Kırılan Sessizlik kitap kapağı

5. bölüm / 21

Kırılan Sessizlik

Kaçış

Vaveyla Yazarı: Rüya Yurtseven

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: Kaçış

Kapının kilidi büyük bir gürültüyle kırıldı.

GÜÜÜM!

Ahşap kapı parçalanarak salonun zeminine savruldu.

Toz bulutu odaya yayılırken, siyah takım elbiseli ve yüzleri soğuk ifadelerle kaplı altı adam ağır adımlarla içeri girdi.

Hepsinin kulağında telsiz vardı.

Siyah eldivenler takmışlardı.

En öndeki adam yavaşça etrafına baktı.

Bakışları sonunda bana kilitlendi.

"Onu canlı istiyoruz."

Bu sözleri duyduğum anda kalbim daha da hızlı atmaya başladı.

Kerem hiç vakit kaybetmeden belindeki silahı çekti.

"Afra!"

"Kızı arka kapıdan çıkar!"

Afra kolumdan tuttu.

"Açelya, hadi!"

Olduğum yerde donup kalmıştım.

Her şey birkaç dakika öncesine kadar tamamen normaldi.

Şimdiyse evimizin salonunda silahlı adamlar vardı.

Ve hepsi beni arıyordu.

Kerem sert bir sesle bağırdı.

"Açelya!"

"Sana annenin öğrettiklerini unut."

"Şimdi tek yapman gereken hayatta kalmak."

Sözleri beni kendime getirdi.

Elimde annemin bıraktığı deri kaplı defteri ve iki anahtarı sıkıca kavradım.

Afra’yla birlikte arka kapıya doğru koşmaya başladık.

Tam o sırada...

Bang!

Bir kurşun salonun duvarına isabet etti.

Afra çığlık atarak eğildi.

Kerem ise salondaki büyük masayı tekmeyle devirip kendine siper yaptı.

"Koşun!"

Arkamıza bile bakmadan mutfağa girdik.

Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi atıyordu.

Arka kapıyı açtığımız anda yüzüme soğuk gece havası çarptı.

Bahçeye çıkar çıkmaz koşmaya başladık.

Ayak seslerimiz taş yolda yankılanıyordu.

"Nereye gidiyoruz?" diye nefes nefese sordum.

Afra başını bile çevirmedi.

"Kerem’in bir planı vardır."

"Ona güven."

Tam o sırada arkamızdan yeni silah sesleri yükseldi.

Bahçedeki çiçek saksıları paramparça oldu.

Refleksle yere eğildim.

Afra kolumdan çekerek beni yeniden ayağa kaldırdı.

"Durursan yakalanırız!"

Bahçenin sonundaki demir kapıya ulaştığımız sırada Kerem de koşarak yanımıza geldi.

Nefes nefeseydi.

Omzundaki ceket yırtılmıştı.

Kolundan ince bir kan çizgisi süzülüyordu.

"İyi misiniz?" diye sordum.

"Gerektiği kadar."

"Şimdi arabaya!"

Sokağın köşesinde siyah renkli eski bir cip bekliyordu.

Kerem anahtarı çıkardı.

Motor çalışır çalışmaz arka taraftan iki siyah araç daha sokağa girdi.

Farları doğrudan üzerimize çevrildi.

"Bizi buldular!" dedi Afra.

Kerem gaza bastı.

Lastikler asfaltı yakarak dönmeye başladı.

Araç hızla sokağın sonuna doğru ilerledi.

Ben arka koltukta titreyen ellerimle annemin defterini açtım.

İlk sayfayı çoktan okumuştum.

Bu kez ikinci sayfayı çevirdim.

Annemin el yazısı yine karşıma çıktı.

«"Canım kızım...

Eğer bu satırları okuyorsan, seni artık saklayamamışım demektir.

Benden nefret edebilirsin. Sana yalan söyledim. Ama bunu seni korumak için yaptım.

Senden tek isteğim, korkup kaçmaman. Çünkü bir gün herkes senden kaçmanı isteyecek."»

Gözlerim doldu.

Parmaklarım satırların üzerinde gezindi.

Tam sayfanın altına geldiğimde dikkatimi küçük bir sembol çekti.

Defterin köşesine siyah mürekkeple aynı işaret çizilmişti.

Aynı sembol...

Kerem’in bana verdiği anahtarların üzerinde de vardı.

"Kerem..." dedim.

"Daha önce bu sembolü gördünüz mü?"

Kerem dikiz aynasından bana baktı.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Nerede gördün?"

"Anahtarların üzerinde."

Kerem birkaç saniye sustu.

Sonra yavaşça konuştu.

"Demek gerçekten sana bırakmış..."

"Bu sembol..."

"...Kraliçe Teşkilatı'nın mührü."

Tam o anda arkamızdan gelen siyah araçlardan biri büyük bir hızla bize çarptı.

GÜÜM!

Araba savruldu.

Afra korkuyla çığlık attı.

Ben koltuğa sıkıca tutundum.

Kerem direksiyonu son anda toparladı.

"Dikkat!"

Arkamızdaki araç yeniden hızlandı.

Bu kez bizi yoldan çıkarmaya çalışıyordu.

Kerem dişlerini sıktı.

"Bizi canlı ele geçirmek istiyorlar."

"Çünkü sen..."

Dikiz aynasından göz göze geldik.

"...artık sadece Açelya değilsin."

"Sen, Kraliçe'nin bıraktığı son mirassın."

Tam o anda önümdeki defterin sayfaları kendi kendine çevrilmeye başladı.

Hiçbirimiz dokunmamıştık.

Rüzgâr da yoktu.

Sayfalar hızla ilerledi...

Ve birinde durdu.

Sayfanın tam ortasında tek bir cümle yazıyordu.

«"Güvendiğin herkes dostun olmayacak."»

Ben o cümleyi okurken...

Kerem'in telefonu çalmaya başladı.

Ekrana baktı.

Yüzündeki bütün renk çekildi.

Arayan kişinin adı yalnızca tek kelimeydi.

KONSEY

Kerem telefonu sessizce açtı.

Karşı taraftan gelen tek cümle, arabanın içindeki herkesi buz gibi bir sessizliğe gömdü.

«"Kraliçe'nin kızı bulundu... Onu bize teslim edin."»

Arabanın içini ölüm sessizliği kapladı.

Kimse tek kelime etmiyordu.

Sadece motorun uğultusu ve arkamızdan gelen siyah araçların korna sesleri duyuluyordu.

Kerem telefonu kulağından yavaşça indirdi.

Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.

Afra dayanamadı.

"Kimdi?"

Kerem gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.

"Konsey."

İçimde kötü bir his büyüdü.

"Konsey de ne?"

Kerem derin bir nefes aldı.

"Yeraltı dünyasını yöneten yedi aile var."

"Annen..."

"...o yedi ailenin üzerinde duran tek kişiydi."

"Bu yüzden ona 'Kraliçe' diyorlardı."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Yani annem..."

"Hepsini mi yönetiyordu?"

"Evet."

"Kimse onun izni olmadan büyük bir adım atamazdı."

Başımı iki yana salladım.

"Bu mümkün değil..."

"Ben onu sadece okuldan gelip bana yemek hazırlayan biri olarak tanıyordum."

Kerem'in sesi yumuşadı.

"Çünkü seni öyle büyütmek istedi."

"Yeraltı dünyasını değil..."

"...annesini tanımanı istedi."

Gözlerim yeniden doldu.

Tam konuşacakken arkamızdaki araç yeniden bize çarptı.

GÜÜÜM!

Araba şiddetle savruldu.

Kerem direksiyonu son anda toparladı.

"Lanet olsun!"

Öndeki kavşağa sert bir dönüş yaptı.

Lastikler asfalt üzerinde çığlık attı.

Peşimizdeki iki araç da aynı sokağa girdi.

Afra arka cama baktı.

"Hâlâ peşimizdeler!"

Kerem cebinden küçük siyah bir kumanda çıkardı.

Hiç tereddüt etmeden düğmeye bastı.

Birkaç sokak ileriden büyük bir kamyon aniden yola çıktı.

Peşimizdeki araçlardan biri fren yapmak zorunda kaldı.

Diğeri ise kamyona çarpmamak için kaldırıma çıktı.

Bize biraz zaman kazandırmıştı.

Afra şaşkınlıkla Kerem'e baktı.

"Bunu önceden mi planladın?"

Kerem kısa bir tebessüm etti.

"Kraliçe bana her zaman iki kaçış yolu hazırlamamı söylerdi."

Annem...

Onun adı her geçtiğinde boğazım düğümleniyordu.

Defteri yeniden açtım.

Bu kez sonraki sayfaya geçtim.

Annemin el yazısı yine karşıma çıktı.

«"Açelya...

Bu satırları okuyorsan artık seni koruyacak kadar yakında değilim.

Senden güçlü olmanı istemiyorum.

Sadece doğru olanı yapmanı istiyorum.

Çünkü gerçek liderler korkmayan insanlar değil... Korkmasına rağmen doğru kararı verebilen insanlardır."»

Sayfanın altına küçük bir harita çizilmişti.

Haritanın üzerinde kırmızı mürekkeple tek bir yer işaretlenmişti.

Kuzgun Konağı

"Kerem..."

"Bu yer neresi?"

Kerem haritaya baktığı anda frene hafifçe bastı.

"Nermin Hanım'ın gizli karargâhı..."

"Onun yerini yalnızca dört kişi biliyordu."

"Şimdi üç kişi kaldık."

"Kim onlar?"

"Ben..."

"Birazdan göreceğin kişi..."

"Ve..."

Sesi yarıda kesildi.

Sanki son ismi söylemek istemiyordu.

Tam o anda telefonuna yeni bir mesaj geldi.

Ekrana baktığında yüzü yeniden gerildi.

Mesaj yalnızca iki kelimeden oluşuyordu.

İçinizde hain.

Kerem hemen dikiz aynasına baktı.

Sonra bana...

Sonra Afra'ya...

Kimse konuşmuyordu.

Arabadaki üç kişiden birine güvenilmemesi gerektiğini söyleyen bu mesaj, içimize sessiz bir şüphe bırakmıştı.

Yaklaşık yarım saat sonra şehir ışıkları geride kaldı.

Eski, terk edilmiş fabrikaların bulunduğu bölgeye girdik.

Kerem arabayı paslanmış demir bir kapının önünde durdurdu.

Kapı kendiliğinden yavaşça açıldı.

İçeri girdik.

Burası dışarıdan harabe gibi görünüyordu.

Ama içeride onlarca güvenlik kamerası, silahlı korumalar ve zırhlı araçlar vardı.

Ben şaşkınlıkla etrafı izlerken, siyah takım elbiseli insanlar Kerem'i görünce başlarını eğmeye başladılar.

Hepsi aynı anda tek bir cümle söyledi.

"Hoş geldiniz."

Ardından bakışları bana çevrildi.

İçlerinden yaşlı bir adam bir adım öne çıktı.

Derin bir saygıyla başını eğdi.

"Yıllardır bu günü bekliyorduk..."

"Kraliçe'nin kızı."

O an herkes bana bakıyordu.

Ben ise onların beklediği kişi olmadığımı düşünüyordum.

Tam bunu söyleyecekken...

Üst kattan topuklu ayakkabı sesleri duyuldu.

Bütün korumalar aynı anda geri çekildi.

Merdivenlerden siyah takım elbiseli genç bir kadın inmeye başladı.

Yüzünde sakin ama güçlü bir ifade vardı.

Elindeki dosyayı kapatıp doğrudan bana baktı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

«"Hoş geldin, Açelya."»

«"Ben Serra..."»

«"Annenin yıllarca sağ kolu olarak çalıştım."»

Ve söylediği sonraki cümle, duyduğum her şeyi unutturdu.

Artık seni lider olmaya hazırlama zamanı!

Salondaki sessizlik ağırlaşmıştı.

Serra'nın son sözleri hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.

«"Artık seni lider olmaya hazırlama zamanı."»

Başımı yavaşça iki yana salladım.

"Hayır..."

"Ben bunu yapamam."

"Ben lider değilim."

"Ben sadece normal bir hayat yaşamak istiyorum."

"Okuluma gitmek, arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyorum."

"Ben annem gibi biri değilim."

Serra bana doğru bir adım attı.

"Hiç kimse doğuştan lider olmaz, Açelya."

"Liderler, kader onları seçtiğinde doğar."

Kerem de konuşmaya başladı.

"Nermin Hanım da ilk gün çok korkmuştu."

"Hatta bu görevi kabul etmemek için günlerce direndi."

"Ama sonunda insanların güvenebileceği kişi olmayı seçti."

Gözlerim dolmuştu.

"Ben korkuyorum..."

Serra hafifçe gülümsedi.

"Korkman seni zayıf yapmaz."

"Asıl tehlikeli olan, hiçbir şeyden korkmamaktır."

Masanın üzerine annemin bana bıraktığı defteri koydu.

Defteri açtım.

Son sayfalardan birinde annemin el yazısıyla yazılmış uzun bir mektup vardı.

«"Canım kızım...

Eğer bu satırları okuyorsan, artık seni koruyamadığım için beni affet.

Senden benim gibi olmanı istemiyorum.

Sadece doğru olanı yapmanı istiyorum.

Unutma... Bir liderin gücü silahından değil, koruduğu insanlardan gelir."»

Gözyaşlarımı tutamadım.

Defteri kapattım.

Derin bir nefes aldım.

Sonra salondaki herkese baktım.

"Annemin kurduğu düzenin yıkılmasını istemiyorum."

"Korkuyorum."

"Bu dünyayı tanımıyorum."

"Muhtemelen birçok hata yapacağım."

"Ama kaçarsam..."

"...annemin uğruna savaştığı her şey yok olacak."

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra kararlı bir sesle konuştum.

"Lider olmayı kabul ediyorum."

Salondaki herkes ayağa kalktı.

Fakat sözümü bitirmemiştim.

"Ama bir şartım var."

Kerem başını kaldırdı.

"Okulumu bırakmayacağım."

"Gündüz sıradan bir lise öğrencisi olarak yaşamaya devam edeceğim."

"Kimse gerçek kimliğimi bilmeyecek."

"Gece ise bu teşkilatı yönetmeyi öğreneceğim."

"Ve bunu tek başıma yapamam."

"Bir süre desteğinize ihtiyacım olacak."

Serra'nın yüzünde gururlu bir tebessüm belirdi.

"Tam da Nermin Hanım'ın vermesini beklediği cevap."

Ardından arkasındaki çelik kasaya yöneldi.

Cebinden küçük bir anahtar çıkardı.

Kasadaki ilk kilidi açtı.

Sonra bana döndü.

"Cebindeki ikinci anahtarı bana verir misin?"

Şaşkınlıkla cebimde taşıdığım eski anahtarı uzattım.

Serra anahtarı ikinci kilide yerleştirdi.

İki anahtar aynı anda çevrildi.

Tak...

Kalın çelik kapağın kilitleri tek tek açıldı.

Kasadan siyah kadife kaplı iki kutu çıkarıldı.

Salondaki herkes ayağa kalkmıştı.

Önce küçük kutu açıldı.

İçinde siyah altın işlemeli bir yüzük vardı.

Üzerindeki taç şeklindeki mühür dikkatimi çekti.

Aynı mühür...

Defterde...

Anahtarlarda...

Ve annemin fotoğraflarında da vardı.

Serra yüzüğü eline aldı.

"Bu, Kraliçe Mührü."

"Bu yüzüğü taşıyan kişi, teşkilatın tek lideridir."

Yüzüğü yavaşça sağ elime taktı.

Parmağıma tam oturdu.

Sanki yıllardır beni bekliyormuş gibiydi.

Salondaki herkes aynı anda başını eğdi.

"Yeni Kraliçemize saygılarımızla."

Bu sözleri duyunca hemen başımı kaldırdım.

"Hayır."

"Şimdilik bana Kraliçe demeyin."

"Bunu hak ettiğimi düşünmüyorum."

"Bana sadece Açelya deyin."

Serra hafifçe gülümsedi.

"Peki..."

"Açelya."

Sonra ikinci kutuyu açtı.

Kutunun içinde mat siyah renkte, zarif işlemelere sahip bir tabanca duruyordu.

Kabzasının üzerinde yine aynı taç mührü vardı.

Namlusuna ince harflerle tek bir cümle kazınmıştı:

'Adalet için savaş, intikam için değil.'

Şaşkınlıkla silaha baktım.

"Bu..."

"Annemin silahı."

Kerem başını salladı.

"Evet."

"Yıllarca onu yanında taşıdı."

"Fakat bu silah sana savaşman için verilmedi."

"Taşıdığın sorumluluğu asla unutmaman için verildi."

Tabancayı iki elimle dikkatlice aldım.

Beklediğimden çok daha ağırdı.

O ağırlık yalnızca metalin değil...

Annemin yıllarca omuzlarında taşıdığı yükün ağırlığıydı.

Tam o sırada odadaki büyük ekran kendiliğinden açıldı.

Siyah bir fonun üzerinde tek bir cümle belirdi.

«"Yeraltı Konseyi toplantısı 12 saat sonra başlayacaktır."»

Ardından ikinci satır göründü.

«"Yeni liderin katılımı zorunludur."»

Salon yeniden sessizliğe gömüldü.

Kerem bana baktı.

"İlk sınavın başladı."

Yüzüğü parmağımda hissettim.

Tabancayı dikkatlice kılıfına yerleştirdim.

Derin bir nefes aldım.

Artık geri dönüş yoktu.

Çünkü ben...

Sadece Açelya değildim.

Ben, Kraliçe Nermin'in tek varisiydim.

YENİ BÖLÜM DE GÖRÜŞMEK ÜZEREEE!!!🥰😇

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18