LEMAN kitap kapağı

26. bölüm / 26

LEMAN

GÜVENLİ BİR LİMAN ~24

Vaveyla Yazarı: Hazal Yaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: GÜVENLİ BİR LİMAN ~24

Gökben’in evine varınca arabadan indim. O da hemen sürücü koltuğundan inip yanıma geldi ve parmaklarını parmaklarıma kenetleyerek elimi sımsıkı tuttu. El ele, huzur veren geniş bahçeye adım attık. Bahçedeki çardakta yaşlı bir kadın ve bir adam oturuyordu. Beni görür görmez yaşlı adam sevecen bir ifadeyle yerinden kalktı. Gökben bizi tanıştırmak için öne çıktı:

— Leman... Bunlar benim anneannem Sultan ve büyükbabam Mehmet,

dedi.
Nezaketle yanlarına gidip hürmetle ellerini öptüm ve kendimi tanıttım. Kısa bir hoşbeşin ardından çardağa, yanlarına oturdum. Gözlerim istemsizce etrafta Gökben’in anne ve babasını aradı. Gökben de hemen yanıma yerleşince, ona doğru hafifçe eğilip sadece onun duyabileceği sessiz bir sesle sordum:

— Annen ile baban burada değil mi?

Gökben’in yüzündeki tebessüm bir anlığına bulutlandı, sesi buruklaştı:

— Onlar... Yıllar önce vefat ettiler Leman,

dedi.
İçim sızladı, bakışlarımı kaçırdım:

— Anladım... Mekanları cennet olsun.

Gökben’in gözleri aniden doldu, titrek bir sesle mırıldandı:

— Amin...

O an içimden ona sımsıkı sarılmak, acısını göğsümde eritmek geldi; fakat aile büyüklerinin varlığından ötürü sadece bunu istemekle yetindim. Evin hizmetlisi olan bir kadın yanımıza gelip ne içeceğimizi sordu ve siparişleri alıp ayrıldı. Tam o esnada içeriden Toprak da çıktı ve o ağır, kararlı adımlarıyla aramıza katıldı. Gökben’e bakarak alaycı bir tavırla konuştu:

— Senin şu Gözde bana az önce 'abi' dedi. Korktuğun gibi bana asılmadı yani, merak etme.

Gökben bu lafa hafifçe gülerken ben de ona ayak uydurup zoraki bir şekilde gülümsedim. Dudaklarım kıvrılıyordu ama klinikteki o seans odasında yaşadığımız o ağır, sarsıcı gerçekler bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Gökben’in büyükannesi Sultan Hanım, o yaşlılığın verdiği titrek ama sevecen sesiyle sessizliği böldü:

— Torunumun söylediğine göre kızım... Sen tek bir bedende üç kişiymişsin, doğru mu?

— Evet efendim, doğrudur,

dedim çekinerek.
Hastalığım belli ki çok ilgisini çekmişti; üst üste meraklı bazı sorular sordu. Fakat ruhum o kadar yorgundu ki bu konu hakkında tek bir kelime bile konuşmak istemiyordum. Gökben, içimdeki o daralmayı ve duygularımın karmaşasını hissetmiş gibi anında araya girdi:

— Hadi gel Leman. Sana kalacağın odayı göstereyim,

diyerek nazikçe beni ayağa kaldırdı.

Tam o esnada kahvelerimiz çardağa servis edilmişti. Gökben hizmetliye dönüp,

—Bizim içecekleri yukarı, odaya getirirsin

dedi ve elimi kavrayıp beni içeriye yönlendirdi. Üst kata çıkıp kalacağım odaya adım attığımda içim rahatladı; oda son derece temiz, geniş ve ferahtı. Geçip odadaki tekli koltuklardan birine oturdum. Gökben de ceketini çıkarıp hemen karşımdaki koltuğa yerleşti:

— Klinikte neler olduğunu anlatmak ister misin güzelim?

diye sordu, gözlerime şefkatle bakarak.

— Akşama doğru o her zamanki gün batımı yerimize gidelim mi? Orada, sessizliğin içinde her şeyi anlatacağım söz,

dedim.

— Tamam, nasıl istersen...

deyip uzandı, ellerimi o iri avuçlarının içine hapsetti ve alnıma tüy gibi hafif, sıcak bir buse kondurdu.

Kahvelerimiz de odaya gelince, aramızdaki o gergin hava tamamen dağıldı ve derin bir sohbete daldık. Neleri seversin, hangi burçsun, en sevdiğin yemek nedir gibi sıradan ama değerli konulardan konuşuyorduk. Bu sıradanlık bana kendimi o kadar iyi hissettirmişti ki... Sonunda biz de dünyadaki normal sevgililer gibiydik işte.

Gökben gözlerimin içine bakarak ellerimi daha da sıktı:

— Artık sana 'bebeğim' demek istiyorum Leman,

dedi aşk dolu bir sesle.
Kalbimin hızlandığını hissederek gülümsedim:

— Ben de sana 'aşkım' diyeceğim o zaman.

Yüzünde kocaman, çocuksu bir gülümseme açtı. Bakışlarını bir an bile gözlerimden ayırmadan mırıldandı:

— Seninle evleneceğim, bunu biliyorsun değil mi?

Söylediği bu ani ve ciddi cümleyle neye uğradığımı şaşırdım. Heyecandan elim titreyince, tuttuğum kahve fincanı tamamen üzerime döküldü! Sıcak kahvenin tenimi yakmasıyla acıyla hızla ayağa fırladım. Gökben de panikle koltuğundan fırladı:

— Yandın mı?! İyi misin?

Üstümdeki beyaz gömleği telaşla tenimden uzaklaştırıp sallamaya çalıştım:

— Yandım galiba, çok sıcak!

Gökben hemen odanın çıkışına doğru hareketlendi:

— Bekle burada, sana giymen için kendi üstlerimden temiz bir şeyler getireceğim,

deyip odadan çıktı.
Ben de o esnada hemen odadaki banyoya daldım ve ıslanan, tenimi yakan gömleğimi hızla üzerimden çıkardım. Gökben birkaç dakika sonra elinde bir kazakla geri döndüğünde, heyecandan kapıyı çalmayı unutup pat diye içeri girdi. Üstüm çıplak olduğu için gömleği hızla önüme siper edip çığlık atarak geri geri kaçtım. Gökben neye uğradığını şaşırmış bir halde,

—Pardon, çok özür dilerim!

diyerek gözlerini sıkıca kapattı ve elindeki kazağı bana doğru uzattı.

Ve tam o anda, zihnimdeki o ince aralık büyük bir gürültüyle koptu.

( KONTROL HASAN’DA )

Öfkeyle ve bir hışımla açtım gözlerimi. Gökben’in elinde uzattığı o gri kazağı sertçe çekip aldım ve saniyeler içinde kafamdan geçirip üstüme giydim. Banyodaki kapıyı hırsla açıp karşımda gözleri kapalı duran Gökben’i sertçe göğsünden ittim:

— Lan! Leman giyinirken senin burada ne işin var ulan?!

diye kükredim.

— Hemen kızın yaşadığı o duygusal boşluktan faydalanıp kızı eve mi attın sen?!

Gökben yediği darbeyle geri geri gitti. gözleri şaşkınlıkla aralandı, şok içinde bana bakakaldı:

— Hayır Hasan, dur... Yanlış anlıyorsun. O buraya kendi isteğiyle gelmek istedi,

dedi kendini savunarak.

— Bu durum, kafana göre onun mahrem alanına girip ona dokunabileceğin anlamına mı geliyor ulan?!

diye gürledim, üzerimdeki kazağın yakasını düzeltirken.

Gökben ellerini teslim olur gibi havaya kaldırdı:

— Gerçekten tamamen yanlış anlıyorsun Hasan! Üstüne kahve döküldü, canı yandı. Sırf ona temiz bir kıyafet vermek için aceleyle girdim, yemin ederim başka bir niyetim yoktu, ondan yani...

Gözlerimi kısarak onu tepeden tırnağa dikkatle süzdüm. Ses tonundaki o panik ve dürüstlük doğru söylediğini kanıtlar nitelikteydi. Kollarımı göğsümde kavuşturdum, tehditkar bir sesle mırıldandım:

— Bak, ben buralardayım... Adımlarını ona göre at, aklını alırım senin.

Gökben bu korumacı abiliğime karşı rahatlayarak hafifçe güldü:

— Tamam abi, mesaj alındı, dedi.

( KONTROL LEMAN’A GEÇER )

Gözlerimi kırpıştırarak etrafıma bakındım. Üzerimde Gökben’in o geniş, mis kokulu kazağı vardı ve banyonun çıkışında dikiliyordum. Hafızama sızan o birkaç saniyelik görüntüyle, az önce Gökben’in kapıyı açıp beni o halde gördüğünü hatırlamam bir oldu. Utançtan yanaklarımın alev alev yandığını, kıpkırmızı kesildiğimi hissettim. Zorlukla konuşabildim:

— Kişiliğim mi değişti az önce?

Gökben yüzünde muzip ve sevgi dolu bir ifadeyle bana doğru bir adım attı:

— Evet bebeğim.

— Anladım... Kimdi gelen?

— Hasan abin...

dedi imalı, hafif tırsarak gülümseyen bir tonla.

Ben hâlâ utancımdan yerin dibine girmek istercesine başımı öne eğmişken, Gökben adımlayıp ellerini şefkatle omuzlarıma koydu. Yüzünü yüzümün hizasına getirdi:

— Merak etme Leman... İçeri girdiğim an hemen gözlerimi sımsıkı kapattım, seni asla görmedim. Kapıyı çalmadan daldığım için feci şekilde özür dilerim.

— Bir daha asla olmasın,

dedim parmağımı hafifçe sallayarak, uyaran bir sesle.

— Söz, bir daha asla... diyerek başıyla beni onayladı.

Elimden nazikçe tutup beni tekrardan o yumuşak koltuğa oturttu. Kendisi de karşıma geçerken kahvesinden bir yudum aldı, gözlerini gözlerime kenetledi:

— En son ne konuşuyorduk biz seninle?

diye sordu, konuyu bilerek o heyecanlı noktaya çekerek.

— Evlenmek... Ne dersin bu işe?

Dedi.
Yaşadığım utancı gizlemek için sahte bir sinirle kaşlarımı çattım, kollarımı göğsümde birleştirdim:

— Hani yüzüğün? Böyle dümdüz, pat diye evlenme teklifi mi olurmuş Gökben Bey?

Dudakları yukarı doğru kıvrıldı, gözlerinin içi parladı:

— Yani... Teklif etsem, o yüzük parmağına takılsa kabul edersin, öyle mi?

Heyecanla yutkundum, bakışlarımı kaçırdım:

— Bilmem... Belki.

— O zaman madem net bir cevabın yok, neden benden aceleyle yüzük istiyorsun güzelim?

— Çünkü genelde bir erkek bir kadınla evlenmek isteyince, gider gizlice güzel bir yüzük alır ve ona harika bir sürpriz hazırlar!

dedim bilmiş bir tavırla.
Gökben keyifle gülümsedi. Bakışlarındaki o derin kararlılıkla,

—Anladım...

dedi sadece. Keyifle kahvesinden büyük bir yudum alırken, ben hâlâ kalbimin göğüs kafesimi döven o tatlı şokuyla şaşkın şaşkın onun bu cool tavrını izliyordum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.