3. bölüm / 7
Sırrını Biliyorum3. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 3. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.079 kelime
- 2 2. Bölüm1.127 kelime
- 3 3. Bölüm909 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm1.411 kelime
- 5 5. Bölüm1.425 kelime
- 6 6. Bölüm1.342 kelime
- 7 7. Bölüm1.177 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir elimde kantinden aldığım kahve, diğer elimde kitapla okul bahçesindeki en ücra banka doğru ilerliyordum. Öğle arasındaydık. Banka oturup dizlerimi kendime doğru çektim. Kitabı bi kenara bırakıp kahvemi içmeye başladım. Annem geldi aklıma. Kim bilir belki o da bu banka oturmuştu. Bu bahçede öğrencileriyle eğlenmiş, yol göstermişti. Düşüncelere dalmıştım. Yanıma gelen Ece'yi konuşana kadar fark etmemiştim.
"Ya Duru her yerde seni arıyorum. Sınıf grubu kuruyorum da numaranı isteyecektim. " numaramı söyledim. "Tamam ekliyorum seni şuan. Davet gönderdim. Kabul edersin. " telefonum yanımda değildi. "Telefonum sınıfta Ece. Çıkınca bakarım olur mu?" eliyle hiç sorun değil der gibi yaptı. "Tamam tamam sorun değil. Hadi sınıfta görüşürüz." diyip uzaklaştı. Yine düşüncelerimle baş başa kalmıştım. Kitabımı açıp okumaya başladım.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
"Hocam öğle arasında zehirlendik. " konuşan Burak'tı. Matematik dersindeydik. Burak ve Berk derse geç kalmıştı ve şimdi açıklamasını yapıyorlardı. "Yaa nasıl oldu. Bir şeyin yok inşallah Burakcım." Özge Hoca oldukça endişelenmişti. Burak ise pek umursamıyor gibiydi "Hocam bu Berk'in mısıra alerjisi varmış. Ya bir insanın nasıl mısıra alerjisi olur anlamış değilim. Salatada da mısır varmış. Afedersiniz hocam ama..." Burak arkasında oturan Berk'e döndü "Hayvan herif hadi ağzının tadı yok, gözün de mi görmüyor mısırları?" Hocamız kıkırdıyordu. "Burakcım çok ayıp. Bir daha duymayacağım o kelimeyi. Nasılsın Berk?" Berk ilk defa konu hakkında yorum yapıyordu "Sağolun hocam iyi olmaya çalışıyorum. Bu da bana ders oldu. Fatih ve Burak ile olan bütün ilişkim bitmiştir. " Sınıftaki herkes gülüyordu. Aras hariç.
Aras hocamızın dağıttığı sorularla ilgileniyordu ve çoğunu çözmüştü. Ben ise ilk soruyu yapamayınca pes etmiştim. Özge Hoca ayağa kalktı "Evet gençler derse dönelim. Soruları çözün, ben de aranızda dolanıp yapamadıklarınıza bakacağım. "
Tekrar önümdeki fotokopiye döndüm. Annemin matematik zekası üst seviyeydi. Benim de fena sayılmazdı ama zorlanıyordum. Aklıma akşam Aras ve ailesiyle yemek yiyeceğimiz gelince istemsizce Aras'a baktım. "Bir sorun mu var?" dedi. Hayır dercesine başımı salladım ve önüme döndüm. Benim fotokopime baktığını hissediyordum. Tekrar önüne döndü ve burnundan çıkan o gülme sesini duymamla beraber sinirle ona baktım. "Neye güldün sen?" diye çıkıştım. "Hiç." dedi gülümseyerek. Sinirlerimi bozuyordu.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
16.43
sereine: N'apıyosun Noir?
noiryn: Spora gidiyorum. Sen?
sereine: Şuan uyuyup günü burda bitirmeyi çok isterdim ama duş alacağım.
noiryn: Uykucusun:)
sereine: Oykocoson:)
Ece'nin grup davetini hâlâ kabul etmemiştim. Kabul etmemle telefonuma mesajlar yağmaya başladı. Mesajları okumadan grubu sessize aldım ve sınıftakileri kaydettim.
ÖDEV NEYDİ???
Ata: Lan grup ismini görünce hatırladım. Ödev neydi?
Berk: Matematikten 20 soru gardaş.
Fatih: 20 mi??? Ben 5 sanıyordum. Ödevi yapamayacağım.
Burak: 5 olsa yapacaktın sanki.
Bence de yapmama ihtimali daha yüksekti. Biraz daha oyalnıp telefonumu şarja taktım. Babam yedide çıkacağımızı söylemişti ve saat beş buçuğa geliyordu. Zorla da olsa yataktan kalkıp duşa girdim.
Duştan sonra hafif bir makyaj yapıp saçlarımı kendi halinde bıraktım. Düzleştirmeye üşenmiştim. Önden bir kaç tutam alıp arkadan topladım. Babamın dün bahsettiği elbiseyi giymiştim. Annem çok beğenerek almıştı. Açıkçası ben de sevmiştim. Beyaz kalın askılı bir elbiseyi. Üstünde siyah puantiyeler vardı. Dizlerimin üstünde bitiyordu. Ayağıma ise siyah stilettolarımı giydim. Saat altı buçuk olmuştu. Çantamı alıp aşağı indim. Babam salonda kahve içiyordu. Geldiğimi görünce ayağa kalktı. "Hazırsan çıkalım Duru." dedi kahvesinden son yudumunu alırken. Hazırdım.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Şehrin en ünlü, beş yıldızlı oteline gelmiştik. Annem burayı çok sevmez, burdaki insanları kasıntı bulurdu. Ben ise hiç gelmemiştim. Bir görevli bizi VIP yemek salonuna götürdü. Salonda yalnızca beş büyük masa vardı. Hepsi doluydu. Bütün salon sarı ışıklarla aydınlatılmıştı, hafif loş bir ortamdı fakat etraf net görünüyordu. Görevli bizi masamıza götürdü. Haldun Bey ve Aras masadaydı. Aras çok gergin görünüyordu. Görevli Aras'ın yanındaki sandalyeyi çekince oraya oturmam gerektiğini fark ettim. İlk konuşan Haldun Bey oldu. "Hoşgeldiniz. Nihayet tanışma fırsatımız oldu." diyerek elimi öptü. Sahte bir gülümsemeyle başımı eğdim, bu adamda beni rahatsız eden bir şey vardı.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Aras'ın bir kardeşi olduğunu öğrenmiştim. Asya beş yaşındaydı ve hastalandığı için bu akşam aramızda değildi. Annesi de Asya'nın yanındaydı. Babam ve Haldun Bey çoktan iş konuşmaya başlamıştı. Ben o sırada karnımı doyurmuştum. Aras ise sınıfta olduğu gibi çok sessizdi. Çantamdan telefonumu alıp mesajlara bakmaya karar verdim. Çok sıkılmıştım.
ÖDEV NEYDİ???
Ece: Arkadaşlar cumartesi sabah at çiftliğinde kahvaltı yapalım diyoruz. (Ben ve Berna)
Fatih: Kimse sucuk sipariş etmeyecekse gelirim. Malum at çiftliği...
Burak: Sana ne oğlum milletin siparişinden?
Fatih: Burak sen gidecek misin?
Burak: Bilmiyorum gitsek mi? Berk geliyor musun?
Berk: Gidecekseniz gelirim. Ata?
Ece: Ya herkese tek tek soracak olsak gruba yazmazdım!
Ata: Ece'yi protesto etmek adına gelmiyorum. Benimle misiniz?
Fatih: Ata benim arabam sanayide ya. Geçerken beni de al.
Ata: Tamam bebeğim;)
Berk: Sapıksınız.
Ece: Duru ve Aras siz ikiniz mutlaka gelin. Sınıfla kaynaşmış olursunuz.
Bu mesajı okumamla beraber dönüp Aras'a baktım. O da mesajları okuyordu. "Gidecek misin?" diye sordu. Aslında istiyordum. Atları çok severdim. Kahvaltı sonrası herkes dağılınca ata binerdim. "Evet gideceğim." dedim ve gruba yazdım.
Duru: Geleceğiz.
Aras sinirle bana döndü "Ben gelip gelmeyeceğimi söylememiştim." dedi. Haklı olabilirdi ama ben herkesin tanıştığı ortamda tek yabancı olamazdım. "Fena mı olur ya hem ata bineriz." dedim. Babam ve Haldun Bey susmuş bizi dinliyorlardı. Haldun Bey söze girdi "Bakıyorum da hemen kaynaştınız." dedi imayla. Babam da memnun bir yüz ifadesiyle Haldun Bey'e bakmıştı. "Seni ilk tanıdığımda dört bilemedin beş yaşlarında bir kız çocuğuydun Duru. Kocaman olmuşssun. Annen aramızda olsaydı..." Aras'ın bir anda masadan kalkmasıyla Haldun Bey'in sözü yarım kalmıştı. Aras "Kusura bakmayın çıkmam gerekiyor. Yarın görüşürüz Duru." dedi ve salondan ayrıldı. Haldun Bey ise oldukça sinirli görünüyordu.
Babam da ayaklandı "Biz de kalkalım artık Haldun. Kalan detayları yarın toplantıda konuşuruz." dedi ve Haldun Bey'in elini sıktı.
──────── ⋆⋅☆⋅⋆ ────────
Bölümü nasıl buldunuz??? Mesajlaşma sahnelerinin sıklığı nasıl? Yorumlarınızı bekliyorum
Bölüm etkileşimi
