23. bölüm / 26
LEMANŞİDDET ~21
Bölümler 26Şu an: ŞİDDET ~21
- 1 GİRİŞ439 kelime
- 2 PUSLU GECE ~1792 kelime
- 3 ZEHİRLİ OK ~21.127 kelime
- 4 ESİR ~31.065 kelime
- 5 AĞLA(MA) ~41.364 kelime
- 6 VICDANINA TECAVÜZ ~51.218 kelime
- 7 YÜKLER ~61.553 kelime
- 8 TUTKUNLUK ~71.956 kelime
- 9 KAFA GÖZ ~81.222 kelime
- 10 BÜYÜK YÜZLEŞME ~91.755 kelime
- 11 RUH KARGAŞASI ~101.853 kelime
- 12 UMUT ~111.889 kelime
- 13 Beş Yıl Sonra, Yeniden Merhaba258 kelime
- 14 BÜYUK YUZLEŞME ~12951 kelime
- 15 KARMAN ÇORMAN ~131.056 kelime
- 16 KABUS ~141.016 kelime
- 17 KABULLENİŞ ~151.076 kelime
- 18 AŞK ÜÇGENİ ~161.043 kelime
- 19 MASKE DÜŞER ~17836 kelime
- 20 ÇATIŞMA ~18806 kelime
- 21 İKİZLER ~191.067 kelime
- 22 İĞLEŞME ZAMANI ~20800 kelime
- 23 ŞİDDET ~211.015 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 YÜKLERİNİ TESLİM ETMEK ~221.004 kelime
- 25 ACI GERÇEKLER ~231.869 kelime
- 26 GÜVENLİ BİR LİMAN ~241.188 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Doktor randevum sona erince klinikten çıktım ve doğruca eve gittim. O kadar çok yorgundum ki sanki koca bir hayat bir çığ gibi üstüme üstüme geliyordu. Kapıyı aralayıp salonda oturan anneme baktım. Gözde ile araları çok iyiydi; çünkü Gözde onun o karanlık, gerçek yüzünü bilmiyordu. Ama ben biliyordum... Onun babamı aldatan ilk kişi olduğunu, babamın bu evde intiharın eşiğine kadar sürüklendiğini çok iyi biliyordum.
Daha henüz on yaşındaydım... Annem eve o pis adamı getirirdi. O adam beni acımasızca döverken, babama hiçbir şey söylemeyeyim diye saçlarımı kökünden yolarken annemin kollarını bağlayıp köşede sadece bir tiyatro izler gibi izlediğini çok iyi biliyordum. Gözlerimden yaşlar istemsizce süzülürken annem bana doğru bir adım attı. Onunla göz göze gelmeye bile tahammülüm yoktu. Koşarak odama girip kapıyı sertçe çarptım. Kendimi yatağa atıp hıçkırıklara boğuldum.
Tam o sırada zihnimin odalarından Hasan’ın o endişeli sesi yankılandı:
— Leman... Babanın çiftliğindeyken attan düştüğüm o an, zihninde koptuğun o ağlama sebebini, o anıyı gördüm. Annen gerçekten de babanı aldattı mı? Yoksa zihnim bana oyun mu oynuyordu?
İç çekerek yataktan doğruldum ve zihin odamda Hasan’ın gözlerinin tam içine baktım:
— Doğru Hasan... Ama keşke sadece bu olsaydı,
dedim sesim titreyerek.
— Sana başka ne yaptılar Leman?
— Bana işkence ettiler. O adam beni öldüresiye döverdi, annem ise köşede durup sadece izlerdi...
— Hangi adam ulan?! Kimdi o herif?
— Annemin sevgilisi...
Hasan duydukları karşısında resmen şok olmuştu. Karşımda bir abi olarak bu kızları geçmişin o cehenneminden nasıl koruyacağını bilemeyen, çaresiz bir halde kalakaldı. Hayatında ilk kez kendini bu kadar güçsüz hissettiğini gözlerinde gördüm. Sakinleşmeye çalışarak Hasan’a tüm gerçekleri en başından anlattım. Hemen ardından, Gökben’i aslında ne kadar yanlış anladığımızı ve Toprak’la birlikte Gözde’yi korumak için kurduğumuz o kurnazca sahte iş planından bahsettim. Hasan beni can kulağıyla dinledikten sonra bu fikre sonuna kadar destek verdi.
Hasan zihnimin o korunaklı odalarında sessizce kaybolurken, aldığım ilacın ve ağlamanın verdiği ağırlıkla derin bir uykuya daldım.
( KONTROL GÖZDE’YE GEÇER )
Gözlerimi araladığımda içimde o kadar büyük bir rahatlık vardı ki tarif edemezdim. Sanki yıllardır omuzlarıma binen o devasa, tonlarca ağırlıktaki yükler yavaş yavaş buharlaşıp kayboluyordu. Geçmişte uğradığım o tecavüzün sırtımda bıraktığı derin, kirli yükler; unutmak için çılgınlar gibi şişelerce içtiğim o alkol krizleri, erkeklerden intikam alma hırsım ve duygularıyla kedi fare gibi oynama içgüdüm resmen hafiflemiş, azalmıştı. Derin bir iç çektim; artık kişilikler daha yavaş yer değiştiriyordu ve bugün uzun bir süre "Gözde" olarak sahnede kalacağımı hissettiğim için içten içe mutluydum.
Yataktan çıkıp dolabımın karşısına geçtim. Dizleri yırtık model şık bir pantolon seçtim, üzerine ise straplez, canlı kırmızı renkte iddialı bir büstiyer geçirdim. Aynanın karşısında yaptığım harika, kusursuz makyajın ardından kendime baktım; aşırı seksi ve çekici görünüyordum. Çantamı da kapıp özgüvenli adımlarla alt kata indim. Salonda anneme kocaman, sevgi dolu bir şekilde sarıldım ve onun benim için hazırladığı o harika çikolatalı pankeklerden afiyetle yedim.
Kahvaltım bitince evden ayrıldım. Bizim emektar şoför artık giyim tarzlarımızdan direksiyona kimin geçeceğini, kim olduğumuzu anında anlıyordu. Ona muzipçe bir göz kırpıp sürücü koltuğuna geçtim. Güneş gözlüklerimi gözüme takıp gaza sonuna kadar kökledim. Havalar artık güzelleşiyordu ama gökyüzü bir açıp bir kapayarak insana oyun oynuyordu. Aniden tenimi ürperten bir soğukluk hissetmeye başlayınca arabanın açık camını hızla kapattım ve ısıtıcıyı son ayara getirdim:
— Tüh ya! Keşke üzerime o siyah deri ceketimi alsaydım,
diye kendi kendime mırıldandım.
Yol boyunca arabanın içindeki o yapay sıcaklıkta kendimi güvende hissetmiştim ama navigasyonun gösterdiği adrese gelip arabayı durdurup inince, soğuk hava dalgasıyla tekrar üşüdüm. Burası tam olarak dün gece Leman’ın gizlice geldiği o devasa, soğuk binaydı. Bizim pısırık Leman hanım arkamdan neler karıştırıyordu, öğrenme zamanı gelmişti.
Kendimden emin, topuklarımı yere vurarak o kocaman binadan içeriye adım attım. Geniş lobide durup çevreye bakarak kendi kendime mırıldandım:
— Eee, şimdi ne yapacağım ben burada?
İçeride kimseyi göremeyince sıkıntıyla hızla arkama döndüm. Fakat dönmemle birlikte, adeta sert bir kaya parçasına, kocaman bir bedene çarpıp dengemi kaybederek yere kapaklanmam bir oldu. Sinirli bir şekilde kaşımdaki herife saydırarak kafamı kaldırdım. Ama karşımdaki kişiye bakmamla birlikte nutkum tutuldu, şok oldum... Bu, Gökben’in benden dün gece sakladığ ikizinin ta kendisiydi!
— Leman? İyi misin?
diye sordu, sesi Gökben’inkinden çok daha kalın ve tekinsizdi.
Uzattığı o iri, güçlü eli tutarak yavaşça ayağa kalktım. İçimde uyanan o ani heyecan dalgasını bastırmaya çalışarak cevap verdim:
— İyiyim...
Aramızda ölümcül bir sessizlik oldu. Gözlerini kısmış, beni dikkatle inceliyordu. Bakışları üzerimde, kıyafetlerimde ve saçlarımda adeta bir avcı gibi gezindi:
— Sen... Leman değilsin galiba,
dedi soğuk bir tonda.
İçimden "Kahretsin, keşke anlamasaydı!" diye geçirdim. Ama sonra, o her zamanki hırçın yapımın aksine, başımı uysal bir hareketle sallayarak onu onayladım. Bina dışındaki o karanlık, kapalı hava ve adamın üzerindeki o erkeksi, büyüleyici parfüm kokusu başımı döndürmüştü. Ama bu sarhoşluk alkolden değildi... Resmen ilk görüşte bu adama, bu tehlikeli esintiye aşık olmuştum! Gökben, Leman’ın gözünde ne kadar tapılası olursa olsun, bana hayatım boyunca asla böyle bir yoğun tutku hissettirmemişti. Ama bu adam, sadece iki kelimesiyle o duyguyu ruhuma üflemişti.
Toprak, kim olduğumu idrak ettikten sonra tek bir kelime bile etmeden yanımdan geçip gitti. Muhtemelen Leman ile aynı bedeni paylaştığım için benimle muhatap olmak istememiş, beni tehlikeli bir parazit gibi görmüştü. Bu mesafeli tavrı canımı feci şekilde sıktı. Hiç düşünmeden, adeta büyülenmiş gibi peşine takıldım. Binanın alt katına doğru inen o loş merdivenlere yöneldi. Basamaklarda aniden duraksayıp arkasından gelen bana doğru ters bir bakış fırlattı. Yine de bir şey demeden yoluna devam etti. Ben de inatla peşinden yürümeye devam ettim.
Sonunda en alt kata, o yeraltı kafesine vardığımızda, zihnimde dehşet verici bir kırılma yaşandı. Bir anlığına, Leman’ın dün gece tam bu merdivenlerin sonunda yaşadığı o korku, o konuşmalar, Toprak’ın "Seni ortadan kaldırırım" deyişi bir film şeridi gibi gözlerimin önünde canlandı! Şok içinde donup kaldım.
Az önce, zihinsel olarak Leman ile ilk kez bu kadar net bir şekilde bir bütün olmuştum. Leman'ın dün geceki anısı yarı yarıya benim hafızama sızmıştı! Bu durum, o yıllardır ölesiye korktuğum "kişiliklerin birleşmesi ve benim yok olmam" kabusunu gözlerimin önüne getirdi. Korkudan ve bütünleşmenin o sarsıcı acısından tir tir titremeye başladım.
Tam karşıda, bar tezgahına kurulmuş, elindeki içki bardağıyla bana bakan Toprak’a doğru diktim gözlerimi. Dünyanın ekseni etrafımda delicesine dönmeye başladı, gözlerim yavaşça karardı. Bilincimi kaybetmeden hemen önce gördüğüm son şey; Toprak’ın o soğuk, mesafeli maskesini yırtarak bana doğru endişeyle, deliler gibi koşuşuydu...
Bölüm etkileşimi
