15. bölüm · Seyir Ateşi; Küllerinden Doğan
Devam
Eve geçmiştim, kahvaltımız bitmiş bulaşıkları yerleştiriyorduk. Yengemi kolundan tutup sandalyeye oturttum. "Kız dur bir yerinde Allah aşkına hamilesin sen ya" dedim çünkü kendini fazla hırpalıyordu. Güldü "Birşey olmaz kız alışığım ben" dedi. İnci "Alışıksın ama hamilesin, bebeğe yazık "dedi. Kafamı salladım fazlasıyla haklıydı. Yengem bana bakıp duruyordu, olanları anlama ihtimali yüksekti. O beni benden daha çok tanırdı, çocukluğumu biliyordu. İnci "Canım kahve çekti, yapayım mı?", dedi çekinerek. Soruyu sorarken gözlerini kaçmıştı, bu beni sinirlendirdiği için kaşlarımı çattıp "Bir daha kendi evinde izin alırsan ikimizde çok darılırız sana. İstediğini yap" dedim. İnci gülümsedi ve "Ee kim içiyor?" ,diye sordu. Ben elimi kaldırdım, yengem zararlı olduğu için dudağını büzüp oturdu. İnci cezveyi ve fincanları çıkarırken "AA, Serhat abiye sormayı unuttum" dedi ve salondan çıktı. Yengem elimi tuttu"Birşey mi oldu, bir garipsin" dedi. Gözlerimi kaçırarak "Ha-hayır" dedim. Nida hazırlanmış bir şekilde mutfağa girince olacaklar yüzünden iç çektim. "Abla ben dışarıya çıkıyordum, haber vereyim dedim" dedi. Yüzüme beklentiyle bakıyordu, bu onun izin almadan izin alma şekliydi. Sabır dilenerek "Gidemezsin Nida, bugün olmaz" dedim. Sebebini anlamayan Nida kaşlarını kaldırmış bana bakıyordu. Üslubumu farklı bulmuş olmalıydı. "Ama abla neden?"
"Nida sana açıklama yapmayacağım, odana geçer misin lütfen!" Sesim istemeden de olsa yüksek çıkmıştı. Nida gözlerini yere indirip gitti, bana kızmıştı. Offlayarak yengemin yanındaki sandalyeye oturdum. Yengem "Olmuş belli, Nida'ya böyle davrandığına göre" dedi, anlayışla bakıyordu bana. O beni anıyordu anlamasına ama ben ona olanları söyleyip de korkutmak istemiyordum, çocuğu okula gidiyordu. O yüzden susup kaldım. Ama söylemeliydim , bu yüzden "Abim nerede?", diye sordum. Yengem şüpheyle bakıp "Balkonda" dedi. İnci gelmiş kahveleri hazırlamaya başlamıştı. Mutfaktan çıkıp oturma odasına gittim, abimi beklemeye başladım. Abim ellerini ovuşturarak içeri girdiğinde dikleştim. "Duru" dedi sorarcasına. Başımı kaldırıp gülümsedim, "Abi" dedim bende. Abim gülmeye başladı "Bu saçma tepkinden anlayacağım kadarıyla birşey söyleyeceksin."
"Evet, anlatmam gereken birşey var."
Abim ciddileşti, kaşları otamatikmen çatılmıştı. Yanına oturdu, "Başla" dedi. Boğazımı temizledim, ellerim terden birbirine yapışmıştı. "Şimdi abi, nasıl desem" dedim, abim sabırsızca "Duru, eveleyip geveleme adam gibi anlat!" Kızgın çıkan sesi karşısında ne yapacağımı bilemedim. Böyle birşey nasıl söylenirdi? Yengem ne tepki verecekti, hepimiz az çok alışıktık böyle şeylere ama İnci korkardı. "Abi, ben sabah ekmek almaya çıktım ya"
"Eee?"
"Fırının kapısında takım elbise giyli iki adam vardı, bir de siyah minibüs. Rahatsız olduğum için hızlıca gidiyordum ki arkamdan yüzbaşının kardeşi diye seslendi. İşlerimize karışmasın yoksa fena olur dedi." Sözlerim bittiğinde ben gergin bir bekleyiş içindeydim, abimse sinirden kuduruyordu. Tepkisini beklerken kusmak üzereydim. "Lann" diye bağırdı, ayağa kalkıp volta atmaya başladı. "Abii" dedim sakin olması için. Yanına geldi "Sana birşey yaptılar mı?"
"Ha-hayır."
"Öldüreceğim o herifi, şerefsiz. Benim karşıma çıkmaya adamlığı yetmiyor da senin karşına mı çıkıyor? Geberteceğim o herifi!"
Ağlamak üzereydim, tepkisinin bu olmasını bekliyordum ama yaşanınca farklı oluyordu. Sinirden alnındaki damarlar belirginleşmişti, elini başına atmış ovuyordu. Başı ağrımış olmalıydı. Aklına birşey gelmiş gibi hızla yanına oturdu. Elimi tuttu, "Duru, abim şimdi sana birşey anlatacağım. Hani Çağıl sana birşey söylemişti ya, bir yalan." dedi. Ne olduğunu hatırlamadığım için gözlerimi kısıp "Hangisi" dedim. Çağıl günde bana bin tane şey söylüyordu, hangi biri olduğunu nereden bilecektim. Kaşlarını çattıp "Hamile yalanı" dediğinde kafama dank etti. Bu konu hassas noktam olduğu için çekinerek "Evet" dedim. Zira abim bu mevzu için hayatında ilk defa bana vurmaya kalkmıştı. "Çağıl bu yalanı söylemeden bir hafta önce beni gizli bir numara aradı. Açtım, o şerefsizdi. Kardeşin benden hamile, yakında yeğenin olacak dedi. Çağıl da bunu söyleyince, eczaneden de testi sen alınca hepsi üst üste geldi. Bende sandım ki o adam sana kendini normal biri olarak tanıttı da " diyip sustu, söylemeye dili varmıyor olmalıydı. "Abii, nasıl böyle birşey düşünürsün. Ben öyle bir insanmıyım?" Soruma başını eğdi "Ne bileyim abim insanız sonuçta, hata yaptın sandım", dedi. İç çektim, herşey üst üste geliyordu ve ben kaldıramıyordum. Gerçi kaldırabilirdim. Anne ve babamı üst üste kaybedip,daha kendim bir çocukken Nida'ya annelik yapmayı kaldırmıştım. Ama o zamanki Duru çocuktu, çocuk kalbi sanılanın aksine çok güçlüydü. Abim yanaklarımı tuttu "Affet abim" dedi. Gülümsedim "Affettim abi sen şimdi bunu boşver, diğerini ne yapacağız?"
"Bir süre sen ,Suna ve İnci evde kalın, Nida'yla Çağıl'ın okul meselesini ben halledeceğim" dedi. Başımı salladım ama endişem yerli yerindeydi. Abim beni göğsüne çekti, yattım göğsüne. Baba gibiydi, yani hatırladığım kadarıyla baba böyle hissetiriyordu. Saçlarımı sevdi abim, o baba hasretimi dindirmemiş ama hafifletmişti. Gülümsedim abimin göğsüne kafam yaslıyken. Elimdeki telefon titredi.
Bora; Duru evde misin, abinle bir işim var da sen de evdeysen geleceğim."
Okuduğum mesajla şüphelerim daha da kuvvetlendi, neredeyse emindim artık. Bora bana karşı birşeyler hissediyordu. Ama ses etmeyecektim, erkek olan oydu açılması gereken de. İyi bir insandı Bora, sert duruşu vardı ama merhametliydi. Kalbi taştan değildi, eskinden böyle düşünürdüm. Bana fazlasıyla ters davranıyordu çünkü. Sürekli tersleyip, beni arkada bırakıp giderdi. Şimdiye kadar böyle bir düşüncem olmamıştı ama artık düşünüyordum, bende bir yuva kurmalıydım. İyi bir anne olacağımı düşünüyordum, asla annem gibi olamayacaktım. Annem bencil bir kadındı, bencil olmasa bir günlük bebeğini ve iki çocuğunu zaten yetimken bir de öksüz bırakmazdı. Onu asla affetmeyecektim ve onun gibi olmayacaktım.
