9. bölüm / 10
Misafir Kalanlar9.BÖLÜM: DİP
Bölümler 10Şu an: 9.BÖLÜM: DİP
- 1 1.BÖLÜM: MİSAFİR432 kelime
- 2 2.BÖLÜM: VARIŞ567 kelime
- 3 3.BÖLÜM: GÖRÜNMEZLİK1.366 kelime
- 4 4.BÖLÜM: KÜÇÜK KANIT1.191 kelime
- 5 5.BÖLÜM: İÇERİ DAVET1.546 kelime
- 6 6.BÖLÜM: KOPUŞ877 kelime
- 7 7.BÖLÜM: BAŞKA BİR MASADA837 kelime
- 8 8.BÖLÜM: YÜZLEŞME436 kelime
- 9 9.BÖLÜM: DİP538 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10.BÖLÜM: YENİDEN KARŞILAŞMA420 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Camille artık saklamıyordu. Saklamak için çabalıyordu belki ama insanın kalbi yorulduğunda, en iyi tedbirler bile şeffalaşırdı. Elyonael bunu görmek istemedi uzun süre. Çünkü görmek, karar vermek demekti. Karar vermekse birinin canını yakmak. Ama bazı bakışlar vardı ki, insan nereye dönerse dönsün onu takip ederdi. Camille'nin bakışı öyleydi.
Restoranda otururken, konuşmaların arasındaki boşluklarda Elyonael onun nefesini duyuyordu. Mathieu masadaydı, şakalar yapıyor, hikayeler anlatıyordu. Hayat hala mümkün görünüyordu. Ama mümkün olan her şey doğru değildi.
Elyonael geceleri daha az uyumaya başladı. Tavanda uzayan gölgeleri izliyor, zihninde tek bir cümleyi döndürüyordu: Bunu bitirmeliyim.
Birinin hayatına girmenin bedeli, bazen oradan kendin çıkmaktı.
Camille ile konuşmak için mesaj attığında elleri titremedi. Bu da yeniydi. 'Görüşebilir miyiz?' yazdı. 'Konuşmamız gerek.' diye ekledi.
'Evet.'
Bu hız, umudun hala yaşadığını gösteriyordu ve Elyonael umuttan korkuyordu.
Park, şehrin kenarındaydı. Ağaçlar yeniden yeşermeye başlamıştı. Banklar geceki yağmurdan dolayı ıslaktı. İnsanların gelmek için özel bir sebebi yoksa uğramayacağı türden bir yerdi. Bu iyi bir seçimdi. Tanık istemiyordu.
Elyonael erken geldi. Çantasını yanına bırakmıştı. İçinde fazla bir ağırlık yoktu. Ama cebinde başka bir ağırlık vardı: gece yarısına aldığı bilet. Fransa. İsmini bu kez biliyordu. Kaçışın nereye olduğunu bilmek, onu daha dürüst yapardı.
Camilla uzaktan göründü. Hızlı yürümüyordu. Kaçmıyordu da. Yüzünde korku değil, kesinlik vardı. Bu, Elyonael'i daha çok yaraladı. Yanına geldi. Bir süre konuşmadılar. İnsan bazı vedaları cümleye dökmezdi.
"Bunu yapamayız- yapamazsın." dedi Elyonael sonunda. Sesinin kırılmaması için uğraşmadı.
"Biliyorum." dedi Camille. Ama bilmek istemeyi durdurmazdı.
"Onu incitiyoruz." dedi Elyonael.
Camille başını eğdi. "Evet."
"Ve seni de."
Bu kez Camille ona baktı. "Belki."
"Bak... ben seni sev-" lafı yarıda kesildi Elyonael'in.
Çünkü ikisi de bir sesi aynı anda duyup, o tarafa baktılar. Ayakların son kuru yapraklara aceleci, kararlı, sertçe basışının sesi. Bu Mathieu'ydu.
Elindeki tabanca, ellerinden daha az titriyordu. Yüzünde öfke yoktu. Daha kötüsü vardı: kırılmış bir anlam.
"Demek doğruymuş." dedi. Bağırmadı. Bu, Elyonael'i mahvetti.
"Bak... Her şeyi anlatmama izin ver." Çaresizce konuştu Elyonael.
"Anlatacak bir şey yok, Elyonael." dedi Mathieu. "Zaten her şeyi anladım." diye de ekledi.
Elyonael bir şey demeden Camille öne atıldı.
"Görüyorsun işte. Daha ne duruyorsun?" diye çıkıştı resmen kadın kocasına.
"Camille hayır-" Elyonael onu geri çekmek için uzandı. Ama yetişemedi.
Silah sesi parkta yankılandı. Kuşlar havalandı. Dünya bir an durdu, sonra geri geldi.
Camille yere düştü.
Elyonael önce bunun nasıl mümkün olduğunu anlayamadı. İnsan, felaketin mantığını arardı. Yanlış bir sıralama olmalıydı. Geri alınabilir bir hata. Ama kan, düşünmezdi.
Mathieu'nun yüzü boşaldı. Silah elinden kaydı. "Hayır." dedi. Çok geç kalmış bir kelime.
Elyonael kolunda yanma hissettiğini sonra fark etti. Elini kaldırdı, kan vardı. Ama bu önemli değildi. Camille'nin yanında diz çöktü. Gözleri açıktı. Onu görüyordu.
"Özür dilerim." dedi Elyonael.
Camille başını çok az salladı. Bu senin suçun değil demek ister gibiydi. Ama kelimeler bazen yolda ölürdü.
Sonrası tam bir kaostu. Hastane, karakol, sorgu, imza, dosya.
Bunların ardındaysa bir bilet ve o kadar ağrı kesiciye rağmen sızlayan kolu kalmıştı.
Geceye doğru serbest kaldı. Dışarı çıktı. Şehir yabancıydı ama tanıdıktı. İnsan nereye giderse gitsin, kayıp aynı kalıyordu.
Gara yürüdü. Her adımda Camille'nin düşüşünü duydu. Rosie'nin notunu. Mathieu'nun sesini. Sevilmek, her yerde tehlikeliydi.
Perona geldi. Bu kez adını okudu. Fransa. Kaçış değil. Başlangıca dönüş.
Tren hazırdı. Elyonael çantasını omzuna aldı. Kolundaki sızı, attığı her adımda sayıyordu. Ve ilk kez şunu düşündü: Belki sorun şehirler değildi. Belki sorun, onun kalabilmesiydi.
Bölüm etkileşimi
