NEFRETİN ARDINDAN kitap kapağı

9. bölüm / 9

NEFRETİN ARDINDAN

9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İclal Çelik

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 9. Bölüm

Deftere bakakalmıştım.

Tek bir cümle vardı:

“Doruk'un bundan haberi yok.”

Ne demekti bu?

Başımı kaldırıp Selin'e baktım.

— Bunun anlamı ne?

Selin derin bir nefes aldı.

— Ben söylemem gerekeni söyledim.

Doruk bir adım öne çıktı.

— Selin, üç yıldır bunun peşindeyiz. Ne biliyorsan anlat.

Selin başını iki yana salladı.

— Hayır, Doruk. Ben artık bunun içinde olmak istemiyorum.

Ege kaşlarını çattı.

— Ama—

— Hayır.

Selin sözünü kesti.

— Üç yıl önce sustum. Çünkü ikinizin hayatının daha fazla karışmasını istemedim. Ama şimdi gerçeği bilmek isteyen biri var.

Bana baktı.

— Ece.

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

Selin çantasını omzuna aldı.

— Gerisini kendiniz çözün.

Sonra arkasını dönüp koridorda uzaklaştı.

Doruk onun arkasından baktı.

— Selin!

Selin durmadı.

Birkaç saniye sonra koridorun köşesinden kayboldu.

Artık sadece biz kalmıştık.

Ben.

Doruk.

Ege.

Ve elimde üç yıl öncesinden kalma bir defter.

---

Defteri tekrar açtım.

— Bunu okumamı gerçekten istiyor musunuz?

Ege sessizdi.

Doruk ise bana bakıyordu.

— Oku.

— Emin misin?

— Evet.

İlk satıra tekrar baktım.

“Doruk'un bundan haberi yok.”

Altındaki satırları okumaya devam ettim.

Üç yıl önceki olaydan bir gün önce Ege'nin yazdığı kısa bir nottu.

Çantayı saklama fikrinin aslında Doruk'tan çıkmadığını anlatıyordu.

Fikir Ege'nindi.

Doruk sadece ona yardım etmişti.

Ama daha önemlisi...

Ege, çantanın öğretmen odasına bırakılmasını da kendisinin istediğini yazmıştı.

Başımı kaldırdım.

Ege'ye baktım.

— Bu doğru mu?

Ege'nin yüzü düştü.

— Evet.

Doruk ona döndü.

— Ne?

Ege gözlerini kapattı.

— O zaman sana söylemedim.

— Neyi?

— Çantayı öğretmen odasına götürmeni ben istemiştim.

Doruk'un yüzündeki şaşkınlık giderek büyüdü.

— Bana “oraya bırak, sonra alırız” demiştin.

— Biliyorum.

— O zaman neden yıllardır bütün suçu benim üstlenmeme izin verdin?

Ege cevap veremedi.

Ben ikisine bakarken içimde garip bir his oluştu.

Doruk'un bütün bu zaman boyunca kendini suçlamasının sebebi...

Belki de gerçek değildi.

Doruk'un sesi titredi.

— Üç yıldır kendimden nefret ettim.

Ege başını kaldırdı.

— Ben de sustum.

— Neden?

— Çünkü korktum.

Doruk acı bir şekilde güldü.

— Hepimiz korktuk zaten.

Sessizlik çöktü.

Bu kez araya girmedim.

Çünkü ilk defa onların geçmişine gerçekten dışarıdan bakabiliyordum.

Doruk'u hep kendinden emin, sinir bozucu ve hiçbir şeyi umursamayan biri sanmıştım.

Ama karşımdaki çocuk...

Üç yıldır kendine ait olmayan bir suçun ağırlığını taşıyordu.

Ve bunu düşündükçe ona olan kızgınlığımın yerini başka bir şey alıyordu.

Üzüntü.

Hem de hiç istemediğim kadar büyük bir üzüntü.

Doruk bana döndü.

— Ece...

Gözlerimi kaçırdım.

— Ne?

— Sana en başından anlatmalıydım.

— Evet.

— Özür dilerim.

Bu kez ona baktım.

— Ben de sana kızmak istiyorum.

Doruk kaşlarını kaldırdı.

— Ama?

Derin bir nefes aldım.

— Ama artık neden sustuğunu anlıyorum.

Doruk birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra hafifçe gülümsedi.

— Bu, beni affettiğin anlamına mı geliyor?

— Hayır.

— Tamam.

— Ama...

Duraksadım.

— Sana eskisi kadar kızamıyorum.

Doruk'un gülümsemesi büyüdü.

— Bence bu iyi bir başlangıç.

— Fazla sevinme.

Ege istemeden güldü.

Üçümüz birkaç saniye sonra ilk kez aynı anda gülüyorduk.

Ama içimde hâlâ bir soru vardı.

Defteri kapattım.

— Bir dakika.

İkisi bana baktı.

— Selin “Doruk'un bundan haberi yok” dedi.

Doruk'un gülümsemesi kayboldu.

— Evet.

— Peki Doruk'un haberi olmayan başka ne var?

Ege'nin yüzündeki ifade bir anda değişti.

Doruk ona baktı.

— Ege?

Ege cevap vermedi.

Ben ikisine sırayla baktım.

Ve o an anladım.

Defterdeki gerçek, hikâyenin sonu değildi.

Belki de asıl başlangıçtı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.