14. bölüm / 27
Manolyam,manolyam deniz kızım (teoden)Gene mi yaa
Bölümler 27Şu an: Gene mi yaa
- 1 Manolya, fırtınaya rağmen dalları bükülmez141 kelime
- 2 bazı sevdalar, yarım kaldığı için sonsuzdur.129 kelime
- 3 aynı göğe bakarak ayrı düşünenlerin hikayesi228 kelime
- 4 Kader hep aynı mı ilerlemeli peki?349 kelime
- 5 Küçük bir dağınıklık575 kelime
- 6 Doğru hisler, ama yanlış kişiye683 kelime
- 7 Belki birazda olsa olabilir489 kelime
- 8 Dürüst olmak gerekirse çılgıncaydı1.141 kelime
- 9 Keşke eski anılardaki gibi olsak621 kelime
- 10 Ateş kırmızısı1.894 kelime
- 11 Soğuk duş gibi aydınlanma788 kelime
- 12 Sert bir bakış açısı1.027 kelime
- 13 Belki olabilir, bilmiyorum797 kelime
- 14 Gene mi yaa488 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Yine hata yapıyoruz1.200 kelime
- 16 Pizza606 kelime
- 17 Seninle mahsur kalmaya evet904 kelime
- 18 Tüm anılar2.188 kelime
- 19 O kapalı kapılar914 kelime
- 20 Spoiler21 kelime
- 21 Şeffaf duvar2.319 kelime
- 22 Rüya165 kelime
- 23 Bıktım yeminlen toxiclikten604 kelime
- 24 Aras478 kelime
- 25 First kiss mevsusu415 kelime
- 26 Pandoranın kutusu661 kelime
- 27 Utanç379 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O günden sonra ikisi de tam anlamıyla birer ruh gibi olmuştu. Evin içinde karşılaştıklarında birbirlerinin içinden geçip gidiyorlarmış gibi davranıyor, göz göze gelmemek için köşe kapmaca oynuyorlardı. Ne Teoman o eski serseri, neşeli çocuktu artık ne de Deniz o huysuz deniz kızıydı. Aralarındaki o derin, aşılmaz sessizlik evin her odasına, her duvarına sinmişti. Ta ki o güne kadar...
Şebnem ablayla Nuray abla, akrabaları ziyaret etmek ve biraz kafa dağıtmak için ani bir kararla İzmir’e gitmişlerdi. Bu, evde üç gencin tamamen yalnız kalması demekti. Deniz içinse bu durum, günlerdir ertelediği o adımı atmak için mükemmel bir fırsattı. Aras’a yazacaktı. Onu eve çağırıp çağırmama konusunda Leyla ile odada hummalı bir tartışmaya girişmişlerdi bile. İki kız da yatağın üzerinde bağdaş kurmuş, telefonun ekranına bakarken heyecandan ölecek gibiydiler.
D: "Leyla, gerçekten yazıyorum bak! 'Bugün annemler İzmir’e gitti, ödevin kalanını bizde tamamlayalım mı?' desem çok mu belli olur?"
L: "Kızım saçmalama, harika bahane! Yaz gitsin işte, çocuk zaten dünden razı sana yanaşmaya. Hadi, bas şu gönderme tuşuna artık!"
Deniz’in kalbi heyecanla çarparken, Leyla’nın kafasında çoktan bambaşka, sinsi bir plan dönmeye başlamıştı. Leyla, o merdiven altı kavgasından beri Teoman’ın da Deniz’in de nasıl birer canlı cenazeye döndüğünün farkındaydı. Bu iki aşığın birbirini yiyip bitirmesine, araya saçma sapan "abi-kardeş" duvarları örmesine daha fazla göz yumamazdı. Hazır anneler de yokken, bu işi kökten çözmesi gerekiyordu.
Leyla aniden yataktan fırladı. "Ay, ben bir mutfaktan su alıp gelem, heyecandan içim kurudu. Sen de o sırada mesajı yaz!" diyerek odadan fırladı.
Ama mutfağa değil, doğrudan Teoman’ın odasına gitti. Teoman yatay pozisyonda, gözlerini tavana dikmiş, kulaklığından yükselen sert bir rock şarkısıyla dünyayı sessize almıştı. Leyla kulaklığın tekini hızla çekti.
L: "Teo! Kalk çabuk. Deniz’in odasındaki üst raf çöktü çökecek, kitaplar kızın kafasına düşecek. Bi el atıver, benim gücüm yetmiyor."
Teoman önce umursamazca ters ters baktı ama konu Deniz olunca, o ruh gibi halinden sıyrılıp homurdanarak yataktan kalktı. Leyla’nın peşinden Deniz’in odasına doğru yürüdü.
O sırada Deniz hala yatakta telefona gömülmüş, mesajın taslağını düzeltiyordu. Kapının açılmasıyla kafasını kaldırdı ve karşısında Teoman’ı görünce donakaldı.
D: "Teoman? Senin ne işin var burada?"
T: "Leyla rafın—"
Teoman cümlesini tamamlayamadan, Leyla arkalarından şeytani bir hızla kapıyı çekti. Odada yankılanan o sert KÜT sesiyle ikisi de kapıya doğru döndü. Ardından o kabus gibi tanıdık ses geldi: Çıt. Çıt.
Leyla anahtarı kilitte iki kez çevirmiş, kapıyı dışarıdan üzerlerine kilitlemişti.
L: "Hadi bakalım iki ruh!" diye bağırdı Leyla kapının arkasından, sesi zafer kazanmış bir komutan gibi gururlu geliyordu. "Annemler İzmir’den dönene kadar vaktiniz var. Deniz, o Aras denen çocuğa da mesaj falan atmıyorsun, telefonunu da uzaktan uzağa hacklerim valla! Bu odada birbirinizle konuşup o saçma gururunuzu kırana kadar size özgürlük mözgürlük yok. Kolay gelsin!"
Koşarak merdivenlerden aşağı inen Leyla’nın ayak sesleri uzaklaşırken, odanın içinde bir kez daha o ölümcül, o nefes kesen sessizlik hakim oldu.
Deniz yatağın üzerinde elinde telefonla kalakalmıştı. Teoman ise sırtı kapıya dayalı, gözlerini kısmış bir halde doğrudan Deniz’e bakıyordu. Günler sonra ilk kez, kaçamayacakları kadar dip dibeydiler ve bu sefer durum çok daha tehlikeliydi.
Bölüm etkileşimi
