6. bölüm / 9
NEFRETİN ARDINDAN6. BÖLÜM
Bölümler 9Şu an: 6. BÖLÜM
Üç Yıl Önce
Telefon ekranındaki mesaja tekrar baktım.
“Çünkü üç yıl önce olanların tamamını sana anlatmadı.”
Parmaklarım istemsizce sıkıldı.
Kimdi bu?
Nereden numaramı bulmuştu?
Ve neden özellikle Doruk?
Hemen cevap yazdım.
“Kimsin?”
Mesaj görüldü.
Cevap gelmedi.
Bir dakika.
İki dakika.
Beş dakika.
Sonra telefonum tekrar titredi.
“Yarın 16.30. Eski spor salonunun arkasına gel.”
Altında tek bir cümle daha vardı:
“Tek başına.”
Ekrana bakarken içimde garip bir his oluştu.
Gitmemem gerektiğini biliyordum.
Ama gitmezsem gerçeği öğrenemeyecektim.
---
Ertesi gün okulda Doruk her zamanki gibi davranıyordu.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Yanıma gelip:
— Proje için hazır mısın?
— Hayır.
— Neden?
— Canım istemiyor.
— Dün de böyle değildin.
Ona döndüm.
— Dün bana söylemediğin şeyleri düşünüyordum.
Doruk'un yüzü ciddileşti.
— Ece...
— Üç yıl önce ne oldu?
Bir süre bana baktı.
— Sana anlatacağım.
— Ne zaman?
— Doğru zamanı bekliyorum.
— Ya doğru zaman hiç gelmezse?
Doruk cevap vermedi.
Tam o sırada öğretmen içeri girdi.
Konuşmamız yarım kaldı.
Ama aklımdaki tek şey saat 16.30'du.
---
Saat 16.25.
Eski spor salonunun arkasına geldiğimde etrafta kimse yoktu.
Telefonuma baktım.
16.29.
Bir dakika sonra biri ortaya çıktı.
Kalbim hızlandı.
Ama gelen kişi mesajdaki kişi değildi.
Ege'ydi.
— Sen burada ne yapıyorsun?
Geri çekildim.
— Asıl sen ne yapıyorsun?
Ege etrafa baktı.
— Sana gelmemen gerektiğini söylemeye geldim.
— Neden?
— Çünkü bu iş sandığından çok daha büyük.
— Ne demek istiyorsun?
Ege cebinden eski bir anahtar çıkardı.
— Doruk'un sana anlatmadığı şey burada.
Anahtarı avucuma bıraktı.
— Nerenin anahtarı bu?
Ege cevap vermeden arkasını döndü.
— Ege!
Durdu.
— Bana neden yardım ediyorsun?
Yüzüme baktı.
— Çünkü üç yıl önce yaptığım hatayı tekrar yapmak istemiyorum.
Sonra yürüyüp gitti.
Anahtarı sımsıkı tuttum.
---
Ertesi gün Doruk'la buluştuğumuzda anahtarı ona göstermedim.
Ama o bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.
— Ece, iyi misin?
— İyiyim.
— Değilsin.
— Nereden biliyorsun?
— Seni tanıyorum.
Bir an sustum.
— Beni tanımıyorsun.
Doruk hafifçe gülümsedi.
— Sandığından daha iyi tanıyorum.
Kalbim bir an hızlandı.
Hemen konuyu değiştirdim.
— Projeyi bitirelim.
— Tamam.
Kütüphaneye geçtik.
Çalışmaya başladık.
Yaklaşık yarım saat sonra Doruk çantasından bir dosya çıkardı.
Dosyanın arasından eski bir fotoğraf düştü.
Eğilip aldım.
Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.
Fotoğrafta Doruk vardı.
Ege vardı.
Ve...
Selin vardı.
Ama fotoğrafın arkasında yazan tarih beni asıl şok eden şeydi.
“29 Temmuz.”
Başımı kaldırdım.
— Doruk...
— Ne?
Fotoğrafı ona uzattım.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Bunu nereden buldun?
— Çantandan düştü.
Doruk fotoğrafı elimden aldı.
— Bunu görmemen gerekiyordu.
— Neden?
Doruk cevap vermedi.
— Doruk, neden?
Ayağa kalktı.
— Eve gitmem lazım.
— Yine mi kaçıyorsun?
Kapıya doğru yürüdü.
Ben de arkasından gittim.
— Bana gerçeği söyle!
Bir anda durdu.
Arkasını döndü.
— Çünkü o gün olanlardan sonra Selin kayboldu!
Donup kaldım.
— Ne?
Doruk'un gözleri dolmuştu.
— Ve herkes onun kaybolmasından beni sorumlu tuttu.
O an telefonum titredi.
Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
Ekranı açtım.
“Selin kaybolmadı.”
Bir sonraki mesaj birkaç saniye sonra geldi.
“Ve bunu Doruk da biliyor.”
Başımı kaldırdım.
Doruk hâlâ karşımdaydı.
Bu kez gözlerimin içine bakıyordu.
Ve yüzündeki ifade...
Sanki mesajı o da görmüştü.
Bölüm Sonu.
Bölüm etkileşimi
