10. bölüm · Seyir Ateşi; Küllerinden Doğan

Sırlarla Dolu Kalp

Gizem Yüksel

Çağıl'ı alıp eve geleli iki saat oluyordu, Nida'nın gelmesine daha vardı. Çağıl ödev yapıyordu, ödev de boyama olmasına rağmen şikayet edip duruyordu. "Çağıl" dedim uyarırcasına. Başını kaldırıp mavi gözlerini kırpıştırarak "Haya yardım et" dedi dudağını büzerek. Başımı olumsuz anlamda iki yana sallayarak "Hayır olmaz. Hem sen büyüyüp kocaman asker olmak istiyorsun, ödevini yapmazsan nasıl olacaksın?" dedim. Yüzünü buluşturdu"Ben Boya abimi görmek istiyorum. Kaç gündür yok özledim" dedi dudağını büzerek. Ben cevap vermeyince "Hep aklımda" dedi.İç çektim kendi kendime mırıldanarak"Benimde" demekten kendimi alamadım. Bunu duyan Çağıl "Hayaaa" dedi şüpheci tavrıyla.

Sırlar, kalbin karanlık odalarında saklanan sesiz çığlıklardır; duyulmak isterler ama ortaya çıktıklarında herşeyi değiştirirler.

Bora tek başına bankta oturuyordu. Duru'yu düşünüyordu yine, Emre odaya girmese kendini kaybedip herşeyi söyleyecekti. İç çekti, o sırada bir tarafına Emre diğer tarafınaysa Ali oturdu. Bora göz ucuyla baktı kardeşlerine "Başımı şişirecekseniz defolun" dedi. Ali güldü "Yok be komutanım kendimizde o enerjiyi bulamıyoruz" dedi Emre'ye bakarak.Timin en küçükleri Zeliha ve Emre'ydi, neşe kaynağı da onlardı. Emre "Biz tek bir şey demeye geldik. Kalbinin sesini dinle, o koca kafanla hareket etme" dedi. Bora yan bakışlarını Emre'ye dikti, "O ne demek lan! Rütbedeyiz unutma" dedi. Emre "Bugün olanları diyorum, biz bordo bereliler duygularımızla hareket etmeyiz felan ama bu başka" dedi. Ali başıyla onayladı, "Komutanım dünya üç günlükse bize bir gün olarak düşünün, ölüm ensemizde. Birde bu kısa ömrü keşkelerle mi mahvedelim" dedi. Bora anlamamazlıktan gelirken karşı banka Mehmet, Savaş ve Samet oturdu. Konuya hakim olan Mehmet "Serhat abi iki gün kızar sonra geçer o da seni kardeşi biliyor. Git açıl" dedi. Bora yerinden doğrularak "Ne diyorsun lan!" diye bağırdı. Savaş oldukça sakin bir ses tonuyla "Duru'yu diyor anlamamazlıktan gelme" diyince Bora olduğu yerden fırlayıp ayağa kalktı. "Beni çıldırtmayın lan! Siktirin gidin!" Mehmet gülerek "Oğlum abartma, gözümüz görüyor yalanlama" dedi. Bora yerine oturdu, "Bak sinirlerimi tepeme çıkarmayın hepinizi-" demişti ki Ali "Hepimiz biliyoruz, salak değilse Serhat komutanım da biliyordur" dedi. Bora arkadaşlarına boş gözlerle baktı. Emre ise işin alayındaydı kapıya bakıp "Gelen Duru mu?" der demez Bora başını çevirip baktı. Bora hariç hepsi gülmeye başladı. Bora"Yok öyle bir şey, olsa Duru anlamaz mı? Anlasaydı da benim yüzüme bile bakmazdı" dedi, aslında itiraf etmişti. Emre ise "Ben Duru'yu tanıyorum,o benim kardeşim benim çocukluğum sana karşı onda da var birşeyler. Benim tanıdığım Duru sabah siz o haldeyken yüzüne alık alık bakmazdı tokadı basardı" dedi. Samet "Evet, o hepimizi kardeşi olarak görüyor ama seni, hiç sanmıyorum" dedi. Bora düşündü olabilir miydi? Başını kaldırıp gökyüzüne baktı, baktığı heryerde olduğu gibi gökyüzünde de Duru'yu gördü, mavileri geldi aklına gülümsedi. "Ali anlatsana kardeşim nasıl bir şey ?" diye sordu. Ali kabul ettiği için gülerek "Kardeşim anlatılmaz yaşanır ama sende yaşıyorsun o yüzden anlatayım" durup burukça gülümsedi "Senin işin benden kolay, Duru en azından seni görüyor, yüzüne bakıyor. Benimki... Belki inanmazsınız ama gördüğüm anda vuruldum. Kara kaşlarına, kara gözlerine, çehresine... Aşk demeyeceğim az kalır, bence bendeki sevda... Nasıl birşey biliyor musunuz, anlatayım da başınıza geldiğinde anlayın hata yapmayın. Gözün hep onu arıyor, görmediğinde kalbine bir sızı giriyor, gördüğünde ise o umursamayınca sızı ağrıya dönüşüyor. Onca erkeğin arasında tüm güzelliğiyle dururken çıldırıyorum, neyseki bana vermediği yüzü kimseye vermiyor. Görevlerde aklım hep onda, birşey oldu mu, yaralandı mı? Ayağına taş değse ondan çok benim canım yanıyor. Elimi uzatsam değecek kadar yakınımdayken dokunamamak... Gece yatarken rüyalarıma bile giriyor, oğlum rüyada bile beni tersliyor. Gece kadar siyah saçlarını ördürmüyor ya işte en çok da o koyuyor..." Sözlerini tamamladığında hepsi sus pus olmuştu. Bora kapattığı gözlerini araladı "İnanırım, ilk gördüğünde vurulduğunda inanırım Ali. Serhat abi benim kardeşim onun kardeşi de benim kardeşim olması lazım ama ben bilmiyordum. İlk gördüğümde otobüsten inmişti gördüm o an oldu ne olduysa..." Savaş "Lan oğlum Sinan gibi başlama kardeşim diye, o da seviyor ama boş boş konuşuyor. Kendini Rıza albaya borçlu hissediyor, sen de öyle ama borç yok. Türk askeriyiz biz tabii ki birbirimizi koruyup kolayacağız" sözlerini tamamlayınca derin bir nefes aldı. Bora düşündü, "Ya Serhat abi beni silerse,bacısına göz diktim..." Samet gülerek "Seni en fazla dünyadan siler, hayatta olduğun sürece kardeşisin onun. Hem ben Serhat abinin de bildiğini düşünüyorum o bakışları Çağıl bile anlar" dedi. Bora yerinden doğruldu Samet'i görebilmek için "Duru anlamıyor Çağıl mı anlayacak?" Mehmet "Bence o seviyor hastanede olduğunuzda net gördüm, sana sarılınca utandı kıpkırmızı oldu" durup güldü "Aramızdan birine sarılınca öyle bir tepki vermiyor" dedi. Emre "Evet, daha sabah bana sarıldı ve kızarmadı" dedi. Bora ise kıskanıp "Hatırlatarak ölüm fermanını imazalıyorsun!", dedi. Emre "Komutanım o benim kardeşim, hepimizin öyle" dişlerini göstererek sırıttı"tabii sen hariç hepimizin" dedi. Zehra da onlara katıldı, tek boş yerin Ali'nin yani olduğunu gördü ve diğer banka oturdu. Bacak bacak üstüne atarak "Evet, niye ben gelince sustunuz?" diye sordu. Emre "Harika, bir kadını bir kadından daha iyi kim anlar?" dedi. Zehra "Duru mu konu?" dediği an hepsi gülmeye başladılar. Zehra Bora'ya bakıp "Ne? Anlaşılıyor" dedi. Bora cevap vermezken Ali "Zehra sence Duru da var mı birşeyler?" diye sordu. Zehra kendisine Zehra'm denmesine alışık olduğu için biraz şaşırsa da Ali'nin sorusunu yanıtladı. "Var. Kenidinin bile haberi yok ama var."
Ali "Zehra varsa kendisinin nasıl haberi yok?"
"Mehmet "Sussana oğlum varmış işte, sen kadın mısın da yorum yapıyorsun" dedi.
Zehra iç çekerek "Saçlarım zaten çok sıkı bağlı başım ağrıyor boş boş konuşmayın" dedi saçlarını çekiştirerek. Fırsat kollayan Ali "Örebilirim" dedi. Zehra göz ucuyla baktı "Hayır, her an göreve gidebiliriz. Zeliha ve Sinan esir onları kurtarmak zorundayız, zaten benim yüzümden esir alındılar!" dedi dişlerini sıkarak. Bora"Saçmalama Zehra göğsün keskin nişancı tüfeğiyle işaretlenmişken ne yapabilirdin. Zeliha da birşey yapamazdı ama Sinan salaklığından yakalandı" dedi. Ali "Komutanım öyle demeyin sevdiği kadın o şerefsizlerin elindeyken ne yapabilirdi? Ben olsam aynını yapardım" dedi Zehra'ya göz ucuyla bakarak, sonra ekip arkadaşlarına baktı "siz de aynını yapardınız." Hepsi düşündü yapardılar ama Emre düşüncesinin tam tersini söyledi "Ben yapmazdım, eğer ben yakalanırsam onu kim kurtaracak?" Hepsi sessizliğe gömüldü. Mehmet çekinerek "Arkadaşlar size söylüyorum yakında yengeniz olabilir" dedi duygusal ortamı dağıtmak için. Yanındaki Samet "Kim o şanssız kişi?" dediğinde Mehmet ters ters bakarak "Hastanede gördüm doktormuş, Suna'nın doktoru. Yalan yok çok güzel kız an kolluyorum görmek için" dedi. Ardından yüzünü buruşturarak "Lan oğlum ben böyle işin... Kız kadın doğum doktoru hasta olmayı bahane edip gidemiyorum da ne yapacağım" diyince hepsi güldü. Zehra gülerek "Kadın olmaya karar verdim bir bak benden olur mu de" dedi. Mehmet "Ya sabır ne diyorsun kızım kız daha yüzüme bakmaz " dedi. Ali "Benim aklıma bir şey geliyor ama..." durdu aklına geleni söylerse dayak yiyeceğini biliyordu. Zehra "Kafanın yerinde kalmasını istiyorsan susarsın Ali " dedi terslenerek çünkü Ali'nin nedüşündüğünü biliyordu. Emre ise anlamadı ve sordu "Ne düşünüyorsun ki?" dedi. Ali çekiniyordu onun yerine Savaş "Zehra'yı götürmeyi düşünüyor karısı olarak, niye gittiğini de siz anlayın" dedi. Zehra kaşlarını çattı "Aklı varsa böyle bir şey denemez" dedi, Mehmet "İleride ne olacağını ne biliyorsun büyük konuşma benim kardeşim ilerde çocuğunun babası olursa görürsün" dedi. Zehra anında "İmkansız!" dedi ve kalktı "Ben gidiyorum siz boş yapmaya başladınız" dedi. Ali'nin yüzü düştü, Bora Aliye "Olmuyorsa olmuyor Ali zorla hiçbir şey olmaz" dedi. Ali başıyla onayladı, Savaş ise "Mehmet ben senin için kendimi feda ederim. Gidelim kızın yanına uydururum birşeyler" dedi. Emre gülerek "Ne uyduracaksın? Karım varda hamile gelmeye üşendi siz beni muayene edin sonuçta babasıyım mı diyeceksin?" Savaş uzanıp Emre'nin ensesine vurdu "Boş boş konuşma lan bilmiyorum ne diyeceğimi ama diyeceğim işte. Hem ben siz miyim kardeşim için kendimi feda ediyorum" dedi. Emre gözlerini kocaman açarak "Sinan ve Zeliha'yı bir bulalım sonra gideriz. Hem kim bilir ben de bulurum belki kendime birini. Böyle sarı saçlı, mavi gözlü papatya gibi bir kız" dedi en sevdiği çiçeği de vurgulayarak. Hepsi güldü.