9. bölüm / 15
Patronun Gözdesi/ MinsungSeviyom Seni
Bölümler 15Şu an: Seviyom Seni
- 1 Karakter Tanıtımı194 kelime
- 2 178. Kişi1.292 kelime
- 3 Telefon Bahane Minho Şahane1.265 kelime
- 4 Çok Tatlısınız!2.504 kelime
- 5 Minho: COK TATLİ AMK1.509 kelime
- 6 Yaşıyorsun2.864 kelime
- 7 Vanilyalı Krema3.176 kelime
- 8 Seviyom Seni4.621 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Kaç cm?2.970 kelime
- 10 Felix!?1.387 kelime
- 11 Vay be Minsung1.255 kelime
- 12 İ like that shit752 kelime
- 13 Hyunjin geliyo1.009 kelime
- 14 AĞZINA SIÇAYIM SENİN702 kelime
- 15 Ne diyosun sen ya1.517 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Minho x Seungmin
Seungmin
Lan naptim ben
Chana noldu
Minhoo
Aloo
Bak onemli bu ama
Minho bak suraya amk ya
Minho
Goz doktoruna randevu al sen once
Neyse
Sana ne oldugunu soylicem ama burda kalıcak
Baska birinin kulagına gittigini gorursem veya duyarsam varya..
Zorbadir seungparatordur falan dinlemem haberin olsun
Seungmin
Tamam
Noldu ki
Endiselendirmeyin sizde aq
Minho
Sen grupta dedin ya su arkadas bu arkadas falan
Anladik o asık olan ve ne yapcagini bilmeyen arkadasın sen oldugunu orasi ayri
Chan ne dedigini bile anlamadi ilk basta o anlatim ne aq
Neyse
Simdi
Chan senden hoslaniyor
Seungmin yazıyor...
Minho
DUR YAZMA
Seungmin çevrimiçi
Minho
o hoslandıgın kisinin
Kendisi olmadıgını dusundugu icin uzuldu normal olarak
Sana onu sev demiyom ha bu arada yanlis anlasilmasin
Ya arabulucu olmaktan sıkıldım ben ya halledin aranizda git gonlunu fln al belli etmeden
Artık kimi seviyosan
Soylemiyon bile
Seungmin
LAN NEY
Bİ DAKKA
BENDE ONU SEVİUOM
Minho
NEY
Sen niye boyle fantezi yapiyon o zaman aq bilmiyon mu chanın seni deli gibi swvdigini
Seungmin
EVET BİLMİYODUM
MİNHO SİMDİ OLMAZ
LUTFEN SON KEZ
ARAMİZİ YAP
NOLURRR
Minho
Bilemedim ki simdi
Biraz daha yalvar
Seungmin
NOLUR MİNHO BAK SAKAYA GELMEZ BU
VALLA SEVİYOM COK SEVİYOM
Minho
Tamam tamam sus acidim sana
Simdi
Simdisi yok ki
acilsan biter gider aq nesini yapiyim
Direkt canını verir sana
Seungmin
Ciddi misin
O kadar seviyomu gercekten
Minho
Evet o kadar seviyo salak
Her konusmamızda ismin geciyo bu aralar amk
Git acil cocuga daha cok uzulmesin
Ben olmasam napardiniz acaba mk
Seungmin
TAMAMMM
COK TESEKKUR EDERİM VALLQ
COK COK TESEKKUR EDERİM SOYLEDİGİN İCİN
BEN GİDİYOM
(Görüldü)
Seungmin
Gerçekten Minhonun dediği gibi kör müyüm? O kadar belli ediyor muydu? Sevgimin karşılıklı olduğunu hiç düşünmezdim. Ellerim telefona gitti, ama aramak şuan doğru bir seçenek değildi. Yanına gitmek istesem, evde olup olmadığını bile bilmiyordum. Mesaj yazmak en iyisi olacak galiba. Az ve öz bir kaç mesajla biter, kendimi açabilirim. Galiba yani.
Zorla whatsappa girdim, Chana tıkladım. Çevrimdışıydı ama onu biraz bile tanıyorsam, bir mesaj bekliyordur ya da düşüncelere dalmıştır.
Chan x Seungmin
Seungmin
Chan
ben senden hoşlanıyorum
seviyom seni
(Görüldü: az önce)
SOYLEDİM İSTE|
Umarim o minho salagi yalan atmamıstır ya|
LAN HİC HESABA KATMADİM ONU BEN|
Umarim kandırmamıstır|
--
Hemen gördüğüne göre gerçekten mesaj bekliyordu. O kadar yıldır tanımışım Chanı. Şimdi cevap bekliyordum ama gelen aramayla şaşırmadığımı söyleyemem. Mesajla cevaplamak yerine direkt aramıştı. Ne diyeceğini çok merak ediyordum. Açıp kulağıma götürdüm, ellerim titriyordu, sesime yansımamasını dileyerek konuştum.
"Chan?" Hiç istemediğim o şey oldu, sesim titredi.
"Sen, ciddi misin?" Diye sordu. Onunda sesi bir garip geliyordu.
Böyle bir soru beklemiyordum.
"O nasıl soru Chan? Bu konu şakaya gelmez. Gayet ciddiyim."
"Grupta bahsettiğin kişi bendim yani?"
"Evet." Sesim arada bozuluyordu hâlâ. Bu bozulmalar bile şaka yapmadığımın kanıtıydı.
"Sesim titriyor, sence şaka yapsaydım bu kadar ileri gider miydim?" Diye sordum kanıtlamak ister gibi.
İstiyordumda, ona olan bu sevgimi kanıtlamayıda, onunda beni sevmesinide her şeyden çok istiyordum. Sevgimi bilmesini ve kabul etmesini her şeyden çok istiyordum. Asla belli etmesemde içimde kopan fırtınaların haddi hesabı yoktu.
"Seungmin, bende seni seviyorum." Demesiyle ayaklarım boşaldı sanki, başımdan aşağı soğuk sular döküldü. Ağzımı açtım ama kelimeler dökülmedi. Boğazımda takılıp kaldılar.
"Evde misin?" Diye sordu,
Evime mi gelecekti? Öpecek miydi hemen? Ne yapacaktı? Kelimeler boğazımda kalmışken cevaplamak bu kadar zor olmamalıydı, ama o kadar zordu işte. Kekeleyerek cevapladım sorusunu.
"Evdeyim evet"
"Oraya geliyorum, sakın bir yere ayrılma. Seninle tanıştığım zaman boyunca bu anı bekledim ben." Dedi ve telefon kapandı.
Benimle tanıştığından beri mi? O kadar eskiden beri beni seviyor muydu? Ben gerçekten kör olmalıydım. Onu fark etmeyecek kadar kördüm. Kendime kızdım ve kendime gelince aynanın önüne gidip tipime baktım, gözlerim kan çanağı gibiydi. Konuşmayla böyle olmuştum değil mi? Ellerimle saçımı taradım, ama titremesine engel olamadım.
On dakika sonra kapının çalmasıyla kapıya koştum, terli ellerim yüzünden elim kapının kulbundan kayıyordu. Kapıyı açtığım gibi önümde nefes nefese kalmış bir adet Chanla karşılaştım.
Hızla girip kapıyı kapattı ve konuşmama izin vermeden duraklarıma kapandı. Ellerini belime sarıp kendine iyice çekti, bende karşılığımı ondan esirgemedim. Kollarım onun sırtını bulunca kendimi duvara yaslanmış bir şekilde buldum. Sanki tüm yılların hıncını çıkarırmışcasına, sert ve şiddetle öpüyordu. Bir eli bazen saçım ve belim arasında gidip gelirken diğer eli belimi okşuyordu. Onu öptüğüm her saniye daha çok öpmek istiyordum, ellerimi sırtından saçların çıkardım, başını kendime bastırırken nefessiz kaldığımı fark edip dudaklarımı ayırdım.
Nefes nefeseyken birbirimizin gözlerinin içine, en derinliklerine baktık. Chanın yüzünde yavaşça beliren gülümsemeyle içimdeki o korku, o keder, o dert uçup gitti. İçime sıcaklık yaymıştı. Gülümsemesine bende gülümseyerek karşılık verdim, elleri hâlâ belimdeydi. Bu sefer ben bir anda onun dudaklarını yapıştım, bu seferki daha yumuşaktı, hırslar gitmiş, hevesler alınmıştı. O vahşi isteme, sahiplenme duygusu bir kenara çekilmişti. Bu seferkinde daha çok tutku vardı. O kadar haz alıyordum ki sonsuza kadar öyle durmak istedim. Ama bu sefer onun çekilmesiyle ikici öpüşmemiz son bulmuştu.
Çekildiğimiz gibi ona sarıldım, bir kaç saniye sonra ellerini kalçamda hissettim, beni kucağına almıştı. Ellerini bacaklarıma sarıp duvara yasladı yine ve yine dudaklarımız buluştu. Bu sefer alt dudağımı ısırıyor ve emiyordu. Bende ona üst dudağına çalışarak karşılık verdim. Şehveti ve arzusu tavan yapmıştı sanki. Ben, bu son bir yılda ona karşı bir şeyler hissettiğimi anlamıştım ve anca bu gün diğerlerine söyleyebilmiştim. Şimdi de onunla doyasıya öpüşüyordum. Elleri kalçamı sıktı, sıkmasıyla biraz dudağını ısırdım. Bir kaç dakika boyunca devam ettikten sonra sonunda ayrılmıştık, beni kucağında içeri kadar taşıyıp koltuğa bıraktı ve önümde diz çöktü. Ellerimi tutup bir kaç öpücükte ellerime bıraktı.
Bunları bitirdikten sonra gözlerime baktı, yüzünde o içimi ısıtan gülümsemesi vardı. Minhoyu şimdi anlıyordum, bir insana aşık olmanın verdiği o duyguyu şimdi anlıyordum.
"Seungmin, benimle çıkar mısın?"
Diye sordu hâlâ gülümserken, bu saatten sonra hayır der miyim sence Chan? Artık ebedîyen benimsin.
"Bu da sorumu Chan, tabii ki çıkarım!" Dedim ve üstüme atlayıp tekrar öpmesi dememle bir oldu. Bu adamın bu hırçın sevgisini sevdim. Bir anda tutup dudaklarıma kapanması hoşuma gitti. Ayrıldığında derin bir nefes verdi.
"O kadar uzun zamandır bu anı bekliyorum ki..." Dedi, bakışları yere kaymıştı.
Kendime kızdım yine, onun sevgisini nasıl görememiştim bu kadar zamandır? Daha önce fark etseydim daha çabuk anlardım ona olan sevgimi.
Konuşmaya başlamamla bakışları yeniden beni buldu.
"Ama o an geldi işte, artık ileriye bakalım sevgilim." Dedim ona göz kırparak. Sevgilim kelimesini üstüne basarak söylemiştim. Güldü ve dudaklarıma bir buse bıraktı. Sonra bir kaç tane daha. O kadar eğlendirici, o kadar güzeldi ki, anlatamam...
Minho
"Acaba ne yapıyorlar şuan?" Diye sordum Jeongine.
Olanların hepsini teker teker anlattıktan sonra böyle olmaz diyip ikimizin de evinin yakınında ki bir parkta buluşmuştuk. Şimdi de ikisinede ulaşamıyorduk. Arasak açmıyorlar, yazsak bakmıyorlardı.
"Ya birbirlerini yiyorlar, yada birbirlerini katlediyorlar başka açıklaması olamaz." Dedi hâlâ Chana mesajlar atarken.
"Bence kesin olmuşlardır hatta şuan yiyişiyorlardır. İkiside bana gelip seviyorum onu aramızı yap falan diyor yani ben olmasam asla olamazlardı." Dedim kızarak.
"Kesinlikle katılıyorum hyung." Diye onayladı beni.
"Sen ne zaman Jisunga açılacaksın hyung? Zaten seviyor seni, işin kolay."
İşim hiçte kolay değil evlat.
"Ters giden bir şeyler olmazsa yarın kesinlikle bitiriyorum bu işi." Dedim yere bakarken.
"Nerde teklif edeceksin?" Diye sordu merakla.
"Çok birinin olmadığı bir sahil kenarında, nasıl sence iyi mi?" Dedim ona bakarak. Çünkü en çok düşündüğüm unsur buydu.
"Mükemmel!" Dedi ellerini çırparak.
İçimi biraz olsun rahatlatmıştı.
Biraz da Changbinden bahsetti, benden başka çok biri dinlemiyordu onu. Bende anlatmasına izin veriyordum. Yazık içinde tutmasın, diğerlerinden hayır gelmiyor.
Telefonuma gelen mesajla onu durdurup hemen kimden olduğuna baktım.
"Bir dakika jeongin, şuna bir bakayım."
Beni başıyla onayladı, mesaj Jisungtan gelmişti.
"Jisungtan" Dedim mesajı açarken.
"Hemen bak hyung!" Dedi heyecanla, hep ortak olurdu böyle şeylere. Mutluluğuma mutluluk katardı.
Gelecekteki Kocam (olck)
Jisung
Canimm
Kızılımm
Napiyosunn
Minho
yerim la senin canim diyen agzinii|
yerim l|
Chan ve seungla ugrasıyoz be canim
İkiside aramizi yap diyor bana
Gittim dedim seunga kör herif git açıl üzme cocugu
Suan ulasamıyoruz
Jisung
KSKDNDMDNRLEMDLDM
Kesin olmuslardir
Opusmekten bakmıyolardir
Chan yemistir onu
Senlede olcaz umarimm|
Senlede olc|
Bak gor dudaklarini bi dakka rahat birakiyo muyum|
Bak gor dudakl|
Minho
GXPCPJCPJCPJCJXLKCPKCŞJD
Jisung
Ee sen ne diyosun
Minho
Ben ne diyorum derken
Jisung
Ben hani
Yanıgım ya sana
Dayanamiyom
Boyle devam mi etcez
Ne kadar belicem daha??
Aylardir bekliyom cocuk
Minho
Bir gun daha bekle guzelimya|
Cok az daha bekle
Mutlu olcaksin garantiliyorum =)
Minho çevrimdışı
Jisung
NE NE NE|
ALLAHIM DUALARİM KABUL MU OLUYO|
DELİRCEM SİMDİ|
Minho
"Ne kadar bekleyeceğim daha dedi, bende çok az daha bekle mutlu olacaksın garantiliyorum dedim. Çok gerginim ya!" Dedim Jeongine, yazışmanın hepsini okuttum.
"Sizde mükemmel olacaksınız hyung merak etme, gönülden inanıyorum ben." dedi gülümserken.
Çocukla dert ortağı olmuştuk. Chan ve Seungminin o kadar yıl böyle hayrı dokunmadı yemin ederim.
Ama ondanda öncesinde, artık olmasa bile hiç kimseye değişmeyeceğim kişi Felix. O, ölmeden önce beni en çok dinleyen, destek olan, yargılamayan tek kişiydi. Ama her güzel bir şeyin sonu vardı, ölüm yollarımızı ayırmıştı onunla. Daha kötüsüde, asla onun mezarını bulamamamdı. Gittiğim tüm yerlerde öyle biri olmadığını söylüyorlardı. Bedenine ne yapmış oldukları bile belli değildi, en çokta canımı bu acıtıyordu. Jeonginin bu ilgisi, hep dertlerime çare bulma çabası bana sürekli Felixi hatırlattı. Çok isterdim bir mucize olsun, o geri dönsün, hayatımı aydınlatmaya devam etsin, o ölüm haberi hiç yayımlanmamış olsun. Ama hayatın kuralı bu, kimse sonsuza dek birlikte kalamayacak. Tüm güzel şeylerin acı bir sonu olacak.
Biz sadece bu sonla biraz erken tanıştık.
"Sen böyle diyince bana iyice bir cesaret geldi, yarın kesin bitti gitti bu iş jeon." Dedim elimi omzuna atıp.
"Bir saat sonra hava kararacak ve hâlâ kimseden haber yok." Dedi telefonuna bakarken.
"Oldukları net, bunda hemfikiriz değil mi?"
"Evet, kesinlikle."
"Bence bu gece birbirlerinde kalacaklardır. Yarına kadar haber gelmez." Dedim elimi çeneme koyarak.
"Çok doğru, sarılıp uyumak isterler." Dedi o da beni onaylarken.
Sarılıp uyumak diyince aklıma Jisungun o gece habersizce yanıma uzanıp sarılarak yatması gelmişti. Aklıma gelen, içimi ısıtan bu an ile dudaklarımda bir gülümseme belirmişti.
"Hyung, aklından ne geçiyorda öyle gülümsüyorsun?" Diye sordu Jeongin sırıtırken. "Jisung kesin değil mi?"
"Evet." Diye cevapladım, hâlâ içimdeki sıcaklığın dışa vurmasıyla oluşmuş gülümsemem silinmeden.
"Sana bir şey anlatacağım, daha önce kimseye anlatmadığım bir şey." Dedim Jeongine bakıp.
"Anlat hyung, dinliyorum." Dedi, o da meraklanmıştı.
"Az önce gülümsememin sebebi Jisungtu evet, ama aslında tam olarak Jisung değil, onun yaptığı bir şapşallık yüzündendi." Diye başladım.
"Bir gece bende kalmıştı. O kadar çok 'gece uyurken yanına geleyim mi?' 'sana sarılarak yatayım mı?' diye yalvardı ki anlatamam. O sıralar duygularımı çözememiştim daha, bu yüzden kabul etmedim. Sabah kalktığımda ise yanımda bana sımsıkı sarılmış bir Jisung vardı. Daha komiği de, bende ona sımsıkı sarılmıştım. Galiba o zaman duygularımın farkına varmaya başlamıştım ilk defa, aylar boyunca çözmeye çalışmıştım." Dedim, ikimizde gülmeye başlamıştık.
"Sen 'sarılıp uyumak isterler' diyince aklıma geldi bir anda." Diye de açıkladım.
"Jisung gerçekten seni çok seviyor olmalı, çok tatlı bir hareket." Dedi gülümserken.
Kafa sallayarak onu onayladım.
"Yarın ki ayarladığım buluşmayı Jisunga haber vermedim, arayayım da söyleyeyim hemen."
"Tamam, iki saat boyunca konuşmaya dalma ama." Dedi, buna ikimizde gülmüştük.
Başımı sallayarak onu onayladım ve telefonu çıkardıp rehberime girdim, "gelecekteki kocam" yazısına tıklayıp telefonu kulağıma götürdüm. Kalkıp biraz ilerde konuştum.
"Nasılsın vanilya kokulu patron?" Diye başlattım konuşmayı.
"İyiyim desem yalan olur Minho. Sen?" Diye cevapladı, iyi olmadığını söylemişti, sesi yorgun ve üzgün geliyordu, kızıl afet ve türevlerini de kullanmamıştı, ne olmuştu?
"Sen iyi değilsen benden artık iyi değilim. Ne oldu? Anlatmak istersen her zaman dinlerim biliyorsun değil mi?"
"O kadar önemli değil aslında."
"Olsun, küçükte olsa anlat. Merak ederim seni sonra. Ama istersen anlat tabii ki." Dedim, sesimi güven verecek bir tonda ayarlamıştım.
"Hyunjin ve Changbin yüzünden, ikiside soğuk yapıyor." Diye cevapladı, ardından derin bir çekti.
Tamda zamanlamasını buldum, üzgünken ona açılmam onu fazlasıyla mutlu ederdi. Eder miydi? Umarım.
"Neden ki?" Diye sordum, teklifimi biraz erteledim.
"Bir bilsem..." Dedi sadece.
"O zaman, biraz mutlu ol diye yarın buluşalım mı? Sana iyi geldiğimi biliyorum itiraz yok!" Dedim enerjik bir sesle, onunda enerjisini artırmak istiyordum.
"Hayır demeyeceğimi biliyorsun zaten. Nerde, saat kaçta?" Diye sordu, biraz güldürmeyi başarmıştım. Bu bile beni mutlu etmeye yeterdi.
"Seni almaya geleceğim, yer sürpriz. Saat ise, akşam altı gibi hazır ol. Ha bide, güzelce hazırlan. Zaten her halinle yakışıklısın ama olsun."
Gülme sesi gelmişti.
"Önemli bir buluşma mı bu yoksa?"
"Tam isabet."
"Heyecanlandım bak."
"Bencede heyecanlanman lazım."
Sürekli şifreli konuşmak hoşuma gidiyor.
"Düşündüğüm şey değilse bu sefer keserim seni."
"Düşündüğün şey değil."
"Ne düşündüğümü nerden biliyorsun?"
"Tahmin etmek zor değil artık sincap."
"Daha çok bekkeyeceğim galiba."
"Maalesef."
"Peki, ben kaçayım artık. Acıktım. Sonra konuşsak olur mu?"
"Tabii, yarın görüşürüz!"
"Görüşürüz min!"
Telefonu kapattığında üzgün halinden eser kalmamıştı, bu yüzden bende neşelenmiştim iyice.
Jeonginin yanına geri dönüp yanına oturdum.
"Oldu mu buluşma işi?" Diye sordu merakla.
"Oldu, hemde telefonu üzgün bir şekilde açtı ama mutlu bir şekilde kapattı, benim sayemde!" Diyerek kendimi avuttum.
O da beni alkışladı.
"Niye üzgünmüş, söyledi mi?"
"Hyunjin ve Changbin soğuk yapıyormuş falan. Moralini bozmuşlar hayatımın. Ama mutlu ettim onu hemen."
"Her şey iyi gidiyor o zaman?"
"Evet, her şey yolunda."
İkimizde arkamıza yaslandık ve yeni çiftimizden haber beklemeye devam ettik. Bu sırada da Jeonginin Changbini anlatmasını dinledim.
--
Hava kararınca, telefonlarımıza aynı anda gelen bildirimle ikimizde birbirimize baktık. Gruptan mesaj gelmişti sonunda!
İkimizde hızla mesajı açtık, Seungminden gelmişti.
Granny hoplatanlar birligi
Seungmin
o da beni seviyomuss
sevgili oldukk
Minho
Oo cifte kumrular geldi sonunda
Ben olmasam nah olurdunuz☺️
Ama hayirli ossun arkadaslr
Jeongin
Sasırmıs gibi yapiyim bari
Aaaa cok sevindim hyunggg cok yakismissinizzz
Bangchan
Tesekkur ederiz arjadaskar
Kac yildir bekliyorum vlla
Askim benim yerim senii
Minho ve jeong sizinkileride halledelim artikya
Minho
Ben yarin hallediyom chan
Kimse yarin bana ulasmasın tm?
Bide soru sormayin simdi yarin detaylica anlatirim
Tm?
Seungmin
Tm
Bangchan
Tm
Jeongin
Tamam hyungg
Minho
Sagolun yoldaslarım
Hepinize iyi sanslar
Jeon sen kaldin ya
Seni napcaz?
Jeongin
Biz zaten sıklıkla görüşüyoruz
Adam karsımda oturuyo
Biri benim icin bana karsı ne hissettigini ogrense bu is biter
Ama nasil
Minho
Ben jisungumdan ogrenirdim de
Suan soguk yapiyolarmis askima
Bu gun yarin falan ogrenemem
Seungmin
Tamam herkes bir kişi buldu kendine
Ne guzel
6li grupta acalim
Tam ossun
Bangchan
Evet
Cok mantikli askim
Cok haklisin askim
versene bi alt dudak
Minho
Gidin otede flörtlesin canımın dısları
Bunlarda oldular diye basımızıb etini yerler simdi
Seungmin
Biz senin jisungunla yqptiklarini dinlerken iyiydi ama
Dimi yarramin basi
Pasa pasa dinlicen
Minho
Ben olmasam acilamiyodun lan
Neyin tribindesin
Jeongin
Lutfen kavgaya basvurmayalim
Bangchan
Her zamanki halleri bosver gecer simdi
Minho
Ben olmasam korlugunden chan beni seviyomu ay ay diye dolascqktin ortada
Salk
Git goz doktoruna randevu al
Seungmin
Asil sen kendine bak amk
Seni sevdigini bildigin birine aylardir acilmiyosun
Asil kor ben miyim sen mi
Yada sen kor degilsin
Sen duz salaksin aq
Minho
Sus
Amcik
Bilmiyon ne cektigimi sen
Tamam mi
Oyun mu oynuyo yoksa gercekten seviyomu diye anlamam ve hazir olmam aylarimi aldi lan
Pic
Anlamiyorsun sen tabii
Sen anca dalga gec
Gidiyorum ben
Minho Çevrimdışı
Jeongin
Ya
Siz niye boylesiniz ya
Ben bi konusiyim onunla
Bangchan
Hayir bosver.
Jeongin
Neden?
Yarin cocuga acilcakti bissuru plan yapti
Ve siz onu uzerek yollariniz
Boyle mi arkadassınız siz?
Seungmin
Oda az seyler soylemedi
Napabilirim
Jeongin
Tamam oda dogru degil
Guzel seyler soylemedi
Ama hakliydi
O olmasaydi chanın seni sevdigini bile bilmeyecektin
Ve ilk basta sakalasmisti sadece
Sen ciddiye bindirdin bi anda
Bide yarin acilcakti iste
Sen ordan vurdun
Zaten gergindi
Daha cok gerildi
Umarim yarin bir yanlıs yapmaz
Bangchan
Ne
Yarın gercekten acılcak mı
Jeongin
Evet
Sen ne sandın hyung saka falan mı?
Ve siz onun ozguvenini kırdınız
Acilmaktan vazgecmisse sasırmam
Kendinizi onun yerine koyun
ne kadar hazırladı kendini biliyor musunuz
Tabii onu boyle dinlemediginiz icin bilmiyordunuz
Simdi ne desenizde o dinlemicek
Seungmin
Farkında degildim gercekten kırdıgımın
Jeongin
Ona söylediklerinin ayni sekilde sana soylendigini dusun
Bide minho gibi alıngan biri oldugunu da dusun
Hemen anlıyorsun ne yaptigini
Empati yapsaniz bşraz her sey duzelir
Soylemedrn once iki kez dusunun ya
Umarım basarır.
Jeongin Çevrimdışı
Seungmin
Dogru dedi
Kafamiza siciyim ya
Hic boyle dusunmemistim ki ben
Bangchan
Biz bu kadar yil boyle kırdık mı lan bu cocugu
Hemde farkında bile olmadan
Of
Ne desek bos suanda cidden
Bangchan Çevrimdışı
Seungmin Çevrimdışı
--
Minho
Seungmin bazen cidden çekilmez oluyor. Altı üstü bir şaka yapmıştım ve bir anda ciddiye bindirdi, üstelik biz onun yaptığı şakalara gülüp geçerken. Şimdi yarın Jisungla olduğumuzu görsün. Sonra ne yaptım ben diye düşünsün.
Grup mesajlarını da gördüm üstten, Jeonginin beni savunması gerçekten mutlu etti. Ona ayrı olarak bir teşekkür edeceğim.
Şimdide arayıp ve mesaj atıp duruyor. Ama bu sefer önceki gibi hemen diğer gününde gelmeyeceğim. Jisungla geçireceğim bir kaç günü, daha iyi olabilir.
Saat üçe kadar uyuyamadım, ikiye kadarda aramalar ve mesajlar devam etti. Üzgünüm Jeongin ama bu günlerde bakamayacağım. En çokta ona üzülüyorum bakmadığım için. Belki yarın sadece ona haber veririm.
---
Gece geç yattığımdan sabahta geç kalkmıştım. Benim için böyle önemli bir günde geç kalkmak ne kadar yanlış olsada dünden sonra uyumak çok güç olmuştu.
Günü Jisungla başlatmak enerjimi yüksek tutar. Bu yüzden bir günaydın mesajı atacağım.
Gelecekteki Kocam (olck)
Minho
Hanniieee
Günaydınn
Jisung
Günaydin kızıl saclımm
Gunumu aydinlattin vala
Minho
Hmhmm
Napıyosun
Jisung
Aksamı bekliyomm
Özledim seni canimm
Minho
Daha iki gün önce işte gorustuk ama
Jisung
Sanki isten cok fazla konusabildim seninle
Ozledim iste
Minho
Tamam tsmam
Bende özledim seni
Cnm bnm ya|
Ozlemismi benii|
Ben yeni kalktigim icin acim
Gidip gelsem? İzin var mı vanilya kokulu patron?
Jisung
Tabii ki kızıl menajer. Zıkkımlanmak seninde hakkın. Afiyet ossunn
Minho
Sagolunn
Hadi optumm
--
Telefonu kapatıp banyoya yöneldim. Her sabah yaptığım şeyleri yaptıktan sonra mutfağa yöneldim bu sefer. Dolabı açıp bir kaç saniye boyunca boş boş baktım. Yine fırına gitmem gerektiğini anladım ve fırına gittim.
Aldıklarımı yiyip tüm gün boyunca hiç bir şey yapmadım. Evet, hiç bir şey.
Çünkü dün Seungminin yine yaptığı '"şaka"dan dolayı modum düşüktü ve bunu Jisunga yansıtmamam lazımdı. Bu yüzden bende dinlenmeyi seçtim. Tüm gün boyunca ona dönmeyide unuttum.
Acaba bu gün ertelesem mi?
Başka bir zaman daha uygun olur gibime geliyor.
Ama o kadar süredir hazırlanıyorum, bir sözle pes mi edeceğim?
Evet, istersem tek bir sözle pes ederim ama konu şuan aylardır beklettiğim, umutlandırdığım Jisung. Boşa çıkarırsam ne o beni affeder, ne de ben kendimi affederim. O yüzden bu gün bunu yapacağım.
Şuan Chan ve özellikle Seungmin ile iletişime geçmek istemiyorum. Bu yüzden Jeongini arayacağım.
"Jeon-"
"Minho! Nerdesin dünden beri? O kadar mesaj attım, aradım! Aklım çıktı!"
Bir anda telefonda bağırmaya başlamıştı.
"Sakin ol, her böyle olduğunda ortadan kaybolurum zaten. Onlarda umursamıyor artık. Şuan seninle buluşmama hazırlanmam lazım. Eve gelir misin yoksa görüntülüye gelecek misin? Ha bu arada endişeye soktuğum için özür dilerim."
Jeongin, daha çok üstelemek istemedi. Bululmasına odaklanması lazımdı.
"Geliyorum Hyung, on dakikaya ordayım görüşürüz!" Dedi sesini olabildiğince neşeli tutarak.
Telefonu kapattı, beni anlayan tek kişi Jeongin galiba.
Dolabımı açıp içine bir bakış attım
"Jeongini beklemek en iyisi olacaktır.."
Kapının on dakika sonra çalmasıyla koşar adımlarla kapıya gittim. Hızla içeri atladı.
"Selam hyung, dolabını göster bakalım!" Diye hızlı bir giriş yaptı.
"Yavaş lan! Otur bir soluklan!" Diye içeri oturttum onu omzundan tutarak.
"Saatten haberin var mı senin?" Diyip telefonundan saati gösterdi. Beş buçuktu.
"Çocuğu almaya gitmene sadece otuz dakika kalmış! Anca hazırlayacağım seni!" Diyip yerinden kalktı, bu sefer o beni tutup odama oturttu.
Dolabı açıp elini çenesine koydu.
"Güzel parçalar..." Diye mırıldandı.
"Sahil için uygun olmalı, şık olmalı falan, hm..."
Hâlâ seçeceklerini bekliyordum.
On dakikalık bir seçme çabasından sonra elime siyah ince bir gömlek, altıma hafifçe bol siyah bir pantolon verdi.
"Bence çok sade oldu. Üstü değiştirsek?"
Bu sefer lacivert bir gömlek çıkardı.
"Çok bir fark olmadı ama olsun, güzel."
Gidip giyindim. Yanına gittiğimde baştan aşağı süzdü beni, tek kaşını kaldırdı ve elini çenesine koydu.
Gömleğin ilk iki düğmesini açtı.
"Böyle daha iyi." Dedi gülerek.
"Altı değişsek mi? Kot şort falan nasıl olur? " Diye bir seçenekte bulundum.
"Deneyelim" Dedi ve çıkardı.
Sonunda bol ve uzun kot şortta kararlaştık. Üstümede siyah gömleği geri giydim, ilk iki düğmesi yine açıktı.
"Hadi, çok az kaldı daha alacaksın çocuğu!" Dedi ve banyoya sürükledi.
Hızla teker teker parfümlere baktı ve lavanta kokusunu seçti. Saçımı tarayıp şekillendirdikten sonra sonunda hazırdım.
"Mükemmel oldu." Dedi, yarattığı mükemmel kombine bakarken.
"Sağol jeon." Diyerek ayakkabılarımı giydim ve çantamı omzuma taktım.
"İyi şanslar min!" Diyerek beni yolladı ve hemen arabama atladım.
Onu almam için 5 dakikam kalmıştu, bir kaç dakika gecikecektim galiba.
Evinin önüne vardığımda daha yeni çıktığını gördüm ve tam zamanında geldiğim için rahatladım ve elimi yumruk yaparak salladım.
Arabaya doğru geldi ve kapıyı açtı. İlk bakışta gerçekten çok çekici duruyordu.
Altına kot, koyu mavi bol bir pantolon tercih etmişti. Üstü için ise içine beyaz bir gömlek, onun üstüne de iki düğmesi bağlı siyah çok kalın olmayan, ne klasik ne de sokak tarzı diyebileceğim bir ceket almıştı.
Üstü beyaz olduğu için vücut hatları kendini belli ediyordu ve gözlerim oraya kayıyordu.
Saçları her zaman ki gibi uzun ve dağınık değildi, düzdü ve yüzünün sağ kısmına öndeki saçları düşüyordu. Gözleri kısıktı, altlarına hafif kırmızı bir renk vermişti. Bu hali soğuk patron imajına tam oturmuştu. Bu halini ilk defa görüyordum ve en beğendiğim hali bu olmuştu. Göz alıcı görünüyordu, şaşkınlığımı gizleyememiştim.
O da gömleğinin iki düğmesini açmıştı.
Hiç beklemediğim şey ise, göğsünün üstünde olan dövmesiydi.
Bu dövmeyi de ilk defa görüyordum ve aşırı havalıydı, hemde aşırı havalı.
Yanıma oturduğunda dudaklarında o güzel gülümsemesini belirdi.
"Selam Minho!" Diyerek sarıldı. Sarılmasına karşılık verdim.
"Selam jis!"
Kokusunu ciğerlerime doldurdum yine, bu sefer vanilya kokusu yoktu.
Keskin bir kokuydu, ferah bir deniz gibi kokuyordu. Onun kokusuysa sevmeme ihtimalim yoktu zaten.
Ne yaptın, ne ettin, beni kendine aşık etmeyi başardın Jisung.
"Sen, gerçekten mükemmel olmuşsun." Dedim gözlerimi üstünde gezdirirken, şaşkınlığım her halimden belliydi.
"Sana özel." Diyip göz kırptı gözlerimiz buluştuğunda.
Senin gibi bir sanat eserinin beni sevmesini nerden hak ettim ben? Ne yaptımda beni sevdin?
Çok şanslı biriyim. Böyle bir şahesere sahip olduğum için.
"O, dövme değil mi?" Diye sordum kendimi tutamayarak.
"Evet pek göstermem ama bu gün görünsün istedim." Diyerek cevapladı.
Kafamı olumlu anlamda salladım.
"Sende çok iyi görünüyorsun. Ama iki düğme az olmuş, sen direkt tüm düğmeleri açsana bana?"
Aramızda gülüştük. "Çok fesatsın ama sen!"
Arabadaki konuşmalarımız bittikten sonra yola çıktım. Yirmi dakikalık bir mesafe gittikten sonra pek birinin olmadığı serin sahil kenarına varmıştık.
Restoran, kafe, bar... Ne ararsan vardı. Ama biz kimsenin geçmediği, sarı ışıkla aydınlanan, sakin kafayla oturup deniz havasında rahatlamak için ayrılmış bir iskeleye gelmiştik.
"Ay gelene kadar burdayız." Dedim denizin önündeki bir banka otururken.
"Zaman önemli değil, seninle olayım yeter." Diye karşılık verdi ve yanıma oturdu.
Dediğine güldüm ve saçlarına baktım. Dayanamayarak saçlarının arasına uzunca bir öpücük bıraktım.
"Bu, neyi ifade ediyor Min?" sordu gülümserken. Öpücükten baya keyif aldığı belliydi.
Bilmiyorum anlamında omuz silktim.
"Canım öpmek istedi."
Elimi omzuna attım ve onu kendime yaklaştırdım. Bana sorgulayıcı bir bakış attı.
"Düşündüğüm şeyse," Dedi ve kafasını omzuma yasladı.
"Bu günü altın harflerle tarihe yazdıracağım." Diye bitirdi.
Düşündüğün şey güzelim, merak etme son bir kaç saat sonra istediğine kavuşacaksın.
"Düşündüğün şeyi az çok anladım gibi."
Bende kafamı omzuna yasladığı kafasının üstüne koydum.
"Normale göre çok fazla temas ediyorsun."
Şimdiden şüphelenmeye başlamıştı.
"Şuan seninle yakınlaşasım geldi." Dedim diğer elimle elini tutarken.
Aynı bir çift gibi duruyorduk.
"Kendimi senin yanındayken iyi hissediyorum."
İyice şaşırmıştı. Normalde yapmasını istemediğim her şeyi az önce yapmıştım.
"Elimi de tuttun?" Dedi sorar gibi.
Sesimi çıkarmadan daha çok ona sokuldum ve gözlerimi kapattım.
"Bir sıkıntı mı var min?" Dedi pozisyonumuzu bozmadan.
"Sıkıntı mı? Varsada seni görünce unutmuşumdur."
Hâlâ gözlerim kapalıydı.
"Hiç beklemediğim cevaplar veriyorsun ama hoşuma gitti."
Kıkırdadım.
--
Gün batımı eşliğinde bankta tatlı tatlı sohbet etmiştik.
Hava kararmıştı, ay ışığı denize düşüyordu. Manzara, an ve yanımdaki çocuk mükemmeldi.
Olduğum durumdan hiç şikayetçi değildim. Aksine en güzel anlarımı yaşıyordum.
Fazladan insan yok, sadece onun varlığı yetiyor. Fazladan gürültü yok, sadece onun huzur veren sesi kulaklarıma gelse yetiyor.
"Jis, iskeleye çıkalım mı?" Ayağa kalkıp elimi uzattım. Rüzgar saçlarımı karıştırırken elimi tuttu ve kalktı. Eline kelebek öpücüğü bıraktım. Kıkırdadı, denize vuran ay ışığı aynı zamanda onun yüzünü de aydınlatıyordu. Demirlere tutunup hafifçe eğildi.
Belini kavrayıp kendime çektim.
"Düşeceksin jis. Dikkatli ol." Güldüm.
"Hiçte düşeceğim için tutmuş gibi değilsin." ellerini ellerimin üstüne koydu.
"Bu gün çok garipsin, ama bu garipliği sevdim."
Ellerimi yavaşça belinden çektim. Yüzünü bana döndü, dönmesiyle yüzümde oluşan tebessüm, içimi kıpır kıpır ediyordu.
Ellerini tuttum, ya şimdi yapacağım ya da hiç.
"Jisung,"
Gözlerimiz birbirine kitlendi.
"Ben, artık karışık olan hislerimi çözdüm. Senin yanındayken içimdeki hislerin değişiminin, hep bana iyi gelişinin sebebi beni kendine aşık etmen olduğunu anladım."
İçinden dualarım kabul oldu dediğine yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.
Küçük, pembe dudakları aralanmıştı.
"Bende seninle birlikte olmak istiyorum Jisung."
Rüzgarın esmesiyle dalgalar savrulurken, ağaçların yaprakları da aynı anda sallanırken, sadece doğanın sesleri duyuldu.
O an sadece gözlerimizin derinliklerine odaklandık.
Yavaşça üstüne doğru eğildim, sırtını demirlere yasladı. Bir elimi beline koydum onu korumak istermişcesine.
Diğer elimi yanağına attım, baş parmağımla okşadım yanağını.
O da ellerini boynumda konumlandırmıştı.
Yavaşça dudaklarına yaklaştım, aramızdaki mesafe kapanırken kalbimin titremesini hissettim.
Gözler kapandı, sadece o his kaldı.
O bekleyemeyen his.
İyice yaklaştım ve dudaklarımızı birleştirdim.
Tüm zamanlar durmuş, rüzgar kendini susturmuş gibi tüm çıkardığı sesler kesildi. Kendimi dudaklarının hazzına kaptırmıştım. Yavaş, yumuşak başlamıştı öpüşmemiz, alışma aşaması gibi. İkimizde günlerdir, belki aylardır beklediğimiz o anı yaşıyorduk şuan.
Sadece ben ve o vardık sanki.
Bu sessiz, sakin, yumuşak, yavaş ve tatlı öpüşme anı, sertleşip vahşileşmeden, onca ayların hıncını çıkarmadan, öpmek, dudaklarını kana bulamak isteyip yapamadan önceki o andı. Jisung, içindeki o aylarca birikmiş, bastırdığı sevgisini çıkarmak istermişcesine sertleşmeye başlamıştı bile. Bir elini Minhonun saçlarına daldırıp kafasını yüzüne bastırdı. Hızını alamayıp Minhonun alt dudağını dişlemişti bile. Sonunda tatmayı başardığı dudakları tatmışken bitirmek istiyordu. Tamamını bitirmek. En çok arzuladığı, şehvetinin yenik düştüğü adamın dudaklarını tadıp bırakmak istemiyordu. Minhonun dudaklarının sıcaklığını hissetmek, onun kendine ait olmasını bilmek dünyalara bedeldi.
Nefesleri kesildiğinde, Jisung yavaşça ayırdı dudaklarını. Bu upuzun öpüşme anını o bitirmişti.
Birbirlerinin gözlerine bakmaya devam ettiler öylece, kimse diyecek bir şey bulamamıştı. Öpüşmeden hemen önce ki an gibi.
Minhonun dudaklarında oluşan gülümsemeyle bu donuk an bitmişti. Jisung ona göre biraz daha büyükçe ve seslice gülmüştü. Bir eli hâlâ saçlarındayken diğeri omzuna düşmüştü.
"Senin olmaya hazırım, seni seviyorum."
Jisung, Minhonun bu sözü üzerine dudaklarına kapandı ikinci kez. Diğerine göre daha ani, sert, hırçın bir öpüşmeydi. Jisung ayların özlemini, hıncını çıkarırmışcasına yapışmıştı dolgun dudaklara. Arzusunun ve şehvetinin yenik düştüğü adamın dudaklarına bayılmıştı. Alt dudağını sıkıştırıp emmeye başladı, onun olanı yemeye dünden razıydı, dudaklarını keşfe çıkmaya her şeyden çok istekliydi. Minho ilkten sert başlayıp sert devam ettirmek yerine yumuşak bir giriş yapmayı tercih etmişti ama yumuşak devam edememişlerdi. Jisung deli gibi öpüyordu. Minho o kadar üstüne eğilmişti ki, demirlerin üzerinden arkaya yaslanmıştı iyice. Sırtı denize bakıyordu tamda. Geriye yaslanmıştı.
Öpüşmeyi olabildiğince uzun tutmaya çalıştı, sevgisinden yanıp bittiği adamı öpmenin nasıl olduğunu öğrenmişti artık ama yeterli gelmiyordu.
Nefesi biten Minho yavaşça doğruldu, Jisungun belinden tutup kendine çekerek onuda doğrulttu. Aralarında hâlâ az bir mesafe vardı. Nefesleri yüzlerini okşuyordu.
"Seni seviyorum Minho." Diyebildi sadece. Hâlâ olanlara inanamazken.
"Biz... Çıkıyoruz o zaman?"
Mırıldandı Jisung.
Minho kıkırdadı, belindeki elleri sıkılaştırırken.
"Evet, "
Gözlerini dibinde duran ıslak dudaklara kaydırdı.
Bir kaç tane buse bıraktı dudaklara ardı ardına.
"Sonunda sevgilimsin, inanılmaz..."
Hâlâ olanların etkisindeydi.
"Sana sevgilim diye sesleneceğim artık."
Minho yakınlaşıp burnunu Jisungun burnuna sürttü ve bir kaç öpücükte burnuna ve yanaklarına bıraktı.
Gülümsemeleriyle karşılık verdi sevgilisine.
"Verdiğim en doğru karardı bu." Diyerek sarıldı biriciğine, sımsıkı sarmaladı onu. Biraz daha duygusallaşsa ağlayabilirdi.
Jisungta kollarını onun bedenine sardı sıkıca. Kafasını yana çevirip boynunu öptü biraz.
"Beni delirtiyorsun Minho."
Kafasını Minhonun boynuna gömmüş, hem öpüyor hem kokluyordu. Bazen dil darbeleride atıyordu.
"Kokunu böyle sonsuza dek içime çekebilirim."
Minho kıkırdadı, o da Jisungun saçlarına kondurdu öpücüklerini.
En sonunda birbirlerini doyasıya öptükten sonra deniz havasında biraz sarılıp öylece durdular.
Jisung yavaşça ayrıldı ve elini Minhonun eliyle buluşturdu.
Minho elini kavrayan ele bir buse bıraktı. Sonra dudaklarına uzanıp oraya bıraktı aynı buseyi.
Öpüştükten, o kadar ayların hıncını çıkardıktan sonra banka doğru geri gittiler.
-------
SELAM
en uzun bolumle karşınızdayim
(4620 kelime)
oldular iste
tam istedigim gibi uzun olmadi ama guzel oldu bence??
Biraz hizli oldular ama
Fici kardesim icin yazmaya basladim beyfendinin istekleri boyle
Sonraki bolumde zaman atlamasi olcak haberiniz olsunn
yorumlarinizi belirtirseniz sevinirimm
Sonraki bolumde gorusuruzz
--------
Jisung, Minhonun dediği bu sözle dudaklarına kapandı hemen. Diğerine göre daha ani, daha sert bir başlangıç olmuştu. Aynı şekildede sert ve hırslı bir şekilde devam etti. "Sesim titriyor, sence şaka olsaydı bu kadar ileri gider miydim?" Dedim kanıtlamak ister gibi.
Bölüm etkileşimi
