1. bölüm / 10
Misafir Kalanlar1.BÖLÜM: MİSAFİR
Bölümler 10Şu an: 1.BÖLÜM: MİSAFİR
- 1 1.BÖLÜM: MİSAFİR432 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.BÖLÜM: VARIŞ567 kelime
- 3 3.BÖLÜM: GÖRÜNMEZLİK1.366 kelime
- 4 4.BÖLÜM: KÜÇÜK KANIT1.191 kelime
- 5 5.BÖLÜM: İÇERİ DAVET1.546 kelime
- 6 6.BÖLÜM: KOPUŞ877 kelime
- 7 7.BÖLÜM: BAŞKA BİR MASADA837 kelime
- 8 8.BÖLÜM: YÜZLEŞME436 kelime
- 9 9.BÖLÜM: DİP538 kelime
- 10 10.BÖLÜM: YENİDEN KARŞILAŞMA420 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Garın tavanı olduğundan daha yüksekti; belki gerçekten öyleydi, belki de insanın kendini küçük hissetmesi için öyle yapılmıştı. Sesler yukarı doğru yükseliyor, orada inceliyor, sonra anlamlarını kaybedip geri düşüyordu. Bavul tekerlerinin sürtünmesi, acele ayak sesleri, yarım kalmış vedalar... Hepsi birbirine karışıyor ama hiçbirine ait olmuyordu.
Bu iyi bir şeydi.
Kalabalık, insanı saklamayı iyi bilirdi.
Elyonael perona bakan büyük camların önünde durdu. Dışarıda tren hazır bekliyordu; metal gövdesi sabırsız, kapıları açık, içine alacaklarını seçmeyen bir yaratık gibi. İnsanları yutacak ve başka bir yere kusacaktı. Bunu düşünmek rahatsız edici değildi. Rahatsız edici olan, varılan yerin hiçbir zaman varış gibi hissettirmemesiydi.
Elindeki bilete baktı.
Kağıt pürüzsüzdü. Yazılar netti. Saat, vagon, koltuk numarası... her şey olması gerektiği gibiydi. Hayat, küçük ayrıntılarda düzenli görünmeyi severdi. Büyük boşlukları böyle saklardı.
Gitmek istediği bir yer yoktu.
Ama kalmak da mümkün değildi.
Bu ikisinin arasında duran ince çizgide yaşamayı öğrenmişti. İnsanlara normal görünmenin sırrı buydu: sürekli hareket halinde olmak. Kök salmaya fırsat bırakmazsan, kimse toprağını sorgulamazdı.
Yanından geçen iki kişi gülerek birbirine sarıldı. Biri diğerinin yanağına hızlı bir öpücük kondurdu, sonra ayrıldılar; biri trene, diğeri çıkış kapılarına doğru yürüdü. Ayrılık burada kısa sürüyordu. Kimse dramatikleşmeye vakit ayırmıyordu. Dünya dönmeye devam etmekte profesyoneldi.
Elyonael çantasını daha sıkı kavradı.
Kendisi de öyleydi.
İnsanların hayatına girme ve çıkma konusunda ustalaşmıştı. İlk gün yabancı, birkaç hafta sonra tanıdık, biraz zaman geçince vazgeçilmez... ve tam o noktada gitmesi gereken kişi.
Başlarda bunun tesadüf olduğunu sanmıştı. Sonra alışkanlık dedi.
En sonunda kabul etti: belki de bu onun biçimiydi.
Misafir.
Kimse onu kovmamıştı. Ama kimse "kal" da demiyordu. Kelimeler söylemese bile hissedilirdi; insanlar gelecek planlarını anlatırken seslerinin içinde küçük bir boşluk olurdu. O boşlukta Elyonael'e yer yoktu.
Camdan yansımasına baktı. Tanıdık bir yüz, ama hiçbir şehre ait değil. Çantasıyla birlikte düşünülünce anlam kazanan bir siluet.
'Durursam ne olur?' diye düşündü.
Cevabı biliyordu.
Durmak, sorular demekti:
Sorularsa kök demekti.
Ve o, köklerin herkese yakışmadığını erken öğrenmişti.
Anons yapıldı. Tren birkaç dakika içinde hareket edecekti.
Kalbi hızlanmadı. Bu tür anlar heyecan üretmezdi artık. Aynı filmin tekrarını izlemek gibi; sonunu biliyordu. Yeni insanlar, yeni sokaklar, yeni başlangıçlar... ve yavaşça yaklaşan aynı kaçınılmaz his.
Yine fazla yer kaplayacaktı.
Bir an için, hiç kimsenin onu tanımadığı bir yere gitmenin özgürlük sayılıp sayılmadığını düşündü. Belki özgürlük, sadece kimsenin seni hatırlayamacağı kadar hafif olmaktı.
Bu fikir güzeldi.
Ama insan bazen hatırlanmak isterdi.
Adımları otomatikti. Kapıya doğru yürürken arkasında bıraktığı şehri düşünmemeye çalıştı; sokak isimleri, yüzleri, yarım kalmış cümleleri... hepsi geride kalmaya alışkındı. Onu özlemeyi de unuturlardı.
O da kendini.
Trenin basamağına geldiğinde, içinden geçen düşünce sessizdi ama netti:
'Ya hep giden bensem?'
Kapılar kapanmaya başladı.
Ve Elyonael, bir kez daha, birinin hayatına doğru yola çıktı.
Bölüm etkileşimi
