10. bölüm · MÜHÜTLENMİŞ RUHLAR VARISI - KARANLIĞIN TAHTI
Bölüm 5.
Sabah erkenden yola çıkacağımızı annem söylediğinde, içimde garip bir karışım oluştu. Korku vardı, evet… ama bunun yanında, bastıramadığım hafif bir sevinç de hissediyordum. Alienmera Akademisi. Sadece adını duymak bile kalbimin hızlanmasına yetiyordu.
O gece zor uyudum. Sürekli yarı uyanık hâlde dönüp durdum. Aklımda tek bir düşünce vardı: Gerçekten gidiyorum.
Gün henüz aydınlanmadan evden çıktık. Hava serindi, sis toprağın üzerine ince bir tabaka gibi çökmüştü. Annem yol boyunca sessizdi. Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi; aksine, sakinleştiriciydi.
Akademi, dar bir vadinin içinde yükseliyordu. Koyu renkli taşlardan yapılmış yüksek kapıları vardı. İlk bakışta ürkütücü görünse de, yaklaştıkça garip bir güven hissi veriyordu. Kapıların üzerindeki semboller dikkatimi çekti; anlamlarını bilmiyordum ama gözlerimi onlardan alamadım.
Annem durdu.
“Buradan sonrası senin yolun,” dedi.
Derin bir nefes aldım. İçimdeki korku hâlâ vardı ama artık tek başına değildi.
“Hazırım,” dedim.
Annem başını salladı ve ilk kez, gerçekten gururlu bir şekilde gülümsedi.
Kapılara doğru yürüdüm. Kapılar ağır bir sesle açıldı. İçeri adım attığım anda içimi sıcak bir his kapladı. Sanki yabancı bir yere değil, uzun zamandır beni bekleyen bir yere giriyordum.
Geniş bir avluya çıktım. Etrafımda benim yaşlarımda birçok öğrenci vardı. Kimi etrafı merakla inceliyor, kimi sessizce duruyordu. Farklı yüzler, farklı bakışlar… ama aynı belirsizlik.
Yine de içimde, beklemediğim bir şey vardı.
Heyecan.
Belki neyle karşılaşacağımı bilmiyordum.
Belki zorlanacaktım.
Ama ilk kez, korkunun yanında umut da vardı.
Alienmera Akademisi benim için sadece bir okul değildi.
Bu, kendimi gerçekten bulacağım yer olabilirdi.
