16. bölüm / 27
Manolyam,manolyam deniz kızım (teoden)Pizza
Bölümler 27Şu an: Pizza
- 1 Manolya, fırtınaya rağmen dalları bükülmez141 kelime
- 2 bazı sevdalar, yarım kaldığı için sonsuzdur.129 kelime
- 3 aynı göğe bakarak ayrı düşünenlerin hikayesi228 kelime
- 4 Kader hep aynı mı ilerlemeli peki?349 kelime
- 5 Küçük bir dağınıklık575 kelime
- 6 Doğru hisler, ama yanlış kişiye683 kelime
- 7 Belki birazda olsa olabilir489 kelime
- 8 Dürüst olmak gerekirse çılgıncaydı1.141 kelime
- 9 Keşke eski anılardaki gibi olsak621 kelime
- 10 Ateş kırmızısı1.894 kelime
- 11 Soğuk duş gibi aydınlanma788 kelime
- 12 Sert bir bakış açısı1.027 kelime
- 13 Belki olabilir, bilmiyorum797 kelime
- 14 Gene mi yaa488 kelime
- 15 Yine hata yapıyoruz1.200 kelime
- 16 Pizza606 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Seninle mahsur kalmaya evet904 kelime
- 18 Tüm anılar2.188 kelime
- 19 O kapalı kapılar914 kelime
- 20 Spoiler21 kelime
- 21 Şeffaf duvar2.319 kelime
- 22 Rüya165 kelime
- 23 Bıktım yeminlen toxiclikten604 kelime
- 24 Aras478 kelime
- 25 First kiss mevsusu415 kelime
- 26 Pandoranın kutusu661 kelime
- 27 Utanç379 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Teoman’ın dudakları tekrar dudaklarımı bulduğunda, içimde haftalardır biriken o baraj kapakları tamamen patladı. Artık ne aramızdaki yaş farkının getirdiği o mantıklı Teoman vardı ortada, ne de korkulardan titreyen Deniz. Üzerimizdeki o ağır okul kıyafetlerini, formaları, sanki bizi geçmişe bağlayan birer prangaymış gibi hızla çıkarıp odanın dört bir yanına fırlattık.
Tenim onun sıcak tenine ilk kez bütünüyle değdiğinde, odanın soğuk havası bir anda yok oldu. Yatağın ortasında, çarşafların arasında ikimiz de tamamen çıplak, birbirimizin bedeninde kaybolmuştuk. Teoman’ın elleri belimden yukarıya, sırtıma doğru tırmanırken her dokunuşu tenimde yangınlar çıkarıyordu. Dudakları boynumdan köprücük kemiklerime doğru inerken, zevkten dört köşe olmuş bir halde gözlerimi kapattım. Göğsü göğsüme bastırıldıkça, kalplerimizin ritmi birbirine karışıyordu. O kadar yoğundu ki, hissettiğim bu saf, çıplak hazla başım dönüyor, altımda kasılan güçlü omuzlarını sımsıkı kavrayarak kendimi tamamen ona bırakıyordum. Dudaklarımdan istemsizce dökülen kısık sesli inlemeler, dışarıdaki yağmur sesini bastırıyordu. Tamamen birbirimize kenetlenmiştik; gitgide hızlanan ve derinleşen hareketleriyle tenlerimizin birbirine çarpma sesi odada yankılanıyordu. Her git-gelde içimi kavuran o yoğun haz dalgasıyla Teoman'ın boynuna daha sıkı sarılıyor, tırnaklarımı sırtına geçiriyordum. Zaman ve mekan algısı tamamen sıfırlanmıştı, ikimiz de doruklara doğru hızla tırmanıyorduk.
Tam o haz zirveye ulaşmak üzereyken, odanın kapısında aniden yankılanan o sert ve neşeli sesle dünyamız başımıza yıkıldı.
TAK TAK TAK!
L: "Eee, içeride ses soluk kesildi! Size en büyük boy bol malzemeli pizza söyledim, kurye geldi bile. Sıcak sıcak yiyin hadi!"
O an ikimizin de vücudu aynı salisede buz kesti. Teoman üzerimde donakaldı, gözleri şokla büyümüştü. Benimse kalbim korkudan ağzımda atmaya başladı. Adrenalin bir anda damarlarımıza pompalandı.
D: "Leyla..." diye fısıldayabildim sadece, sesim dehşetten tirtir titriyordu.
Teoman hızla üzerimden yana doğru yuvarlandı. İkimiz de çırılçıplak, yatağın ortasında ne yapacağımızı şaşırmış halde kalakalmıştık. Ben aceleyle yerdeki yorganı çekip üzerime örterken, Teoman yataktan fırlayıp yerdeki boxerını kapmaya çalıştı. O sırada kapının arkasından o ölümcül ses geldi: Çıt. Çıt.
Leyla kapıyı dışarıdan kilitlemişti ama yedek anahtarın yerini çok iyi biliyordu. İçerideki sessizlikten şüphelenmiş olacak ki, kilit sesinin hemen ardından kapı kolu aşağı indi ve kapı ardına kadar açıldı!
İşte her şey o birkaç saniyede oldu. Ben yatakta yorganı göğsüme kadar çekmiş, saçım başım darmadağın, yanaklarım kıpkırmızı bir halde kalakalmıştım. Teoman ise odanın ortasında, daha boxerının tek bacağını yeni geçirmiş, dengesini kaybetmemek için gardırobun kapağına tutunmuş vaziyette, çırılçıplak sırtı ve darmadağın saçlarıyla kapıya yakalandı. Yerde ise benim eteğim, sütyenim ve Teoman'ın gömleği tam bir savaş alanı gibi serilmişti.
Leyla içeri adımını attığı an elindeki pizza kutusuyla birlikte donakaldı. Gözleri şokla önce yerdeki iç çamaşırlarıma, sonra tek bacağı boxerında, çıplak gövdesi ter içinde kalmış Teoman’a, en son da yatakta tir tir titreyen bana kaydı. Ağzı resmen bir karış açık kalmıştı. Birkaç saniye odadaki tek ses dışarıdaki yağmur ve bizim kesik kesik nefeslerimiz oldu. Leyla durumun ciddiyetini ve sandığından çok daha ileri gittiğimizi o an idrak etti.
Yüzündeki şok ifadesi yerini yavaşça sinsi, her şeyi anlayan ama utandırmaktan da geri durmayan o tanıdık alaycı gülümsemeye bıraktı. Boğazını temizleyip bir adım geri attı.
L: "Oha... Yani, oha," dedi, gözlerini Teoman’dan kaçırmaya çalışıp pizza kutusunu hemen kapının yanındaki şifonyerin üzerine bırakırken. "Ben sizi hiç bölmeyeyim o zaman... Pizzayı buraya bırakıyorum. Tabi birbirinizi yemekten bunu yemeye fırsat bulur musunuz, orasını hiç bilmiyorum artık!"
Teoman utancından ve narsist gururunun yerle bir olmasından dolayı kıpkırmızı kesilmişti. Hızla boxerını yukarı çekip düzeltti ve arkasını dönüp pencereye doğru baktı, tek kelime edemedi.
Leyla bana doğru göz kırpıp hızla kapıyı arkasından çekti ve bu sefer kilitlemeden, kıkırdayarak merdivenlerden aşağı koşmaya başladı.
Kapı kapandığında odadaki o gerilim dolu sessizlik bu kez tamamen patlayan bir kahkahaya ya da büyük bir utanca gebeydi. Başımı yorganın altına gömdüm, Teoman ise elini yüzüne kapatıp derin bir nefes aldı. Az önceki o yoğun, çıplak birlikteliğin büyüsü, yerini hayatımız boyunca unutamayacağımız bir yakalanma şokuna bırakmıştı.
Bölüm etkileşimi
