2. bölüm / 34
Pied Piper •TaekookYeni arkadaşım
Bölümler 34Şu an: Yeni arkadaşım
- 1 İlk Günden Mi?749 kelime
- 2 Yeni arkadaşım1.176 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Puppy eyes723 kelime
- 4 Hasta çocuk1.001 kelime
- 5 Soyunma odası1.162 kelime
- 6 Eski zorba788 kelime
- 7 Tesadüfler1.362 kelime
- 8 Yarışma1.307 kelime
- 9 Harabe1.141 kelime
- 10 Bay Jeon1.479 kelime
- 11 Kermes Sapığı1.420 kelime
- 12 Soju1.229 kelime
- 13 Mezarlık1.224 kelime
- 14 Pankart1.414 kelime
- 15 Turnuvalar1.294 kelime
- 16 Sözde iyilik1.311 kelime
- 17 Hastane1.124 kelime
- 18 Proje975 kelime
- 19 Süpriz1.382 kelime
- 20 Kuzey yıldızı1.232 kelime
- 21 Bakıcılar865 kelime
- 22 Islak Kek1.271 kelime
- 23 Kamp1.051 kelime
- 24 Marshmellow1.364 kelime
- 25 Şovmen1.264 kelime
- 26 Ayı875 kelime
- 27 Söylentiler1.234 kelime
- 28 Operasyon768 kelime
- 29 Broşür897 kelime
- 30 Vazo776 kelime
- 31 Baba1.007 kelime
- 32 Doğum Günü1.227 kelime
- 33 Final1.148 kelime
- 34 Yeni Kurgu Duyurusu20 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okulun bahçesinden geçmek bile bu kadar beni germişken sınıfımı kat kat gezip bulmak zorunda olmak ve herkesin gözlerini anlamadığım bir şekilde üzerimde hissetmek beni çok huzursuz etmişti.
Sınıfım en üst katta koridorun en köşesindeki bahçeye bakan sınıftı. İçeri girdiğimde herkesin sesini yutmasıyla odağın üzerimde olduğunu hissetmiştim.
Yinede bozuntuya vermeden gözlerimle cam kenarındaki boş masayı kestim ve tahminimce kimseye ait olmadığını düşünüp oturdum. Şimdi düşününce iyiki oturmuşum diyorum. Farkında olmadan oturduğum o sırada şuan sahip olduğum en yakın arkadaşa sahip olacaktım.
Nihayet ben yerleştiğimde ve zil çaldığında herkes yavaş yavaş sınıfa gelmeye başlamıştı ve her gelen yüzünde değişik bir ifade ile bana bakıyordu.
Hocanın da içeri girmesi ile bakışlardan bir nebze de olsa sıyrılmış bu sefer ben onları izlemeye başlamıştım.
Hocamız uzun,geniş omuzlu, kahverengi saçlara sahip ve gerçekten de yakışıklı denilebilecek bir yüze sahipti ayrıca enerjisi ile bütün sınıfı hipnotize etmiş gibiydi. Bir edebiyat hocasına göre fazla neşeliydi.
Bir şekilde göz göze geldiğimizde beni yeni farketmiş olacak ki yüzünde şaşkın bir ifadeyle sınıfa doğru seslendi;
“Yaaayy! Çocuklar yeni bir arkadaşınız gelmiş neden söylemiyorsunuz? Hoşgeldin okulumuzaa … şey”
“Jungkook hocam jeon jeongguk”
“Memnun olduk tanıştığımıza jeon. Ben yeni edebiyat öğretmenin kim seok jin eğer önceki okulunda edebiyatta kötüysen için rahat olsun çünkü karşında tolstoyun kendisi duruyor”
demiş ve böbürlenmişti. Hocamızın bu hali bana tatlı gelmişti ve gülmeme neden olmuştu.
O sevimliydi ama sınıftakiler sanki adam öldürmüşüm gibi çok ciddilerdi onları pek takmadım yeni olduğum için öyle olduğunu düşündüm.
Dersin ortalarına doğru kapının çalması dalgınlaşmış olan bütün sınıfı ayıltmıştı. İçeri ise maksimum 175 diyebileceğim, sevimli, sarışın bir çocuk girmişti. Çocuk resmen yürüyen pozitif enerji gibi birşeydi. İçeri girer girmez bay jin’e gülümsemiş ardından benim olduğum tarafa şaşkınlıkla donup kalmıştı. Normal şartlarda bana biri böyle tepki verseydi kesinlikle daha önce tanıştığımızı düşünürdüm ama hayır öyle birşey değildi
Onun sırasına oturmuştum ve o beklemediği için şaşırmıştı. Yinede bozuntuya vermedi ve bana küçük bir gülümseme gösterdikten sonra gelip yanıma oturdu. Üzerinden değişik çiçeksi ama hoş kokular geliyordu. Sessiz bir çocuğa da benziyordu benim gibi ama değildi cidden arkadaşları tarafından sevilen biriydi. Benim aksime.
Nihayet ders bitip zil çaldığında yanımdaki sarışın çocuğun benimle konuşmak için hamle yapmaya çalıştığını anladım ve ona fırsat vermeden ben konuştum
“Özür dilerim..dolu olduğunu bilmiyordum. Dersin ortasında beni kaldırtmadığın için de teşekkür ederim.”
“Özür dilemene gerek yoktu sadece şaşırdığım için öyle bir tepki verdim. Yeni bir öğrenci beklemiyordum. Tanışmadık bu arada. Ben park jimin”
“Jeon jeongguk ama sen jungkook desen yeter”
“Memnun oldum jungkook. Yanlış anlamazsan merak ediyorum ne için dönemin ortasında kayıt aldırmak istedin?”
“Aaa.. taşındık ve eski okulum çok uzak kalıyordu aynı zamanda bilirsin değişik insanlar vardı değişik lise tiplemeleri işte”
“Anlıyorum üzmek istemem ama şansına küs burda da onlar gibi bir sürü var ve inan bana burdakiler gerçekten acımasız”
Demiş ve acıyla karışık bir gülümseme bırakmıştı onun bu hali beni işgillendiriği için ağzındaki baklayı çıkarmaya başlamıştı.
“Aslına bakarsan bilmen gereken birşey var. Yakın zamanda okuldan bir çocuk üst sınıfların zorbalığına dayanamayarak camdan atlayıp intihar etti. Ondan öncesinde ise yine çocuğun biri psikolojik terapilere rağmen dayanamayıp kendini zehirledi. Yani demek istediğim diğer okullar bir ise bizde bin”
“Korkmaya başladım”
“Korkmana gerek yok. Sadece.. sadece radarlarına takılma yeter”
“O nasıl olacak ki?”
“Olabildiğince gözlerinden kaçın. Özellikle de kıvırcık siyah saçlı uzun çocuktan en küstahları ve acımasızları o. Kimsenin ağlaması zırlaması onu durduramaz bir kere nefret ederse hayatı sana zindan eder”
Bahsettiği kişi benim bahçede karşılaştığım çocuktu ve çoktan göz göze gelmiştik bile. Şimdi korkudan ne diyeceğimi bile bilmiyordum söylesem jimin korkup gidebilirdi bunu istemiyordum o yüzden sadece onu onayladım ve sustum. Ardından biraz daha konuştuk ve bana okul hakkında yardımcı olabilmek için numarasını verdi. Sanırım yeni bir arkadaş edinmiştim ve içim kıpır kıpırdı.
Zil yine çaldığı zaman bu sefer ki dersin ne olacağını çok merak ediyordum fakat bir anda sınıfın ayaklanmaya başlamasıyla dersin beden olduğunu anlamıştım. Sorun şu ki, beden derslerinde genelde tek başıma oturup kitap okurdum ve gerçekten en nefret ettiğim ders olabilirdi. Ne olurdu yani sınıfta kalsaydık?
Tabiki bu tepkim sadece kendimeydi ne yapacağımı bilmeden bende ayaklanmıştım muhtemelen jimin arkadaşlarıyla takılırdı bende köşede izlerdim.
Sanıyordum..
Olmadı. Jimin arkasına dönüp bileğimdeki sweatten tuttu ve beni paytak adımlarla aşşağıya doğru indirdi. Salona geldiğimizde yine soyunma odasında bana bir eşofman verdi ve bilmem gereken her şeyi anlattı. Gerçek anlamda gözümde melek gibi birşeydi.
Soyunma odasına biraz geç kalmıştık o giyinmişti fakat ben hala elimdeki eşofmanı nerde giyeceğimi düşünüyordum erkeklerin bir anda soyunmaları bana çok garip gelmişti.
Jimin sona bizim kaldığımızı farkedip yok yazılmamam için kendisinin erken çıkacağını benimde üstümü giydikten sonra salona gelmemi istedi.
Onu onayladıktan sonra soyunma odasında tek kalmıştım. Umursamadan eşofmanımı giymek için pantolonumu indirdiğimde aniden kapının açılması ile boxerımla ulu orta kısılıp kalmıştım.
İçeriye ise bu sabah hakkında konuştuğumuz uzun boylu kıvırcık saçlı çocuk girmişti. Siniri yerinden zıplamış gibi bir hali vardı ve o hali de bana denk gelmişti.
Kalbim korkudan yerinden çıkacak gibi çarparken vücudum işlevini yitirmişti bile. Elimle sweatimi çekiştirerek altımı kapatmaya çalışsam da bu sefer altımda hiç bir şey yokmuş gibi görünüyordu.
İçeri giren çocuk hiç bir şey söylemeden öylece olduğu yerde bir süre durup altıma baktı muhtemelen ne kadar rezil olduğumu düşünüyordu.
Gözlerine bakmamaya çalışarak eşofmanı giymiştim ama maalesef jiminin verdiği eşofmanın bedeni bana fazlasıyla bol gelmişti. Muhtemelen depoda bulduğu kalan birkaç eşofmandan biriydi.
Genişliği umursamadan iplerini biraz sıkıp belime oturmasını sağlamıştım. Kıvırcık çocuk ise hala beni süzüyordu nedenini soracak cesareti ise bulamıyordum. Ardından korktuğum başıma geldi ve hiç duymak istemeyeceğim kadar kalın bir ses ile üzerime yürüdü.
“Bugün seni ikinci görüşüm ve ne gariptir ki daha ilk günden seni çıplak görebiliyorum. Utanmaa hadi amaa! Daha önce hiç erkek soyunma odasına girmedin sanırım. Burada herşey serbest”
Demiş ve pis bir sırıtış ile dibime kadar gelmişti. Ondan sıyrılıp gitmek için hamle yaptığımda tek elini belime atıp beni durdurmuş ve burnumun hemen üzerinden bana doğru sivri gözlerle bakmaya başlamıştı. İşte o an öleceğimi hissetmiştim.
Kokusu bile bu kadar baskınken onun bunun dışında birşey olması beklenilemezdi.
Ben korkudan gözlerine bakamazken o hala bir eli belimi sıkacak şekilde kulağıma doğru yaklaşmış ve o korkunç sesiyle beni alt etmişti.
“Madem bu kadar korkuyorsun öyleyse neden gözlerimin içine içine bakıyorsun? Senin gibilere ne olduğunu anlatmak isterdim ama hocanı bekletmeyelim, dimi”
demiş ve belimi tuttuğu eliyle beni bir hışım kapıya doğru itmişti. Tam kurtuldum sanıp sevinirken -itmesine bile sevinmiştim- yine o sesin beni bulması bir olmuştu.
“Ha bu arada! Bana kalırsa soyunma odasında tek kalmamaya çalış. Bilirsin erkekler cinsiyet farketmeksizin ince bel ve süt gibi bacaklara bayılırlar. Dıkkat et..”
Bu ses tonu kesinlikle alaycı bir ses tonuydu ve ben alayın ta kendisiydim. Tüm o kısacık zamanda resmen bütün vücudumun röntgenini çekmişti bile. Sıkmak için tuttuğu belimin ölçüsünü almıştı resmen.
Gerçekten ilginç bir çocuktu. Onunla bir daha karşılaşmak istemiyordum ama ne yazık bana ki beden derslerimiz ortaktı ve bu onu her hafta göreceğim demek oluyordu.
Kafamdaki sesten kurtulmaya çalıştıkça belimdeki sızı beni rahat bırakmıyordu. O kadar sert nasıl sıkabilirdi ki?
Jimine hiç bir şey anlatmadan tekrar salona döndüğümde onun beni beklediğini gördüm. Elinde iki tane kahve bardağı ile yanıma geliyordu. Onunla bütün beden boyunca dinlediğimiz müzik grupları,sanatçılar,spor ve hocalar hakkında konuşmuştuk ve sayesinde o kıvırcık çocuğu unutmuştum bile
Şimdi ise tek yapmam gereken jimini dinleyip onunla göz göze gelmemeye çalışmaktı..
Bölüm etkileşimi
