3. bölüm · MASUMİYETİN BEDELİ
3. Bölüm – Dosyanın İlk Sayfaları
Nehir, cezaevinden çıkar çıkmaz derin bir nefes aldı.
Arabasına bindi ama kontağı çevirmedi.
Direksiyona yaslanıp birkaç saniye gözlerini kapattı.
"Kaan Soylu..."
İsmi dudaklarından istemsizce döküldü.
Bu isim son iki gündür karşısına her yerde çıkıyordu.
Gazetelerde...
Televizyonda...
İnternette...
Herkes aynı şeyi söylüyordu.
"Tehlikeli."
Ama Nehir, hukuk fakültesinde öğrendiği ilk cümleyi hiç unutmamıştı.
"Mahkeme kararı kesinleşmeden kimse suçlu değildir."
Telefonu çaldı.
Arayan, bürodaki sekreterdi.
"Nehir Hanım, dosyayla ilgili birkaç evrak daha geldi."
"Tamam, birazdan ofiste olurum."
Ofise döndüğünde masası yeni belgelerle doluydu.
Tanık ifadeleri...
Olay yeri raporları...
Güvenlik kamerası kayıtları...
Saatler ilerledikçe Nehir tek tek okumaya başladı.
Dosya kabarıktı.
Ama garip olan bir şey vardı.
Aynı olayı anlatan iki tanığın ifadeleri birbirini tutmuyordu.
Nehir not defterine küçük bir yıldız koydu.
"Bu çelişki neden düzeltilmemiş?"
Tam o sırada kapısı çalındı.
Büronun kıdemli avukatlarından biri içeri girdi.
"Bu dosyayı gerçekten yürütmeyi düşünüyor musun?"
"Evet."
Adam kısa bir kahkaha attı.
"Gençsin."
"Bazı davaları kazanamazsın."
Nehir dosyadan başını kaldırmadı.
"Henüz davayı bile incelemeden bunu nereden biliyorsunuz?"
Avukat cevap vermedi.
Sadece omzunu silkip odadan çıktı.
Nehir yeniden belgeleri okumaya başladı.
Kendi kendine mırıldandı.
"Belki de herkes aynı şeye bakıp farklı bir şey görüyor."
Aynı saatlerde...
Cezaevindeki avluda mahkûmlar kısa yürüyüş saatindeydi.
Kaan Soylu sessizce tek başına yürüyordu.
Yanına gelen gardiyan durdu.
"Yeni avukatın gençmiş."
Kaan cevap vermedi.
Gardiyan devam etti.
"İlk davasıymış."
Kaan sadece tek bir cümle kurdu.
"İlk davalar... insanın en çok hata yaptığı davalardır."
Sonra yürümeye devam etti.
Yüzündeki ifade ise hâlâ okunmuyordu.
