NEFRETİN ARDINDAN kitap kapağı

4. bölüm / 9

NEFRETİN ARDINDAN

4.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İclal Çelik

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 4.BÖLÜM

Sırrın İlk Parçası

Ertesi gün okula girdiğimde içimde garip bir huzursuzluk vardı.

Sanki bir şey olacakmış gibi.

Ama ne olduğunu bilmiyordum.

Sınıfa girdiğimde Doruk çoktan gelmişti.

Beni görünce:

— Günaydın, proje ortağım.

— Bana böyle seslenme.

— Neden?

— Sinir oluyorum.

— Tamam, Ece.

— Daha iyi.

Sırama geçtim.

Çantamı bırakırken masamın üzerinde katlanmış küçük bir kâğıt gördüm.

Kaşlarımı çattım.

— Bu ne?

Kâğıdı açtım.

Üzerinde sadece bir cümle vardı:

“Doruk'a güvenme.”

Bir an donup kaldım.

— Ne oldu?

Doruk yanıma gelmişti.

Kâğıdı hemen kapattım.

— Hiç.

— Emin misin?

— Evet.

— Yalan söylüyorsun.

— Sana ne?

Doruk gözlerini kıstı.

— Bir şey saklıyorsun.

— Saklamıyorum.

Kâğıdı çantama koydum.

Doruk bunu gördü ama bir şey söylemedi.

Ders boyunca aklım o kâğıttaydı.

Kim yazmıştı?

Neden Doruk?

Ve en önemlisi...

Benden ne istiyordu?

---

Teneffüste İrem'le koridora çıktım.

Kâğıdı ona gösterdim.

İrem'in yüzü bir anda ciddileşti.

— Bunu kim bırakmış olabilir?

— Bilmiyorum.

— Doruk'a söyle.

— Hayır.

— Neden?

— Çünkü herkes onun hakkında bir şey söylüyor. Önce Ege, şimdi bu.

İrem birkaç saniye düşündü.

— Belki de gerçekten bir şey vardır.

— Bilmiyorum.

Tam o sırada koridorun diğer ucunda Ege'yi gördüm.

Bize bakıyordu.

Sonra gözlerini kaçırıp sınıfa girdi.

İrem de fark etmişti.

— Ece...

— Gördüm.

İkimiz sınıfa doğru yürüdük.

Kapının önüne geldiğimizde içeriden konuşma sesleri duyduk.

Doruk'un sesi.

Ve Ege'nin.

Kapıyı açmadan önce durdum.

— Dinleyelim.

İrem başını salladı.

Kapının yanında sessizce bekledik.

Ege:

— Sana son kez söylüyorum. Bu projeden uzak dur.

Doruk:

— Neden?

— Çünkü senin için iyi olmayacak.

— Bu tehdit mi?

— Nasıl anlarsan anla.

Bir sessizlik oldu.

Sonra Doruk:

— Ece'yi de bunun içine çekmeyeceksin.

Kalbim bir an hızlandı.

İrem bana baktı.

Ben de ona.

Ege'nin sesi yükseldi.

— Sen hâlâ anlamıyorsun.

— Ne anlamıyorum?

— Her şeyi öğrenirse işler değişir.

Doruk:

— O zaman bana gerçeği anlat.

Ege cevap vermedi.

Bizim orada olduğumuzu fark etmeden kapıya doğru yürüdü.

Kapıyı açtığında beni görünce bir anda durdu.

Ben de ona baktım.

— Ne konuşuyordunuz?

Ege hiçbir şey söylemeden yanımızdan geçti.

İrem arkasından baktı.

— Bu çocuk kesin bir şey biliyor.

Doruk içeriden çıktı.

Göz göze geldik.

— Sen ne zamandır buradasın?

— Yeterince uzun.

Doruk iç çekti.

— Ece...

— Bana gerçeği anlat.

— Anlatacağım.

— Ne zaman?

— Her şeyi öğrendiğimde.

— Bu cevap değil.

— Biliyorum.

Sinirlenip arkamı döndüm.

— O zaman öğren ve bana söyle.

Birkaç adım attım.

Doruk arkamdan seslendi.

— Ece!

Dönmedim.

— Sana bir şey olacaksa...

Sesi bu kez çok daha ciddiydi.

— Seni bu işin içinde bırakmam.

Yavaşça ona döndüm.

— Ben çocuk değilim, Doruk.

— Biliyorum.

— O zaman bana güven.

Doruk birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

— Tamam.

Ama yüzündeki ifade bana başka bir şey söylüyordu.

Sanki bildiği bir şey vardı.

Ve bunu benden saklıyordu.

O gün okul çıkışında çantamı alırken cebimdeki kâğıdı tekrar çıkardım.

Arkasını çevirdim.

İlk kez fark ettiğim küçücük bir yazı vardı:

“Geçmişi sor.”

Kaşlarımı çattım.

— Doruk'un geçmişi...

Tam o sırada arkamdan biri konuştu.

— Onun geçmişini öğrenmek istiyorsan...

Donup kaldım.

Sesin sahibine döndüm.

— Önce neden buraya geldiğini öğren.

Karşımda hiç tanımadığım bir kız duruyordu.

Ve yüzündeki ifade...

Hiç hoşuma gitmemişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.