5. bölüm · Manolyam,manolyam deniz kızım (teoden)

Küçük bir dağınıklık

Betül Kına

Akşam yemeğinden sonra salonda otururken Şebnem abla elindeki çay bardağını masaya bıraktı.
Ş: Teoman, odan savaş alanına dönmüş. Yarın misafir gelecek, biraz toparla artık.
Teoman televizyonun karşısında yayılmış halde esnedi.
T: Yarın toplarım.
Şebnem abla kaşlarını kaldırdı.
Ş: Yarın değil, şimdi.
Tam o sırada Leyla yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle bana döndü.
L: Deniz, sen de yardım etsene. Yoksa sabaha kadar bitiremez.
Telefonumu bırakıp iç çektim.
D: Ben mi? Niye ben?
L: Çünkü beni dinlemiyor. Seni hiç değilse biraz dinler.
Teoman bana bakıp sırıttı.
T: Korkuyorsan gelme.
Kaşlarımı çattım.
D: Senden mi korkacağım? Hadi oradan.
Merdivenleri hızla çıktım. Teoman da arkamdan geliyordu.
Odasına girer girmez olduğum yerde kaldım.
D: Burası oda değil, doğal afet bölgesi.
Yerde tişörtler, yatağın üzerinde kitaplar, masanın altında spor çantası...
Teoman omuz silkti.
T: Dağınıklığın da bir düzeni vardır.
D: Seninki düzensizliğin bile düzenini bozmuş.
Tam dolabın kapağını açacakken kapı bir anda kapandı.
Ardından "klik" diye kilit sesi geldi.
Koridordan Leyla'nın sesi yükseldi.
L: Oda toplanmadan kapıyı açmıyorum!
Kapıya koştum.
D: Leyla! Aç şu kapıyı!
L: Yok.
D: Şaka yapma!
L: Gayet ciddiyim.
Teoman arkamda kahkaha attı.
T: Boşuna uğraşma. O karar verdiyse fikrini değiştiremezsin.
Arkamı dönüp ona ters ters baktım.
D: Hiç komik değil.
T: Bence biraz komik.
Yastıklardan birini alıp ona fırlattım. Tek eliyle yakaladı.
T: Vay... Hâlâ hedefin iyiymiş.
D: Daha sertini de atabilirim.
Saatler ilerledikçe istemeye istemeye odayı toplamaya başladık.
Ben kitapları raflara dizerken Teoman dolabını düzenliyordu. Bir ara eski bir kutu yere düştü.
Kutunun içinden çocukluk fotoğrafları saçıldı.
İkimiz de aynı anda eğilip fotoğrafları toplamaya başladık.
Elime geçen ilk fotoğrafta üçümüz vardık. Leyla ortada, ben ve Teoman iki yanında... Üzerimiz çamur içindeydi.
İstemeden güldüm.
D: Hatırlıyor musun bunu? Bahçede çamurdan kale yapmıştık.
Teoman fotoğrafa baktı.
T: Sonra sen kaleyi yıkınca ağlamıştın.
D: Ben yıkmamıştım! Sen tekme atmıştın.
T: Suçu bana atmak kolay tabii.
Kutudan bir sürü fotoğraf çıktı. Doğum günleri, piknikler, okul gösterileri...
Bir fotoğrafı görünce ikimiz de sustuk.
Babalarımızın da olduğu son aile fotoğrafıydı.
Odadaki hava bir anda değişti.
Teoman uzun süre fotoğrafa baktı.
T: Babam öldükten sonra... Herkese sinirlendim.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Sessizce yanına oturdum.
D: Ben de öyle olmuştum.
İlk kez bana baktı.
T: Fark ettim.
D: Ama sen benden daha çok değiştin.
Derin bir nefes verdi.
T: Belki de değişmek daha kolaydı.
Ne cevap vereceğimi bulamadım.
Saatin kaç olduğunu bile fark etmemiştik.
Bir ara kapıya vurduk.
D: Leyla! Aç artık!
Dışarıdan hiçbir ses gelmedi.
Tekrar vurduk.
Yine sessizlik...
Teoman telefonuna baktı.
T: Gece iki olmuş.
D: Şaka yapıyorsun.
Koridora seslendik ama ev tamamen sessizdi. Belli ki herkes uyumuştu.
İkimiz de kapının önüne oturup birbirimize baktık.
D: Gerçekten bizi unuttular galiba.
Teoman gülmeye başladı.
T: Bunu sadece Leyla başarabilirdi.
İstemeden ben de güldüm.
Bir süre daha sohbet ettik. Çocukluk anılarından, okuldan, öğretmenlerden konuştuk. Eskisi gibi birbirimize laf attık, bazen tartıştık, bazen güldük.
Gözlerim kapanmaya başlayınca esnedim.
T: Uykun geldi.
D: Gelmedi.
Tam o sırada tekrar esnedim.
Teoman güldü.
T: Aynen, hiç gelmemiş.
D:ama nerede yatcaz bence sen koltukta yatabilirsin orası oldukça rahattır
T:çok rahatsa sen yatsana.
Dedi.
D:tamam birazcık daha uyumasak bence birşey olmaz ben terasa çıkıyorum sende normalde ne yapıyorsan onu yap dedim
T:O zaman ben jakuziye gircem.
Dedi ve bi anda gene tişörtünü çıkardı bende yine kesin kızarmıştım
D: Artık önümde soyunmayı kesermisin ciddiyim.
T: Sende artık her soyunduğumda kızarmazmısın.
Dedi ve güldü ışıklar kapalıydı ama güldüğüne emindim elime geçen ilk şeyi kafasına fırlattım .
T:Agghh napıyon olm taş mı atıyon kafam yarıldı. dedi
D:Abart istersen hadş gir jakuzine hadi yallah.