22. bölüm / 26
LEMANİĞLEŞME ZAMANI ~20
Bölümler 26Şu an: İĞLEŞME ZAMANI ~20
- 1 GİRİŞ439 kelime
- 2 PUSLU GECE ~1792 kelime
- 3 ZEHİRLİ OK ~21.127 kelime
- 4 ESİR ~31.065 kelime
- 5 AĞLA(MA) ~41.364 kelime
- 6 VICDANINA TECAVÜZ ~51.218 kelime
- 7 YÜKLER ~61.553 kelime
- 8 TUTKUNLUK ~71.956 kelime
- 9 KAFA GÖZ ~81.222 kelime
- 10 BÜYÜK YÜZLEŞME ~91.755 kelime
- 11 RUH KARGAŞASI ~101.853 kelime
- 12 UMUT ~111.889 kelime
- 13 Beş Yıl Sonra, Yeniden Merhaba258 kelime
- 14 BÜYUK YUZLEŞME ~12951 kelime
- 15 KARMAN ÇORMAN ~131.056 kelime
- 16 KABUS ~141.016 kelime
- 17 KABULLENİŞ ~151.076 kelime
- 18 AŞK ÜÇGENİ ~161.043 kelime
- 19 MASKE DÜŞER ~17836 kelime
- 20 ÇATIŞMA ~18806 kelime
- 21 İKİZLER ~191.067 kelime
- 22 İĞLEŞME ZAMANI ~20800 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 ŞİDDET ~211.015 kelime
- 24 YÜKLERİNİ TESLİM ETMEK ~221.004 kelime
- 25 ACI GERÇEKLER ~231.869 kelime
- 26 GÜVENLİ BİR LİMAN ~241.188 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zor da olsa Gökben’i ikna etmeyi başarmıştım; Toprak desen zaten bu sahte iş ortaklığı planına dünden razıydı. Sabah erken saatte psikiyatri randevum vardı ama gece tek bir saniye bile uyumamıştım; muhtemelen güneş çoktan doğmuştu. Gökben ile beraber mekandaki büyük deri koltuğa geçtik. Başımı onun kucağına uzatıp gözlerimi kapattım. Parmakları şefkatle saçlarımın arasında gezinirken kelimenin tam anlamıyla huzuru hissediyordum.
Fakat tam o anda, içimde ani ve tuhaf bir sızı belirdi. Sanki küçük bir çocuk, tanık olmaması gereken korkunç bir şeye şahit olmuş gibi zihnimin derinliklerinde bir çığlık koptu. Kalbimde devasa bir boşluk ve amansız bir acı peydahlandı; göğsüme ağır bir darbe daha aldım. Sanki biri, bana zorla istemediğim bir şeyi yapıyordu... Hızla koltukta doğruldum. Ruhuma bir darbe daha indi; kendimi kendi bedenimi bile koruyamayacak kadar aciz, zayıf ve zavallı hissediyordum. Nefesim sıkışıyor, gözyaşlarım yanaklarımdan sicim gibi akıyordu. Gökben’le korku dolu gözlerle bakışırken, Toprak da ne olduğunu anlamayarak hızla koşup yanımıza geldi.
— Leman! İyi misin?
diye bağıran Gökben’e çaresizce, sıkıca sarıldım ve hıçkırarak ağlamaya başladım.
Kalbim fiziksel olarak acıyordu; sanki zihnimdeki tüm o karanlık yükler bir anda benim kırılgan omuzlarıma binmişti. Randevu saatine kadar kalan tüm zamanımı sadece ağlayarak geçirdim. Toprak, beni neyin bu hale getirdiğini anlatmam için ne kadar zorlasa da Gökben ona sus işareti yaptı ve şefkatli elleriyle saçlarımı okşamaya, beni sakinleştirmeye çalıştı.
Saat ona doğru gelirken ağlamaktan şişmiş gözlerimi sildim ve acıdan kırılan sesimle konuştum:
— Hastane randevum var, gitmeliyim.
Toprak adımlayıp yüzümü avuçlarının içine hapsetti, gözlerinde alışık olmadığım bir koruma içgüdüsü vardı:
— İstersen ben de seninle gelebilirim Leman,
dedi.
Başımı olumsuz anlamda iki yana sallayınca beni daha fazla zorlamadı ve nazikçe arabama kadar geçirdi. Sürücü koltuğuna geçip hastaneye doğru sürdüm. Oraya varana kadar içimdeki o boğucu, yabancı hisler göğsümü sıkıştırmaya devam etti; ancak arabadan inip karşımdaki kliniğin binasına bakınca ruhuma tuhaf bir güven hissi yayıldı. Derin bir nefes alarak içeri girdim.
( PSİKİYATRİ SEANSI )
Tık... Tık...
— Girin,
sesi yükseldi içeriden.
Kapıyı ürkekçe aralayıp içeri süzüldüm:
— Kusura bakmayın doktor hanım, biraz geciktim.
— Hiç sorun değil Leman. Buyur, geçmez misin?
Her zaman oturduğum o tekli koltuğa baktım ama bu sefer kendimi oraya ait hissetmedim. Odanın köşesindeki büyük kanepeye geçip boylu boyunca uzandım. Doktorum masasından kalktı ve kanepenin çaprazındaki koltuğa yerleşti. Bacak bacak üstüne attı, ellerini dizlerinin üzerinde kenetleyip dikkatli bakışlarını bana çevirdi:
— Seni dinliyorum Leman.
Derin bir nefes alarak sabaha karşı içimde patlak veren o ağır, çocuksu ve çaresiz histen bahsettim. Son zamanlarda kişilikler arasındaki o keskin geçişlerin artık eskisi gibi aniden değil, çok daha uzun ve sancılı sürdüğünü anlattım. Hemen ardından, Gözde’yi kontrol altında tutabilmek için Gökben ve Toprak ile birlikte kurduğumuz o kurnazca sahte iş planını paylaştım. Doktorum araya girmeden, sadece anladığını belirten hafif sesler çıkararak dikkatle not alıyordu. Uzun uzun içimi döktüm. Sonunda arkasına yaslandı ve o can alıcı soruyu sordu:
— Leman... İçinde hissettiğin bu yoğun, sahipsiz duygulara şu an bir şey söyleyecek olsan, bu ne olurdu?
Uzandığım kanepeden yavaşça doğruldum. Elimi kalbimin üzerine götürdüm ve gözlerimi kapattım. Ilık gözyaşlarım kirpiklerimin arasından süzülüp yanaklarımdan aşağı aktı. Dudaklarımdan sadece şu kelimeler döküldü:
— "Yalnız değilsin... Ben buradayım. derdim."
Gözlerimi açtığımda doktorumun yüzünde kocaman, gururlu bir tebessüm belirdi. Heyecanla yerinden kalkıp masasına doğru yürüdü; adımlarında adeta büyük bir zafer kazanmış hekim edası vardı. Merak ve sabırsızlıkla ben de oturduğum yerden kalktım, masanın karşısındaki koltuğa geçtim. Nefesimi tutmuş, ondan gelecek o müjdeli klinik haberi bekliyordum.
— Yıllarca büyük bir mücadele verdin Leman. Beraber elimizden gelen her şeyi yaptık ve sonunda klinik tedaviye inanılmaz derecede olumlu bir yanıt verdin. Bence bu başarının en büyük sebebi, artık alter kişiliklerine doğrudan ulaşıp onlarla yüzleşebilmen ve tabii ki kullandığımız ilaçların getirdiği nörolojik denge.
Yutkundum, kalbim deli gibi çarpıyordu:
— Tedaviye nasıl bir yanıt verdim? Yani ne oluyor bana?
Doktorum gözlerinin içi parlayarak konuştu:
— Hatırla Leman... Eskiden zihnin en ufak bir sarsıntıda kontrolü tamamen kaybeder, sürekli ve aniden kişilik değiştirirdin. Ama şimdi disosiyatif geçişler çok daha yavaş gerçekleşiyor. En önemlisi, eskiden zihnin seni korumak için acı veren tüm duygularını diğer kişiliklerine devrederdi; sen hiçbir şey hissetmezdin. Ama artık o bastırılmış duyguları yavaş yavaş kendi kalbinde, Leman olarak hissetmeye başlıyorsun. İyileşiyorsun Leman... Bütünleşiyorsun. Ama bu süreç senin için biraz zorlayıcı olacak.
Mutluluktan gözyaşlarına boğulurken sordum:
— Na... Nasıl zor olacak?
Doktorum masanın üzerindeki kutudan bana bir mendil uzattı. Ben gözyaşlarımı silerken profesyonel ve telkin edici bir ses tonuyla konuşmasına devam etti:
— Diğer kişiliklerinin yıllarca senin yerine sırtlandığı o ağır travmatik duyguları artık Leman olarak sen devralacaksın. Onlarla bizzat yüzleşmek kalbini biraz acıtacak, ruhunu hırpalayacak. Hatta bu entegrasyon sürecinde geçici bir depresyon dalgasıyla da yüzleşebiliriz. Bu sebepten ötürü tedavin için yeni bir ilaç kombinasyonu yazıyorum, lütfen ihmal etmeden düzenli kullan.
Başımı sallayarak onu onayladım. Elimi tekrar kalbimin üzerine götürdüm; o ağır, çocuksu duygu hâlâ tam oradaydı. Canımı yakıyordu ama en azından artık duyguların bir kaynağı olduğunu, zihnimin o parçalanmış odalarından bana doğru sızdığını yavaş yavaş idrak ediyordum...
Bölüm etkileşimi
