2. bölüm / 7
Öğrenci işi ramazan2. Bölüm - çarpışma
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm - çarpışma
- 1 1. Bölüm -okula dönüş zamanı-1.722 kelime
- 2 2. Bölüm - çarpışma719 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm -uyanın ey müminler!-876 kelime
- 4 4. Bölüm ( Oruçluyum bana dokunmayın !)1.075 kelime
- 5 5. Bölüm913 kelime
- 6 6. Bölüm -oruç tutuyorum , sinirlenmiyorum -1.036 kelime
- 7 7. Bölüm - Hayatıma uzanan El -798 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Az kaldığını hissetmiş gibi gözlerim hâlâ kapalı olsa bile uyanmıştım. Bozuk yollardan sallana sallana giden otobüs sağ olsun, güzel bir uyku da olmamıştı. Belki de ağabeyimin yarım saat ara ile aramaları neden olmuştu. Arayıp "Neredesin?" diye soruyor ve bilmediğimde de bana kızıyordu.
Uzaktan navigasyona mı benziyorum acaba?
Muavinin seslenmesi ile de gözlerimi açmış bulundum. Namaz vaktinin geldiğini ve ileride dinlenme tesisinde duracağımızı söylüyordu. İkindi namazı vaktinde adamı darladığım için bu defa kendisi haber etmişti.
"Abla, birazdan duracağız. Haberin olsun."
"Teşekkür ederim, sağ olun."
Neyse ki bu firma bu konularda sorun çıkarmıyordu. Birkaç firmayı bu yüzden kara listeme almıştım. Sosyal medyadan, her yerden şikâyet etmiştim. Üstüne binen ve binecek olan kişilere kötülemiştim. Bu konu hakkında onlardan iltimas bekliyormuşuz gibi davranıyorlardı. Suç işliyormuşuz da onlar da buna engel olmaya çalışıyorlardı sanki... Bu davranışları nedendir bilmem ama otobüs durmuştu. Muavinin "Yarım saat ihtiyaç molası!" deyişi çoğu kişiyi ayağa kaldırmıştı.
Çantamı da yanıma alarak otobüsün her inip çıktığımda düşecekmişim gibi hissettiren merdiveninden indim. Yüzüme çarpan soğuk hava üstümdeki uykulu hali almıştı. Mescit nerede acaba diye bakınırken biraz ileride "Mescit" yazısını gördüm ve yavaş adımlarla oraya doğru ilerlemeye başladım. Arkamda bir hareketlilik hissetmemle birlikte başımı kendini koruma içgüdüsü ile arkaya çevirdim. Etrafta insanlar olsa bile havanın karanlık oluşu yine de tedirgin etmişti.
Gördüğüm iki adam ile sakinleştiğimi hissettim. Onları tanımıyor olsam bile derin bir nefes alıp verdim. İkindi namazında da benimle birlikte namaza inen adamlardı. Biraz kenara çekilip onlara yol verdim. Diğerine göre daha uzun boylu olan adam, onlara bakmamla arkadaşında olan bakışlarını bana çevirdi... Yol vermeme baş selamı ile karşılık verip erkekler için olan mescide girdiler.
Üstünde çok oyalanmayıp ben de ilk olarak abdestimi aldım ve namaza durdum.
Otobüste ne kadar sadece oturuyor olsak da bir süre sonra o da insanı yoruyordu. Ve benim otobüste 6 saatim olduğu için artık bunalmıştım. Bir an önce bitmesini ve yurda gidip yatmayı diliyordum. Tabii ki bu isteğim gerçekleşmeyecekti; Hilal tarafından esir alınıp sorguya çekilecektim.
Bu yolculuk yeter ki bitsindi, ona bile razıydım şu an.
Daha mola bitmediği için biraz daha dışarıda kalmak bahanesiyle alacak bir şeyim olmasa bile market kısmına girdim. Boş boş bakınıp zaten pahalı olan eşyaların burada daha da pahalı oluşuna kendi içimde söylendim ve çıktım.
Karanlık geceyi aydınlatan Ay'a ve birkaç gözüken yıldıza baktım. Normal bir zamanda görsem izlemek ve derin düşüncelere dalmak isterdim ama şu an ne o kadar keyfim ne de o kadar vaktim vardı.
İnsanlar yavaş yavaş otobüse binmeye başlayınca ve dinlenme tesisinin hoparlöründen firma, güzergâh ve otobüsün numarası duyulunca artık vaktin geldiğini anlayıp binmek için adımladım. Gözlerim ayakkabımın üstündeki süsteydi.
Ve birden bir bedene çarptım... Neye çarptım diye başımı kaldırmıştım ki siyah bir mont ile karşılaştım. Sanki algılayamamış gibi bakmaya devam ediyordum.
Resmen adama otobüse binerken bodoslama çarpmıştım!
Çarpmanın etkisiyle hafifçe geriye doğru sendeledim, dengemi toplamak için refleksle koltuğuna tutunur gibi havayı yakalamaya çalıştım. Dengemi sağladım ve kafamı kaldırdığımda, az önce mescit yolunda karşılaştığım o uzun boylu adamı gördüm.
Işıklandırmanın yetersiz olduğu tesiste, adamın gölgesi üzerime devrilmiş gibiydi. Bakışları, az önceki alelade bakışa göre şimdi biraz daha dikkatli ve sanki bir şeyi ölçüp tartıyormuş gibi üzerimde gezindi.
"Kusura bakmayın," dedim, sesimdeki mahmurluk ve çarpmadan kaynaklanan şaşkınlık birbirine karışmıştı. "Dalmışım, dikkatsizliğime geldi."
Adam, geri adım atıp aramızdaki mesafeyi açarken hafifçe gülümsedi. "Sorun değil," dedi, sesi beklediğimden daha tok ve derinden gelerek. "Yol yorgunluğu, olur öyle."
Bu defa bana yol veren o oldu. Yanlışlıkla olduğu hâlde yine de utanmıştım. Yüzüne tekrar bakmadan hızla yerime geçtim. Artık istesem de uyuyamazdım.
°•°•••••°°°•°
"Asude! Asudeee, buradayım Asudee!"
Otobüsten yeni inmiş, daha valizimi bile almamıştım ama uzaktan bir ses duyuldu. Tanıdık sese doğru baktığımda Hilal ellerini sallayarak bana doğru koşuyordu.
Yüzümde oluşan o koca gülümsemeyi saklamadım. Birileri bize bakar mı diye düşünmeden ben de ona el salladım ve yanıma gelişini bekledim. O sırada valizimi almıştım.
"Hilaaal!"
"Asudee; odamın gülü, çiçeği, her şeyi! Hoş geldin."
Yanıma ulaştığında iki üç adım gerileyeceğim şekilde hızlıca sarıldı. Sarılmasına karşılık verdim ama dengemi sağlamasam ikimiz de yerdeydik şu an.
"Hoş bulduuum!"
Otobüs her zamankinden geç getirmişti. Aksilik olacak ya, araba arıza yapmıştı. Saat de 12'ye geliyordu. Tek başıma taksiye nasıl binerim diye düşünüyordum inmeden önce ama Hilal kaç saattir "Ha geldim ha geleceğim," diyerek beni karşılamaya gelmişti ve bekliyordu.
Benden ayrılıp valizimi elimden aldı.
"Ee, nerede yemekler?"
"Ne yemeği ya, benim için gelmedin mi sen!"
"Yoo, yemekler için geldim."
Başka ne bekliyorsam...
"Yaa şaka şaka... Çok özledim seni. Gel buraya!"
Bölüm etkileşimi
