4. bölüm / 13
Murassa3.Bölüm: İlkler: Değişim
Bölümler 13Şu an: 3.Bölüm: İlkler: Değişim
- 1 Önsöz25 kelime
- 2 1. Bölüm: "Kader Taşı"184 kelime
- 3 2. Bölüm: "Yazgı"787 kelime
- 4 3.Bölüm: İlkler: Değişim521 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4. Bölüm: Kabullenme1.110 kelime
- 6 5. Bölüm: Uyanış ve Aslan Ailesi543 kelime
- 7 6. Bölüm: Kinetik Ve Akılcı570 kelime
- 8 7. Bölüm: Aras'ın Öfkesi ve Koruması885 kelime
- 9 8. Bölüm: Toprak: Asaf'ın Ön Görüsü1.149 kelime
- 10 9. Bölüm: Geçmişten Gelen Tehlike990 kelime
- 11 10. Bölüm; Güçlerin Kontrolü1.037 kelime
- 12 11. Bölüm; Suyun Çağırısı İmer1.108 kelime
- 13 12. Bölüm; Suyun Yeni Nesil Koruyucusu1.402 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güneş, ufukta kızıl bir yara gibi süzülüp yerini gecenin koyu gölgelerine bırakırken Zümrüt, farkında olmadan insanlığın kaderini değiştirecek o kadim sırrın tam merkezine adımsıyordu.
Suyun karanlık derinliklerinde uyanan gizemli varlık, çok yakın bir gelecekte insanoğlunu kökten dönüştürecekti. Bu başkalaşım önce bedende bir sızıyla başlayacak, ardından zihnin labirentlerine yayılacaktı. İnsanlar, akıp giden bu sonsuz döngüde yaşamaya devam edecek; ancak içlerinde uyandırdıkları o yeni ve ham güçle birlikte, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Karanlığın iyice çöktüğünü fark eden Zümrüt, adımlarını hızlandırıp evine doğru yöneldi. Evi; dışarıdan bakıldığında küçük, sıcak ve huzurlu bir sığınağı andırıyordu. Tıpkı içindeki insanlar gibi... Aslan ailesi; birbirine sıkı bağlarla kenetlenmiş, sevgi, saygı ve koruyucu bir çemberle sarmalanmıştı.
Zümrüt kapıdan içeri adım attığında, mutfakta akşam yemeğini hazırlayan annesi Mine’yi gördü ve yüzüne sıcacık bir gülümseme yerleşti. Biraz ileride ise her zamanki gibi bir şeyleri tamir etmekle meşgul olan babası Asaf ile onunla hem dertleşen hem de şakalaşan abisi Aras duruyordu. Aras, Zümrüt için sadece bir abi değil, en yakın dosttu.
Zümrüt, ailesine neşeyle iyi akşamlar diledikten sonra annesinin yanına koştu. Yemekler hazırdı; masaya tabakları, kaşıkları özenle dizdi. Geriye sadece babasını ve abisini masaya çağırmak kalmıştı.
"Baba! Abi! Haydi yemek hazır!"
Sesini duyan ikili mutfağa doğru yöneldi. Babası Zümrüt’ü görünce takılmadan edemedi: "Bakıyorum da yine suyla hasret gidermişsin Zümrüt..." Zümrüt utangaç bir sevimlikle gülümsedi. Zümrüt’ü her şeyden kıskanan ve üzerine titreyen abisi Aras ise sitemli bir edayla söze girdi: "Zümrüt suyla hasret gidersin, ben abisi olarak ona hasret kalayım, olur mu hiç?"
Zümrüt hemen abisinin boynuna sarıldı: "Seni de çok seviyorum abi, biliyorsun. Ama su benim arkadaşım, bunu da biliyorsun değil mi?"
Abi ile kardeşin bu tatlı atışmasını izleyen anne ve baba, böylesine sevgi dolu bir aileye sahip oldukları için şükrediyorlardı. Kahkahalar ve derin sohbetler eşliğinde yenen yemeğin ardından Zümrüt, annesiyle birlikte masayı topladı, bulaşıkları yıkadı. Ancak Zümrüt’ün bu sıradan, huzurlu günleri artık sayılıydı. Yazgısı, ilmek ilmek işlenmeye başlamıştı bile.
İşlerini bitiren Zümrüt, adım adım kendi kaderine yürüdüğünden habersiz odasına çekildi. Odası da tıpkı onun gibi sevimli ama bilgiye açtı; bir yatak, çalışma masası ve duvarları kaplayan sıra sıra kitaplar... Zümrüt masasının başına geçti. Resim yapmayı, özellikle de doğayı ve suyu kâğıda dökmeyi çok seviyordu. O sabah şahit olduğu dalgaların hareketini çizmeye başladı. Kendisini öyle bir kaptırmıştı ki, bir an resimdeki çizgilerin dalgalandığını, canlandığını sandı. Bir anlık yanılsama değil, aksine gerçeğin ta kendisiydi bu.
"Of, saat kaç olmuş böyle? Bir saattir çizim yapıyorum, zihnim bana oyunlar oynuyor herhalde..." diye fısıldadı kendi kendine.
Oysa Zümrüt’ün ilk değişimi zihninde çoktan başlamıştı. Taşın içinde saklı duran o kadim ve gizemli güç; bedeninden kanına, kanından zihnine sızmıştı. Artık bazı şeyler geri dönülemez şekilde değişiyordu. Zihnindeki enerjiyi maddelere aktarmaya başlamıştı bile; gelecekte bu gücü taşıyanlara Kinetikçiler ya da Zihinciler diyeceklerdi.
Zümrüt bu tuhaf anı pek önemsemedi. Kitaplarına şöyle bir göz gezdirdikten sonra üzerine çöken ağır yorgunluğa yenik düşüp yatağına uzandı. Onun için sıradan bir gün bitmişti belki; ama bedeni ve zihni için dönüşüm gecesi daha yeni başlıyordu.
O derin bir uykunun kucağındayken, hücresel düzeyde hummalı bir çalışma başladı. Kadim güç iliklerine kadar işliyor, kanındaki ve genetiğindeki kodlar çözülüp yepyeni yapılar halinde yeniden birleşiyordu. Zümrüt uyuyordu; fakat içindeki o gizemli güç, insanlığın kaderini değiştirmek üzere uyanıyordu.
Bölüm etkileşimi
