9. bölüm / 34
Pied Piper •TaekookHarabe
Bölümler 34Şu an: Harabe
- 1 İlk Günden Mi?749 kelime
- 2 Yeni arkadaşım1.176 kelime
- 3 Puppy eyes723 kelime
- 4 Hasta çocuk1.001 kelime
- 5 Soyunma odası1.162 kelime
- 6 Eski zorba788 kelime
- 7 Tesadüfler1.362 kelime
- 8 Yarışma1.307 kelime
- 9 Harabe1.141 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Bay Jeon1.479 kelime
- 11 Kermes Sapığı1.420 kelime
- 12 Soju1.229 kelime
- 13 Mezarlık1.224 kelime
- 14 Pankart1.414 kelime
- 15 Turnuvalar1.294 kelime
- 16 Sözde iyilik1.311 kelime
- 17 Hastane1.124 kelime
- 18 Proje975 kelime
- 19 Süpriz1.382 kelime
- 20 Kuzey yıldızı1.232 kelime
- 21 Bakıcılar865 kelime
- 22 Islak Kek1.271 kelime
- 23 Kamp1.051 kelime
- 24 Marshmellow1.364 kelime
- 25 Şovmen1.264 kelime
- 26 Ayı875 kelime
- 27 Söylentiler1.234 kelime
- 28 Operasyon768 kelime
- 29 Broşür897 kelime
- 30 Vazo776 kelime
- 31 Baba1.007 kelime
- 32 Doğum Günü1.227 kelime
- 33 Final1.148 kelime
- 34 Yeni Kurgu Duyurusu20 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Jungkook sahibini tanımadığı numaralara yanıt vermemek konusunda artık kendine söz vermişti. Çünkü öğrenmişti ki her bilinmeyen numara telefon hattına ait değildi bazıları okul hayatınızı travmalarla dolduran insanların da olabiliyordu. Tıpkı şuan olduğu gibi.
Gece saat 00:38’i gösteriyordu ve jungkook, evde babası belki yirminci rüyasını görürken o sırf müdürün oğlu istediği için harabe bir binaya resmen ölümüne parmak uçlarında gidiyordu.
Sırf babasının huzuru kaçmasın, uykusu bölünmesin diye kendinden böyle acımasızca feragat etmesi olacak şey değildi.
Onun yerinde bir başkası olsa belki hayır der belki polisi arar belki hakkını arardı ama jungkookun arkasında güveneceği en küçük birşey bile yoktu.
Güçlü değildi dayak yerdi, babası da güçlü değildi hem fiziksel hemde maddi anlamda. Bu yüzden kendini koruması olanaksızdı. Bugün kaçsa yarın döverdi. Yarın kaçsa bu sefer de ertesi gün döverdi. Bunun bilincinde olmak ise insanı en az 50 yıl erken yaşlandırırdı.
Jungkook yumuşak adımlarla evin koridorundan süzülürken bir yandan da salonda uyuyakalmış babasına göz ucuyla bakıyordu. Yakalansaydı nasıl bir açıklama yapardı onu da bilmiyordu. Bu yüzden olabildiğince sessiz davranıyordu.
Sessiz davranması bi noktada saçmaydı. Zaten babası günde belki 12 saat çalışmaktan her gün bitap düşüyor, her gün derin uykular çekiyordu.
Nihayet jungkook kapıdan çıkıp yine sessizce kapıyı kapattığında geri dönüş olmayacağını biliyordu. Üstüne üstlük serin havada üzerine giydiği saçma pastel mavisi şortu ve incecik tshirtinin içinde üzerine bir hırka bile almayı unuttuğu bedenine bakarak hiçbir şey olmasa bile kesinlikle hasta olacağını biliyordu.
Babası oğlunun yarışmayı kazandığını ilk öğrendiğinde onunla gurur duymuştu fakat oğlunun bunun için neler ödemek zorunda kaldığını bilse çeki hemen geri götürürdü.
Olan olmuştu artık sadece jungkookun önüne bakması gerekiyordu. Çiziklerle dolu kolunu tshirtinin arkasına saklayarak aşşağıya inmiş, bu kadar aktif bir şehirde iken bile sokaklarının bomboş olmasından nefret etmiş ardından emin duran korkak adımlarla dökük binanın içerisine doğru adım atmıştı.
Taehyung ortalıkta yoktu belkide onu korkutmak için bunu yapıyordu. Belki amacı sadece göz dağı vermekti. Jungkook öyle olmasını çok isterdi.
Sağına soluna bakınıp olduğu yerde put gibi dikilip biraz daha beklemiş ardından gelmediğini düşünerek arkasını dönmek istemişti fakat fikirlerinde yanıldığını anlaması iki saniye bile sürmemişti.
Jungkook tam boynunda hissettiği sıcak nefesin ve ağır kokunun sahibinin kim olduğunu daha bakmadan biliyordu. Kokusunu bile ezberlemişti artık. Arkasında gizlediği elini çekmek isterken taehyungun hala yara bere içindeki kolu sıkıca kavrayıp bırakmayışı yüzünden jungkookun canı daha da yanmış. Nabzı şimdiden yükselmeye başlamıştı. Kolunun acısından ne yaptığını bilmemek bir yana, kıvırcık çocuk bütün ağırlığını resmen onun sırtına bırakmıştı. Jungkook resmen onun cüssesinin altında ezilip kalıyordu. Taehyung ise çocuğun çabasını sadece izliyor başka hiçbir şey yapmıyordu. Gerçekten bunun için mi çağırmıştı yani?
J:”Neden..cidden.. anlamıyorum”
Aralıklı nefeslerle söylediği şeyler ile taehyung yarı baygın aklından uyanmış, jungkooku ters çevirip omuzlarından tutmuş sonra da ilk defa görüyormuş gibi kaşlarını çatarak çocuğun gözlerine kitlenmişti.
T:”sen de safsalak mısınnn yoksa öyle mi davranıyorsun bende onuuu anlamııyorummm”
Jungkook sadece taehyungun ağzını açmasıyla bile aldığı yoğun alkol kokusundan yüzünü ekşitmiş elinde olmadan yüzünü başka tarafa çevirmişti. Taehyung şuan aşırı sarhoştu ve sürekli olarak jungkookun ağzının dibine giriyordu.
J:”sarhoş musunuz?!”
Taehyung kendi kendine gülmüş ve jungkooka biraz daha yaklaşarak;
T:”boşum da bu seni neden ilgilendiriyor ki?”
J:” aıgoo! Siz.. lütfen biraz uzaklaşın”
T:”jungkoookk-ahh senin yüzünden çok sevdiğim bir arkadaşımla aram bozuldu ve sen böyle mi yapıyorsun? tüm bunların üstüne bir de babam bugün evden kovduuu. Ne yapacağım sen söyle hadii”
J:” ben..bilmiyorum. hem niçin benim yüzümden? Ne yaptım ki?”
T:”bogum senin için yanıp tutuşuyormuş inanabiliyor musun?!Senin gibi fare suratlı bir salak içinnn beni bile karşısına aldı. Şimdi o salak fareyiii elimde tutuyorum fakat anlayamıyorum hala aklım almıyooor senin neyini beğendi ki? Hmm Sanırımm buldumm. Gözlerinde yıldızlar var jungkook-ah! acaba onları mı çalıcak? Yok artık hırsız bogummm”
J:”Ne söylediğinizi bilmiyorsunuz. Lütfen bırakın gideyim artık. Ne istiyorsunuz benden”
Taehyung bir eliyle karşısındaki çocuğun saçlarının arasına elini daldırıp iyice bir karıştırmış, sonra da kendi üzerindeki sweatshirti bir çırpıda çıkarıp jungkooktan birkaç adım uzaklaşmıştı.
Cebinden çıkardığı kalın uçlu kalemi ise çocuğun yüzüne fırlatmış ve tam şuan durduğu yerde, durduğu pozisyonda bu sefer kendisini bulundukları binanın duvarına çizmesini istemişti.
Jungkook gözünün önünü bile karanlıktan zor görürken onu nasıl çizeceğini asla bilmiyordu. Yine de dayak yemekten iyidir diye düşünüp sokak lambasının sarı ışığının en çok içeri süzülen kısmında bir yandan istemsizce taehyungun vücuduna bir yandan da dışarıyı kontrol ederek çizmeye çalışıyordu.
Şuanki durumu ise tam bir ümitsiz vakaydı. Çünkü ne taehyung yerinde duruyor ne de ışık yeterince yardımcı oluyordu.
Taehyung devamlı sağa sola gidiyor, hacıyatmazlar gibi sallanıyor ama devrilmiyordu. Jungkook karşısındaki kişi zorbası olmasa şuan kahkahalarla gülerdi biliyordu fakat şuan en ufak bir gülme halinde ne olurdu düşünmek bile istemiyordu.
Taehyung tekrardan savsak adımlarla jungkookun olduğu yere doğru yürüdü ve diz çökmüş çocuğun yanına, o da diz çökerek sadece çizimiyle uğraşan çocuğu izlemeye başlamıştı. Jungkook korkudan o tarafa bile dönemezken bir anda dizlerinin tam arasına taehyungun kafasının düşmesiyle elinde olmadan küçük bir korku nidası çıkarmıştı.
Taehyung gerçekten öyle bir yere bayılmıştı ki jungkook olayı tamamen farklı düşünmüştü. Yinede resimden yırtmıştı ve bu harikaydı fakat taehyung ne olacaktı? Kimi arıyabilirdi? Ararsa başına dert almaz mıydı? Hem babası da evden kovmuştu. Ne yapacaktı, kime söyleyecekti bilmiyordu.
Başta onu burda bırakıp gitmeyi düşünse de gecenin ilerleyen vakitlerinde buraya gelecek olan torbacıların ona neler yapacağını düşündü ve vazgeçti. Arkadaşlarını da arayamazdı. Durum kesinlikle ona patlardı. Ona bir yer bulması gerekiyordu.
Zaten sarhoştu ve sızmıştı eğer kendi evine götürürse sabaha kadar sorun çıkmazdı sabah da zaten kendine gelir, kimseye farkettirmeden çıkar giderdi. Jungkook böyle düşünmüştü.
Yinede hızlı olması gerekiyordu çünkü hava karardıkça arka sokaklardaki serseriler sorun çıkartıyor yavaş yavaş onların sokağına doğru yaklaşıyorlardı.
Jungkook daha fazla düşünmeden taehyunga sweatini giydirdi ve bir kolunu omzuna atıp sıkıca tutarak kaldırdı. Ardından yavaş ve dikkatli adımlarla binadan çıkardı. Zaten durum çok zor iken taehyungun ağırlığı işleri daha da zorlaştırıyordu. Jungkook kendisine sürekli işkence eden bir çocuğa neden yardım ettiğini bilmiyordu. Orada ölmesi işine gelirdi.
Yinede düşününce onunla son görülen kişi o olduğu için olay onun üstüne de kalabilirdi. Tüm bunlar daha korkunçtu.
Kapının önüne gelip içeri usulca girdiklerinde jungkook babasının hala uyuduğunu gördü ve hiç bozuntuya vermeden taehyungu sürükleyerek odasına götürdü.
Şimdi ise daha büyük bir sorun vardı. Kim,nerede yatacaktı?
Jungkook soğuk soğuk terlemiş ve alnına yapışan saçları arkaya atarak iki eli kafasının üstünde ne yapacağını düşünmeye başlamıştı.
Kendisi kanepede yatsa, taehyung yatakta yatsa ya da tam tersi mi olsa?
Bir güncük kendini feda etmek ona daha mantıklı gelmişti. Gerçii yaşı kadar zaten fedakarlığı vardı pek de değişen bir şey yoktu.
Taehyungu alıp kendi yatağının üzerine sermiş ardından kendisi için de, odadaki camın hemen önündeki kanepeyi hazırlamıştı.
Yapacak birşey yoktu bir gün diyerek idare edecekti. Asıl sorun uyandığı zaman olacaktı. İşte bunun için kendini hazırlamalıydı. Savunması şimdiden tam olmalıydı. Yoksa zor durumda kalması kaçınılmaz olurdu
Aynı zamanda taehyungun şuan kalkamayacağından emindi ama yinede kuşkulanıp duruyordu. Bu yüzden uyuyana kadar kıvırcık çocuğun suratını izleyip durmuştu. Yüz hatları fazla güzeldi. Karanlığın içinde bile dikkat çeken bir çene hattı ve uzun kıvırcık saçları vardı. Tüm bunlar bile jungkooku mayıştırıyordu. Yaşadığı tüm bu olaylardan sonra, en son o da dayanamayıp sızmıştı.
Bizim enayilik😶🌫️
Bölüm etkileşimi
