16. bölüm · MÜHÜTLENMİŞ RUHLAR VARISI - KARANLIĞIN TAHTI

Bölüm 11.

Alizade ⚔️🤍

Ders salonuna adım attığımız anda havanın ağırlığı hissediliyordu.
Yüksek tavanlı salonun taş duvarları soğuktu; üzerlerindeki eski semboller sanki bizi sessizce izliyordu.

Uzun pencerelerden süzülen solgun ışık, zeminde belirsiz gölgeler oluşturuyordu.

Kimse konuşmuyordu.
Sıralara oturduğumuzda kapı arkamızdan ağır bir sesle kapandı. O an, salonun dış dünyayla olan bağı kesilmiş gibi hissettirdi.
Kürsünün arkasındaki gölge yavaşça hareket etti.

Seraphina Vaelor ortaya çıktığında, salondaki sessizlik daha da derinleşti. Yürüyüşü sakindi, neredeyse sessizdi. Ne acele ediyordu ne de dikkat çekmeye çalışıyordu. Ama gözler ondan ayrılamıyordu. Onun varlığı, sesinden çok daha etkiliydi.

“Bu ders,” dedi sakin ama net bir sesle,
“kendinizi tanımanız için.”
Sesi taş duvarlardan yumuşak bir yankıyla geri döndü.
“Ruh enerjisi,” diye devam etti,
“zorla çağrılmaz. Bastırıldığında kendini belli eder.”

Elini hafifçe kaldırdı. Duvarlardaki semboller çok silik bir şekilde parladı. Işık zayıftı ama hissi güçlüydü. Göğsümde hafif bir baskı oluştu, nefesim bir anlığına daraldı.
“Gözlerinizi kapatmayın,” dedi.
“Kaçmak kolaydır.”
Salondaki hava ağırlaştı. Bazı öğrenciler istemsizce omuzlarını gerdi.
“Hiçbir şey yapmamaya çalışın,” dedi.
“Sadece dinleyin.”

Sessizlik uzadıkça kalp atışlarımı duyar oldum. Kendi nefesim bile fazla geliyordu. Bir an için salonun kendisi nefes alıyormuş gibi hissettim.
Seraphina’nın bakışları sıraların üzerinde gezindi.

Gözleri bir anlığına bana takıldı. Hiçbir şey söylemedi ama o bakış, içimde kapalı bir kapının aralandığını hissettirdi.
Sonra elini indirdi.
“Bugünlük bu kadar,” dedi.
“Bazılarınız hiçbir şey hissetmedi.”
Kısa bir duraksama oldu.
“Bu iyi bir şey değil.”
Bazı öğrencilerin yüzü soldu.
“Alienmera,” dedi soğuk bir sesle,
“gücü olanları değil, gerçeği taşıyabilenleri seçer.”
Ders bittiğinde kimse rahatlamamıştı. Kimse bir şey öğrenmiş gibi hissetmiyordu.

Ders bittiğinde kimse yerinden hemen kalkmadı. Sanki salon, bizi bırakmak istemiyordu. Taş duvarlar hâlâ soğuktu, semboller ise çoktan sönmüş olmasına rağmen varlıklarını hissettirmeye devam ediyordu.

Seraphina Vaelor kürsüde bir an daha durdu. Bakışları öğrencilerin üzerinden geçti, sonra duraksadı. Gözleri tekrar bana kaydı. Bu kez kaçmadım.
“Burada kalacak olanlar,” dedi sakin ama keskin bir sesle,
“zamanla anlaşılacak.”
Ardından arkasını dönüp kapıya yöneldi.
Kapı kapandığında, içimde tuhaf bir kesinlik oluştu.
Bu ders bir başlangıçtı.
Ama bir uyarıydı da.
Alienmera Akademisi’nde
görülmek, seçilmekten daha tehlikeliydi.
Ve ben…
çoktan görülmüştüm.