27. bölüm · ŞAFAKSIZ

Bölüm-27 ( Hainin Hatası)

. ..

O zaman hata yapan birini merkeze alıyorum. Küçük, insani, panikten doğan bir hata… ama sonucu geri dönülmez.
Hata, büyük bir patlamayla gelmedi. Bir emirle, bir silahla, bir bağırışla hiç gelmedi. Hata, aceleyle atılan bir imzayla başladı. Kurumun içindeki adam—o dosyayı güncelleyen, koordinatları kaydıran, “operasyonel risk” diye not düşen adam—ilk kez o sabah ellerinin titrediğini fark etti. Çünkü Bozan ölmemişti. Temas kesilmişti, evet. Ama ölüm sessiz olurdu. Bu sessizlik fazla düzenliydi.
Adam panikledi. Panik, kurumun sevmediği tek duyguydu. Çünkü panik yapan insan hata yapardı.
İlk hatası, fazladan bir kontrol istemek oldu. Normalde kimse sormazdı. Ama o sordu. Bu soru, sistemde bir iz bıraktı. İzler ise Narin’in dikkatini çeken tek şeydi. Narin artık kelimelere değil, boşluklara bakıyordu. Kim neden tekrar kontrol isterdi? Eğer her şey yolundaysa, neden acele vardı?
İkinci hata daha ağırdı. Adam, Bozan’ın dosyasını “geçici beklemede”ye aldı. Bu, teknik olarak doğruydu. Ama zaman damgasını yanlış girdi. Dakikalarla oynadı. O dakikalar, birilerinin erişim yetkisini açtı. Narin, tesadüfen o erişimi gördü. Tesadüf değildi ama öyle görünüyordu. Kurum bazen en büyük sırlarını tesadüf kılığına sokardı.
Narin dosyayı açtığında kalbi hızlandı. Her şey temizdi. Fazla temiz. Ama bir satır… sadece bir satır… gözünü tırmaladı: “Sahada temas beklenmiyor.” Narin bu cümleyi okuduğunda durdu. Sahada temas beklenmez diye bir şey yoktu. Sahada temas ya olurdu ya olmazdı. Beklenmiyor demek, bilerek beklememekti.
Bozan o sırada başka bir yerdeydi. Yaralıydı ama hayattaydı. Bir depoda, ismi olmayan bir yerde. Kendi kendine pansuman yaparken aklında tek bir şey vardı: Kurum hata yapmıştı. Ama daha önemlisi, birinin paniğe kapıldığını anlamıştı. Panik yapan biri, tekrar hata yapardı.
Ve yaptı.
Adam, durumu toparlamak için üstüne rapor geçti. Kısa. Acele. “Durum kontrol altında.” Bu cümle, kurumun en tehlikeli cümlesiydi. Çünkü kontrol altında denilen şeyler genelde elden kaçmış olurdu. Bu rapor, yanlış kişiye gitti. Bir adım yukarıya değil, bir yan birime. O yan birimde Bozan’ın eski bir borcu vardı. Sessiz bir borç. Kimsenin hatırlamadığını sandığı bir borç.
Narin, aynı gün Bozan’la görüşme izninin iptal edildiğini öğrendi. Gerekçe yoktu. Bu da bir hataydı. Kurum gerekçe vermeyi severdi. Vermiyorsa, bir şeyler çözülüyordu. Narin artık emin değildi ama şunu biliyordu: Birileri bir şeyi örtmeye çalışıyordu.
Bozan gece yarısı ayağa kalktı. Acı hâlâ oradaydı ama karar daha ağırdı. “Beni satmaya çalışan panikliyse,” dedi kendi kendine, “beni canlı görmek istemiyordur.” Bu, avantajdı. Çünkü kimse canlı bir sorunu aceleyle çözmek istemezdi.
Hata yapan adam, ertesi sabah aynaya baktığında kendini yaşlanmış gördü. Kurum onu koruyacaktı belki. Ama Bozan’dan koruyamazdı. Ve daha kötüsü… Narin’in sorularından da.