Murassa kitap kapağı

8. bölüm / 13

Murassa

7. Bölüm: Aras'ın Öfkesi ve Koruması

Vaveyla Yazarı: Murassa Aslan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 7. Bölüm: Aras'ın Öfkesi ve Koruması

Gece, bu düşüncelerle baş başa kalan Aslan ailesi için uzun sürdü.
Sabahın erken saatlerinde ev yeniden hareketlenmeye başladı.
Bir önceki günün sessizliği ve ağırlığı sanki evin duvarlarında hâlâ asılıydı. Herkes günlük işlerine dönmeye çalışıyor, bir yandan da akıllarının bir köşesinde aynı soruları taşıyordu.
Asaf ise hâlâ korku ve endişe içindeydi.
Tıpkı diğer aile fertleri gibi...
Fakat Asaf'ın zihnindeki korku diğerlerinden biraz daha ağırdı.
Öyle düşüncelere dalmıştı ki farkında olmadan bütün dikkatini geleceğe vermişti.
Ya kız kardeşi bu güç yüzünden tehlikeye girerse?
Ya ona zarar vermek isteyen kötü insanlar olursa?
Ya bu güç, Zümrüt'ün hayatını düşündüklerinden çok daha farklı bir yöne sürüklerse?
Asaf'ın zihninde bu düşünceler birbirini kovalıyordu.
Koruma isteği, korku ve endişe bedenine ağır bir yük gibi çökmüştü.
Ve tam o sırada...
Bir şey oldu.
Babasıyla birlikte Zümrüt'e sürpriz yapmak için hazırlayacakları salıncağın ipi birden alev aldı.
Alevler, sanki hiçbir yerden gelmemiş gibi ipin üzerinde yükseldi.
Asaf donup kaldı.
Fakat asıl şaşıran o değildi.
Aras'ın elinden alev çıkmıştı.
Ve o alev, salıncağın ipini tutuşturmuştu.
Bu imkânsız gibi bir şeydi.
Aslında sıradan insanlar için imkânsız olabilirdi.
Ama Kader Taşı için değil.
Aras da şaşkındı.
Nitekim Aras ile birlikte Zümrüt'e sürpriz yapmak için salıncağı hazırlamaya babası Asaf'la başlamışlardı. Baştan sona beraber oldukları için Asaf, olayın en başından beri oğlunun yanındaydı.
Ve oğlunun değişimine kendi gözleriyle tanık olmuştu.
Korku ve endişeyle önce bir adım geriye çekildi.
Fakat yalnızca bir saniye sonra oğlunun elinin yandığını görünce telaşla ileri atıldı.
Hemen bir bez alıp suya koymak istercesine Aras'ın yanına bir hışımla vardı.
“Korkma oğlum! Merak etme, birazdan sönecek. Sana zarar vermeyecek. İyi misin? Sana bir şey olmadı, değil mi?”
Soruları art arda sıralıyordu.
Bir yandan da Aras'ın ellerini, kollarını ve vücudunun diğer yerlerini kontrol ediyordu. Yanık var mıydı?
Bir yara oluşmuş muydu?
Fakat...
Hiçbir şey yoktu.
Aras herhangi bir acı hissetmiyordu.
Vücudunda en ufak bir yanık bile bulunmuyordu.
Ateş ona zarar vermemişti.
Aras şaşkındı.
Asaf da şaşkındı.
Birbirlerine baktılar.
İkisinin de zihninden aynı düşünce geçti:
Bu nasıl mümkün olabilirdi?
Ve ardından...
Zümrüt.
Dün Zümrüt uçabiliyordu.
Şimdi ise Aras'ın elinden ateş çıkmıştı.
Son iki gündür neler oluyordu böyle?
Neler meydana geliyordu?
Demek ki hâlâ başlarında ne olduğunu tam olarak anlayamadıkları bir şey vardı.
Ve o şey, Aslan ailesini etkilemeye devam ediyordu.
Belki de daha yeni başlıyordu.
Üstelik bu güç yalnızca Aslan ailesiyle sınırlı kalmayacak, insanlara yayılmaya başlayacaktı. İnsanlara etki eden bu güç, bedenlerine, zihinlerine ve kanlarına karışarak onlara normalde yapamayacakları şeyleri yapabilecekleri bir güç verecekti.
Aras ve Zümrüt'te olanlar aslında buydu.
Bunu anlamaları ise çok uzun sürmeyecekti.
Hâlâ şaşkın olan ikili, hemen diğerlerinin yanına gitmeye karar verdi.
Asaf birden seslendi:
“Mine Hanım! Hemen bakmalısın. Burada görmen gereken bir durum var!”
Sesinde telaş ve endişe birbirine karışmıştı.
Mine ve Zümrüt, Asaf'ın bu endişeli sesini duyunca hemen salona, hızlı adımlarla geldiler.
Nitekim birkaç dakika önce mutfakta anne-kız sohbet ederek vakit geçiriyorlardı. Mine bir yandan akşam için ne yapacağını düşünüyor, diğer yandan gerekli malzemeleri hazırlıyordu.
Zümrüt ve Mine salona geldiklerinde gözlerini Asaf ve Aras'a çevirdiler.
İlk sözü Mine aldı:
“Ne oldu Asaf? Bir şey mi oldu? Bir sorun mu var?”
Asaf eşine baktı.
Konuşmadan önce bir an durdu.
Endişeliydi.
Kendisine ya da oğluna bir şey olduğundan korkan Mine, her zamanki gibi ona baktığında gözlerindeki sevgiyi taşıyordu.
Asaf o an bir kez daha ne kadar şanslı olduğunu düşündü.
İlk tercihlerimiz her zaman önemlidir insanların hayatında.
İlk eş...
İlk öğretmen...
İlk iş günü...
İlk karşılaşmalar...
Hayatımıza giren bazı şeyler vardır ki ilk oldukları için hafızamızda diğerlerinden farklı bir yer edinirler.
Kim ilk öğretmenini unutabilir?
Kim ilk iş gününü hatırlamaz?
Hele ki bu ilkler iyi, güzel ve huzurlu çıkarsa...
Sizden keyiflisi ve şanslısı yoktur.
İnsan bazen dünyanın en şanslı insanlarından biri olduğunu düşünür.
Yanılıyor muyum?
Nitekim Asaf da kendisini her gün o şanslı insanların arasında görüyordu.
Fakat henüz bilmiyordu...
Bazen insanın hayatındaki en büyük sınavlar, kendisini en şanslı hissettiği anların hemen ardından gelir.
Ve Asaf'ın ailesi için de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Derin bir nefes aldı Asaf ve aklındakileri dile getirmeye başladı.
“Önce Aras’a olanları anlamaya çalışalım. Biz Zümrüt için salıncak yapıyorduk. Ben salıncağın oturma kısmıyla ilgilenirken Aras da iplerin sağlamlığını kontrol ediyordu. Bir süre iple ilgilendikten sonra… elindeki ip bir anda alev aldı.”
Bunu duyan Mine Hanım, telaşla oğlunun elini tuttu.
“Göster bana, neresi yandı? İyi misin? Yaralandın mı? Seni Yaşlı Bilgin’e götürelim mi?” diyerek art arda sorular sormaya başladı.
Aras, annesinin bu endişeli tavrı karşısında önce onu sakinleştirmesi gerektiğine karar verdi.
“Anne, merak etme. Ben iyiyim. Elim gayet iyi. Yanmadı, yaralanmadı.”
Mine Hanım, oğlunun kendisini sakinleştirmek için yarasını gizlediğini düşünmüş olacak ki biraz üzgün, biraz da yalan söylediği için kızgın bir yüz ifadesiyle Aras’a baktı.
“Bana yalan söyleme! Baban elinden ateş çıktığını söylüyor. Nasıl olur da yaralanmadın?”
Aras, annesinin kendi gözleriyle görmeden buna inanmayacağını biliyordu.
“Bak anne, elimde ne yara var ne de yanık.”
Endişesini biraz olsun azaltmak ve ona inanmasını sağlamak istercesine elini bir kez daha annesine uzattı.
Mine Hanım bu kez daha dikkatli baktı. Gözleriyle neredeyse Aras’ın elini tararcasına bir yanık, bir yara aradı. Fakat hiçbir şey bulamadı.
“Ama nasıl olur?..”
Asaf bu kez devreye girdi.
“Ben de onu diyecektim, hanım. Sen sözümü bölmeden önce…”
Kısa bir an durdu. Söyleyeceklerinin ağırlığını tartar gibiydi.
“Aras’ın elinde ateş çıktı ama onu ne yaktı ne de yaraladı. Sanki Zümrüt’te olanlar… Aras’a da olmuş gibi.”
Odada bir anda sessizlik hâkim oldu.
Söylenenler herkesin zihninde aynı soruyu uyandırmıştı:
Ya Zümrüt’ün başına gelenler yalnızca onunla sınırlı değilse?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.