7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Naz 🍒

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 7. Bölüm

──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────

Cumartesi günü Aras'ı uğurladıktan sonra Roi'yi yıkamış ve o yorgunlukla hızlı bir duş alıp uyuyakalmıştım. Pazar ise bütün gün evde ders çalışmıştım. Aras ile hiç konuşmamıştık. Çantamı omzuma asıp odamdan çıktım. Suluğumu doldurmak için mutfağa girdim, Gülfidan Teyze kahvaltı hazırlıyordu. "Günaydın Gülfidan Teyze." dedim neşeyle. "Günaydın kuzum. Bak sana sandviç yaptım, yolda giderken yersin." dedi elindeki sandviçi uzatırken. Sandviçi alıp kocaman ısırdım. "Dur kızım boğulacaksın, tövbe yarabbim." Suluğumun kapağını açıp soğuk su doldurdum ve onu da çantama attım. "Ben çıkıyorum." dedim Gülfidan Teyze'nin yanağından makas alırken. "Hadi Allah zihin açıklığı versin yavrum." diyerek benimle kapıya kadar gelmişti.

Bahçe kapısından çıkınca kulaklığımı unuttuğumu fark ettim ama dönüp almaya üşenmiştim. Aklımda Aras ile karşılaşma ihtimalimi hesaplayarak yürümeye başladım. Koşmayı severdim ama yürümek bana göre değildi. Sıkılıyordum yürürken.

Okulunun önüne geldiğimde Aras ile karşılaşma umudumu tamamen kaybetmiştim. Belki sınıftadır diye düşünerek hızla sınıfa çıktım. Orda da yoktu. Çantamdan yarım sandviçimi alıp pencerenin kenarına gittim. Resmen Aras'ın yolunu gözlüyordum.

"Birini mi bekliyorsun Duru?" Ece yanıma gelmişti ve oldukça imalı konuşmuştu. "Yoo kahvaltı yapıyorum." dedim elimdeki sandviçi göstererek. "Aras nerde, gelmeyecek mi?" diye sordu merakla. Bir bilsem Ece bir bilsem... "Bilmiyorum ki, gelir herhalde." dedim umursamaz bir tavırla. "Siz çıkıyor musunuz?" diye sordu dan diye. Lokma boğazımda kalmıştı. "Hayır Ece ne alaka, arkadaşız." dedim. Dışardan öyle mi görünüyordu. "Hiç öyle görünmüyor ama. Hiç kimseyle konuşmayan çocuk bi seninle konuşuyor." dedi imayla. "Dediğim gibi sadece arkadaşız." dedim geçiştirerek. Sınıf neredeyse tamamen dolmuştu. Hocanın da gelmesiyle yerime geçtim. Aras hâlâ yoktu!

──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────

"Gençler anlaşıldı mı ödevleriniz?" ilk dersin sonuna gelmiştik. "Anlaşıldı hocam da bizim laboratuvar kapalıydı en son nasıl yapacağız deneyi?" Fatih deney işine bayağı meraklıydı. "Tadilat vardı Fatih. Bir kaç eksik kalmış, onlar da tamamlanınca açılacak. Ben açılınca size haber veririm. Hatta dersleri de orada yaparız artık." Ödevi söylemek için Aras'a mesaj atabilirdim ya da laboratuvarın neden kapalı olduğunu söylemek için. Gerçi kapalı olduğundan haberim bile yoktu.

Tenefüs ziliyle sınıf boşalmıştı. Ben de kantine inmiştim. Kantindeki sırayı görünce vazgeçip boş bir masaya oturdum. Aras'tan mesaj yoktu. Noiryn yazmıştı ona cevap verip telefonu kapattım. Etrafı izlemeye dalmıştım. Karşımdaki sandalyenin çekilmesiyle yerimden sıçradım. Aras elinde iki kahveyle karşımdaydı. "Bu kadar korkma benden." dedi gariban bir tavırla. "Neden sessiz sessiz geliyorsun?" diye sorudum sinirle. Seslense bile duymayabilirdim gerçi...

"Seslendim Duru. Günaydın dedim hatta bakmadın." dedi ve kahvelerden birini bana uzattı. "Günaydın, nerdeydin?" dedim merakla. "Asya kreşe beni sen bırak diye ağladı da. Dün naptın?" dedi. "Bütün gün ders çalıştım." dedim. İnanmıyormuş gibi baktı. "Gerçekten çalıştım. Ben senin yanında çalışamıyorum zaten. Konuşasım geliyor." dedim. "Ben gidiyorum o halde." dedi ciddiyetle. "Hayır ya ben öyle mi dedim?" dedim sitemle. "Tamam tamam gitmiyorum üzülme." demesiyle kaşlarımı çatarak ona baktım. Ders zili çalıyordu. "Keşke derse girmeyip burda otursak." dedim. Telefonunu çıkarıp bir süre baktı. "Oturalım o halde, ders biyolojiymiş zaten." dedi. Sevinçle ellerimi birleştirip masaya koydum. "Ee sen naptın dün?" diye sordum merakla. "Dün babamın iş yemeğine gittik işte. Öğlen olunca bütün gün çöp oldu." telefonuma fake bi hesaptan bildirim gelmişti. "Bir dakika." diyip merakla mesajı açtım. Bir fotoğraftı. Deniz kenarı bir mekanda çekilmiş bir fotoğraftı. Ahşap bir masada oturan sarışın bir kadın. Denizi izliyor. Kadının yüzü görünmüyordu ama saçları... "Duru? İyi misin?" Annem. "Duru kötü bir haber mi aldın?" Olabilir miydi. Olamazdı annem ölmüştü. Eski bir fotoğraftı belli ki. "Duru duyuyor musun beni?" Biri benimle uğraşıyordu. "Duru ban bak." Kim benimle uğraşacaktı ki? "Duru!"

"Aras, ben gitmek istiyorum. Yani eve gideceğim. Kahve için sağol." diyerek masadan kalktım. Başım dönüyordu. Tekrar sandalyeye oturdum. "Bekle burda eşyalarını alıp geliyorum." Fotoğrafa tekrar bakmak istedim. Yoktu, silmişti...

Duru: Sen kimsin?
: Bu fotoğraf nerden çıktı?

Mesajlar gönderilemiyordu. Telefon ellerimden kayıp yere düştü. Aras gelmişti. Beni kolumdan tutup kaldırdı. Bir elini belime sararak beni yürütmeye başladı. Kendim yürüyebilirdim. "Kendim yürüyebilirim." dedim kollarından kurtulmaya çalışarak. "Şansına arabayla geldim bugün, çok yürümeyeceğiz." dedi.

Otoparka gelince beni yavaşça arabaya bindirdi. Sırtındaki çantaları arka koltuğa atıp şoför koltuğuna oturdu. "Duru iyi misin, noldu?" diye sordu. "Aras..." ağlamaya başlamıştım. Olabilir miydi? O kişi annem olabilir miydi?

──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────

Eve gelmiştik. Aras beni odama kadar çıkarmış, yatağa yatırmıştı. Uykuya dalmak üzereydim. "Seni bu kadar sarsacak ne olmuş olabilir Duru? Lütfen konuş benimle. Sana yardım edeyim." dedi merhametle. "Aras, annem." diyebildim sadece. Gözyaşlarım durmak bilmiyordu. "Tamam sakinleş, öyle konuşacağız." dedi saçlarımı okşuyordu. "Bir şey ister misin?" diye sordu. Uyumak istiyordum. Cevap vermeyip gözlerimi kapattım. Elini sıkı sıkı tutuyordum.

──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────

Gecenin bir yarısı uyandım. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum ve hiçbir şey hatırlamıyordum. Yaşananlar yavaş yavaş gözümün önüne gelmeye başladı. Annemin fotoğrafı. Aras beni eve getirmişti. Gülfidan Teyze'ye çok ateşim olduğunu söylüyordu. Gülfidan Teyze bana pijamalarımı giydirmişti. Sonrası yoktu, hatırlamıyordum. Telefonumu alıp Aras'a yazdım. Saat beşe geliyordu.

Duru: Uyuyor musun?
: Nerdesin?

Anında görmüştü.

Aras: Nasılsın Duru?
Duru: Bilmiyorum.
Aras: Hava almak ister misin?
Duru: Nerdesin sen bizde misin hâlâ?
Aras: Aşağı in geliyorum.

Telefonumu alıp evden çıktım. Dışarısı çok soğuktu. Tenime çarpan soğuk hava beni kendime getirmişti. Pembe kareli kısa şortum ve pembe oversize tişörtümle asla mevsime uygun değildim. Karşıdan bana doğru hızla yürüyen Aras'ı görünce gülümsemeden edemedim... Pijamalarıyla gelmişti. Siyah bir tişört ve siyah kareli bir pijama giymişti. Saçları dağınıktı. "Umarım seni uyandırmamışımdır." dedim hızla ona doğru yürürken. Karşımda durup bana dikkatle baktı ve hiç beklemediğim bir anda sıkıca sarıldı. "İyi misin?" dedi usulca. "Aras, bilmiyorum." dedim. Daha sıkı sarılıyordum. "Yürümek ister misin?" diye sordu benden ayrılarak. Onaylarcasına başımı salladım. Elimden tuttu ve yavaşça sahile doğru ilerledik. Daha fazla yürümek istemiyordum. En yakın banka oturup dizlerimi karnıma doğru çektim. Aras hemen yanıma oturmuştu. Başımı omzuna yasladım ve konuşmaya başladım. "Annem iki yıl önce babanın okulunda işe girdi, matematik öğretmeniydi." Gözlerim doluyordu. "Sonra bir gün baban bizi okula çağırdı. Annemin iş kazası geçirdiğini, vefat ettiğini söyledi." sesim titriyordu. "Nasıl oldu ne oldu bana hiçbir zaman söylemediler. Babamla Fransa'ya taşındık. İki yıl orda yaşadık." Fransa'yı özlemiştim. "Sonra babam bir gün Türkiye'ye döneceğimizi, burda işi olduğunu söyledi. Türkiye annem demekti ben dönmek istemedim. Annemin kendi elleriyle ilmek ilmek işlediği evde onsuz yaşamak çok zor." dedim. Gözyaşlarımı durduramıyordum. "Annen benim öğretmenimdi Duru." dedi usulca. Başımı omzundan kaldırıp merakla yüzüne baktım. "Anneme noldu Aras? Sen biliyor musun? Lütfen söyle..." dedim hıçkırıklarımın arasında. "Yemin ederim bilmiyorum Duru. Annenin gizemli vefatı beni çok etkiledi. Babamla çok tartıştık, her şeyi benden gizledi. Kamera kayıtları silindi. Çok peşine düştüm, çok araştırdım. Bulamadım Duru özür dilerim." gözleri dolmuştu.

"Bugün kantinde bana bir mesaj geldi, bir fotoğraf. Sahte bir hesaptan." Aras yerinden doğruldu. "Göster." dedi. "Gösteremem, silmiş gönderen kişi. Mesaj attım ama gönderilmedi. Fotoğrafta yüzü görünmüyordu ama hissettim Aras." dedim tekrar başımı omzuna koyerken. "Eski bir fotoğraf olabilir mi?" dedi olmamasını umut eder gibi. "Bilmiyorum, belki kendimi kandırıyorumdur ama, son halinden daha zayıf gibiydi." dedim. Bir süre sessizce oturduk, denizi izledik. Aras koluma dokundu. "Buz gibi olmuşsun Duru. Hangi akılla seni bu halde buraya getirdiysem." kendi kendine söyleniyordu. Banktan kalkıp beni de kaldırdı. Hızla eve doğru yürümeye başladık.

Rahatlamıştım, sakinleşmiştim. Evin önüne gelince bana döndü "Duru şimdilik bu durumdan babalarımıza bahsetmeyelim. Açıkçası ikisine de güvenmiyorum." dedi samimiyetle. Onaylarcasına başımı salladım. Parmak uçlarımda yükselip yanağına hafif bir öpücük kondurdum. "Teşekkür ederim." dedim gülümsemeye çalışarak.

──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────

Yorumlarınızı bekliyorum....
Bölüm fotoğraflarını paylaşıyorum, takipte kalın ❣️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.