32. bölüm · Kolyedeki Anahtar
Bölüm 32: Sohbet
-Bunu sana söylemekten öyle korkuyordum ki Julian, çünkü ne yalan söyleyeyim ismini bile bilmediğim bir insandan hoşlanmayı kendime yediremiyordum. Gerçi ismin de bir şeye benzeseymiş...
Güldüm. O da güldü. Belki de ona sataşabileceğim biri olması onu daha iyi bir erkek arkadaş yapardı? Çünkü bu, kendimi onun yanında rahat hissetmem demekti, değil mi? Peki, biz gerçekten birbirimiz için bir kız arkadaş ve bir erkek arkadaş mıydık? Gerçekten sevgili miydik? Bunu merak ettim.
Ona açılmıştım. Günlerdir hatta haftalardır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmiştim. Üstüne üstlük hislerim karşılık bulmuştu. Peki, bütün bu aşamaları aştıktan sonra bir anda sevgili mi olmuştuk? Bu kadar kolay mıydı? Sordum:
-Biraz klişe olacak ama, biz şimdi neyiz?
Şaşırmış bir ifadeyle yüzüme baktı. Sonra yüzünü denize çevirdi ve:
-Sen benim için ne ifade etmek istiyorsan oyuz. İster sevgiliyiz de, ister arkadaşız.
Bu cevap beni afallatmıştı. Beni sevmediği için mi kararı bana bırakmıştı, yoksa beni sıkmak istemediği için mi? Erkekler çok zor... Ya da belki zor olan kadınlardır? Bu kadar düşünmemem gerekir muhtemelen. Ben de böyle yaptım. Fazla kurcalamadım.
Ama şimdi önemli olan, benim onun için ne ifade etmek istediğimdi. Arkadaşı olmak mı istiyordum? Kesinlikle hayır. Sevgilisi olmak mı istiyordum peki? Bilemiyordum. Çok ani olmuştu sanki. Hem kaç yaşındaydı? Evet, bu önemli bir detay. Kesinlikle! En azından onun hakkında birkaç bir şey bilmek istiyordum. Konuşmaya başladım. Daha çok röportaj gibiydi ama, olsun:
-Senin hakkında daha çok şey bilmek istiyorum. Mesela, kaç yaşındasın?
-Merak etme çok yaşlı değilim. 18 yaşındayım. Ya sen?
-16. Peki, hobilerin neler?
-Röportajda mıyız? Bu sorular da ne?
-Ya sen cevap versene!
-Peki, peki. Kitap okumayı seviyorum desem fazla mı klişe olur?
-Hiç de bile! Gerçekten kitap mı okuyorsun? Bizim dünyamızda -en aızndan benim bulunduğum bölgede- kitap okuyan birilerini bulmak çok zor. Burada kitap okumak yaygın bir şey mi?
-Dalga mı geçiyorsun yoksa ciddi misin? Tabii ki burada da kitap okumayan insanlar var ama ben çok zeki entelektüel bilgi dolu zeka küpü deha bir insan olduğum için kitap okuyorum!
Sırıttı. Lafıma devam ettim:
-Kitap okuduğuna emin misin? Bizim oralarda kitap okuyan insanlar genelde bu kadar egoist olmaz ama? Sen nasıl bir okursun?
-Boşversene ya! Başka soruya geçmek istiyorum hadi!
-Vazgeçtim. Seninle bir şey yapılmıyor!
Sinirlenmiş gibi yaptım ama sinirlenmediğim çok belliydi. Kolunu omzuma attı ve:
-Nasıl hem bu kadar sinirli olup hem de bu kadar tatlı olabiliyorsun? Ayrıca bu boyla sinirlenince gerçekten tatlı oluyorsun.
Boyum kısa değildi. 1.65tim. Benim yaşadığım yere göre kısa olmayan bir boy. Ona baktım. Onun boyuna göre, cidden kısa kalıyordum. Bana kısa demekte haklıydı sanki. Sordum:
-Madem çok soru istiyorsun, bir soru daha o zaman! Boyun kaç?
-Nereden çıktı şimdi bu soru? Her neyse. Senden uzun olduğum kesin de. 1.88im.
-Hmm. Pek de uzun değilmişsin sanki, ha?
-Bunu bu boyla söylemen çok garip değil mi? Güldü.
Ben de güldüm. Bu çocuk nasıl oluyorsa her seferinde bende zorbalayacak bir şey bulmayı başarıyordu.
