20. bölüm / 26
LEMANÇATIŞMA ~18
Bölümler 26Şu an: ÇATIŞMA ~18
- 1 GİRİŞ439 kelime
- 2 PUSLU GECE ~1792 kelime
- 3 ZEHİRLİ OK ~21.127 kelime
- 4 ESİR ~31.065 kelime
- 5 AĞLA(MA) ~41.364 kelime
- 6 VICDANINA TECAVÜZ ~51.218 kelime
- 7 YÜKLER ~61.553 kelime
- 8 TUTKUNLUK ~71.956 kelime
- 9 KAFA GÖZ ~81.222 kelime
- 10 BÜYÜK YÜZLEŞME ~91.755 kelime
- 11 RUH KARGAŞASI ~101.853 kelime
- 12 UMUT ~111.889 kelime
- 13 Beş Yıl Sonra, Yeniden Merhaba258 kelime
- 14 BÜYUK YUZLEŞME ~12951 kelime
- 15 KARMAN ÇORMAN ~131.056 kelime
- 16 KABUS ~141.016 kelime
- 17 KABULLENİŞ ~151.076 kelime
- 18 AŞK ÜÇGENİ ~161.043 kelime
- 19 MASKE DÜŞER ~17836 kelime
- 20 ÇATIŞMA ~18806 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 İKİZLER ~191.067 kelime
- 22 İĞLEŞME ZAMANI ~20800 kelime
- 23 ŞİDDET ~211.015 kelime
- 24 YÜKLERİNİ TESLİM ETMEK ~221.004 kelime
- 25 ACI GERÇEKLER ~231.869 kelime
- 26 GÜVENLİ BİR LİMAN ~241.188 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yol boyunca düşündüm. Gerçekten de Gözde bu adama iftira atmış olabilir miydi? İftira atmış olsa bile dışarıya karşı Gözde’yi savunmalıydım; savunmasam bile bu Gökben denen herife en ufak bir açık veremezdim. Karşısında bu kızları koşulsuz şartsız koruyan bir abileri olduğunu görecekti.
Araba evin önünde durduğunda dönüp Gökben’e baktım, o da bana baktı. Bakışları bir anlık refleksle dudaklarıma kayınca gözlerim kocaman açıldı. Sesimi olabildiğince kalınlaştırarak çıkıştım:
— Hop, hop! Dur orada!
Gökben durumun absürtlüğünü fark edip hafifçe gülerek kendini koltuğuna yasladı. Ona sert bir göz devirip arabadan indim. Dönüp arkama baktığımda hâlâ gülümsüyordu. Takıntılı bir sapık bile olsa, Leman’ı gerçekten seviyordu. Eve girdiğimde annem kapının önünde beni bekliyordu:
— Bu adam da kim? Kaçtır kapının önünde görüyorum,
dedi endişeyle.
Hayatımda ilk kez annemle doğrudan konuşacaktım. Sorusunu es geçip ellerini saygıyla öptüm:
— Anneciğim... Ben senin oğlun Hasan,
dedim.
Annemin gözleri anında doldu, kollarını iki yana açıp beni şefkatle göğsüne bastırdı:
— Sonunda tanıştık oğlum... Aç mısın?
diye sordu.
Anne şefkati ne kadar da güzel, ne kadar da iyileştirici bir şeydi... Başımı onaylar anlamda sallayıp mutfağa geçtim. Annem peşimden gelip bana sıcak bir tabak çorba doldurdu. Çorbamdan bir kaşık alırken mırıldandım:
— Anne?
— Efendim oğlum?
— Aramızda... En çok kimi seviyorsun?
Annem yüzüme yumuşacık bir tebessümle baktı:
— Hepiniz benim için eşitsiniz oğlum. Hiçbirinizi ayıramam.
Daha fazla soru sorup onu zorlamadım. Karnımı iyice doyurduktan sonra cebimden bir sigara çıkarıp yaktım. Birazdan üst kata çıkacak ve zihnimdeki kişiliklerle yüzleşecektim. Sigaranın dumanını titrek bir şekilde dışarı üflerken içten içe delicesine korkuyordum; Gözde’nin haklı çıkmasından korkuyordum. Gözde ne kadar oyunbaz, ne kadar sinsi biri olsa da bu konuda yalan söylemezdi. Çünkü o... Zamanında babasının kumar borcu karşılığında yaşlı bir adama satılmıştı...
Belki de Leman’la değil, doğrudan Gözde ile konuşmalıydım. Zihnimin odalarına seslenip Gözde’yi çağırdım. Karşımda belirdiğinde zangır zangır titriyordu, çok korkmuştu.
— Korkma, ben yanındayım. Anlat bana her şeyi baştan,
dedim sesimi yumuşatarak.
Sigaramı söndürüp hemen üstüne bir tane daha yaktım. İlk kez Gözde’yi bu kadar savunmasız, bu kadar masum görüyordum; oysa o normalde hep soytarılarla takılıp duran hırçın bir kadındı. Neden Gökben’den bu kadar korkmuştu ki? Nefes almadan konuşuyordu resmen, her şeyi anlatmaya başladı:
— Gözde... Sen Gökben’den neden bu kadar korktun?
Sesini çıkarmadı, kafasını öne eğdi.
— Anlat bana, lütfen.
— Şey...
dedi, yutkunarak.
— Ne?
— Bilmiyorum... Rızam dışında peşime takıldı, beni takip etmişti. Tıpkı... Tıpkı...
— O gün gibi, değil mi?
diye tamamladım cümlesini acıyla.
Gözde hıçkırıklara boğularak daha şiddetli ağlamaya başladı:
— O gün de böyle takip edilmiştim... Babam beni o yaşlı adamın koynuna atmadan hemen önce...
Hıçkırıklarının arasında zar zor nefes alarak konuşuyordu. Sigara izmaritini tabağın dibine hırsla bastırıp söndürdüm. Kalkıp Gözde’nin karşısında diz çöktüm ve kollarımı beline doladım. Geri çekildiğinde o da doğruldu, birbirimize kocaman, sımsıkı sarıldık. Kulaklarına doğru fısıldadım:
— Merak etme... Leman’ı da kurtaracağız o adamın elinden. Sana söz veriyorum.
Gözde’ye gerçekten, tüm kalbimle inanmıştım.
( KONTROL LEMAN’A GEÇER )
Mutfakta öylece ayakta duruyor, kollarımı sıkıca kendi bedenime sarmış halde bekliyordum. Bu ani uyanışın şokuyla kollarımı çözüp masaya baktım. Tam o esnada annem içeri girip masadaki boş tabağı aldı:
— Oğlum, tekrar doldurayım mı çorbanı?
diye sordu şefkatle.
Demek annem az önce Hasan ile tanışmıştı... Renk vermemeye çalışarak kafamı hafifçe iki yana salladım ve üst kattaki odama çıktım. Üzerimde hâlâ Gözde’nin o iddialı parti kıyafetleri vardı; onlardan hızla kurtulup kalın yün bir kazak ve sıradan bir pantolon giydim. Gökben’i inanılmaz derecede özlemiştim. Hemen telefonumu çıkarıp onu aradım. Telefon birkaç kez çaldı:
— Dütt... Dütt...
— Aşkım?
diye açtı telefonu.
Onun ağzından çıkan o tek bir "aşkım" kelimesi içimde devasa bir heyecan dalgası yaratmıştı.
— Merhaba Gökben...
— Merhaba güzelim.
— Seni çok özledim... Buluşup bir şeyler içelim mi?
— Ben de seni çok özledim Leman. Olur, buluşalım tabii. Bana konum atarsın.
— Tamam,
deyip telefonu kapattım.
Hemen canlı konumumu onunla paylaşıp odadan çıktım ve evden ayrıldım. Bahçeye çıkıp gökyüzünün zifiri karanlık olduğunu görünce şaşırarak telefonumun saatine baktım; saat sabahın dördüydü! Kendi kendime "Yuh!" dedim. Zamanın nasıl geçtiğini hiç fark etmemiştim. Tekrardan Gökben’i aradım:
— Kusura bakma ya, zamanın hiç farkında değilmişim... Beni neden uyarmadın?
— Çünkü benim için hiç sorun değil güzelim. Bu saatte açık olan çok güzel bir yer biliyorum, eğer hâlâ istiyorsan buluşuruz.
Uykum yoktu ve Gökben’in bu saatte kahve içebileceğimiz bir yer bilmesi harikaydı.
— Olur,
deyip arabama bindim. Telefonuma gelen bildirimle Gökben’in gönderdiği konumu navigasyonda açtım.
Sakin sakin arabayı çalıştırırken, aniden yan koltukta Gözde’nin gölgesi belirdi:
— Leman... Gitme,
dedi fısıldayarak.
— Sana da merhaba Gözde,
dedim onunla alay edercesine.
— Leman, o adam tehlikeli! Gerçekten tehlikeli!
— Sus lütfen! Beni biraz rahat bırakın!
dedim öfkeyle.
Gözde’nin bu bitmek bilmeyen manipülatif oyunlarından artık çok sıkılmıştım. Tam vitesi atacakken bu sefer arka koltuktan tok ve kalın bir ses yükseldi:
— Bu sefer Gözde’ye inan Leman.
Hasan da gelmişti. Demek Gözde o timsah gözyaşlarıyla Hasan’ı da kandırmayı başarmıştı... İkisini de tamamen duymazlıktan gelerek gaza bastım ve arabayı hareket ettirdim.
Bölüm etkileşimi
