2. bölüm · Seyir Ateşi; Küllerinden Doğan
Teselliler
Abim bana öyle ters bakıyordu ki bir
an gözleriyle beni öldürdüğünü
düşündüm. Bora arabayı park edip
yanıma geldi, yanımda durup
gülüyordu. Neye gülüyordu bu şimdi?
Abim "Neyi bekliyorsun? Yukarıya
çıksana!" diye bağırdığında olduğum
yerde sıçradım. Bora elini sırtıma
koydu ve "Nedenini anlatırsan
kızmaz"dediğinde kaşlarımı çatıp
ona baktım. Ne yani biliyor muydu
kavga etmemin sebebini? Yine de bir
şey söylemeden apartmana
ilerlemeye başladım. Kapısı açıktı,
askeriyede yaşamayı seviyordum
ama Nida sevmiyordu bu yüzden
yakın zamanda taşınmak istiyordum,
tabi abim ikna olursa. Yavaş yavaş
merdivenleri çıkmaya başladım, ikinci
katta oturuyorduk. Bora'nın da
arkamdan geldiğini fark ettim, abim
beni onun yanında azarlamazsa çok
iyi olurdu. İkinci kata geldiğimde
kapının açık olduğunu gördüm.
Kapıda 4,5 yaşındaki Çağıl vardı.
Çağıl benim yeğenimdi ama onu da
Nida gibi çok severdim."Halam"
dedim. Gülümsedi "Hayacım babam
çok siniyli kaç" dediğinde
gülümsedim. Egilip iki yanağını da
öptüm, sarı saçlarını okşadım. Çağıl
cok tatlı bir çocuktu, fiziksel olarak
bana ve Nida'ya çekmişti. Bizim gibi
sarı saçlı, mavi gözlüydü. Annesi ve
babası kahverengi saçlı, kahveregi
gözlüydüler. Çağıl, Bora'ya bakıp
kahkaha atmaya başladı. Bu çocuğun
Bora sevgisi çok ayrı bir boyutu.
"Boya gelmiş. Boya gelmiş" diye
çığlık atıp alkışlamaya başladı.
İkimizde gülmeye başladık. Bora'nın
sert ifadesi yumuşamıştı eğilip Çağıl'ı
kucağına aldı "O ne kadar
büyümüşsün zor kaldırdım" dedi. Çağıl
onun iki yanağını da öptü. İçeriden
abimin "Artık girecek misiniz?" diye
bağırmasıyla panikle botlarımı çıkarıp
kendimi eve attım. Ev büyük bir ev
değildi ama idare ederdi. Hızlı
adımlarla salona doğru ilerledim.
Arkama baktım Bora'da kucağında
Çağıl'la içeriye girmiş peşimden
geliyordu. Trençkotumu ve çantamı
astım ve içeriye girdim. Abim
koltukta öfkeden deliye dönmüş bir
şekilde oturuyordu. Yanında da
yengem vardı. Abimle göz göze
gelmemeye çalışarak ondan en uzak
köşeye oturdum. Abim bir kere bile
bana ya da Nida'ya vurmamıştı ama
korkardım işte çünkü onu babam gibi
görürdüm. Yengemi de çok severdim
beraber büyümüştük benden üç yaş
büyüktü. Abim sakin konuşmaya
çalışarak "Anlat!" dedi. Etrafıma
baktım ama Nida'yı göremeyince
"Nida nerede?" dedim sesim içime
kaçmıştı. Bora da karşıma
oturmuştu, Çağıl kucağında
oturuyordu."Odasında" dedi yengem
anlaşılan abimi sakinleştirmek için
buradaydı. Abimin dişlerini sıktığını
görünce "Abi hiç kızma ben yanlış bir
şey yapmadım" dedim bana bir
cesaret gelmişti anlaşılan, bunun
karşımda oturan Bora'yla ilgisi vardı.
Abim dişlerini sıka sıka "Ben seni
böyle mi yetistirdim! Kadını dövmek
ne ? Hadi Nida yapti sen? 26
yaşındasın çocuk değilsin!" diye
gürledi."Sen bizi yetiştirirken hep ne
derdin? Kimsenin bir şehite dil
uzatmasına izin vermeyin. Uzatan
olursa o dili koparın ben de öyle
yaptım! Nida'da aynını yaptı. O kadın
ve kızı bizim babamıza, bir şehite
hakaret etti! Buna sesiz kalmamızı
nasıl söylersin ?" Sesimi yükselttiğim
için kaşlarını çattı ama sert ifadesi
bocaladı. Bunu beklemiyor olmalıydı
iç çekti."Yine de o kadar dövmese
miydin?" dediginde gülmemek icin
dudağımı dişledim."Abi biliyorsun
öfke kontrolum yok" dedim ve şirin
olmaya çalışarak dudağımı büzdüm.
Abim bariz bir şekilde yumuşamıştı
ta ki Bora'nın "Çıkmamak ve buraya
gelmemek için direndi" dediginde
abimin öfke dolu bakışlarının yeniden
hedefi olmuştum. Kendimi savunmak
için "Bunu niye gönderdin ki? Beni
azarlayıp durdu!" dedim. Bora'nın
kaşları havalandı "Abi beni bir daha
bununla uğraştırma" dedi. Çok
sinirliydim "Abi biliyor musun bu
adam bana ne yaptı?" dediğimde
abim Bora'ya döndü "Ne yaptın lan
kardeşime!" dediginde kahkağa
atmak istiyordum."Beni omzuna aldı
sonra da arabaya fırlattı" dedigimde
abim çıldırmıştı ayağa kalktı"Seni
gebertirim. Zorla da olsa getir dedik
diye kızı omzuna al da getir mi dedik
it!" dediğinde Bora'ya bakmış
sırıtıyorum. Elimi gögsümde
kaydırıp ohh dememek için zor
duruyordum."Abi omzuma aldım
doğru ama arabaya firlatmadım" dedi
kendini savunmaya çalışarak. Abime
bir şey diyemezdi çünkü abim onun
komutanıydı."Abi bununla kalsa yine
iyi arabada ani fren yapıp burnumu
kırmama sebep oldu. Çok acıdı"
dedim sızlanarak. Yengem ayağa
kalkıp abimin kolunu tutu "Sakin ol
Serhat" abimi anca yengem
sakinleştirdi."Nasıl olayım Suna'm
kızı omzuna almış!" dedi. Abim çok
kıskançtı hem karısına karşı hem de
bize karşı. Yengem abimi çekiştirerek
koltuğa oturttu. Bora'ya baktığımda
kaşlarını çatmış bana bakıyordu,
gülümsedim ve ne var dercesine
başımı salladım. Bora çok sinirli
görünüyordu "Komutanım detaylarını
söyleseydiniz o zaman. Nasıl
getirirsen getir dediniz." kaşlarıyla
beni işaret etti "Bunun ne kadar inatçı
olduğunu biliyorsun omzuma
almasam gelmezdi" dedi sinirle
dudakları düz bir çizgi hâlini almıştı.
Abim derin bir nefes aldı. Yengem
odadan çıktı ve birkaç dakika sonra
"Serhat gelir misin?" dedi. Abimin
karşı koyamayacağı tek kişi yengem
olabilirdi. Bir de üst rütbeliler. Abim
ikimize de dik dik bakarak odadan
çıktı. Çağıl abim odadan çıkar çıkmaz
"Haya müdürüm sena çok güzel dedi"
dediği şeyle affaladım işte bunu
beklemiyordum. Bora'nın kaşları mümkünmüş gibi daha da
çattıldı, kucağında oturan Çağıl'la "Ne
dedi ne?" diye sorunca daha da
bocaladım . Ona ne oluyordu? Çağıl
"Bir de numaranı istedi" dediğinde
gözlerim kocaman açıldı."Halacığım
yanlış anlamışsındır. Durumunu
bildirmek için istemiştir o " dedim.
Daha önce Çağıl'la gittiği kreşten
almaya gitmiştim. Özel bir kreşti
müdürünü bir kez görmüştüm ve
bana kahve içmeyi teklif etmişti,
işimin olduğunu söyleyip
reddetmiştim. Bora "Dört yaşındaki
çocuğun durumunu mu bildirecek
Duru?" dedi. Sinirli görünüyordu
kucağında oturan Çağıl'la "Vermedin
degil mi lan?" dediginde güldüm.
"Kim istemiş kim?" Abimin sesi ile
irkildim. Duymuştu. Çağıl'la sen bittin
dercesine parmağımı salladım.
"Cevap ver Duru!" dedi sert bir ses
tonu ile. Benim yerime Çağıl
"Müdürüm hayama âşık olmuş" dedi
ve iki eliyle birden ağzını kapatıp
kıkırdamaya başladı. Neler diyordu
bu çocuk? Abim "Duru!"dediginde göz
devirmemek için kendimi tutum.Bu
adamı anlamıyordum yani hadi âşık
oldu diyelim benim mi suçumdu?
"Abi çocuk işte uyduruyor" dedim.
Çağıl devam etti "Baba hayama
evlenmek etmiş" tüküreğim
boğazıma kaçtı ve öksürmeye
başladım. Hem bu nasıl bir cümleydi?
Bora ve abim aynı anda "Lan!" diyince
iyice şoka uğradım. Bu çocuk beni
öldürtmek istiyordu galiba, aslında
istedigi oyuncağı da almıştım
benimle derdi neydi?"Abi yok öyle bir
şey yalnızca bir kez kahve içmek
istedi, reddetim bu kadar" dediğimde
abim tekrar bağırdı"Lan o piçi
öldürecegim!" dedi. İçeriye yengem
girdi "Yine ne oluyor?" O da en az
benim kadar şaşkındı. Çağıl "Piç ne
demek?" diyince yengem hariç
hepimiz gülmeye başladık. Yengem
abime öldürücü bakışlar atıyordu.
Çagil'a"Hadi sen git oyuncaklarınla
oyna" dedi yengem. Abim "Hayır
oğlum bana herşeyi anlatacak" dedi.
Çağıl, Bora'nın kucağından atlayıp
babasına gitti ve kucağına oturdu.
Yengem tekrar mutfağa gitmişti
sesler geliyordu. Birkaç dakika sonra
elinde tepsiyle girdi ve hepimize kahveleri
dağıtı. Abimin yanına oturdu ve "Ee
konu neydi?" dedi. Ne güzel konu
kapanmıştı işte niye açıyorsun
yenge? Çağıl "Baba istersen hayamın
telefonuna bak sevgilisi var"
Sevgilim mi vardı, benim niye haberim yoktu?"Bak Duru eğer
öyle bir sey varsa o adamın iki
topuğuna da sıkarım" dedi dişlerini
sıkarak."Hayır abi bu çocuğun bana
garezi var" dedim. Ve kahvemden bir
yudum aldım ancak Çağıl bu defa da
"Hayam hamile" diyince abim, ben ve
Bora kahvelerimizi püskürterek
çıkardık. Bora "lan!" diye bağırdı.Gözlerim kocaman
açılmıştı. Yeğen diye koynumuzda
besledik yılan çıktı! Yengem abimin
kolunu tutu "Serhat çocuk işte
saçmalıyor" dedi endişe ile ama abim
artık çok sinirliydi ayağa kalktı ve
üzerime yürüdü. Ben de ayağa
kalktım yapmadığım bir şey için
ondan korkacak değildim."Çocuga
mı inanıyorsun?" dediğimde sesim
yüksek çıkmıştı."Hayır!" diye öfkeyle
bağırdı ve bana elini kaldırdı, yüzüme
inecek tokatan korktuğum için
gözlerimi sıkıca kapatım ancak tokat
inmedi. Abim "Lan sana ne oluyor?
Çekil!" diye kükrediginde gözlerimi
açtım ve önümde dikilen abimin
kolunu tutmuş Bora'yı gördüm.
Ağlamaya başladım. Abim Bora
tutmasa bana vuracak mıydı?"Çekil!"
diye bir kez daha gürledi. Bora elini
bıraktı ama önümde bir dağ gibi
dikilmeye devam etti "Çocuğun lafıyla
nasıl Duru'ya vurmaya kalkarsın!"
dişlerini sıkarak konuşmuştu Bora.
Abime kendimi açıklayacak değildim.
Abim "Çocuğun lafıyla mı?" dedi
tükürürcesine. Bora önümden
tamamen çekilmedi ama abimi
göreceğim şekilde biraz kaydı. Abim
bana iğrenerek bakıyordu, yüzünde
tiksinen bir ifade vardı."Bu gün
Çağıl'ın ilacı için eczaneye gittim.
Adam hayırlı olsun dedi. Duru
eczaneden hamilelik testi almış!
Suna için oldugunu düşünmüştüm!"
dediginde affaladım. Yengem hemen
"Zaten benim için Serhat. Sen
kardeşini neyle suçladığının farkında
mısın?" dedi. Abime ilk defa böyle
baktığımı gördüm. Bora'nın yüzünü
göremiyordum acaba o da abim gibi
bana tiksinerek bakıyor muydu?
Burnumu çekerek "Yengem için
aldım. Karnı ağrıdığı için o gidemedi
ben gittim"dedim. Abim hala aynı
bakıyordu "Yalan söylemeyin! Bu
çocuk sizden duymuş işte yoksa niye
söylesin?" dediginde yengem "Nasıl
bu kadar salak olabiliyorsun Serhat?
Sen gelmeden önce kardeşi olacağını
söyledim kıskançlığından yapıyor
işte!" dedi artık o da bağırıyordu.
Abimin yüzü sevinçle aydınlandı
"Gerçekten hamile misin?" dedi.
Yengem başını salladı. Gözümden
akan yaşları silip salondan çıktım.
Çantamı ve trençkotumu alıp kapıyı
açtım. Abim "Duru!" diye bağırdı. Bu
gün kesin karar vermiştim
taşınacaktım. Botlarımı giyip hızla
merdivenlerden inmeye başladım.
Ağlamamı durduramıyordum abim
nasıl beni böyle bir şeyle suçlardı?
Bora olmasa bana vuracaktı. Bu
düşünceyle daha çok ağlamaya
başladım. Apartmandan çıkıp hızlı
adımlarla yürümeye devam ettim.
Nereye gidecegimi bilmiyordum ama
burada kalmak da istemiyordum.
Arkamdan "Duru" diye bağıran
Bora'ya aldırmadan yürümeye devam
ettim. Buralarda öyle taksi geçmezdi
bunun için çağırmak gerekiyordu.
Telefonumu çıkarıp Gamze'ye mesaj
attim. Beni aramasını söylemiştim.
Bora bana yetişip kolumu tutu ve
beni kendine çevirdi."Bırak lütfen
Bora" dedim bıkkınlıkla. Bırakmadı
ama sıkmadı da kolumu "Nereye
gideceksin?" dedi gözlerime bakarak.
Gözleri ne kadar da güzeldi öyle.
"Ayaklarım nereye götürürse" dedim
alaycı olmaya çalışarak. Bora bu gün
beni iki defa ağlarken görmüştü daha
fazla nasıl rezil olabilirdim?"Buralar
tehilkeli öylece istedigin yere
gidemezsin akşam oldu" dedi.
Kolumu hala bırakmamıştı."Sen niye
bu kadar uzun ve kaslısın?" dediğim
şeye pişman olmamıştım. Ben
üzülünce biraz saçmaladım işte.
"Ne?" dedi yüzündeki şaşkınlığa
gülmeye başladım. Ben gülünce o da
gülmeye başladı, gülünce gözleri
kısılıyordu ve çenesinde gamze vardı.
Gülerek "Daha çok gülmelisin sana
çok yakışıyor" dedim. Saçmaladığımı
söylemiştim. Yüzü aniden soldu ve
bana çok derin bir şekilde bakmaya
başladı. Gözleri yüzümün her bir
santiminde oyalanırken "Yanlış bir şey
mi dedim?" dedim."Hayır" dedi ve
duraksadı. Yutkunurken havalanan
adem elmasına gözüm kaydı. Ben
adem elmasına bakarken "Sen de
hep gül çok yakışıyor" dedi ve dediği
anda pişman oldu. Elini kolumdan
ateşe değmiş gibi çekti. Kaşlarımı
çattım virüslü değildim niye öyle
yapmıştı?"Burada kalmayacağını
biliyorum. Benim evime götüreyim
seni bu gün orada kal. Yanlış anlama
ben evde olmayacağım" dedi.
Açıkçası Bora'nın bir evi dâhi
olduğunu bilmiyordum."Hayır benim
daha iyi bir planım var" dedim. Tek
kaşı havalandı ama sormadı. Arkamı
dönüp yürümeye başladım.
Aklımdaki plan olağanüstüydü.
Bora'nın peşimden geldiğini fark
ettim ama bir şey demedim. Gelmesi
işime gelirdi.
Elimdeki altıncı bardağımdı ve
yavaştan sarhoş olmaya
başlamıştım. Bora karşımdaki
sandalyeye oturmuş bana dik dik
bakıyordu, oldukça memnuniyetsiz
görünüyordu."Sende içsene tek
basima eğlenceli olmuyor" dedim.
Bora ne içiyor ne de konuşuyordu.
Altıncı da bitince yenisini doldurdum.
Burada olmamız çok komikti bir sürü
yaşlı amca vardı. Kadın olarak tek
ben vardım, bu yüzden Bora etrafa
ters bakışlar atıyordu. Dokuza da
bittiğinde yenisini doldurmaya
yeltendim ama Bora şişeyi elimden
aldı"Yeter!" Dedi ters ters."Biliyor
musun? Bu gün canım çok yandı. O
tokat belki yüzüme inmedi ama
inseydi acısında bir fark olmazdı. O
Çağıl'ı da döveceğim gıcık her
istediğini yapıyorum bana yaptığı
şeye bak. Koynumda yılan
beslemisim resmen."dedim içli içli
"Ama en acısı da abimin bana olan
bakışlarıydı . O bakışlar
dayanamayacağım tek şey" diye içimi
dökmeye devam ettim."Ağlama"
diyene kadar ağladığını fark
etmemiştim. Midem bulanınca iki
elimle ağzını kapatın. Bu sefer de
burnum akıyordu "Bora çantamda
peçete var" dedim. Bora çantayı açtı
ama peçeteyi bana vermedi. Peçeteyi
burnuma tutugunda "Bebek degilim!
Ben güzel ve çekici bir kadınım" artık
sarhoştum. Peçeteyi alıp burnumu
sildim ve çöpe atmak için ayağa
kalktım ama başım dönünce düşecek
gibi oldum. Bora kolumdan beni
yakaladı."Gel" dedi sesi hep olduğu
gibi sert değildi şefkatliydi. Beni
kucağına aldığında başım daha da
döndü. Sırıtarak Bora'ya baktım "Ne
kadar güçlüsün" dedim. Olduğu
durumdan rahatsız görünüyordu,
rahatsızsa gidebilirdi onu ben
çağırmamıştım sonuçta. Kucağında
benimle ödemeyi yaptı ve dışarıya
çıktık. Yüzüne sırıtarak baktığım için
"Niye sırıtıyorsun?" dedi. Küskün
küskün "Ama hep gül dedin"
dedigimde ifadesi yumuşadı.
Burnumu gögsüne yaklaştırdım ve
kokladım çok güzel kokuyordu.
Midem bulanınca "Bora kusacağım"
der demez beni yere bıraktı. İzbe bir
yolun kenarındaydık biraz uzağa
gittim ve midemdeki her şeyi çıkardım. Yüzüme gelen saçlarımı itmeye çalışırken
saçlarım arkamdan tutuldu. Kusuyor
olmasaydım sırıtabilirdim. Eğildiğim
yerden kalktım ağzımı silmek
istiyordum ama çantam kolumda
değildi."Çantam nerede!" diye çığlık
attım. O anda çantamı gördüm Bora
onu çapraz bir şekilde takmıştı, beyaz
çantam kombinine uyumuştu.
Kahkahalarla gülmeye başladım
"Kombinin tamamlanmış" dedigimde
kaşlarını çattı ve çantamı sökercesine
çıkardı. Açtı ve peçete çıkarıldı,
peçeteyle ağzımı sildi. Kendi kendine
konuşuyordu ama mırlıdandığı için
anlamıyordum "İçine içine konuşma"
dedigimde öfkeyle "İçime içime
konuşmuyorum!" diye bağırdı.
Olduğum yere sindim ve dudağımı
büzdüm "Kızma" dedim. Artik sinirli
değildi şaşkındı."İzmirin dağlarında
çiçekler açar" diye şarkı söylediğimde
"Ya sabır" dediğini duydum onu
dinlemeden şarkımı söylemeye
devam ettim. Elimi tutu ve yürümeye
başladı ama başım fena dönüyordu
Bora'ya "Kucağına alsana beni"
dedim. Yüzüme boş boş baktı ve beni
kucağına aldı. Başımı omzuna
yasladım ve iç çektim."Senin de aile
sorunların var mı?" dediğimde adeta
buz kesildi. Yanlış bir şey mi
söylemiştim? Etrafıma baktığımda
evler gördüm ne ara gelmiştik?
Omzuna tekrar başımı koydum ve
gözlerimi kapattım.
Sarsılarak uyandığımda
merdivenlerden çıkıyorduk.
Neredeydik? Bizim apartman değildi
anlaşılan kendi evine getirmişti.
Kapının önüne geldiğimizde beni
tutuşunu değiştirdi. Artık bir bebek
gibi tutuyordu beni. Kolunu kalçamın
altından sarmıştı, uykulu olduğum için
kollarımı boynuna doladım ve başımı
omzuna koydum. Kapıyı açtı ve
içeriye girdik, beni bırakmadı.
Gözlerim kapanmak istiyordu ama
zorlukla açtım. Bora beni yatağa
yatırdı. Yatırırken üzerime eğilmişti.
Geri çekileceğinde yakasından tutum
ve kendime çektim. Bocaladı ama bir
şey demedi, burunlarımız neredeyse
birbirine değiyordu. Elimi kaldırdım ve
kirpiklerine dokundum, daha iyi
dokunmam için gözlerini kapattı. Elimi
kirpiğinden çekip yanağına
dokundum, teni yumuşacıktı.
Gözlerimin içine bakıyordu, elimi
yanağından dudağına kaydırdım
başparmağımla dudağına
dokundugum an taş kesildi ve ateşe
değmiş gibi geri çekildi. Ayağa kalktı
ve botlarımı çıkardı, ardından
çantamı ve trençkotumu da çıkardı
Telefonu aldı ve birisini aradı"Alo,
Zehra bana gelmen lazım. Yanında
gelirken pijamalarından da getir" dedi
ve kapatı. Yatakta başımı sağ tarafa
bir sol tarafa döndürüyordun. Bora
odadan gideli dakikalar olmuştu.
Elinde bir tepsiyle girdi ve tepsiyi
komodine koydu. Yanıma geldi ve
doğrulmama yardım etti. Başım yan
tarafıma düşünce iç çekti "Bu kadar
içmek senin neyine?" dedi. Sesi
uzaklardaymış gibi geliyordu. Karnım
cok agrıyordu, karnımı tutum.
Karnımı tutuğumu görünce "İyi misin?
Karnım mı ağrıyor?" diye sordu.
Karnım regl olacağım için ağrıyordu
ama bunu ona söyleyemezdim."Evet,
regl olacağım" dedim. Kararlılık
seviyem örnek alınasıydı. Bunu
dememle birlikte gözlerini benden
kaçırdı. Utanmış mıydı? Tepsideki
çorba kasesini aldı ve kaşığı daldırdı
"Hadi ye sonra kahveni içer bir duş
alıp uyursun" dedi, sesi şefkatliydi
içimdeki kız çocuğunun hoşuna
gidiyordu. Sırıtıp başımı iki yana
salladım "Bir şartla" dedim.
"Ne istiyorsun?"
"Vazgeçtim yemeyeceğim. Götür!"
"Tamam söyle."
"Yanağımı öpeceksin bende senin"
dedigim an kaşları çattıldı.
"Önce ye"
"Tamam" dedim ve ağzımı açtım.
Çorbayı üfleyerek bana yedirdi.
Yatağa iyice gömülerek yattım ve
Bora odadan çıktı.
Dün seni sevdim,
Bugün de seviyorum,
Öbür gün borcum olsun.
Yaşarsam söz, yarın yine seveceğim.
Nazım Hikmet
Bora Tunga Karahan
Elimdeki nevresimi koltuğa serdim.
Duru'nun içerde olduğuna hala
inanamıyordum , deli kız başına
sürekli bela açıyordu. Serhat abinin
yaptığı seye çok üzülmüştü, her
gözyaşı benim de canımı yakmıştı. O
bilmezdi, kimse bilmezdi ama iki
yıldır Duru'ya âşıktım. İlk başta kabul
etmesem de aklımdan bir an dâhi
çıkmıyordu. Ama hislerimi ona
söyleyemezdim, ben sevmekten
anlamazdım. Benim en iyi ve tek
bildiğim sey vatanımı pisliklerden
temizlemekti. Kanlı ellerimle ona
dokunamazdım. Mutfağa döndüm ve
Duru'ya yaptığım kahveyi aldım.
Yanına gitmek istemiyordum çünkü
yanındayken çekim alanından
çıkamıyordum. Dudağıma dokunduğu
anı hala unutamıyordum,
unutacağımı da sanmıyordum.
Kahveyle birlikte yatak odama
döndüm. Duru iyice gömülmüş
yatıyordu. Kahve içtikten sonra duşa
da girerse ayrılırdı. Yatağın kenarına
oturduğumda Duru bana döndü ve
gülümsedi. Gülümsemesi çok
güzeldi, hep gülmeliydi."Hadi kahveni iç" dediğimde gözlerini kırpıştırdı. Doğrulamasına yardım ettim, başı öne düşünce sarı saçları güzel yüzünü kapattı.
