7. bölüm / 21
Kırılan Sessizlikİlk Görev
Bölümler 21Şu an: İlk Görev
- 1 KAPININ DIŞINDA724 kelime
- 2 KIRILAN SESSİZLİK401 kelime
- 3 Cevapsız Kalan Sesler563 kelime
- 4 Beklenmeyen Misafir1.724 kelime
- 5 Kaçış1.679 kelime
- 6 İki Dünya1.739 kelime
- 7 İlk Görev1.612 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Geri Dönüş Yok1.660 kelime
- 9 İlk Emir1.499 kelime
- 10 Kanla Yazılan Emir1.071 kelime
- 11 Tahtın Bedeli8.443 kelime
- 12 Küllerden Doğan Kraliçe4.449 kelime
- 13 Karanlığın İlk Perdesi5.978 kelime
- 14 Gölgelerin Gerçek Kraliçesi5.127 kelime
- 15 Gölgelerin Gerçek Mirası6.752 kelime
- 16 Tahtın Ardındaki Gölge9.118 kelime
- 17 Maskelerin Ardında4.127 kelime
- 18 Geleceğin Gölgesinde2.104 kelime
- 19 Duyuru!!23 kelime
- 20 Taçların Birleştiği Gece1.474 kelime
- 21 !!!!DUYURUUU!!!!40 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
GÜÜÜM!
Konağın tamamı şiddetle sarsıldı.
Kristal avize tavandan sallanırken cam parçaları mermer zemine yağmur gibi dökülmeye başladı.
Alarm sesleri bütün binayı inletiyordu.
VİUU! VİUU! VİUU!
Koruma ekipleri saniyeler içinde silahlarını çekti.
Konsey üyeleri ayağa fırladı.
Kimileri panikle kapıya yönelirken kimileri korumalarının arkasına geçti.
Kerem hızla önümde durdu.
"Yere eğil!"
Ama bu kez eğilmedim.
Derin bir nefes aldım.
Belimdeki siyah deri kılıfın içinde duran annemin tabancasını kavradım.
Kabzasındaki taç mührü avucumun içine oturdu.
Parmağımdaki Kraliçe Mührü, salonun loş ışığında hafifçe parladı.
İçimdeki korku hâlâ oradaydı.
Ama onun yanında bambaşka bir duygu daha vardı.
Sorumluluk...
Tam o sırada salonun büyük kapıları büyük bir patlamayla yerinden koptu.
İçeri siyah kıyafetli, yüzleri maskelerle kapalı onlarca silahlı adam girdi.
Hiç vakit kaybetmeden ateş açtılar.
Bang! Bang! Bang!
Kurşunlar masaya ve sütunlara isabet ediyordu.
Koruma ekipleri anında karşılık verdi.
Salon bir savaş alanına dönmüştü.
Serra yanıma koştu.
"Açelya!"
"Konsey üyelerini güvenli odaya götürmeliyiz!"
Gözlerim hızla salonu taradı.
Panik büyüyordu.
Eğer herkes farklı yöne kaçarsa saldırganların işi kolaylaşacaktı.
İlk kez yüksek sesle bağırdım.
"Herkes beni dinlesin!"
Şaşırtıcı şekilde salondaki herkes bana baktı.
"Sağ taraftaki koridor!"
"İki sıra halinde ilerleyin!"
"Kimse yalnız hareket etmeyecek!"
Koruma ekibine döndüm.
"Birinci ekip önden!"
"İkinci ekip arkadan!"
"Kimseyi geride bırakmayın!"
Kerem bana kısa bir bakış attı.
Gözlerinde ilk kez gurura benzeyen bir ifade vardı.
"İşte bu..."
diye mırıldandı.
"Tam da Nermin Hanım gibi."
Koruma ekipleri emirlerimi uygulamaya başladı.
Konsey üyeleri güvenli koridora doğru ilerlerken saldırganlardan biri önümde belirdi.
Silahını doğrulttu.
Hiç düşünmeden tetiğe bastım.
Bang!
Kurşun adamın omzuna isabet etti.
Silahı elinden düşerek yere savruldu.
Adam acıyla bağırdı.
Onu öldürmemiştim.
Sadece etkisiz hâle getirmiştim.
Kerem hafifçe gülümsedi.
"Annen de hep böyle yapardı."
Tam o sırada ikinci bir saldırgan üzerime atıldı.
Serra çevik bir hareketle önüne geçti.
Kısa ama sert bir dövüş başladı.
Birkaç saniye sonra adam yere yığılmıştı.
"İyi misin?"
diye sordu.
Başımı salladım.
"İyiyim."
Fakat tam bunu söylediğim anda salonun ışıkları tekrar söndü.
Ekranda yeniden Maskeli Adam belirdi.
Sesi her zamanki gibi sakindi.
«"Aferin..."»
«"Beklediğimden daha cesursun."»
Ardından hafifçe güldü.
«"Ama bu sadece dikkatini dağıtmak içindi."»
Kaşlarımı çattım.
"Ne demek istiyorsun?"
Maskeli adam başını hafifçe eğdi.
«"Asıl oyun şimdi başlıyor."»
Tam o anda Kerem'in telsizi cızırdadı.
"Kerem Bey!"
"Doğu kanadındaki güvenlik odasına girdiler!"
"Kasaya ulaşmaya çalışıyorlar!"
Kerem'in yüzü gerildi.
"Hayır..."
Serra bana döndü.
"Orada ne var?"
Kerem birkaç saniye sustu.
Sonra bana baktı.
"Nermin Hanım'ın yıllardır sakladığı gizli dosyalar."
"Eğer onları ele geçirirlerse..."
"...her şey biter."
Silahımı daha sıkı kavradım.
"Öyleyse onları durduracağız."
Kerem başını salladı.
"Hayır."
"Bu çok tehlikeli."
Kararlı bir şekilde gözlerinin içine baktım.
"Ben bu teşkilatın lideriyim."
"Eğer bugün geri çekilirsem..."
"...yarın kimse bana güvenmez."
Salonda kısa bir sessizlik oluştu.
Sonra Kerem hafifçe gülümsedi.
"Demek gerçekten hazırsın."
Elini telsizine götürdü.
"Bütün ekipler!"
"Yeni emri dinleyin!"
"Operasyonun komutası artık Açelya'da."
Koruma ekiplerinin tamamı aynı anda cevap verdi.
«"Emredersiniz!"»
İlk kez...
Onlar bana değil...
Liderlerine cevap veriyordu.
Derin bir nefes aldım.
"Kerem, Serra... Benimle geliyorsunuz."
"Diğer ekipler konsey üyelerini korumaya devam etsin."
Hiç vakit kaybetmeden doğu koridoruna doğru koşmaya başladık.
Koridorun sonunda ağır çelik kapının önünde dört saldırgan bekliyordu.
Bizi görünce silahlarını kaldırdılar.
Ben de tabancamı doğrulttum.
Artık kaçan biri değildim.
Savaşan taraftaydım...
Koridorun sonunda bekleyen dört saldırgan aynı anda silahlarını üzerimize doğrulttu.
Her şey birkaç saniye içinde oldu.
"Dağılın!" diye bağırdı Kerem.
Bang! Bang! Bang!
Kurşunlar çelik duvarlara çarparak kıvılcımlar saçtı.
Ben hemen sağ taraftaki mermer sütunun arkasına geçtim.
Serra ise çevik bir hareketle diğer tarafa atladı.
Koridor dar olduğu için saldırganlar aynı anda ilerleyemiyordu.
Bu bizim avantajımızdı.
Derin bir nefes aldım.
Aklıma annemin defterindeki satırlar geldi.
«"Silahını öfkeyle değil, aklınla kullan."»
Başımı hafifçe uzattım.
İlk saldırganın dizini hedef aldım.
Bang!
Adam acıyla yere düştü.
Silahı elinden kayıp koridorun ortasına savruldu.
İkinci saldırgan ona yardım etmek için eğildiği anda Serra yıldırım gibi hareket etti.
Tek hamlede adamın elindeki silahı tekmeleyip onu etkisiz hâle getirdi.
Kerem ise diğer iki saldırganı koridorun sonuna kadar geri püskürttü.
Kısa süre sonra koridor sessizliğe büründü.
Yerde baygın hâlde yatan dört adam dışında kimse kalmamıştı.
Tam rahat bir nefes alacakken...
Bip... Bip... Bip...
İnce bir elektronik ses duyuldu.
Kerem'in yüzü bir anda değişti.
"Hayır..."
Saldırganlardan birinin yeleğine küçük bir bomba yerleştirilmişti.
Geri sayım başlamıştı.
00:09
00:08
"Uzaklaşın!" diye bağırdı Kerem.
Ben ise hızla adamın yanına çömeldim.
Yeleğin içindeki kablolara baktım.
Kırmızı...
Mavi...
Sarı...
Elim titriyordu.
"Yapamazsın!" dedi Kerem.
"Patlayacak!"
Gözlerimi kapattım.
Sonra annemin yıllar önce bana öğrettiği bir şeyi hatırladım.
Küçükken oyuncakları tamir etmeye çalışırken hep aynı şeyi söylerdi.
«"Panik yaparsan ayrıntıları göremezsin."»
Derin bir nefes aldım.
Kablosu gevşek olan düzeneği fark ettim.
Küçük güvenlik pimi yerinden oynamıştı.
Tek hamlede pimi yerine ittirdim.
00:02
Sayaç durdu.
Koridorda derin bir sessizlik oluştu.
Kerem şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Sen..."
"Bunu nasıl yaptın?"
Omuz silktim.
"Şans."
Serra gülümsedi.
"Hayır."
"Nermin Hanım'ın zekâsı."
Tam o sırada telsizden panik dolu bir ses yükseldi.
«"Komutan!"»
«"Kasaya ulaşmaya çalışan ekip durduruldu."»
«"Ama..."»
«"Liderleri kaçtı!"»
Kerem kaşlarını çattı.
"Nereye?"
«"Çatıya doğru!"»
Hiç vakit kaybetmeden merdivenlere yöneldik.
Dar taş merdivenleri hızla çıkarken yukarıdan ayak sesleri geliyordu.
Kapıyı iterek terasa çıktığımızda sert rüzgâr yüzüme çarptı.
Karşımızda siyah pelerinli bir adam duruyordu.
Yüzünde gümüş işlemeli bir maske vardı.
Elinde küçük siyah bir çanta tutuyordu.
Bizi görünce hafifçe alkışladı.
"Beklediğimden hızlı geldiniz."
Silahımı doğrulttum.
"Kıpırdama!"
Adam kahkaha attı.
"Henüz tetiğe basacak kadar acımasız değilsin."
Sakinliğimi korudum.
"Çantayı yere bırak."
Adam başını iki yana salladı.
"Benim için değil..."
"...onun için geldim."
Şaşkınlıkla baktım.
"Kimin?"
Adam maskesinin altından hafifçe gülümsedi.
"Aras Demir."
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
"Aras mı?"
"Onunla ne ilgisi var?"
Adam cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
Parmaklarının arasından bana doğru bıraktı.
Fotoğraf rüzgârla sürüklenerek ayaklarımın dibine geldi.
Eğilip aldım.
Nefesim kesildi.
Fotoğrafta Aras vardı.
Ellerinden sandalyeye bağlanmıştı.
Yüzünde darp izleri bulunuyordu.
Arkasındaki duvara siyah boyayla tek bir sembol çizilmişti.
Bir taç...
Ve altında tek cümle...
«"İlk görevin başladı, Kraliçe."»
Boğazım düğümlendi.
Adam bana bakarak konuştu.
"Maskeli Efendi sana küçük bir oyun hazırladı."
"Konseyi koruyabilirsin..."
"Ya da okul arkadaşını."
"İkisini aynı anda kurtaramazsın."
Fotoğraf elimde titriyordu.
Kerem sessizce bana baktı.
"O çocuğu tanıyor musun?"
Gözlerimi fotoğraftan ayırmadan cevap verdim.
"Evet..."
"Aynı sınıftayız."
Rüzgâr biraz daha sert esti.
Maskeli adam bir adım geri çekildi.
"Görev dosyan birazdan Konsey'in önüne gelecek."
"Şimdi karar ver, Açelya..."
"Kraliçe mi olacaksın..."
"...yoksa sadece okuluna giden sıradan bir kız mı?"
Bunu söyledikten sonra çatının diğer tarafına atladı.
Aşağıda onu bekleyen helikoptere ulaştı.
Helikopter hızla karanlığın içinde gözden kayboldu.
Ben ise elimdeki fotoğrafa bakakalmıştım.
İçimde kötü bir his vardı.
Bu artık sadece bir saldırı değildi.
Bu...
Bana verilmiş ilk sınavdı.
Ve Maskeli Adam, bu savaşı çoktan kişisel hâle getirmişti.
Helikopterin sesi gecenin karanlığında yavaş yavaş kayboldu.
Çatıda oluşan sessizlik, az önce yaşanan çatışmadan bile daha ağırdı.
Elimde tuttuğum fotoğrafa bakmaya devam ediyordum.
Aras...
Sabah okul bahçesinde bana gülümseyen çocuk...
Şimdi bilinmeyen bir yerde, elleri bağlı şekilde yardım bekliyordu.
Kerem yavaşça yanıma geldi.
Fotoğrafı elimden aldı.
Yüzündeki ifade bir anda sertleşti.
"Bu iyi değil..."
Serra derin bir nefes verdi.
"Maskeli Adam bizi değil..."
"...Açelya'yı hedef almaya başladı."
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda Kerem sessizliği bozdu.
"Konsey seni bekliyor."
Başımı salladım.
Birlikte yeniden toplantı salonuna döndük.
Patlamanın izleri hâlâ her yerdeydi.
Kırılmış mermerler...
Parçalanmış masalar...
Kurşun izleri...
Koruma ekipleri yaralıları dışarı çıkarıyordu.
Konsey üyeleri ise büyük masanın etrafında yeniden toplanmıştı.
Ben salona girince bütün bakışlar üzerime çevrildi.
Yaşlı adam ayağa kalktı.
Bu kez sesindeki küçümseme yerini ciddiyete bırakmıştı.
"Bugün..."
"...beklediğimizden fazlasını yaptın."
Bir başka lider söz aldı.
"Konseyi panikten kurtardın."
"Adamlarımızı yönettin."
"Ve saldırıyı püskürttün."
Kadın lider başını hafifçe eğdi.
"Nermin'in kızı olduğunu ilk kez hissettirdin."
Sözleri beni şaşırttı.
Henüz tam olarak güvenlerini kazanamamıştım.
Ama artık beni sadece korkmuş bir lise öğrencisi olarak görmüyorlardı.
Masanın ortasına siyah deri kaplı ince bir dosya bırakıldı.
Üzerinde altın renkli tek bir mühür vardı.
Bir taç...
Yaşlı lider dosyayı bana doğru itti.
"Bu senin ilk resmî görevin."
Dosyayı açtım.
İlk sayfada büyük harflerle şu yazıyordu:
GÖREV DOSYASI – 001
Altındaki fotoğrafı görünce kalbim sıkıştı.
Aras...
Sabah okulda konuştuğum çocuk.
Fotoğrafın altında bilgiler vardı.
Adı: Aras Demir
Yaşı: 18
Durumu: Kaçırıldı.
Kaçırılma Saati: 19.42
Şüpheli: Maskeli Adam'ın özel timi.
Sayfayı çevirdim.
Yeni bilgiler vardı.
Babası: Demir Savunma Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı.
Not: Yıllar önce Kraliçe Nermin'in en güvendiği müttefiklerinden biri.
Başımı kaldırdım.
"Demek bu yüzden..."
Kerem başını salladı.
"Evet."
"Maskeli Adam, Aras'ı rastgele seçmedi."
"Bu kaçırılma hem Konsey'e hem de sana verilmiş bir mesaj."
Konsey üyelerinden biri ayağa kalktı.
"Bu görev çok önemli."
"Eğer başarısız olursan..."
"Konsey'deki liderliğin daha başlamadan biter."
Başka biri ekledi.
"Ama başarırsan..."
"...bu masadaki hiç kimse seni sorgulamayacak."
Salon sessizleşti.
Dosyayı kapattım.
Derin bir nefes aldım.
"Bu görevi kabul ediyorum."
Serra bana baktı.
"Emin misin?"
"Onu tanıyorsun."
"Duyguların kararlarını etkileyebilir."
Kararlı bir şekilde cevap verdim.
"Tam tersine."
"Onu tanıyor olmam bana avantaj sağlayacak."
Kerem hafifçe gülümsedi.
"İşte duymak istediğim cevap buydu."
Tam o sırada salonun kapısı açıldı.
İçeri genç bir koruma koşarak girdi.
"Nermin Hanım'ın eski bilgi işlem uzmanı geldi."
"Hemen görüşmek istediğini söylüyor."
Kerem kaşlarını çattı.
"Bu saatte mi?"
Koruma başını salladı.
"Çok önemli olduğunu söyledi."
Kapıdan içeri ellili yaşlarında, takım elbiseli bir adam girdi.
Elinde küçük bir dizüstü bilgisayar vardı.
Bilgisayarı masaya koydu.
"Evin güvenlik kameralarını kurtarabildim."
"Kaçırılma anının görüntüsü elimizde."
Salondaki ışıklar kapatıldı.
Dev ekranda görüntüler oynatılmaya başladı.
Saat 19.42...
Aras okuldan çıktıktan sonra tek başına yürüyordu.
Siyah bir minibüs sessizce yanına yaklaştı.
İki maskeli adam hızla dışarı çıktı.
Aras direnmeye çalıştı.
Hatta adamlardan birini yere düşürdü.
Ama üçüncü kişi arkasından gelerek boynuna iğne yaptı.
Birkaç saniye içinde bilincini kaybetti.
Minibüse bindirilip uzaklaştırıldı.
Görüntü tam bitecekken ekranda kısa bir anlığına başka biri göründü.
Siyah takım elbise...
İşlemeli maske...
Maskeli Adam.
Kameraya doğru baktı.
Sanki bizi izlediğini biliyordu.
Sonra elindeki küçük kartı kameraya gösterdi.
Kartın üzerinde yalnızca tek bir cümle yazıyordu:
"48 saatin var, Kraliçe."
Ekran karardı.
Salonda derin bir sessizlik oluştu.
Kerem bana döndü.
"Artık resmen görevdensin."
Ben dosyayı sıkıca kavradım.
Artık bu sadece Konsey'in ilk görevi değildi.
Bu...
Benim ilk savaşım olacaktı.
SONRAKİ BÖLÜM DE GÖRÜŞMEK ÜZEREEE...
Bölüm etkileşimi
