından da çıktıktan sonra telefonumu çıkarıp tekrar kendime baktım. Korkunç görünüyordum!
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Bölümü nasıl buldunuz??? Karakterlerimiz git gide yaklaşıyor... Yorumlarınızı bekliyorum 🙏🏻. Bölümü beğenmeyi unutmayın!!!🍒🍒
Bölüm etkileşimi
