NEFRETİN ARDINDAN kitap kapağı

8. bölüm / 9

NEFRETİN ARDINDAN

8. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İclal Çelik

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 8. BÖLÜM

Müdür yardımcısının odasında garip bir sessizlik vardı.

Dosya hâlâ masanın üzerindeydi.

Gözlerimi dosyadan ayıramıyordum.

Selin.

Bu isim neden üç yıl önceki bir olayın ortasındaydı?

Ve neden Doruk'un yüzü bu ismi duyduğu anda değişmişti?

Müdür yardımcısı sandalyesine yaslandı.

— Sanırım artık bazı şeyleri açıklamanın zamanı geldi.

Doruk kıpırdamadan duruyordu.

Ben ise içimde yükselen meraka daha fazla dayanamadım.

— Selin ne biliyor?

Müdür yardımcısı önce Doruk'a baktı.

Sonra Ege'ye.

— Üç yıl önce yaşanan olayın tek görgü tanığı Selin'di.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Yani her şeyi gördü?

— Evet.

Doruk sonunda konuştu.

— Ama Selin kimseye anlatmadı.

Ona döndüm.

— Neden?

Doruk cevap vermekte zorlandı.

Ege araya girdi.

— Çünkü o gün aslında bizim yaptığımız şakayı durdurmaya çalışmıştı.

Şaşırdım.

— Ne?

Ege devam etti:

— Çantayı sakladığımızı fark etmişti. Bizi öğretmenin odasına kadar takip etti. Doruk çantayı bırakınca da peşimizden geldi.

Doruk gözlerini yere indirdi.

— Selin bize yakalanacağımızı söyledi.

— Peki sonra?

— Biz dinlemedik.

Sesindeki pişmanlığı ilk kez bu kadar açık duyuyordum.

İçimdeki öfke biraz olsun azaldı.

Ama hâlâ kırgındım.

Çünkü bütün bunları bana kendisi anlatabilirdi.

— Peki dosya nasıl zarar gördü?

Müdür yardımcısı konuştu.

— Çanta yanlışlıkla masanın üzerine bırakılmıştı. O sırada dosyanın üzerine dökülen bir içecek belgelerin büyük kısmını kullanılmaz hâle getirdi.

Doruk hemen:

— Ben bilerek yapmadım.

Müdür yardımcısı başını salladı.

— Biliyorum.

Doruk'un yüzündeki gerginlik biraz azaldı.

Ben ise ona bakıyordum.

Üç yıl önce yaptığı şey büyük bir suç değildi.

Ama çocukça bir şakanın sonuçlarını düşünmemişti.

Ve sonra korkup her şeyi üstlenmişti.

— Peki Selin neden önemli? diye sordum.

Müdür yardımcısı dosyadan bir kâğıt çıkardı.

— Çünkü Selin olayın tamamını gördüğünü söylemişti.

— Sonra?

— Sonra ailesi okul değiştirdi.

Bir anda içimden bir şey koptu.

— Yani Selin taşındı?

— Evet.

Doruk sessizce başını salladı.

Ben ona baktım.

— Sen bunu biliyordun.

— Evet.

— Bana neden söylemedin?

Doruk gözlerimin içine baktı.

Bu kez kaçmadı.

— Çünkü Selin'in gitmesinden sonra Ege'yle bir daha eskisi gibi olamadık.

Ege başını eğdi.

— Doruk her şeyi kendi suçu sandı.

— Çünkü benim hatamdı.

— Bizim hatamızdı, dedi Ege.

İkisi sustu.

Ben ise ne hissedeceğimi bilemedim.

Doruk'a kızmalı mıydım?

Yoksa onu anlamaya mı çalışmalıydım?

Bir yandan bana güvenmediği için kırılmıştım.

Diğer yandan karşımdaki kişinin yıllardır taşıdığı pişmanlığı ilk kez görüyordum.

Ve bu...

Sinirimi bozuyordu.

Çünkü ona kızmak çok daha kolaydı.

---

Odadan çıktığımızda koridor bomboştu.

Doruk birkaç adım önümden yürüyordu.

Sonunda dayanamadım.

— Doruk.

Durdu.

— Ne?

— Bana kızma ama...

Bir an sustum.

— Seni biraz anlıyorum.

Doruk şaşkınlıkla bana döndü.

— Biraz mı?

— Fazla şımarma.

Gülümsedi.

Ben de istemeden gülümsedim.

Sonra yüzüm tekrar ciddileşti.

— Ama yine de bana kızdırdın.

— Biliyorum.

— Bir daha böyle bir şeyi benden saklarsan...

— Ne yaparsın?

— Sen düşün.

Doruk hafifçe güldü.

Tam o sırada koridorun diğer ucunda biri göründü.

İkimiz de sustuk.

Selin.

Olduğumuz yerde kaldım.

Doruk'un yüzündeki gülümseme kayboldu.

Selin yavaşça bize doğru yürüdü.

Elinde eski bir defter vardı.

Yanımıza geldi.

Hiçbir şey söylemeden defteri Doruk'a uzattı.

Doruk deftere baktı.

— Bunu nereden buldun?

Selin'in cevabı kısa oldu.

— Üç yıl önceki sınıf dolabında.

Doruk defteri açtı.

İlk sayfaya baktığı anda yüzü değişti.

— Bu...

Selin bana döndü.

— Ece, değil mi?

Başımı salladım.

— Evet.

Selin birkaç saniye beni inceledi.

Sonra:

— Sana bir şey söylemem gerekiyor.

Doruk hemen araya girdi.

— Selin, şimdi olmaz.

Selin ona baktı.

— Tam da şimdi olması gerekiyor.

Sonra bana döndü.

— Çünkü üç yıl önce yaşanan olayın Doruk'un anlattığı kısmı doğru...

Bir an durdu.

— Ama tamamı değil.

Doruk'un yüzü gerildi.

Benim kalbim hızlandı.

— Ne demek istiyorsun?

Selin defterin son sayfasını açtı.

Sayfada tek bir isim vardı.

Ege.

Altında da bir tarih.

Olaydan bir gün önce.

Selin defteri bana uzattı.

— Gerçeği öğrenmek istiyorsan bunu oku.

Defteri titreyen ellerimle aldım.

İlk satırı okuduğum anda nefesim kesildi.

Çünkü yazan şey...

Doruk'un anlattığı her şeyi değiştirecek kadar önemliydi.

“Doruk'un bundan haberi yok.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.