3. bölüm / 7
Öğrenci işi ramazan3. Bölüm -uyanın ey müminler!-
Bölümler 7Şu an: 3. Bölüm -uyanın ey müminler!-
- 1 1. Bölüm -okula dönüş zamanı-1.722 kelime
- 2 2. Bölüm - çarpışma719 kelime
- 3 3. Bölüm -uyanın ey müminler!-876 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm ( Oruçluyum bana dokunmayın !)1.075 kelime
- 5 5. Bölüm913 kelime
- 6 6. Bölüm -oruç tutuyorum , sinirlenmiyorum -1.036 kelime
- 7 7. Bölüm - Hayatıma uzanan El -798 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı."
(Bakara Suresi, 183. Ayet)
3. Bölüm: Uyanın Ey Müminler!
Yurtta dört kişilik odada kalıyordum. Bu dört kişiden beni çıkarınca kalan kişiler Hilal, Lale ve Şeyda oluyordu. En başta kızlar bu odada değildi ama ben üniversite hayatım başladı başlayalı buradayım. Odadaki kızlar değişti ama ben kaldım; yani odanın yerlisiyim. Onlar diğer odalarından farklı şikâyetler ile çıkmış ve bu odaya farklı zamanlarda gelmişlerdi.
Yurt hayatında en sıkıntılı şey oda arkadaşlarının kötü olması. Zaten ailenden uzakta yaşama tutunmaya çalışırken sana ait olan tek yer olan odanda da zorluk yaşamak daha da yıpratıcı oluyordu.
Kızlarla bir buçuk yıldır beraberdik.
Ama Hilal ile olan arkadaşlığım oda arkadaşı olmadan önce başlamıştı. Hilal benden bir yaş büyük; o son yılında, ben üçüncü sınıfım. Üniversite ikiye geçtiği yıl gelmiştim ben.
Duymuşsunuzdur; üniversite 1'de size fakülte girişinde kitap satmak isteyen çok insan olur. Ben de maalesef ki işime yarar düşüncesiyle daha ilk günümden o tuzağa düşecektim ama buna Hilal engel olmuştu. Engel olmakla kalnamış, bana satmaya çalışan kişi ile kavga etmişti. Oysa ben Fen edebiyat fakültesinde o da Hemşirelik fakültesinde okuyorduk . O gün bir arkadaşı için bizim fakülteye gelmiş, öyle demişti
O şekilde başlamış, sonra da oda arkadaşlığı ile taçlanmıştı.
"Şeyda, bu işte bir terslik var gibi tatlım."
Yarın Ramazan'ın ilk günü. Ve şu an saat 23.30. Ama biz kızlarla odamızı Ramazan için hazırlıyoruz. Öncesinde "Sonra yaparız, sonra yaparız," demiştik ve son hali görüyorsunuz...
Ama şu an odamız Ramazan için hazırdı. Yani halletmiştik.
Perdede yıldızlar ve Hilal vardı; Ay'ın bir çeşidi olan . Diğeri tam yanımızda ışık saçacağına ateş saçıyordu. ... Duvarda balonlarla birlikte "Hoş geldin Ya Şehri Ramazan" yazısı vardı diyeceğim ama "şehri" yerine "şehriye" yazdığını görünce Hilal'in terslik dediği şeyi anlamış oldum.
Yani eşit sayıda olan harflerden nasıl "şehriye" çıkarmıştık, şaşılacak iş doğrusu!
Bu da bizim başarımız olsun.
"Ayyy, o şehriye olmuş!"
"Evet, ama nasıl 'şehriye' olmuş Asude tatlım?"
Hilal oldukça gergin. Ramazan geldi ama biz küçücük odayı süsleyemedik, diyerek bize kızıyor; sanki o da odada yaşamıyor gibi... Şimdi de bu kusur onu daha da gergin etti.
Sakin olalım, Ramazan geldi. Yakışıyor mu böyle gerginlik, cık cık...
"Şehriye" yazan yerden "y" ve "e" harflerini çıkarttığım zaman iş çözülmüş ve Hilal Hanım sakinleşmişti.
Son defa alıcı gözle odaya baktım.
İşte şimdi odamıza Ramazan gelmişti...
°•°•°•°
"Daha fazla uyursak
Halimiz harap olur.
Yemekhanede kazanlar
Erkenden toz olur.
Uyanın ey müminler
Bitmeden son lokmalar,
Sahuru yapamazsam
İlk orucum ziyan olur!"
Hilal, sahur için kurduğumuz alarmdan yarım saat önce kalkmıştı ve bu bilmem kaçıncı manisi olmuştu.. Şikâyetçi değildim, aksine hoşuma gidiyordu Ramazan davulcusu gibi uyandırması.
Yatağımdan bir heyecan ile kalktım. İlk sahurumuzu yapacaktık ve bu içimi kıpır kıpır yapıyordu...
İlk olarak benim kalktığımı gören Hilal, tüm yurdu uyandırmak ister gibi alkış tuttu ve ıslık çaldı. Elindeki boş şişeyi uyanmayan kızlara fırlatmayı düşünürken birden onu davul olarak kullanmaya başladı.
Anında moda girip bir hava ile açık saçlarımı savurdum ve yatakların arasında bir diva edası ile yürüdüm.
Sanki üzerimde çiçekli pijama takımım değil de tasarım bir kıyafet varmış gibi dikleştim. Hilal’in tuttuğu tempo, odadaki diğer kızların uykulu iniltileriyle karışsa da biz çoktan mahalle düğününde gibi moda girmiştik .
"Kızım dur, tüm katı ayağa kaldıracaksın!" diye fısıldadım gülerek ama saçlarımı savurmaktan da geri kalmadım
Hilal durur mu? Elindeki boş su şişesini mikrofon yapıp yanıma geldi:
"Sayın seyirciler, işte karşınızda! Gecenin dördünde uykusuzluğa meydan okuyan, gözaltı morluklarını zarafetiyle gölgeleyen o isim! 302 numaranın gururu, ilk sahurun verdiği o heyecanla podyumda!"
Bu gürültülere kayıtsız kalamayan Lale ve Şeyda da aramıza yarı uyanık şekilde katılınca tam olmuştuk.
İlk sahura enerjik bir şekilde tam kadro ile kalkmış bulunduk. Ama yarı kapalı gözler ve sarsak hareketlerle.
Daha fazla gecikmeden odadan çıktık. Koridorda normalde bu saatte bulamayacağımız kadar çok insan vardı. Henüz uyuyanlar da yavaş yavaş uyanıyordu.
Lale ve Hilal bir anda koşmaya başlayınca sorgu dolu gözlerimi Şeyda'ya çevirdim. O henüz tam uyanamamıştı.
"Yemekhaneye son giden orucu ekmeksiz tutacakmış."
Dedi mırıl mırıl . Bakalım kim kazanacaktı..
İkisi koşadursun, biz Şeyda ile sakince gittik yemekhaneye. Yine de kızların arkasına yetişmiştik ama bir sürü sıra vardı.
Neyse ki imsak vaktine daha vardı. Yemeği yiyip teheccüd namazı kılacaktım. Normalde kalkamıyorum ve Ramazan ayı teheccüd için de büyük bir fırsattı. Elimden geldiğince kılmaya çalışacaktım .
"Ekmek biter, dert bitmez,
Bu sıra sanki hiç gitmez.
Kızlar hızlı alın,
Aç karınla gün geçmez!"
Hilal yerine bu defa mani söyleyen Lale oldu. Nereden geliyordu bu maniler akıllarına bilmiyorum ama gayet de güzel yapıyorlardı. Hem yarışın kazananı Hilal olmuştu ve Lale ekmeksiz oruç tutacak kişi seçilmişti... Belki de onun üzüntüsü söyletmişti!
Şöyle bir etrafıma göz gezdirdim. Bir sürü insan sahur için toplanmıştık. Kimisi yemeği almış yiyor, kimisi uykulu gözler ile sıranın gelmesini bekliyordu. Ama ortamdaki atmosfer çok başkaydı.
Evet, ailemden uzaktım. Evet, Ramazan onlarsız geçecekti ve bu üzücüydü ama yine de bulunduğum ortamdan şikâyetçi değildim. Ben tek kişilik hayatımın getirdiği değişikliklerden de memnunum. Hayatımın hep onlarla geçmeyeceğini anlayalı üç yıl olmuştu zaten.
Sonunda o uzun sıra bitti ve yemeğimizi aldık. Kızlar frekansları şaşırtıp sanki iftar açıyor gibi yemeğe abanırken ben Yemeğin fotoğrafını çekip aile grubuna attım. Attıktan sonra geldi aklıma; ne yediğimi görüp bir de buna dertlenecekti annem ! Kötü değildi yemek ama bir anne sahuru da değildi...
"Gönül ister anne yemeği,
Allah verir yurt yemeği.
Başını düşür ye yemeği,
Allah alır verdiği yemeği."
🍉🍊🍉🍊🍉
Bölüm etkileşimi
