19. bölüm · MÜHÜTLENMİŞ RUHLAR VARISI - KARANLIĞIN TAHTI
Bölüm 14.
Kütüphaneden çıktım. Her taraf sessizdi, bir tek ayakkabımın mermer zeminde yürürken çıkardığı ses boş koridoru dolduruyordu.
Boş koridorda ayak seslerimin duyulmamasını dileyerek odama doğru yürümeye başladım. Sessizce yürürken gözüm pencereden dışarıda yağan kara takıldı.
Dışarısı soğuktu. Kar yavaş yavaş yağmaya başlamıştı bile. Annemin dediğine göre bu kar bu taraflarda daha hiç bir şeydi.
Annem hep böyle zamanlarda garip, şimdiye kadar hiç görmediğim bitkileri toplamak için buralara geldiğini, ve buraların çok tehlikeli olduğunu söylerdi.
Tabi o zamalar çocuk olduğum için evde yalnız kalmaktan korkuyordum ve annem buralara geldiği zaman ben de annemle birlikte gelmek istiyordum, ama annem hiç bir zaman benim de buralara gelmeme izin vermedi.
Çocukken annem benim dışarı çıkmama çok da izin vermezdi. Nedenini sorduğumda bana 'dışarısı tehlikeli' diyordu. Tabi ben çocuk olduğum için annemin sözünü dinlemeyip diğer çocuklarla birlikte oyun oynardım.
Ben babasız büyümüştüm. Babasına karşı duyulan o duyguyu, bir babanın olduğunu hiss ettiren o duyguyu, babanın kızına hiss ettirdiği o duyguyu hiç bilmiyordum. Dışarıdaki çocuklar babaları ile oyun oynarken, eğlenirken, sarılırken ben onları izliyordum. Aynı şey annemle de geçerli.
Diğer anneler çocuklarını severken, çocuklarını öperken, saçlarını okşarken annemin beni öpmesini ona ben söylüyordum, bana sarılmasını ona ben söylüyordum.
Kendi kendime pencereden dışarıya bakarak sessizce dedim:
"Ama şimdi düşündüm de...annem benim saçımı hiç okşamadı."
