Kırılan Sessizlik kitap kapağı

8. bölüm / 21

Kırılan Sessizlik

Geri Dönüş Yok

Vaveyla Yazarı: Rüya Yurtseven

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: Geri Dönüş Yok

Yağmurun son damlaları siyah SUV'un camından aşağı süzülürken aracın motoru gecenin sessizliğini yarıyordu. Açelya, arka koltukta tek kelime etmeden oturuyor, gözlerini karanlık yola dikmişti. Parmakları istemsizce telefonunu sıkıca kavrıyordu. Ekranda hâlâ aynı sonuç vardı.

Aras'a ulaşılamıyor.

Derin bir nefes aldı.

Bir kez daha aradı.

Telefon yine kapalıydı.

Başını koltuğa yasladı ama zihni durmuyordu. Aras'ın son konuşması, son bakışı ve ayrılırken söylediği sözler kulaklarında yankılanıyordu.

"Merak etme. En geç bir saate dönerim."

Üzerinden iki saat geçmişti.

Ön koltuktaki Kerem, telsizden gelen kısa konuşmayı dinledikten sonra başını hafifçe çevirdi.

"Hanımefendi... Güvenli eve iki dakika kaldı."

Açelya yalnızca başını salladı.

Araç, yüksek duvarlarla çevrili villanın önünde durdu. Demir kapılar açılır açılmaz konvoy hızla içeri girdi. Kapılar kapanırken dış dünyayla bütün bağlantıları kesilmişti.

Açelya iner inmez hiç oyalanmadan içeri yürüdü. Korumalar peşinden gelirken evde çalışan herkes sessizce kenara çekiliyordu.

Merdivenleri hızlı adımlarla çıktı.

Odasının kapısını kapatır kapatmaz dolabını açtı.

Üzerindeki kıyafetleri çıkarıp siyah deri taytını giydi. Ardından siyah dar tişörtünü, deri ceketini ve dizlerine kadar uzanan bağcıklı siyah botlarını giydi. Beline bıçaklarını yerleştirdi, silahının şarjörünü kontrol etti ve aynanın karşısına geçti.

Bir anlığına kendi yansımasına baktı.

Yüzündeki yorgunluğun yerini sert bir kararlılık almıştı.

Tam o sırada kapı üç kez çalındı.

"Gel."

Kapıyı açan Kerem'di.

"Aras'ın telefonundan son bir sinyal aldık."

Açelya bir adım öne çıktı.

"Nerede?"

"Eski sanayi bölgesi."

"Kaç dakika önce?"

"Yaklaşık on beş dakika."

"Arabayı hazırlayın."

Kerem duraksadı.

"Orası büyük ihtimalle tuzak."

Açelya'nın bakışları buz gibiydi.

"Aras oradaysa... o tuzağa ilk ben girerim."

Kerem onun kararını değiştiremeyeceğini anlamıştı.

Başını eğerek telsizine uzandı.

"Bütün ekip hazırlansın. Beş dakika içinde çıkıyoruz."

Açelya tam odadan çıkacakken telefonu titredi.

Bilinmeyen numara.

Ekranı açtı.

Gönderilen ilk şey bir fotoğraftı.

Fotoğrafı gördüğü anda kalbi sıkıştı.

Aras, elleri arkadan bağlanmış hâlde beton bir sandalyeye oturtulmuştu. Kaşının kenarından süzülen kan yanağına kadar iniyordu ama gözleri hâlâ dimdik karşıya bakıyordu.

Fotoğrafın altında tek cümle yazıyordu:

"Onu kurtarmak istiyorsan acele et, Kraliçe."

Açelya'nın çenesi öfkeyle sıkıldı.

Telefonu cebine koydu.

"Bu gece..." dedi kendi kendine.

"...kimsenin merhamet beklememesi gerekiyor."

Ve güvenli evin kapısından çıktığı anda geri dönüş gerçekten kalmamıştı.

Siyah SUV, sanayi sitesinin girişine geldiği anda lastikleri asfaltın üzerinde çığlık atarak durdu.

Bir saniye bile kaybetmeden kapıyı açıp kendimi dışarı attım. Karşımda, yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünen eski depo yükseliyordu. Adımlarımı hızlandırırken sağ elim belimdeki silahın kabzasını kavrıyor, sol elim ise bıçaklarıma dokunuyordu.

Arkamdan koşarak gelen korumaların ayak sesleri depoların arasında yankılanıyordu. En önde Kerem vardı. Yüzündeki gergin ifadeye rağmen tek kelime etmiyordu. Öfkemin nelere yol açabileceğini o da biliyordu.

Deponun pas tutmuş kapısına ulaştığım anda hiç duraksamadım.

Tek bir tekmeyle kilidi kırıp içeri daldım.

Kerem ve korumalar da hemen arkamdan içeri girdi.

Depo karanlıktı. Tavandan sarkan lambaların yalnızca birkaçı yanıyor, loş ışık beton zemine güçlükle ulaşıyordu.

Tam o sırada uzaktan gelen boğuk sesleri duydum.

Hızlıca önümdeki beton duvarın köşesine geçip saklandım. Kerem de sessizce yanıma geldi.

Konuşan iki kişiydi.

Nefesimi tutarak onları dinlemeye başladım.

Konuşmaların merkezinde iki isim vardı.

Ben...

Ve Aras...

Aras'ın adını duyar duymaz bütün vücudum gerildi. Yanımdaki Kerem de bunu fark etmiş olmalıydı ki sessizce silahını çekip emniyetini açtı. Parmağı tetiğin üzerinde hazır bekliyordu.

Ona kısa bir bakış attım.

Tek bir kaş hareketimle ne yapacağımı anlattım.

Kerem başını hafifçe salladı.

Hiç vakit kaybetmeden bulunduğum yerden fırladım.

Sessiz ama hızlı adımlarla seslerin geldiği tarafa ilerledim.

Ve...

Onu gördüm.

Aras...

Elleri kalın iplerle sandalyeye bağlanmıştı. Başı öne düşmüş, yüzü kan içindeydi. Gözleri yarı kapalıydı ama hâlâ bilinci yerindeydi.

O manzarayı gördüğüm an kalbim sıkıştı.

Bir anlığına nefes almayı bile unuttum.

Ama sadece bir an.

Sonraki saniye elimdeki bıçağı çıkarıp maskeli adamlardan birinin üzerine atıldım.

Adam daha ne olduğunu anlayamadan bıçağı önce bacağına, ardından koluna sapladım.

Acıyla attığı çığlık deponun içinde yankılandı.

Kerem de aynı anda harekete geçti.

Silahını bana doğrultan diğer adamın üzerine atlayarak onu yere düşürdü.

Tam o sırada...

Pat!

Silah sesi depoyu inletti.

Mermi kulağımı sıyırıp arkamdaki ahşap duvara saplandı.

Yakıcı acıyla istemsizce dişlerimi sıktım.

Ama adamı bırakmadım.

Aras, silah sesini ve çığlığımı duymuş olacak ki yarı açık gözleriyle bana baktı.

Bakışlarımız sadece birkaç saniye buluştu.

O birkaç saniye bile bana güç vermeye yetmişti.

Yakındaki korumalardan birine işaret ettim.

"Aras'ı çöz!"

Koruma hiç vakit kaybetmeden yanına koştu. Diz çöküp bileklerindeki ipleri kesmeye başladı.

Tam o sırada...

Depoda birdenbire peş peşe bip sesleri yankılandı.

Sesler giderek hızlanıyordu.

İlk geldiğimden beri kapalı olan dev ekran aniden çalıştı.

Elimde tuttuğum adamı yere bıraktım ve başımı ekrana çevirdim.

Ekranda yine o maskeli adam vardı.

Yüzü karanlığın içinde seçilmiyordu.

Sadece soğuk sesi duyuluyordu.

"Hoş geldin, Kraliçe..."

Kısa bir duraksamanın ardından dudaklarının altında alaycı bir gülümseme belirdi.

"Oyun daha yeni başlıyor."

Ekran karardı.

Bip sesleri daha da hızlandı.

O anda gerçeği fark ettim.

Bomba...

Depo patlayıcılarla döşenmişti.

"Aras'ı dışarı çıkarın!" diye bağırdım.

Koruma, Aras'ı omzuna alarak çıkışa doğru koşmaya başladı.

Kerem de yerdeki adamı bırakıp bana baktı.

Hiç konuşmadan ona da çıkışı işaret ettim.

Hepimiz geldiğimiz yöne doğru koşmaya başladık.

Tam çıkışa birkaç metre kala...

Bir el daha ateş edildi.

Kurşun bu kez tam önümden geçti.

Refleksle silahımı kaldırıp tek el ateş ettim.

Maskeli adam geriye savrularak beton zemine düştü.

Durmaya vaktimiz yoktu.

Bip sesleri artık neredeyse hiç durmadan çalıyordu.

Kendimizi son anda dışarı attık.

SUV'un kapısını açıp içeri bindiğim anda koruma gaza sonuna kadar bastı.

Araç depodan hızla uzaklaşırken istemsizce arka cama döndüm.

Bir saniye...

İki saniye...

Ve ardından...

Kulakları sağır eden dev bir patlama geceyi ikiye böldü.

Alevler gökyüzüne yükselirken deponun beton duvarları tek tek çökmeye başladı.

Birkaç saniye içinde geriye yalnızca ateş, duman ve yıkıntılar kalmıştı.

Gözlerimi yavaşça dışarıdan ayırıp karşı koltuğa çevirdim.

Aras bana bakıyordu.

Yüzünde şaşkınlık, yorgunluk ve anlam veremediği onlarca duygu vardı.

Sanki biraz önce yaşananların gerçek olduğuna hâlâ inanamıyordu.

Belki de...

Onu kurtarmak için hiç düşünmeden ateşin içine atlayacağıma.

Çok geçmeden güvenli eve vardık. Kerem, yoldayken doktoru çağırdığı için biz eve ulaştığımızda kapıda elinde büyük bir çantayla bizi bekliyordu. Yüzündeki gergin ifade, yaşadıklarımızın ne kadar ağır olduğunu anlatmaya yetiyordu.

Araba durur durmaz indim. Arkamızdaki araçlardan inen korumalar, Aras'ın koluna girerek yürümesine yardım ediyordu. Ben, Kerem, Aras, doktor ve korumalar hızla içeri girdik. Kapılar kapanır kapanmaz birkaç koruma, ev son teknoloji güvenlik sistemleriyle korunmasına rağmen bütün odaları tek tek kontrol etmek için dağıldı.

Doktor, Aras'ı salondaki koltuğa yatırıp dikkatlice muayene etti.

"Hayati bir tehlikesi yok," dedi. "Ancak başına aldığı darbeler nedeniyle beyin sarsıntısı riski bulunuyor. En az sekiz saat uyumaması ve birkaç gün dinlenmesi gerekiyor."

Kerem kolumdaki yarayı fark edince doktora beni de göstermemi istedi. Sessizce ceketimi çıkarıp kolumu uzattım. Doktor yarayı temizleyip pansuman yaptı. Ardından Aras'a ağrıları için iğnesini yaptı.

Her şey bitmiş gibiydi.

Tam ayağa kalkacakken başım dönmeye başladı.

Sesler uzaklaştı.

Gözlerim karardı.

Ve hiçbir şey hatırlamadım.

---

Gözlerimi açtığımda sabah güneşi perdelerin arasından süzülüyordu. Başucumdaki koltukta oturan Kerem'le göz göze geldim. Derin bir nefes alarak doğrulmaya çalıştığım anda başım yeniden dönünce yüzümü istemsizce buruşturdum.

Kerem hemen yanıma geldi.

"Sakin ol. Doktor ani hareket etmemen gerektiğini söyledi."

Tam o sırada karşımdaki koltukta oturan Aras dikkatimi çekti.

Üzerini değiştirmişti. Saçları hâlâ hafif ıslaktı. Yorgun görünmesine rağmen gözlerini bir an olsun üzerimden ayırmıyordu.

Sessizce ayağa kalkıp yanıma geldi.

"Ne oldu?" diye sordum telaşla. "Bir yerin mi acıyor?"

Yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.

"Hayır... Sadece gözlerini tekrar açtığını görmek iyi geldi."

İçimde garip bir sıcaklık hissettim.

Elimi nazikçe tuttu.

"Bana anlatman gereken çok şey olduğunu biliyorum. Kendini toparlayınca anlatırsın."

Sadece başımı sallayabildim.

Kerem söze girdi.

"Doktor son yirmi dört saatte yaşadığın stres ve uykusuzluk yüzünden vücudunun tamamen tükendiğini söyledi."

Dinlenmek istemiyordum.

Ayağa kalkıp odama çıktım. Banyoda uzun bir duş aldıktan sonra gardırobumun önünde durdum. Renkli kıyafetlere uzanmadım bile.

Siyah bir pantolon, bordo bir tişört ve siyah botlarımı giydim. Silahımı belimdeki deri kılıfa, bıçağımı ise botumun içindeki gizli bölmeye yerleştirdim.

Aynaya baktım.

Bir an saçlarımı siyaha boyatma isteğiyle dolup taştım.

Eski Açelya'yı geride bırakmak istiyordum.

Salona inip Kerem'e döndüm.

"Benim için en iyi kuaförü çağır."

Kerem şaşkınlıkla bana baktı ama hiçbir şey sormadan dışarı çıktı.

Kısa süre sonra kuaför geldi.

Saçlarıma boya uygulandı, bakım yapıldı ve kurutuldu.

Tekrar aynaya baktığımda karşımdaki kişi artık tamamen farklıydı.

Siyah saçlar...

Yeni bir başlangıcın simgesi gibiydi.

Salona döndüğümde Aras beni birkaç saniye sessizce izledi.

Üzerindeki siyah takım elbise sanki onun için dikilmiş gibiydi.

Göz göze geldiğimizde sadece gülümsedi.

Ben de yaşanan her şeyi en başından anlatmaya başladım. Konuşurken istemsizce parmağımdaki mühür yüzüğüne baktım.

Aras elimi avuçlarının arasına aldı.

"Artık neden bu kadar değiştiğini anlıyorum."

Bakışlarımız uzun süre birbirinden ayrılmadı.

Tam konuşacakken bana doğru eğildi.

Dudakları dudaklarıma değdi.

Şaşkınlıktan donup kalmıştım.

Geri çekildiğinde hafifçe gülümsedi.

"Umarım beni affedersiniz... Kraliçem."

Yanaklarım kızarırken kapı açıldı.

Kerem içeri girdi.

"Hanımefendi, kuaför hazır."

Kuaför işini bitirdikten sonra ücretini ödemelerini söyleyip gönderdim.

Derin bir nefes aldıktan sonra bakışlarımı Kerem'e çevirdim.

"Konseyi topla. Bir saat içinde herkes burada olsun."

"Emredersiniz."

Kısa telefon görüşmelerinin ardından yanıma geldi.

"Bütün üyelere haber verildi. Bir saat sonra burada olacaklar."

Başımı salladım.

Aras'a dönüp hafifçe gülümsedim.

"Ben hazırlanıp geliyorum."

Odama çıkıp siyah takım elbisemi giydim. Saçlarımı sıkı bir topuz yaptım. Silahımı belime yerleştirip aşağı indim.

"Aras'ı da hazırlayın."

Bir süre sonra Aras da siyah takım elbisesiyle salona geldi.

Korumalara döndüm.

"Toplantı odasının kapısında iki kişi bekleyecek. Ben izin vermeden kimse içeri girmeyecek."

Siyah araçlar villenin bahçesine peş peşe girmeye başladı.

Konsey üyeleri toplantı salonuna geçti.

Ben masanın başındaki koltuğa oturdum.

Aras ise yanıma ayrılan sandalyeye geçti.

Salona sessizlik hâkimdi.

Yaşlı üyelerden biri ayağa kalktı.

"Depodaki görevi başarıyla tamamladınız. Bugünden itibaren sizi liderimiz olarak kabul ediyoruz."

Diğer üyeler de başlarını eğdi.

Ayağa kalktım.

"Çaylak dönemi bitti."

Sesim salonda yankılandı.

"Bundan sonra bana sadece 'Kraliçe' diye hitap edeceksiniz."

"Emredersiniz, Kraliçem."

Tekrar oturdum.

"Aras bundan sonra gizli sığınakta kalacak. Okula korumalar eşliğinde birlikte gidip geleceğiz."

Kimse itiraz etmedi.

Tam o sırada telefonum titredi.

Numarasız bir mesaj...

Ekrana dokunduğum anda fotoğraf açıldı.

Nefesim kesildi.

Fotoğrafta Afra, annesi ve babası evlerinin salonunda diz çökmüş hâlde duruyordu. Ellerini arkalarından bağlamışlardı. Yüzlerinde darp izleri vardı. Başlarında ise üç maskeli adam bekliyordu.

Fotoğrafın altında yalnızca iki kelime yazıyordu.

"Şahmat, Kraliçe."

Telefonu avucumun içinde sıkıca kavradım.

Kaşlarım öfkeyle çatıldı.

Hiç konuşmadan telefonu masanın ortasına bıraktım.

Konsey üyeleri tek tek ekrana baktı.

Salonu ağır bir sessizlik kapladı.

Hiç kimse tek kelime etmiyordu.

Bütün bakışlar yeniden bana çevrilmişti.

Herkes...

Kraliçe'nin vereceği ilk emri bekliyordu.

SONRAKİ BÖLÜM DE GÖRÜŞMEK ÜZERE.....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18