30. bölüm · ŞAFAKSIZ
Bölüm-30 (kurumda konuşma)
Narin onu köşeye sıkıştırmayı planlamadı. Zaten planlasaydı bu kadar etkili olmazdı. Koridorun sonunda, camı yarı mat bir odada durdu Bozan. İçeride yalnızdı. Kapı kapanmamıştı. Kurum böyle yarım kapıları severdi; hem özgürlük hissi verir, hem kaçışı engellerdi. Narin kapının önünde durduğunda içeri girmedi hemen. Bir saniye bekledi. O bir saniye, ikisi için de ağırdı.
“Berker,” dedi sonunda.
Bozan başını kaldırmadı. Dosyaya bakıyordu ama okumuyordu. İsmin söylenişinde bir şey vardı. Kod adıyla değil. Üniformayla değil. İnsan gibi. Bu onu hazırlıksız yakaladı. Hazırlıksız yakalanmayı sevmezdi. Ama kaçmadı.
“Bu isimle burada konuşulmaz,” dedi sakin bir sesle.
Narin içeri girdi. Kapıyı kapatmadı. Bilerek. Kapanan kapılar, kayıt demekti. Açık kapılar risk. Ama risk artık umrunda değildi. Masanın karşısına geçti. Ayakta kaldı. Oturmadı. Bu da bir mesajdı.
“Benimle hep böyle konuştun,” dedi. “Cümlelerin yarım, cevapların eksik. Ama bugün… bugün eksikliği ben tamamlayacağım.”
Bozan ilk kez ona baktı. Uzun uzun. Sanki yüzünü ezberlemeye çalışır gibi. Bu bakış Narin’i ürpertmedi. Aksine, içini netleştirdi. Çünkü bu bakışta saklama yoktu. Tartma vardı.
“Bunu yapmak istemezsin,” dedi Bozan.
“İstiyorum,” dedi Narin. Sesi titremedi. “Çünkü artık sustuğum her şey, birinin kanıyla kapanıyor.”
Bu cümle odada yankılandı. Kurum duvarları ses yutardı ama bazı cümleler betonun içinden geçerdi. Bozan nefes verdi. Yavaş. Derin. Bu bir teslimiyet değildi. Silahı masaya bırakmadan önce yapılan bir duraklamaydı.
“Ne biliyorsun?” diye sordu.
Narin gülümsedi. Bu gülümseme mutlu değildi. Yorgundu. “Yeterince,” dedi. “Ama bilmediklerim daha tehlikeli. Çünkü onları hissetmeye başladım.”
Bozan sandalyesini geri itti. Ayağa kalktı. Aralarında bir masa vardı ama mesafe yoktu artık. “Hissetmek burada işe yaramaz,” dedi. “Bu bina hisleri öğütür.”
“Beni öğütemedi,” diye karşılık verdi Narin. “Denedi ama başaramadı. Senin dosyanı kapattılar. Sonra açtılar. Sonra yarım bıraktılar. Seni sahaya gönderdiler ama destek vermediler. Bu bir hata değil Berker. Bu bir tercih.”
Bozan’ın çenesi sıkıldı. İşte bu. İşte köşe burasıydı. Çünkü Narin doğru kelimeyi seçmişti. Hata affedilirdi. Tercih… hesap sorulurdu.
“Bunu bilmen gerekmiyor,” dedi. Sertleşmeden. Bu daha tehlikeliydi.
“Gerekiyor,” dedi Narin. “Çünkü bu tercihin ucunda ben varım. Benim hayatım, benim susuşum, benim inandığım şeyler var.”
Bir an sessizlik oldu. O an Bozan ilk kez düşündü: Belki de bu konuşma hiç olmamalıydı. Ama artık çok geçti. Çünkü Narin’in gözlerinde korku yoktu. Kararlılık vardı. Bu, sahada gördüğü en tehlikeli bakıştı.
“Beni bir subay sandın,” dedi Bozan yavaşça. “Bu senin suçun değil.”
“Biliyorum,” dedi Narin. “Ama artık sadece subay olmadığını biliyorum.”
Bozan cevap vermedi. Cevap vermemek bazen en büyük itiraftı. Narin bir adım attı. Yaklaştı. Sesini düşürdü.
“Beni neden uzak tuttun?” diye sordu. “Neden hep gidişler, yarım vedalar, suskun dönüşler?”
Bozan gözlerini kaçırdı. İlk kez. Bu, Narin’in kalbine oturdu. Çünkü bu kaçış, gerçeğin kenarıydı.
“Çünkü yanımda olan herkes ya eksilir,” dedi sonunda. “Ya da benden bir parça alır.”
“Ben parça istemiyorum,” dedi Narin. “Ben doğrusu istiyorum.”
Bu cümle Bozan’ı vurdu. Silah gibi değil. Daha kötü. Ayna gibi. Çünkü doğrusu vermek, saklanmaktan daha zordu. Bir süre konuşmadılar. Dışarıdan biri baksa, sıradan bir iş konuşması sanırdı. Oysa içeride iki hayat çarpışıyordu.
“Bu soruları sormaya devam edersen,” dedi Bozan, “seni koruyamam.”
Narin başını kaldırdı. “Beni korumanı istemiyorum,” dedi. “Beni kandırmamanı istiyorum.”
İşte bu. Köşe buydu kanka. Kaçacak yer yoktu artık. Bozan ilk kez şunu anladı: Bu kadın ajanlığa, rütbeye, koda değil… insana konuşuyordu.
“Her şeyi anlatamam,” dedi Bozan. “Ama şunu bil: Sandığından daha karanlık bir yerdesin.”
Narin derin bir nefes aldı. “O zaman bana yolu göster,” dedi. “Karanlıksa birlikte yürüyelim.”
Bozan gülümsedi. Kısa. Acı. Ama gerçek. “İşte bu,” dedi, “yasak olan.”
Ve o an, kurumun en büyük korkusu gerçekleşti:
Bozan konuşmaya başlamıştı.
Narin susmamaya karar vermişti.
